HADİS - KURAN ÇELİŞKİLERİ

190 views
Skip to first unread message

Yılmaz ARSLAN

unread,
Oct 20, 2013, 12:23:44 PM10/20/13
to
HADİS - KURAN ÇELİŞKİLERİ
Kitabın buraya kadar olan bölümlerinde önce Kuran'ın kendi diliyle Kuran'ın dinin tek
 
kaynağı olduğunu anlattık. Daha sonra ise Peygamberimizin hadisleri yazdırmamasından, mana
 
ile hadis naklinin getirdiklerinden ve daha bir çok incelediğimiz konudan, hadislerin neden
 
dinin kaynağı olamayacağını gördük. Bu bölümde ise hadislerin dinin kaynağı kabul
 
edilmesinin sonucunda uydurulan hadislerin dinin temel ve tek kaynağı olan Kuran ile nasıl
 
çeliştiklerini anlayacağız. Yani yapılan yanlışlığın sonuçlarını görüp, dinin tek kaynağı
 
olan Kuran'a dönmenin önemini kavrayacağız. Kuran ile çelişen hadisleri göstermek için en
 
ünlü hadis kitaplarının hadislerini seçtik; daha zayıf hadis kitaplarını sizin tahmininize
 
bırakıyoruz. Kuran ile çelişen hadislerin olması tüm hadisleri reddetmemiz, Kuran'a gidip
 
dini yeniden kavramamız için yeterlidir. Kuran ile çelişen binlerce hadis vardır. Biz bu
 
bölüme on tane örnek vermeyi yeterli görüyoruz. Zaten kitabımızdaki bir çok konunun akışı
 
içindeki açıklamalarda, Kuran ile çelişen hadisler sergilenmektedir.
Biz Kuran'ın Allah sözü olduğunu nereden biliyoruz? Kimisi, Kuran öyle söylüyor diyebilir.
 
Peki birileri Allah'a iftira olarak başka kitapları göstererek: "Bu da Allah katındandır."
 
derlerse ne diyeceğiz?
Biz Kuran'ın Allah sözü olduğunu ancak Kuran'ı inceleyip, Kuran'ın içerdiklerini
 
değerlendirip iddia edebiliriz. Allah'ın mesajının doğruluğunu tartışmak bizzat mesajın
 
kendisiyle alakalıdır. Aynı mantıkla, hadisleri incelersek Allah'ın dininin kaynağı olmaya
 
layık olup olmadıklarını görürüz. Nasıl Kuran'ın dinin kaynağı olup olmadığı bizzat Kuran'ın
 
irdelenmesiyle tartışılabilirse, hadislerin dinin kaynağı olup olmadığı mevzusu da
 
hadislerin irdelenmesiyle karara bağlanabilir. Kitabımız boyunca Kuran'ı ve hadisleri
 
inceleyip dinin kaynağının ne olduğunu, nasıl olması gerektiğini açığa kavuşturmayı
 
amaçladık. Bu bölümde ve bundan sonraki bölümlerde göstereceğimiz hadisler, hadislerin dinin
 
kaynağı olmaya ne kadar layık(!) olabileceklerini ortaya çıkaracaktır.
Kitabımızda eleştirdiğimiz hadisler, hadisçilerin kabul ettiği, en ünlü hadis kitaplarının
 
hadisleridir. Hadisçilerin reddettiği, yalandır (mevzudur) dediği hadisleri almadık. Örneğin
 
"Allah kendisini yaratmayı isteyince atı koşturdu ve onu koşturup terletti. Sonra kendisini
 
bu terden yarattı." veya "Allah melekleri iki kolunun ve göğsünün kıllarından yarattı." veya
 
"Allah'ın gözleri hastalandı, melekler Allah'ı ziyarete geldi." veya "Allah'ı rüyada gördüm.
 
Uzun saçlı güzel bir genç suretindeydi. Yeşil bir elbise giymiş, altın nalınları vardı."
 
hadisleri bunlara örnektir. (Hadis Müdafası -İbni Kuteybe sayfa 66 - 67) Meşhur hadisçilerin
 
bu tarz uydurma hadisleri nakledenleri yalanladıkları ve bu hadisleri kabul etmedikleri
 
doğrudur. Fakat bu bölümde ve bundan sonraki bölümlerde en ünlü, en doğru, en güvenilir
 
hadis kitaplarındaki hadisleri görünce, hadis kitaplarında doğru ile yalanın ayırt
 
edilemeyecek şekilde karıştığını, hadis toplarken gösterilen doğru ile yalanı ayırt etme
 
çabasının bir işe yaramadığını anlayacağız. Zaten Kuran yeterli, eksiksiz, tüm teferruatları
 
içeren kitabımız olduğuna göre böyle çabalara da gerek yoktur.
Kuran'ı iyice düşünmüyorlar mı? Eğer o Allah'tan başkasının katından olsaydı
elbette içinde bir çok çelişkiler bulacaklardı.
4- Nisa Sûresi 82
Hiç şüphesiz Hatırlatıcı'yı biz indirdik biz. Onun koruyucuları da gerçekten biziz.
13. Hicr Sûresi 9
Nisa suresindeki ayetten dinimizin kaynağının çelişkisiz olduğunu öğrenebiliriz. Allah
 
Kuran'ın çelişkisiz olduğunu söyleyerek hem Kuran'ın doğruluğunu, hem de dinin kaynağının
 
sahip olması gereken özelliği öğretiyor. Kuran ile çelişen hadislerin olması, hadislerin
 
Allah katından olmadığının ve dinin kaynağı olamayacağının ispatıdır. Ayrıca Hicr
 
suresindeki ayetten Kuran'ın korunduğunu , böylece dini kaynak olarak korunmuş bir kitaba
 
sahip olduğu¬muzu anlıyoruz. Bu bölüm ve bundan sonraki 3 bölümde, hadislerin Kuran'la,
 
kendi içlerinde ve mantıkla çelişkilerini sergilememiz sonucunda hadislerin korunmadığını ve
 
binlerce uydurma ile düzeltilemeyecek şekilde karıştıklarını göreceğiz. Yani bu bölümlerde
 
hadislerin dinin kaynağı kabul edilmesinin korkunç sonucunu görüp; çelişkisiz ve korunmuş
 
olan dinimizin tek kaynağı Kuran'a, yalnız Kuran'a dönmenin gerekliliğini daha da iyi
 
kavrayacağız.
A. ALLAH'IN BALDIRI OLUR MU?
Kuran : " ... O'nun benzeri gibi hiçbir şey yoktur.”
42- Sura Suresi 11
Hadis: "Allah ahirette Peygamberlere kimliğini kanıtlamak için bacağını açıp baldırını
 
gösterir."
Müslim - İman 302, Buhari 97/24,10/29, Hanbel 3/1
Bu hadisin hangi kitaplarda geçtiğine iyice dikkat edin. Hadis kitaplarının sözde en doğrusu
 
olarak gösterilen, tek hadisini inkar edenin kafir olacağı söylenen Müslim ve Buhari'de.
 
