Öğrenilmiş Çaresizlik . Bölüm 2. Alıntı bir yorum

4 views
Skip to first unread message

Aydın Bakışoğlu

unread,
Sep 13, 2013, 5:16:22 AM9/13/13
to TUREB, boredinfo, Muğla Rehber Odası

ALINTIDIR !!!

"Öğrenilmiş Çaresizlik"...

    
     Televizyondan izledim bugün, Tayyip Erdoğan, Mardin 'de bir konuşma yapıyor ve aynen şöyle diyor: "Muhalefet, işsizliğin çözümünü söylesin, bunu uygulamazsam bırakır giderim"... Ve ardından Mardin halkı bütün bir heyacanla Başbakanlarını alkışlıyor büyük bir gürültü ile...

     Azçok psikoloji okuyanlar hatırlarlar, "öğrenilmiş çaresizlik"  diye bir kavram vardır. Seligman  ve  Maier  yaptıkları çalışmalar sonrasında hayvanların belli durumlarda yaptıkları tesadufi davranışlara verilen elektirik şokundan kurtulmayı başaramadıklarını, bu nedenle çabalamayı bırakarak hiçbir şey yapmaksızın elektirik şokunun bitmesini beklediklerini ve böylece çaresizliği öğrendiklerini gözlemlerler ve buna da "öğrenilmiş çaresizlik"  derler. Bu kavram öğretimde çok karşılaşılan bir kavramdır ve genellikle bir derse çok çalışmasına rağmen bir türlü istediği sonucu alamayan öğrencilerde görülen teslim bayrağı çekme durumudur. Ya da daha güncel bir örnek vereyim, bir sevgiliniz olur ve sizi aldatır bir süre sonra ve ayrılırsınız; ikinci bir sevgili edinirsiniz o da sizi aldatır ve ayrılırsınız; üçüncüde de aynısı olur ve artık  "nasılsa sevgilim olursa beni aldatır"  deyip yeni bir sevgili edinmezsiniz; işte bu  "öğrenilmiş çaresizlik" tir.

     Başbakan'ın  "öğrenilmiş bir çaresizlik"  içinde olduğunu anlamak hiç zor değil, ne zaman işsizlik ile sorunlarla uğraştığını ve bundan bıktığını anlamış değilim ama demek ki bir ara uğraşmış (!)... Ki ben sadece kendisinin, oğlunun ve dünürlerinin  "daha"  zengin olması için çabaladığını sanıyordum, meğerse işsizlik ile de uğraşmış. Başbakan olan kişi, yani çözüm üretmenin merkezinde ve en üstünde olan kişi bile artık vazgeçmiş, sanırım bu yüzden bütün çevresi cebini doldurmakla uğraşıyor, zira herkes kendi başının çaresine bakıyor -bakınız son zamanlardaki yolsuzluklar dosyalarına-. Buraya kadar herşey bence anlaşılabilir bir şey, en azından kimin ne yaptığını anlıyoruz... Sorun tabiki sınıfsaldır ve sınıf temelinde bir siyaset güdüyor Tayyip Erdoğan ve Partisi, kendi sınıfını da oluşturuyor bu arada, bence bu konu başarılı olduğu iki konudan biridir.

     Diğer konu da  "Delikanlılık" tır. Sosyolog bir arkadaşım vardı, bu gibi durumlarda genelde sosyologlar  Weber'in  "karizmatik"  kavramını kullanırlar; hani görünüş, davranış ve edalı duruşları ile kitleleri arkalarından sürüklerle ya işte ondan... Ama  Sennett 'in bu kavramı yerle bir ettiğini bir kitapta okumuş ve ona da anlatmıştım, o da  "karizmatik"  yerine  "delikanlılık"   kavramını uygun görmüştü ve çok da hoşumuza gitmişti, işte  Tayyip Erdoğan  böyle davranışlar sergileyip puan topluyor. En son da  Davos 'ta şov yaptı ama sadece  Hamas  ve Halkım bu şovu yedi, ya da yedirdiler... Geçen gün Tayyip Erdoğan  "kendimi tutmasam Perez'e  vuracaktım"  dedi, neden acaba?
     Bu olaydan hemen sonraki basın toplantısında  "Tavrım sayın  Perez'e değil medaratöre idi"  diyen kimdi acaba?  Medaratöre kızıp Perez'i  tokatlayacaktı herhalde, ama Perez'in yaşına olan hürmetinden dolayı vazgeçti, çok  "delikanlı"  imiş gerçekten. Kasımpaşa delikanlılığı  bu olsa gerek, bir tavır sergiliyorsun ama sonra da geri alıyorsun, kimse kime ne tavır gösterdiğini bilmiyor. Birinin  Sennett  gibi ortaya çıkıp  "Delikanlılık"  kavramını açıklaması ve boşaltması gerekiyor...

     Peki, ya  "öğrenilmiş çaresizliği"   alkışlayanlar?
     Pazartesi günü, yani işgünü ve öğleden sonra 2-3 saat boyunca orda durup Başbakan'ı alkışladıklarına göre ya partililer ya da işsizler; bu işsizlerin de   "öğrenilmiş çaresizlik"   içinde oldukları malum ama  "alkış"   nedir?

     Verdiğim örnekte olduğu üzere, kendisini aldatan sevgilisine büyük bir coşku ile  "Aferin ne güzel aldattın, çözümü yok zaten, süpersin"  demek gibi birşeydir bu ve Halkım bunu yapıyor  -Halk kelimesine hala bayılıyorum- ...

     Şair, "Asıl iş anlamak"  demişti ve bunu kendine düstur eden bu satırların sahibi  Halkının neden alkışladığını hala anlamış değil...
     Var mı açıklayabilecek biri?


--
Aydın Bakışoğlu
Almanca Kokartlı Rehber
Bodrum / Muğla
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages