Merhaba Arkadaşlar,
Umarım herkes iyidir 🙏 epey oldu çoğunuz ile görüşmeyeli.. Umuyorum güzel vesileler ile yine bir araya gelebiliriz..
Sizlere bir süredir eşim ile gerçekleştirdiğimiz Afrika'daki su kuyuları projemizden bahsetmek istiyorum. Bugün de kutlu bir gün, güzellikler olsun herkes için 🙏.
Şifa ile ilgili misyonlarımız ile ilgili düşünürken, Sevgili ys'nin aşağıdaki maili bizde çok açılım yarattı ve Afrika'da su kuyuları açtırma fikri doğdu.. Meğer ki böyle bir görevimiz de varmış. Sonrasında çok kısa süre içinde eşimin uzun süredir Uganda'da yaşayan ve orada iş yapan çocukluk arkadaşı 'tesadüfen' bizi Bodrum'a ziyarete geldi..Meğer onun yaptığı iş alanıyla da bağlantılı Uganda'da bir sürü adamı ve her türlü ekipmanı varmış! Kendisi de bu projeden dolayı cok heyecanlandı ve duygulandı. Kalbi çok güzel bir arkadaşımızdır, bize her konuda çok destek verdi. Biz hep beraber atladık Uganda'ya gittik ve hayatımızda unutamayacağımız duygusal anlar ve insani paylaşımlar, bağlantılar yaşadık.
Size biraz Uganda'dan bahsedeyim.. Cennet gibi bir yer, her yerden ağaçlar, muzlar, meyveler fışkırıyor.. Toprak görünmüyor yeşillikten ama açlık ve kuraklık ve bir de yoksulluk, yoksunluk anlatılacak gibi değil. Suları var ancak sadece dağlardan akan sular var ve gölleşir gölleşmez su kirleniyor tabii. Hiçbir alt yapı yok, o suları akıtacak bir musluk yok.. Sular dağlarda zebil oluyor, tesisat yok. Devletin umru değil, ki muhtemelen sözde gelişmiş ülkeler de Afrika'nın gelişmemesi için inanın her şeyi yapıyorlar. Yardım adı altında onların gözlerini bozan, sağlıklarına zarar veren bir sürü gıda gönderiliyor. İyi insanlar da vardır elbet ama maalesef tahmin bile edemeyeceğiniz koşullarda yaşam mücadelesi veriyorlar Afrika'da. Yaradan bu insancıkları doyurmak için öyle bereketli yapmış ki toprakları muzun belki otuz çeşidi var ve çoğundan yemek yapılıyor ve meyvelerin bolluğuna inanamazsınız. Toprağın bedava sundukları ile doyuyorlar, yoksa zaten bir şey almak için paraları yok.. Bir iki büyük şehir hariç ülkede hiçbir yerde ne eğitim imkanı var, ne geçim kaynağı ne su.. hiçbir şey..
İnsan hayatı 5 dolar! Neden; çünkü sıtma ilacı 5 dolar ve kimse o ilaçları alamıyor.. İlkokul sonrası da eğitim 5-10 dolar, kimse karşılayamıyor..
Bu insanlar her gün çoluk çocuk 17 ile 22 km arası yol gidip su kaynağına ulaşıyorlar, aynı yolu su taşıyarak yaya geri dönüyorlar, yaz-kış, yağmur, çamur. Tahmin edersiniz ki kimsede araç yok, bisiklet bile lüks.. Dolayısıyla çıplak ayak günde iki kere o yol yürünüyor.. Yani 40 km günde. Taşıdıkları ağırlık, güneşin altında... çok fena..
Bir su kuyusu yaklaşık bir köyün (700 kişi civarı) tüm su ihtiyacına yetiyor.. Su kuyusu olmayan köyler hayvanların su içtikleri göletlerden su içip orada yıkanıp, yemekleri için suyu oradan alıp, orada çamaşırlarını yıkamaya çalışıyorlar.. Sonuç; onlarca salgın hastalık..
Bir köye kuyu açılınca çevredeki belki on köy de oraya gidip su alabiliyor ancak tabii kendi köylerinde olsa daha kolay..
Bizlerin her gün aldığımız duşun verdiği mutluluğu bu insanlar hayatları boyunca görmedi. Hiç yaşamadılar böyle bir şey ..Gerçekten çok acı..
Biz Afrika'da su kuyuları açtıran birçok dernekle görüştük; fiyat hep 3000-3500 Usd civarı kuyu başı. Biz ekibimizle yaklaşık 1800 Usd'a mal edebiliyoruz kuyuları. Şu ana kadar kendi çabalarımız ve yakınlarımızın desteği ile 20 kuyu açtırabildik. Sevgili O N L A R ve ys de sonsuz destek oldular, O N L A R'ın da kuyuları var Uganda'da..
O N L A R'ın SU, NEFES, NEŞE'si benim için artık daha bir anlamlı oldu.. Afrika gibi yüzyıllardır sömürülmüş, yağmalanmış, CAN SU'ları engellenmiş bir kıta için bir şeyler yapabilmek çok iyi geldi. Zira oradaki insanlar da bizlere yazdıkları mektuplarda ve çekilen videolarda 'SU, Hayattır..Binlerce kez teşekkür ederiz' diyorlar ve daha çok destek için nazikçe yalvarıyorlar.. İnsanın içi acıyor gerçekten..
Sevgili ys'nin bahsettiğim maili:
genel Yaşam alanlarının şifalandırılması konusu hem çok SADE hem de çok DERİN bir olgu
birgün kısmetse yüz yüze konuşuruz
ama tek tek danışanlarla ilgilenmek yerine, homeopati öğretmekle ilgilenmek buna daha uygun
o n l a r genel yaşam alanı şifası derken,
yaşamın asgari sürdürülebilirliği çerçevesinde
Toprak
Hava
Su
Gıda
İçecek
Gen/DNA
ile ilgili önleyici ve şifalandırıcı etkinlikleri kast ediyorlar
Sen de bu çerçevede düşün lütfen, bu kapsamda kendine nasıl bir yer bulursun, oluşturursun
Bizim muradımız o ki yüzlerce su kuyusu açtırabilelim, Allah'ın izni ile her anlamda o insanlar için daha çok şey yapabilelim..
Bizlere destek olmak, projelerimizi izlemek isteyenler olursa aşağıdaki numaramdan bana ulaşabilir..
05346401837
Instagram hesabımı incelerseniz orada hem kendimiz gittiğimiz zamanki açılışları hem de sonradan yaptırdıklarımızı bulabilirsiniz.. (defneduyguuslu hesap ismim)
Ekte de birkaç resim paylaşıyorum..
Su gibi aziz OLalım inş hep birlikte.. Aşağıda da su kuyusu açtırmak ile ilgili rastladığım çeşitli hadisler yer almakta..
Şimdiden hepinize Neşe, Huzur, Şifa dolu bir Bayram dilerim.. Gelin Bayram sevinçlerini oradaki insanlara da yaşatalım..
HADİSLER
– Sa’d b. Ubâde’nin annesi vefat etmişti ve Rasûlullah (S.A.V)’a gelerek: “Ey Allah’ın Rasûlü! Annem öldü onun adına sadaka verebilir miyim?” diye sordu. Rasûlullah (S.A.V) da: “Evet” buyurdu. Sa’d: “Hangi sadaka daha hayırlı ve değerlidir?” diye sorunca, Rasûlullah (S.A.V): “İnsan ve hayvanların su ihtiyaçlarına cevap vermektir” buyurdu. (Nesai, İbn Mace) Bunun üzerine Sa’d, Medine’de bir çeşme yaptırmış, o çeşme uzun süre insanlara hizmet etmiştir. (İbn Hanbel, Müsned)
– “Her kim ki, elbise ihtiyacı olan bir Müslümana elbise giydirse, Allah da ona cennetin yeşil elbiselerinden giydirir. Hangi Müslüman aç bir Müslümanı doyurursa, Allah da onu cennet meyvelerinden doyurur. Hangi Müslüman susamış bir Müslümana su verirse, Allah da ona içerisinde güzel kokuları olan cennet içeceği içirir.” (Ebû Dâvûd, Tirmizi)
– Mümin kişiye öldükten sonra da sevap kazandırmaya devam edecek işlerin sayıldığı bir rivayette, “Kanal açarak su getirmesi” de zikredilmektedir. (İbn Mâce)
– “Üç şey vardır ki bunlar asla yasaklanamaz: Su, ot ve ateş” (İbni Mâce)
– Bir hadiste; Medine’de suyu içilebilir ve tatlı olan kuyu, Rûme kuyusuydu. Hz. Peygamber, bu kuyunun sahibine giderek “Bu kuyuyu cennette bir pınar mukabili bana sat” talebinde bulunmuştur. Adam, bu suyu satarak geçimini sağladığını ifade etmiştir. Bunun üzerine Hz. Peygamber, imkânı olanları teşvik etmiştir. “Kim Rume kuyusunu (halka bağışlamak üzere) satın alırsa ona cennette misli verilecektir.” Başka bir anlatımla “Kim Rume kuyusunu satın alırsa Allah ona mağfiret buyursun” demiştir. Hz. Osman doğruca adamın yanına giderek pazarlık yapmış ve kuyuyu satın almıştır. Sonra Hz. Peygamber’in yanına gelerek, kuyu sahibine vaat edilen ücretin ona da vaad edilip edilmediğini sormuş. “Evet” cevabı üzerine “Ben onu satın aldım ve müslümanlara bağışladım” demiştir.
– Suyun ferahlatıcı ve teskin edici özelliği, Hz. Peygamber’in hadisinde bir tedavi yöntemi olarak bizlere sunulmuştur.“Muhakkak ki öfke şeytandan yaratıldı. Şeytan da ateşten yaratıldı. Muhakkak ateş su ile söndürülür. Biriniz öfkelendiğinde abdest alsın.” (Ahmed İbn Hanbel)
– Allah Rasûlü buyurdu: “Bir adam yolda yürürken susadı, bir kuyu buldu, içine inip su içti. Yukarıya çıktığı zaman dilini çıkarıp susuzluktan toprak yalamakta olan bir köpek gördü. Adam: Zavallı hayvan tıpkı benim gibi susamış dedi ve derhal kuyuya indi ayağındaki pabucunu çıkartıp içine su doldurdu, ağzına alıp yukarıya çıkardı ve köpeğe içirdi. Allah onun bu hareketinden memnun kalıp bağışladı.” Ashab, bunun üzerine “Ey Allah’ın Rasûlü! Bizim için hayvanlara yaptığımız iyilikler hakkında ecir var mıdır?” diye sorunca: “Her ciğer taşıyan canlı için (yapılan iyilikte) sevap vardır” buyurmuştur. (Buhâri, Müslim, Ebü Dâvud)
Sevgilerimle,
Defne Duygu Uslu
05346401837 ❤❤