Hadisçilerin mantığına göre bu hadisi inkar eden kafir, bu hadise inanan gerçek Müslüman
 
olacaktır. Allah'a hiçbir şeyin benzemediğini söyleyen ayete karşın, hiçbir mecazi ifadeyi
 
çağrıştırmadan, Allah'ın baldırı olduğunu ve ahirette baldırını açacağını söylemenin
 
saçmalığını uzunca anlatmaya gerek var mı?
B. ALLAH EL SIKIŞIR MI?
Kuran: "Ve hiçbir şey O'nun dengi değildir.”
112- İhlas Suresi 4
Hadis: "Allah benimle görüştü ve el sıkıştı. Elini iki omuzum arasına koydu. Öyle ki
 
parmaklarının soğukluğunu iki göğsüm arasında hissettim."
Hanbel 5/243
Yine bu hadiste hiçbir mecazi manayı çağrıştırmadan, Allah'a parmak, parmaklarına da
 
soğukluk atfederek Allah şekilleştirilmektedir. Bu hadis1 İhlas Suresi'nin Allah'ın hiçbir
 
şeye denk olmadığını söyleyen ayeti gibi daha birçok ayetle de çelişir. Eğer hadisteki "el"
 
ifadesi mecazi bir manaya gelip insani eli çağrıştırmasa kabul edilebilir olurdu. Örneğin
 
"Her şey Allah'ın elindedir." dediğimizde cümlenin akışından her şeyin Allah'ın kontrolünde
 
olduğu anlaşılır. Fakat Allah'a parmak, parmaklara soğukluk atfeden bu hadisten böyle mecazi
 
bir manayı kimse çıkaramamaktadır. Üstelik bu hadiste Allah ile Peygamber'in el sıkışması
 
gibi kabul edilemez bir ifade de yer almaktadır. Şimdi bu hadisleri din kabul eden
 
hadisçiler, mezhepçiler mi gerçek Müslümandır, yoksa hadislerdeki yanlışlıkları görüp
 
Kuran'ı yeterli gören Kuran Müslümanları mı?
C. DİN DEĞİŞTİREN ÖLDÜRÜLSÜN MÜ? Kuran: "Dinde zorlama yoktur."
2- Bakara Suresi 256
Hadis: "Dinini değiştireni öldürün."
Nesei 7-8/14,Buhari 12/1883
Allah'ın hükmünü hadisle aşmaya, Allah'ın dinini kendi kafalarına uydurmaya çalışanların bu
 
uydurması yüzünden çok kelleler gitmiştir. Radikal dinci örgütlerin yaptığı katliamları bu
 
örgütlerin zihinlerinde meşrulaştıran bunun gibi hadislerdir. Evlerinin bodrumunu insan
 
mezarına çevirenleri Diyanet kınamaktadır, ama aynı Diyanet Buhari ve Nesei gibi hadis
 
kitaplarını da övmekte, dinin kaynağı olarak göstermektedir. Bu ne biçim bir iştir? Eğer
 
Sünniliği savunursanız bu katliamlara karşı çıkmanız boşunadır. Çünkü bu katliamlara temel
 
olacak deliller Sunni hadis kitapları ve mezhep izahlarında mevcuttur.
D. ÖLÜNÜN SUÇU NE?
Kuran: "Doğrusu hiçbir günahkar bir başkasının günah yükünü yüklenmez."
52- Necm Suresi 38
Hadis: "Ölü ailesinin kendisi için ağlamasından dolayı azaba uğratılır."
Buhari-K. Cemiz 32,33,34
Ne akla, ne de Kuran'ın genel mantığına uymayan bu hadis de uydurmacılığın Kuran ve akılla
 
çelişkilerine örnektir.
E. NEDİR BU KADIN DÜŞMANLIĞI?
Kuran: "Ben sizden erkek olsun, kadın olsun hiçbir çalışanın ürettiğini boşa çıkarmayacağım.
 
Hepiniz birbirinizdensiniz."
3- Ali İmran Suresi 195
Hadis: Kadınlar arasında iyi kadın, yüz tane karga arasında alaca bir karga gibidir.
Buhari 9/1391
Kuran hayır üreten erkeğin de kadının da önünü açık tutarken, hadisler kadının önünü
 
kapamaktadır. Kadın konusu, Peygamber'e iftira olarak uydurulan hadislerin en çok olduğu
 
konulardan biridir. Ayrıntılı bilgi için 21. ve 22. bölümleri okuyunuz.
F. ZALİM KİM? SÖYLEYİN BAKALIM
Kuran: "Zulmedenler dedi ki: Siz olsa olsa büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz."
25- Furkan Suresi 8
Hadis: "Peygamber Medine'de bir Yahudi tarafından büyülendi. Günlerce ne yaptığını bilmez
 
durumda ortalıkta dolaştı."
Buhari 76/47 Hanbel 6/57,4/367
Muhammed Abduh ve Mutezile'nin bu hadise itirazlarına karşın Muhammed Ebu Şehbe hadisi şöyle
 
savunur: "Eğer Abduh sihir hadisini inkar etmişse akıl ve nakil ilimlerinde söz sahibi el
 
Ma-ziri, el Hattabi, Kadı İyaz, İbn Teymiyye, İbnul Kayyım, İbn Kesir, en Nevevi, İbn Hacer,
 
el Kurtubi ve Alusi gibi pek çok alim de O'nun hem rivayet ve hem de dirayet yönünden doğru
 
olduğunu ispat etmişlerdir." Şehbe, Buhari ve Müslim'in de hadisi kabul ettiğini anlatır ve
 
sihir sonucu olanları hadislere dayandırarak şöyle aktarır: "
Peygamberimiz'e sihir yapılmıştı. Öyle ki hanımları ile cinsi münasebette bulunmadığı halde
 
bulunduğunu zannederdi. Süfyan bunun en şiddetli sihir olduğunu söylemiştir." (Ebu Şehbe,
 
Sünnet Müdafaası, sayfa 152-153)
Kuran'a göre ise Peygamber'in büyülendiğini söyleyenler zalimlerdir. En güvenilir (!)
 
hadisçilerin çoğuysa Peygamber'in büyülendiğini söylemektedir. Lütfen bu önermelerden mantık
 
kuralları içerisinde sonuç önermesini çıkarın ve zalimin kim olduğunu söyleyin.
G. MİRASTA VASİYET VAR MI?
Kuran: "Ey iman edenler!Herhangi birinize ölüm gelip çattığında vasiyet zamanı
aranızda tanıklık şöyle olsun: Kendinizden adalet sahibi iki kişi yahut, yolculuk
etmekte iken ölüm musibeti başınıza geldiyse sizin dışınızda iki kişi”
5- Maide Suresi 106
Hadis: "Varis için vasiyet yoktur."
Hanbel 14/238
Kuran'da hem Maide suresindeki bu ayette hem diğer ayetlerde vasiyet anlatılır.
Vasiyetten arta kalanlar Kuran'da tavsiye edilen şekilde dağıtılır. Vasiyeti iptale yönelik
 
bu hadis aslında Kuran'ın bir hükmünü iptale yönelik bir girişimdir.
H. EN BÜYÜK AZAP RESSAMLARA MI?
Kuran: "Gerçekten Allah kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışında
kalanı ise dilediğini bağışlar."
4- Nisa Suresi 48
Hadis: Cehennemde en şiddetli azaba uğratılacak kişiler ressamlardır.
Buhari-Tesavir, 89
Kuran'a göre en büyük günah Allah'a ortak koşmadır. Allah ortak koşmayı affetmeyeceğini
 
söylemekte, bunun dışında her günahın affedilebileceğini belirtmektedir. Bu yüzden Allah'ın
 
en şiddetli azabına uğrayacak olanlar da ortak koşanlardır. Oysa Buhari'nin yukarıda
 
alıntıladığımız hadisine göre en şiddetli azaba ressamlar uğrayacaklardır. (Mezhepçi,
 
hadisçi İslam'ın sanat düşmanlığı sonucunda uydurdukları hadisleri kitabın 18. bölümünde
 
okuyabilirsiniz.) Bu hadis başta Kuran ile çelişmektedir. Ayrıca mantık ile çelişen bu
 
hadisin çeliştiği başka hadisler de vardır. Örneğin diğer bir hadise göre cehennemde en
 
şiddetli cezaya satranç oynayanlar çarptırılacaktır. (Büyük Günahlar, Hafız Zehebi, sayfa
 
96-97)
İ. ALTIN TAKILIR MI, İPEK GİYİLİR Mİ?
Kuran: "De ki; 'Allah'ın kulları için çıkardığı süsü ve temiz rızıkları kim haram etmiş? De
 
ki: ' Bunlar dünya hayatında iman edenler için, kıyamet gününde ise yalnızca onlarındır.
 
Bilen bir topluluk için biz ayetleri böyle detaylı anlatırız'"
7- Araf Suresi 32
Hadis: "Altın ve ipek ümmetimin kadınlarına helal, erkeklerine ise haramdır."
Müslim 2/16
Altın ve ipek hem erkek için, hem de kadın için bir süs eşyası-dır. Kuran'da hiçbir ayette
 
yasaklanmazlar. Allah inananların dünyada da bu süslerden yararlanabileceklerini söyler ve
 
erkek kadın ayrımı yapmaz. Her hadisinin doğru olduğu iddia edilen Müslim'in bu hadisi
 
Kuran'ın belirttiğimiz ayeti ile çelişir.
J. DEPREMLERİN SEBEBİ OLAN BALIĞIN CİNSİ NE?
Kuran: "Bundan sonra yeri yumurta biçimine soktu."
79- Naziat Suresi 30
Hadis: "Dünya balığın üzerindedir. Balık başını sallayınca Dünya'da depremler olur."
İbn-i Kesir Tefsiri 2/29 68/Vin açıklamaları
Kuran, mucizevi bir şekilde dünyanın yumurta biçiminde elip-soid olduğunu, ceninin
 
oluşumunu, evrenin oluşumunu, rüzgârların aşılayıcı olması gibi bir çok konuyu açıklarken
 
(Kuran Hiç Tükenmeyen Mucize kitabında bu konuyu çok detaylı bir şekilde işledik),
 
hadislerde yer alan yukarıdakilere benzer hurafeler hem Ku-ran'la, hem de mantıkla
 
çelişirler. Dünyayı balığa oturtan, depremleri balığın kuyruğunun sallanmasına bağlayan bu
 
zihniyete bir soralım: Bu balık palamut mudur, yunus mudur, lüfer midir? Lütfen bir hadis
 
daha bulup, bizi aydınlatın!
VII. BÖLÜM: HADİS - HADİS ÇELİŞKİLERİ
Bir evvelki konuda gördüğümüz gibi Allah Kuran'ın korunduğunu ve içinde çelişki olmadığını
 
söylemektedir. Allah, Kuran'ın çelişkisiz olmasını Kuran'ın kendi katından oluşuna delil
 
gösterir. Böylece dinin kaynağının çelişkisiz ve korunmuş olması gerektiği anlaşılır. Bu
 
mantıktan hareketle 6. Bölümde Kuran ile hadislerin çelişkilerini ortaya koyup hadislerin
 
dinin kaynağı olamayacağını gösterdik. Bu bölümde ise hadislerin kendi aralarındaki
 
çelişkilerini de gösterip hadislerin çelişik ve korunmamış olduklarını, dolayısıyla dinin
 
kaynağı olamayacaklarını bir kez daha ispat edeceğiz. Böylece hadislerde doğru ile yalanın
 
ayırt edilemeyecek şekilde karıştıklarını bir kez daha anlayacağız. Herhangi bir hadis
 
Kuran, başka bir hadis ve mantıkla çelişmiyorsa dahi zandır. Din ise zanna tabi olarak
 
oluşturulamaz. Bu yüzden hiçbir hadis; din olarak algılanamaz, hiçbir hadis din adına bir
 
şey ifade edemez.
Yer yüzünde olanların çoğunluğuna uyacak olursan seni Allah'ın yolundan saptırırlar. Onlar
 
sadece zanna uyuyorlar ve onlar sadece tahminde bulunup saçmalıyorlar.
6- En'am Suresi 116
Onların çoğunluğu zandan başkasına uymaz. Doğrusu zan gerçek adına hiçbir şey ifade etmez.
 
Şüphesiz Allah onların yaptıklarını bilendir.
10- Yunus Suresi 36
Ey iman edenler ! Zandan çok sakının çünkü; zannın bir kısmı günahtır.
49- Hucurat Suresi 12
Ayetlerden insanların çoğunluğunun zanna (sanıya) uyabileceğini, fakat bunun bir şey ifade
 
etmeyeceğini görüyoruz. Dini hadislere bina etmeye çalışmak; dini, zan gibi temelsiz, çürük
 
bir temele bina etmektir. Oysa elde Kuran gibi her açıdan mucize, korunmuş, çelişkisiz,
 
sapasağlam bir temelimiz vardır. Şimdi de hadislerin kendi içindeki çelişkilerini,
 
seçtiğimiz 10 örnekle görüp, bu temelin çürüklüğünü, dolayısıyla temel olamayacağını
 
anlayalım.
A. ORUÇLU İKEN KAN ALDIRILIR MI?
1. Çelişik Hadis: "Kan aldırmak yapanın da yaptıranın da orucunu bozar."
Tirmizi Oruç 60/Ebu Davud Oruç 28/Buhari Oruç 32
2. Çelişik Hadis: "Peygamber'imiz oruçlu iken kan aldırmışlardır."
Ebu Davud Oruç 29-30/Tirmizi Oruç 59/Buhari Tıp 11
Peygamber eğer kan aldırmanın orucu bozduğunu söyleseydi, hiç şüphesiz kendisi kan
 
aldırmazdı. Üstelik Kuran'da orucu; yemek, içmek ve cinsel ilişkinin bozduğu geçer. Yani
 
birinci çelişik hadis ikinci hadisle olduğu gibi Kuran'la da çelişmiştir. Fakat en doğru
 
denen altı hadis kitabının üçünden yaptığımız bu alıntı, çelişik hadislerin en doğru denen
 
kitaplara nasıl girdiğinin bir delilidir.
B. TUVALET HANGİ YÖNLERE KARŞI YAPILABİLİR?
1. Çelişik Hadis: "Gerek küçük, gerek büyük tuvaletinizi yaparken kıbleye dönmeyin."
 
Hanbel 3/12
2. Çelişik Hadis: "Peygamber'imiz bir takım insanların küçük ve büyük tuvaletleri için
 
kıbleye dönmeyi hoş karşılamadıklarından, bu bidatı (hurafeyi) kaldırmak için tuvaletini
 
kıbleye doğru yaptırdı."
Buhari 4/11
Bir hadiste kıbleye karşı tuvaleti yapmanın hurafe olduğu anlatılırken, diğer bir hadiste
 
ise Peygamber hurafe uygulayıcısı olarak gösterilmiş oluyor. Görüldüğü gibi hadisleri
 
Peygamber'e atfetmek aslında Peygamber'e bir çok iftirayı beraberinde getirmiştir.
C. ORUÇLU İKEN HANIM ÖPÜLÜR MÜ?
1. Çelişik Hadis: " Peygamber oruçlu iken hanımlarını öptü."
İbn-i Kuteybe- HadisMüdafası 372
2. Çelişik Hadis: "Oruçluyken hanımını öpenin durumu sorulduğunda Peygamber;
"Orucu bozulmuştur" dedi." 
lbn-i Kuteybe HadisMüdafası 372
Bu hadisler aslında İbn-i Kuteybe'nin dışında Kütüb-ü Sitte denilen meşhur altı hadis
 
kitabında da vardır. Fakat biz bu hadislere, İbn-i Kuteybe'nin çelişik ve mantıksız
 
hadisleri zorlama yorumlarla kurtarmak çabasından ibaret olan eserinde rastladık. Eğer
 
hadislerin mantıksızlığını ve çelişikliğini bu hadisleri savunan birinin eserinden öğrenmek
 
istiyorsanız size de İbn-i Kuteybe'nin "Hadis Müdafası" kitabını tavsiye ederiz. Bir hadise
 
göre Peygamber oruçlu iken hanımını öpüyor, diğer hadis oruçlunun öpüşemeyeceğini söylüyor.
 
Belli ki bu hadislerden en az biri uydurmadır. İkisini de doğru olarak almak Peygamber'i ne
 
yaptığını bilmez, çelişkili hareketleri olan, (haşa) bunakvari bir kişi yerine koymak olur.
 
Bu yüzden Peygamber'e en büyük iltifat, hadisleri bir kenara atıp Kuran'ı ele almakla olur.
D. BİR NAMAZ İKİ KERE KILINIR MI?
1. Çelişik Hadis: "Biriniz evinde namazı kılar da sonra namaz kılmakta olan imama
 
yetişirse, onun arkasında namaza dursun. İkinci kıldığı onun için nafile olur."
İbn-i Kuteybe Hadis Müdafası 366
2. Çelişik Hadis: "Bir namazı günde iki defa kılmayın."
Ebu Davud 2/56
İkinci hadis hem birinci hadisle, hem de Kuran'la çelişir. Kuran'da namaz kılmak övülmüştür.
 
Fazladan kılınan namazın ne zararı olabilir. Kimi durumlarda kılınacak olan namazın
 
kılınmamasına neden olacak bu hadis, kişilerin Allah'ı daha çok anmasını engel¬lemektedir.
E. KÜÇÜK TUVALET NASIL YAPILIR?
1. Çelişik Hadis: "Kim size Peygamberimiz'in ayakta küçük tuvaletini yaptığını söylerse
 
inanmayın.
Süneni Nesei 1-2/25
2. Çelişik Hadis: "Peygamber'imiz bir kavmin süprüntüsüne varıp ayakta küçük tuvaletini
 
yaptı."
Buhari 1/167
Birinci hadisin anlattığı ve Kuran'da olmayan bu uygulamanın aslında bizi hiç
 
ilgilendirmemesine rağmen, geleneksel İslam anlayışında ağırlığı olduğunu görüyoruz.
 
Peygamber'in ayakta küçük tuvaleti yasakladığı söylenen uydurmalara binaen, bazı kişilere
 
rahatsızlık vermesi muhtemel olan oturarak tuvalet yapmaya 'Sünnet' denmiş ve bundan sevap
 
umulmuştur. Ayakta tuvaleti yapmak ise çirkin görülmüştür.
F. SU NASIL İÇİLİR?
1. Çelişik Hadis: "Peygamber ayakta su içilmesini yasakladı."
Ebu Davud 4/No:3717
2. Çelişik Hadis: "Peygamber'i sizin benim gibi ayakta su içerken gördüm."
Ebu Davud 4/No:3718
Bu örnek hadislerde de birinci hadis, kendisiyle çelişen ikinci hadis de olmasına rağmen
 
daha çok itibar görmüştür. Günümüzde de geleneksel İslam'ı yaşayanların suyu oturarak ve üç
 
yudumda içtiklerini ve bundan da sevap beklediklerini gözlemleyebiliriz.
G. AYBAŞILI KADIN CAMİYE GİREBİLİR Mİ?
1. Çelişik Hadis: Peygamber'imiz caminin bahçesine girerek şöyle dedi: "Şurası muhakkak
 
ki cami ne cenabete, ne aybaşılıya helal değildir."
Müslim Hayz 11, Ebu Davud Taharet 104 Tirmizi Taharet 101, Nesai Hayz 18
2. Çelişik Hadis: Peygamber'in hanımı anlatıyor: "Peygamber'imiz bizden biri aybaşılı
 
olduğu halde onun kucağına başını koyar, Kuran okurdu. Bizden birimiz aybaşılı iken camiye
 
gidip Peygamber'e bir şeyler götürürdük."
Nesai, Hayz, 19
Bir hadise göre aybaşılı kadın camiye girebilirken, diğer hadise göre aybaşılı kadın camiye
 
giremez. (Aybaşılı kadının ibadetlerden nasıl alıkonduğunu 35. bölümün 2. sorusunda, 36.
 
bölümün namaz kısmında ve 21. bölümde inceleyeceğiz.)
H. HACDA İHRAMLI OLAN EVLENEBİLİR Mİ?
1. Çelişik Hadis: "Peygamber Meymune ile evlendiği zaman her ikisi de ihramlıydı."
 
Nesei 5-6/179
2. Çelişik Hadis: "İhramlı olan bir kişi [Hacda olan] ne evlenebilir, ne kız
 
isteyebilir, ne de başkasının nikahını kıyabilir."
Nesei 5,6/249
Kuran'da haccın nasıl yapılacağı açıklanmıştır. Kuran ile yetinmeyip, hadislere din bina
 
edilmeye kalkışılınca ortaya çıkan çelişkiler yumağı ortadadır.
İ. ERKEKLERİN BALDIRI GÖZÜKEBİLİR Mİ?
1. Çelişik Hadis: "Baldırları açık olan bir sahabeye Peygamber'imiz rastlamış ve
 
'Baldırlarını ört. Baldırlar da avret yerlerindendir.' demiştir."
Tehzibut Tezhip 2/69
2. Çelişik Hadis: "Peygamber'imiz evde baldırları açık yan üstü yatıyorlardı. Ebu Bekir
 
izin istedi Peygamber hiç istifini bozmadan izin verdi. Ömer istedi aynı şekilde ona da
 
verdi."
Hanbel 1/71
Hadislerden birine göre baldırları örtmek lazımdır. Diğer hadiste ise Peygamber'in yanına
 
birileri gelmesine rağmen baldırlarını örtmediği gözükür. Nitekim bazı mezhepler birinci
 
hadisi alıp erkeklerin dizle göbek arasını örtmelerinin farz olduğu şeklindeki bir zorluğu
 
dine sokmuşlardır.
J. ÖLÜ HAYVANIN DERİSİ NE OLACAK?
1. Çelişik Hadis: Peygamber'imiz; "Deri işlendi mi temiz olur" dedi. Sonra ölü bir
 
koyuna rast geldi ve "Onun derisinden faydalansanıza" dedi.
Buhari 72/30
2. Çelişik Hadis: Peygamber'imiz "Ölü hayvanın ne derisinden ne de sinirinden
 
faydalanınız." dedi.
Hanbel 4/310,311
Kuran'a göre leşi yemek haramdır. Leşin derisinin haramlığına dair Kuran'da bir ifade yer
 
almaz. Bu konuda söylenen iki hadiste ise birine göre leşin (ölü hayvanın) derisi
 
kullanılamaz, diğerine göre kullanılabilir.
Elimizde çelişkisiz Kuran varken, bu çelişkiler yığınına dönmüş hadislerle uğraşmak bizi
 
Kuran'dan uzaklaştırmaktan başka bir işe yaramamıştır. Bu yüzden Allah'ın elçisi
 
Peygamber'imiz Hz. Muhammed'in ahirette toplumundan tek şikayeti şöyledir:
Elçi de şöyle der; "Ey Rabbim, benim toplumum bu Kuran'ı devre dışı tuttular."
25- Furkan Suresi 30
VIII. BÖLÜM: HADİS - MANTIK ÇELİŞKİLERİ
Bu bölümden önceki bölümlerde verdiğimiz örnekler, Kuran'ın korunmuş, tutarlı, tamamlanmış,
 
çelişkisiz ve dinin tek kaynağı olma vasıflarına sahip olduğunu; buna karşın hadislerin
 
korunmadığını, tutarsız, çelişkili olduklarını ve sadece zan olan hadislerin dine kaynak
 
olamayacaklarını, üstelik Kuran yeterli ve detaylı olduğu için buna gerek de olmadığını
 
ortaya koymaktadır. Bundan sonraki bölümlerde vereceğimiz örneklerle bu tezi iyice
 
ispatlayacağız. Bu bölümde ise hadislerin mantıkla çeliştiklerini göstermeye çalışacağız.
 
Kuran'a göre insanlar sürekli akıllarını çalıştırmalı, gerek evrende, gerek kendi
 
yaratılışlarında, gerekse Kuran'da Allah'ın delillerini görmelidirler. Akıllarını
 
çalıştırmadan toplumdaki kelle sayısına, törelere, geleneklere, kabullere göre din
 
oluşturanların, hatalı olduğunu Kuran'dan anlıyoruz. Kuran'a göre Allah'ın nimeti olan akıl,
 
evrenle ve evreni, hayatı değerlendirmede rehberlik eden Allah'ın kitabıyla, mükemmel bir
 
uyum içindedir. Bu uyumun bir parçası olan aklın dinle çeliştiğini söylemek, aklı bir kenara
 
atıp dini anlamaya kalkmak, aklı çalıştırmada değil, aklı kullanmamada erdem aramak, dine
 
akılsızca uygulamaları sokanların veya din düşmanlarının tezidir. Akıl dinle nasıl çelişir?
 
Akıl Allah'ın bize hediyesi değil mi? Kuran defalarca bize aklınızı çalıştırın demiyor mu?
Allah pisliği akıllarını kullanmayanların üzerine yağdırır.
10- Yunus Suresi 100
Bu ayet İslâm adına dine sokulan pisliklerin sebebini de göstermektedir. Mantıkla çelişen
 
yüzlerce hadisi kitabımıza sığdıramayacağımız için sadece on tane örnek hadis ile
 
yetineceğiz. Bu hadisleri incelememiz, aklını kullanmayanların üzerine yağan pisliği
 
anla¬mamızı daha iyi sağlayacaktır.
Anlattıklarımıza, geleneksel İslamcılar her seferinde: "Bunlar Peygamber düşmanı,
 
Peygamberimiz'in sözlerini inkar ediyorlar, Peygamberimiz'i kaale almıyorlar" sözleri ile
 
iftira atmaktadırlar. Örnek verdiğimiz her hadiste şunu bir kez daha iyice düşünün: Bu
 
hadisleri inkar, Peygamber'i iftiralardan kurtarmak mıdır, yoksa Peygamber'e iftira atmak
 
mıdır? Hadisleri kabul Peygamber'e atılan iftiraları onaylamak ve kabul olmuyor mu?
Hadisler dinin kaynağıdır diyenler bu iftiraların ortağı değil midir? Lütfen hadislerin
 
Kuran'la, mantıkla ve kendi içlerindeki çelişkilerine dair bu bölümleri bir de bu soruları
 
düşünerek okuyun.
A. YERYÜZÜNÜN ÜSTÜNDE OLDUĞU BALIĞIN CİĞERİ
Hadis: "Yer yüzü balığın sırtındadır. Cennete girecekler ilk olarak bu balığın ciğerinden
 
yiyecektir."
Buhari 3/51
Kuran'ın dünyanın yuvarlaklığına, Dünya'nın, Güneş ve Ay'ın hareketlerine, uzayın
 
yaratılışına dair mükemmel izahlarına karşı hadislerdeki dünyanın öküzün ve balığın üzerinde
 
olduğu saçmalığını tevil edenler (yorumla geçiştirmeye çalışanlar), balığın ciğerinden
 
yenmesini ve balığın sallanıp deprem yapmasını nasıl tevil edecekler? Bu konuya açıklık
 
getirecek arkadaşlar lütfen şu konuya da açıklık getirsinler. Bir hadiste Arş'ın 8 dağ
 
keçisinin sırtında olduğu söyleniyor.(Bakın Ebu Davut Sünnet 19, Tirmizi Hadis no: 3320,
 
İbni Mace Mukaddime 193) Bu dağ keçileri acaba nasıl keçilerdir? Ayrıca dağ keçilerinden
 
bahseden hadiste yer ile gök arasının ya yetmiş bir, ya yetmiş iki, ya yetmiş üç yıllık
 
mesafe olduğu geçiyor. Bu mesafe acaba yürüyerek yetmiş üç yıl mı, yoksa deve üstünde yetmiş
 
üç yıl mı?
B. ALLAH = ZAMAN, HİÇ OLUR MU?
Hadis: Peygamber'e Allah'ın yerleri ve göğü yaratmadan önce nerede olduğu soruldu, Peygamber
 
; "Bir bulut içerisinde idi, üstü hava, altı hava idi."dedi.
Hanbel 4/11
Hadis: Allah zamandır.
Muvatta 56/3
Niye bu tarz saçma izahlar Kuran'da geçmiyor da hep hadislerde var? Dört hak mezhep diye
 
sunulan mezheplerden birinin kurucusu Hanbel'dir ve hadis kitabı Hanbel de ona aittir.
 
