You do not have permission to delete messages in this group
Copy link
Report message
Show original message
Either email addresses are anonymous for this group or you need the view member email addresses permission to view the original message
to TUREB, boredinfo, Muğla Rehber Odası
ALINTIDIR !!!
"Öğrenilmiş Çaresizlik"...
Televizyondan izledim bugün, Tayyip Erdoğan, Mardin 'de bir konuşma yapıyor ve aynen şöyle diyor: "Muhalefet, işsizliğin çözümünü söylesin, bunu uygulamazsam bırakır giderim"... Ve ardından Mardin halkı bütün bir heyacanla Başbakanlarını alkışlıyor büyük bir gürültü ile...
Azçok psikoloji okuyanlar hatırlarlar, "öğrenilmiş çaresizlik" diye
bir kavram vardır. Seligman ve Maier yaptıkları çalışmalar sonrasında
hayvanların belli durumlarda yaptıkları tesadufi davranışlara verilen
elektirik şokundan kurtulmayı başaramadıklarını, bu nedenle çabalamayı
bırakarak hiçbir şey yapmaksızın elektirik şokunun bitmesini
beklediklerini ve böylece çaresizliği öğrendiklerini gözlemlerler ve
buna da "öğrenilmiş çaresizlik" derler. Bu kavram öğretimde çok
karşılaşılan bir kavramdır ve genellikle bir derse çok çalışmasına
rağmen bir türlü istediği sonucu alamayan öğrencilerde görülen teslim
bayrağı çekme durumudur. Ya da daha güncel bir örnek vereyim, bir
sevgiliniz olur ve sizi aldatır bir süre sonra ve ayrılırsınız; ikinci
bir sevgili edinirsiniz o da sizi aldatır ve ayrılırsınız; üçüncüde de
aynısı olur ve artık "nasılsa sevgilim olursa beni aldatır" deyip yeni bir sevgili edinmezsiniz; işte bu "öğrenilmiş çaresizlik" tir.
Başbakan'ın "öğrenilmiş bir çaresizlik" içinde olduğunu anlamak hiç
zor değil, ne zaman işsizlik ile sorunlarla uğraştığını ve bundan
bıktığını anlamış değilim ama demek ki bir ara uğraşmış (!)... Ki ben
sadece kendisinin, oğlunun ve dünürlerinin "daha" zengin olması için
çabaladığını sanıyordum, meğerse işsizlik ile de uğraşmış. Başbakan olan
kişi, yani çözüm üretmenin merkezinde ve en üstünde olan kişi bile
artık vazgeçmiş, sanırım bu yüzden bütün çevresi cebini doldurmakla
uğraşıyor, zira herkes kendi başının çaresine bakıyor -bakınız son zamanlardaki yolsuzluklar dosyalarına-.
Buraya kadar herşey bence anlaşılabilir bir şey, en azından kimin ne
yaptığını anlıyoruz... Sorun tabiki sınıfsaldır ve sınıf temelinde bir
siyaset güdüyor Tayyip Erdoğan ve Partisi, kendi sınıfını da oluşturuyor
bu arada, bence bu konu başarılı olduğu iki konudan biridir.
Diğer konu da "Delikanlılık" tır. Sosyolog bir arkadaşım vardı, bu
gibi durumlarda genelde sosyologlar Weber'in "karizmatik" kavramını
kullanırlar; hani görünüş, davranış ve edalı duruşları ile kitleleri
arkalarından sürüklerle ya işte ondan... Ama Sennett 'in bu kavramı
yerle bir ettiğini bir kitapta okumuş ve ona da anlatmıştım, o da
"karizmatik" yerine "delikanlılık" kavramını uygun görmüştü ve çok
da hoşumuza gitmişti, işte Tayyip Erdoğan böyle davranışlar sergileyip
puan topluyor. En son da Davos 'ta şov yaptı ama sadece Hamas ve
Halkım bu şovu yedi, ya da yedirdiler... Geçen gün Tayyip Erdoğan "kendimi tutmasam Perez'e vuracaktım" dedi, neden acaba?
Bu olaydan hemen sonraki basın toplantısında "Tavrım sayın Perez'e
değil medaratöre idi" diyen kimdi acaba? Medaratöre kızıp Perez'i
tokatlayacaktı herhalde, ama Perez'in yaşına olan hürmetinden dolayı
vazgeçti, çok "delikanlı" imiş gerçekten. Kasımpaşa delikanlılığı bu
olsa gerek, bir tavır sergiliyorsun ama sonra da geri alıyorsun, kimse
kime ne tavır gösterdiğini bilmiyor. Birinin Sennett gibi ortaya
çıkıp "Delikanlılık" kavramını açıklaması ve boşaltması gerekiyor...
Peki, ya "öğrenilmiş çaresizliği" alkışlayanlar?
Pazartesi günü, yani işgünü ve öğleden sonra 2-3 saat boyunca orda
durup Başbakan'ı alkışladıklarına göre ya partililer ya da işsizler; bu
işsizlerin de "öğrenilmiş çaresizlik" içinde oldukları malum ama "alkış" nedir?
Verdiğim örnekte olduğu üzere, kendisini aldatan sevgilisine büyük bir coşku ile "Aferin ne güzel aldattın, çözümü yok zaten, süpersin" demek gibi birşeydir bu ve Halkım bunu yapıyor -Halk kelimesine hala bayılıyorum- ...
Şair, "Asıl iş anlamak" demişti ve bunu kendine düstur eden bu
satırların sahibi Halkının neden alkışladığını hala anlamış değil... Var mı açıklayabilecek biri?
-- Aydın Bakışoğlu Almanca Kokartlı Rehber Bodrum / Muğla