İkinci hadis kitabı da yine dört mezhepten birinin kurucusu olan Malik'in Muvatta'sıdır.
 
Yukarıdaki iki hadisi kitaplarına alanların kurdukları mezhepler de ortadadır. Atomlardan
 
oluşan hava da, maddenin değişiminden ibaret zaman da madde ile beraber yaratılmıştır.
 
"Al¬lah'ın kendisi zamandır, Allah bulutta idi etrafı ise havaydı" diyenlerin bilgi
 
seviyeleri ve Kuran'ı hiç anlamadıkları, hava ve zamanın ne olduğundan habersiz oldukları da
 
ortadadır.
C. HZ. MUSA AZRAİL'İ TOKATLADI MI?
Hadis: Ölüm meleği Musa'ya gelerek: "Rabbine icabet et" dedi. Bunun üzerine Musa ölüm
 
meleğinin gözüne tokat vurarak onu çıkarttı. Melek hemen Allah'a dönerek "Sen beni ölmek
 
istemeyen bir kuluna göndermişsin, o benim gözümü çıkardı" dedi.
Sahihi Müslim 10/176
Mantıkla hiç bağdaşmayan bu hadis aynı zamanda Hz. Musa'ya hakarettir. Allah'ın üstün
 
ahlaklı bir Peygamber'i nasıl olur da ölümden kaçar. Üstelik de meleğin gözünü kör edip
 
ölümden kurtulur. Hiçbir yanlışı olmayan hadis kitabı diye tanıtılan Müslim'de ve diğer
 
meşhur hadis kitaplarında bu hadis geçmektedir. Bu hadisi doğru diye kitaplarına alanların
 
hiç şüphesiz hiçbir hadisine de, hiçbir sözüne de güven olmaz.
D. PEYGAMBERİMİZ HİÇ ZALİM OLUR MU?
Ureyne ve Ukeyle kabilelerinden bir grup Medine'ye gelerek Müslüman oldular. Medine'nin
 
havası onlara dokununca Peygamber onlara deve sidiği içmelerini öğütledi.
Adamlar develeri dağıttılar ve çobanı da öldürdüler. Peygamber onları yakalattı, ellerini ve
 
ayaklarını kesti, gözlerini oydu, çölde susuz ölüme terk etti. Biz onlara su vermek
 
isteyince, Peygamber bizi engelledi."
Buhari Tıp5/1, Hanbel 3/107,163
Gözleri oymak, çölde susuz ölüme terk etmek hangi Kuran ayeti ile bağdaşır. Kendi yaptıkları
 
canilikleri hoş göstermek için bu hadisi uyduranlar, Peygamber'i cani gibi gösterip,
 
Peygamber'e hakaret etmiş oluyorlar.
E. YANGIN NASIL SÖNER
Hadis: "Yangın gördüğünüzde tekbir getiriniz, zira tekbir (Allahuekber demek) onu söndürür.
Ramuzel Hadis
Ramuzel Hadis diğer hadis kitapları kadar ünlü olmadığı için, bu kitabımızda Ramuzel
 
Hadis'ten hadislere az yer verdik. Fakat ülkemizde en çok satan hadis kitaplarından biri de
 
bu kitaptır ve alıntıladığımız hadis gibi birçok hadisi içermektedir. Eğer bu hadisi
 
birileri doğru kabul ederse itfaiye ekipleriyle beraber (Belki de itfaiye ekibi olmadan)
 
tekbir getirecek bir koroyu da yangın yerine götürmeleri gerekirdi.
F. CİNSEL MÜNASEBETLE İLGİLİ ÖNEMLİ BİR UYARI
Hadis: "Sizden birisi cinsel münasebette bulunduğu zaman eşinin cinsel organına bakmasın,
 
zira cinsel organa bakmak körlüğe sebep olur."
Feyzul Kadir 1-326
Bu garip uydurmayla dinle dalga geçmek isteyenlerin eline ilginç bir malzeme verilmiştir.
 
Belki de bu hadisi uydurarak Peygamber'e iftira edenin amacı da dinle dalga geçmekti.
 
İnsanların hayatına ve cinselliğine Kuran'ın getirmediği zorlukları ve yasakları getirmek,
 
insanlığa yapılmış bir zulümdür. Cinsel hayatı kısıtlayıcı bu tür hadislere karşın,
Peygamber'in ve arkadaşlarının cinsel hayatını olağanüstü bir tarzda anlatan münasebetsiz
 
hadisler de vardır. Bu hadislerden birine göre sahabeler Hacc'ı bitirip, kadınlarına
 
yönel¬diklerinde cinsel organlarından spermler damlıyordu.[Buhari, Hacc, 81; Müslim Hacc,
 
141] Diğer bir hadise göre Peygamber'imiz 30 erkeğin cinsel gücüne sahipti [Sahihi Buhari].
 
Başka bir hadise göre ise Peygamber nerede güzel bir kadın görse hemen eve koşar, hanımı
 
Zeynep'le cinsel ilişkiye girerdi. [Buhari, Hibe, 8]. Bu hadisleri kabul etmek mi, yoksa
 
reddetmek mi Peygamber'e saygısızlıktır, karar sizin!
G. CERAHAT YALAYAN KADIN
Hadis: "Eğer erkeğin tepesinden tırnağına kadar cerahat aksa, kadın da bunları ağzı ile
 
temizlese, yine de erkeğin hakkını ödemiş olmaz."
İbn-i Hacer el Heytemi 2/121
Geleneksel İslâm'da en çok hadis uydurulan konuların başında kadınlarla ilgili konular
 
gelmektedir. Kuran'da, kadınlara yönelik kendi bakış açılarını bulamayıp, kadınları sokmak
istedikleri şekli dinselleştirmek isteyenler, bol bol hadis uydurmuşlardır. Kitabımızın 21.
 
bölümünde detaylı bir şekilde işlediğimiz kadın konusunda, uydurulan diğer hadislerden
 
örnekleri de bulabilirsiniz.
H. NE YAPTIN EY KEÇİ?
Hadis: "Zina yapan evlilerin taşlanarak öldürülmelerini emreden ayet Hz. Ayşe'nin döşeğinin
 
altındaki sayfada yazılı bulunuyordu. Peygamber ölünce Hz. Ayşe onun gömülme işlemleri ile
 
meşgulken, evin açık kapısından içeri giren bir keçi o sayfayı yedi. Böylece taşlayarak
 
öldürme cezası Kuran'dan çıktı. Ama hükmü devam etmektedir."
İbn-i Mace 36/194,Hanbel 3/61,5/131
Bu hadis ve taşlayarak öldürmeyi savunan diğer saçma hadisler dinimize büyük zarar
 
vermişlerdir. Bu hadislerle:
1- Kuran'ın zina edenlerle ilgili hükmü iptal edilmektedir.
2- Kuran'ın hükmüne ilaveten yeni bir hüküm getirilmektedir.
3- Kuran'ın eksik olduğu iddia edilmektedir.
4- Kuran'ı eksiltenin bir keçi olduğu gibi bir saçmalık savunul¬maktadır.
Kuran'ı yeterli kabul etmemenin sonucunda, en ünlü hadis kitaplarına uydurma hadisler
 
sokarak savunulan bu inanılmaz iddiayı, önemine binaen 26. Bölüm'de özel olarak işleyeceğiz.
İ. NE TAŞTIR BU TAŞ?
Hadis: "Hacer-ül Esved cennettendir. O kardan daha beyaz idi ve müşriklerin günahı onu
 
kararttı."
Hanbel 1/307
Hadis: "Hacer-ül Esved Allah'ın yeryüzündeki sağ elidir. Onunla insanlardan dilediği ile
 
tokalaşır."
Cami-üs Sağır 1/151
Hacer-ül Esved taşı için uydurulan bu tip hadisler, hac sırasında Kabe'de ilkel hareketlerin
 
sergilenmesine sebep olmaktadır. Hacer-ül Esved taşına dokunmak için birbirini ezenleri
 
dinimizi bilmeyenler görse, bazı insanların bu taşı put edindiklerini bile zannedebilirler.
 
Bu hadisler daha evvel de alay konusu olmuştur. Hadislerin güvenilmez olduğunu Abbasiler
 
döneminde savunup, sonra siyasi konjonktürde yok olan Mutezileler: "Bu hadise göre Hacerül
 
Esved denen taş müşriklerin günahı yüzünden Kabe putperestlerin elinde iken karardıysa,
 
şimdi Kabe Müslümanların elinde olduğuna göre bu taşın beyazlaması gerekir." diyerek bu
 
hadisi savunanlarla alay etmişlerdir.
J. GEL DE ÇIK İŞİN İÇİNDEN!
Hadis: "Kalbinde hardal tohumu kadar kibir bulunan cennete giremez. Yine kalbinde hardal
 
tohumu kadar iman olan da cehenneme giremez."
Buhari 81/51
Kişiyi en ufacık fiilinde cennete gönderen bir sürü hadis vardır. Kişiyi en ufacık bir
 
fiilinde cehenneme gönderen de bir çok hadis vardır. Bu mantıksız yaklaşımlar kimi zaman
 
yukarıdaki örnekte olduğu gibi tek bir hadiste de buluşabilmektedir.
Peygamber'e yapılabilecek en büyük hakaret bu hadisleri onun söylediğini söylemektir.
 
Peygamber'in bize tek yazdırdığı, mesaj olarak Allah'tan getirdiği Kuran dinimizin tek
 
kaynağıdır.
And olsun ki size hatırlatıcı bir kitap gönderdik. Hala aklınızı çalıştırmayacak mısınız?
21- Enbiya Suresi 10
IX. BÖLÜM: HADİS İLAVELERİ
Kitabımızın buraya kadarki bölümlerinde belirttiğimiz çok önemli bir noktayı, bazı
 
yanılgıları düzeltmek için bir daha belirteceğiz. Kimileri Kuran'la, diğer hadislerle ve
 
mantıkla çelişme¬yen hadisleri kullanalım diyebilir. Fakat bu diğer hadisleri nakil edenler
 
de aynı hadisçilerdir. Bu gördüğümüz hadisleri nakledenlerin sözüne nasıl güvenebiliriz?
 
Hadisler Kuran, diğer hadisler veya mantıkla çelişmiyorsa dahi, dini bir mantığa, cennet
 
veya cehennem tasvirine, her hangi bir sevap veya günah kavramıyla, sünnet veya mekruh tipi
 
bir kavramla dahi ilave getiriyorlarsa, o hadis veya hadisin yorumu uydurma demektir. Çünkü
 
Kuran, kendisinin her şeyi açıklayan, yeterli ve dinin tek kaynağı olduğunu söylemektedir.
Sana her şey için ayrıntılı bir açıklayıcı, doğruya ileten, rahmet olan ve
Müslümanlara müjde olan kitabı indirdik.
16- Nahl Suresi 89
Kuran'a ilave bir sevap veya günah kavramını ileri sürmek bu ayetle ve kitabın 2. bölümünde
 
bir kısmını belirttiğimiz ayetlerle çelişir. Bu yüzden herhangi bir hadis Kuran'dan
 
anlaşılmayan bir şeyi ifade ediyorsa veya hadisin yorumuyla Kuran'dan anlaşılmayan bir
 
sevap, günah, sünnet, mekruh kavramı çıkartılıyorsa Kuran'ın her şeyin detaylı açıklayıcısı
 
olmasına binaen bu hadisler veya yorumları yalandır. Burada yeni bir soru ortaya çıkabilir.
 
Eğer bir hadis, Kuran, başka bir hadis ve mantıkla çelişmiyor ve dini anlayışa ilave
 
yapmıyorsa doğru mudur? Bu sorunun cevabı: "Bilemeyiz"dir. Nasıl bilebiliriz ki; bu
 
hadisler, tüm o yalanları nakledenlerin kitabından alınmıştır. Üstelik Kuran yeterli iken
 
şüpheli kaynak olan hadislerle niye uğraşalım ki? Kuran'da Allah zanna tabi olmamamızı
 
söylerken, niye Allah'ın bu emrini çiğneyip zan olan hadislerden medet umalım. Hicri 200¬300
 
yıllarında toplanmaya çalışıldığında içine giren çelişki, yalan ve mantıksızlıkları
 
gördüğümüz hadisleri, Hicri 1400'de biz mi düzelteceğiz? Tüm bu çabalar aslında Kuran'ı
 
yetersiz görmenin ve hadise kapı açmanın dinde oluşturduğu felaketi anlamamanın sonucudur.
 
Kuran'da geçmeyen bir mantığı veya bir uygulamayı dine ilave eden hadislere ise aşağıdaki 10
 
örneği verebiliriz.
A. HESAP MAKİNESİ İLE İBADET
Hadis: "Cemaatle kılınan namaz tek başına kılınan namazdan 27 derece daha üstündür. "
Buhari Ezan 30, Müslim Mescid 249, Muvatta Cemaat 1
Eğer ki bu hadisin Kuran'la, başka bir hadis veya mantıkla çelişkisini göremiyorsanız, yine
 
de uydurma olduğunu söyleyebilirsiniz. Çünkü Kuran'da böyle bir bilgi yoktur. Misvakla(diş
 
fırçası yerine kullanılan bir ağaç kökü) alınan abdestin, sarıkla kılınan namazın yirmi yedi
 
veya yetmiş kat daha sevap olduğunu söyleyen hadisler de böyledir.
B. SOL ELE DİKKAT
Hadis: "Sol elinizle yemeyiniz, içmeyiniz. Çünkü Şeytan sol eliyle yer, içer."
Hanbeli 2/8,33
Bazı gelenekçi dini grupların kurslarında sol elle yemek yiyen çocukların elleri dayaktan
 
şişirilmekte, yüzü koyun yatan çocuklar dövülüp gece yarısı kaldırılmaktadır. Çocukların
 
psikolojisini bozan bu uygulamaların sebebi ise bu ve benzeri hadislerdir.
C. DOĞAN ÇOCUK İLE İLGİLİ SEREMONİLER
Hadis: "Hazreti Peygamber çocuğa doğumunun yedinci gününde isim konmasını, çocuğun yıkanarak
 
pisliklerden temizlenmesini ve kurban kesilmesini emir buyurdu."
Tirmizi- Edeb 63/2834, Ebu Davud2837
Bu hadisi okuyan bu hadiste kötü bir şey görmeyebilir. Fakat Kuran'da çocuğa yedinci günü
 
isim konmasının veya kurban kesilmesinin gerekliliğine dair hiçbir şey yoktur. Demek ki
 
dinde olmayan bir sevap kavramını dine ilave eden bu hadis de uydurmadır. İllaki hadisin
 
zararlı bir şey ifade etmesi gerekmez. Hatta hadis iyi bir şeyi dahi sevap gibi dine sokuyor
 
veya zararlı bir şeyi mekruh yapıyorsa dine ilave getirdiği için hadisin yine uydurma olduğu
 
anlaşılır. Bu tip uydurmaların sebebi kitabın 5. Bölüm'ünde değindiğimiz gibi dini sevdirmek
 
olabilir. Fakat sebebi ne olursa olsun, insani olanı Allah'ın dinine katmak, insansal ile
 
Allah'tan olanı karıştırmaktır ki bu dine ihanettir.
D. KARA KÖPEKLERİ ÖLDÜRELİM Mİ? DEVE ŞEYTANDAN MI YARATILDI?
Hadis: "Tüm kara köpekleri öldürünüz. Çünkü onlar Şeytandır."
Hanbeli 4/85,5/54
Kuran'daki Kehf suresinde gençler ve köpekleri anlatılır. Bu gençler övülmekte ve köpeklerin
 
aleyhinde hiçbir şey söylenilmemektedir. Bu ayetleri eğer hatırlamazsanız, Peygamber
 
döneminde köpeklerin mescidde dolaştığına dair hadisi de bilmiyorsanız, bu hadis size
 
mantıksız da gelmiyorsa, sırf Kuran'da geçmeyen bir şeyi dine ilave ettiğine bakarak bu
 
hadisi ve köpekler aleyhine diğer hadisleri reddedebilirsiniz. Bu tarz hadisler yüzünden
 
köpeğin ab-desti bozduğu gibi uydurmalar üretilmiş ve insanlar hayvanlar alemindeki en yakın
 
dostlarından uzaklaştırılmışlardır.
Aslında hayvanlar alemiyle ilgili uydurma hadisler çok fazladır. Örneğin bir hadiste horozun
 
melek gördüğü için öttüğü, eşeğin şeytan gördüğü için anırdığı söylenir. (Bakınız Sahihi
 
Müslim) Farenin aslında Yahudi olduğu, bu yüzden deve sütü içmediği başka bir hadistir.
 
(Bakınız Sahihi Müslim Zühd) Karganın sapkın (fasık) olduğu da hadistir. (Bakınız Buhari
 
59/16, Hanbeli Müsned 2/52) Devenin şeytandan yaratıldığı biyolojiye (!) ışık tutacak bir
 
hadistir! (Bakınız Hanbeli Müsned 4/85) Kedinin aslanın aksırığından, domuzun filin
 
aksırığından yaratıldığını iddia eden hadisler de vardır. (Bakınız El Mecruhin 1/101) Tüm bu
 
hadisler Kuran'da geçmeyen uydurmalarıyla dinin mantıksız sanılmasına sebep olmuşlardır.
 
Şimdi sadece Kuran'dan din anlaşılmaz diyenlere soralım. Sizin dini anlamadaki yönteminize
 
göre hadisler dinin kaynağıdır. O zaman sizin yönteminize göre en güvenilir hadis
 
kitaplarında geçen bu izahları da kabul etmeniz gerekir. Kabul ediyor musunuz? Kabul
 
etmiyorsanız, sadece Kuran'ın güvenilir olduğuna ve o zaman dinin Kuran'dan anlaşılması
 
gerektiği sonucuna varırsınız. Eğer bu hadisleri kabul ediyorsanız, ne diyelim, hayırlı
 
olsun!...
E. YEMEK TAKIMLARI GÜMÜŞSE DEĞİŞTİRMEK!
Hadis: "Peygamber bize: 'Altın ve gümüş kap içerisinde yemek yemeyi ve su içmeyi yasakladı."
Buhari 12/1952
Kuran'da böyle bir yasak da, hüküm de yoktur. Bu tarzda bir ilaveyi dine sokmak, Kuran'ı
 
yetersiz görmek, Kuran'ın üzerine ilaveler yapmak manasına gelir.
F. ÜÇ PARMAK KESEN DÖRDÜNCÜYÜ DE KESSİN DAHA İYİ
Hadis: "Bir kadının parmaklarını kesmenin cezası, deve cinsinden tazminat olarak şöyledir;
 
bir parmak için on deve, iki parmak için yirmi deve, üç parmak için otuz deve, dört parmak
 
için yirmi deve."
Muvatta 43/11 Hanbel 2/182
Erkek olsun, kadın olsun birinin parmağını isteyerek veya yanlışlıkla kesenin ceza olarak
 
tazminat vermesinde bir gariplik yoktur. Fakat Kuran'da yukarıdaki gibi bir tazminat
 
belirlenmemiştir. Yani insanlar içlerinde bulundukları devir ve şartlara göre tazminatları
 
belirleyebilir. Belli bir devirde buna benzer bir tazminat verilmiş olabilirse de bu
 
tazminatın evrensel olduğu ve her dönemde deve üzerinden yapılması gerektiği yorumu
 
uydurmadır, dine ilavedir. Üstelik yukarıdaki tablo mantıklı da değildir. Nasıl üç parmağı
 
kesmenin tazminatı otuz deve iken dört parmağı kesmenin tazminatı yirmi deve olur?
G. KADINLARINIZI SÜNNET ETTİRDİNİZ Mİ?
Hadis: "Ey Atıyye, yufkadan sünnet et, derin gitme, çünkü yufka sünnet etmek (kanın üste
 
çıkmasıyla) yüzü güzelleştirir ve kocası için daha zevkli olur.
İhyau Ulumiddin - İmamı Gazali - 1/382
Kuran'da kadının da, erkeğin de sünnet olması geçmez. Sünnetin sağlığa faydalı olduğunu
 
düşünen sünnet olabilir, ama sünnet olmak istemeyen olmayabilir de. Bu dini bir sorumluluk
 
değildir. Hadiste görüldüğü gibi, kadınların sünneti de hadis başlığıyla dinimize mal
 
edilmiş bir uygulamadır. Hadise göre kadının sünneti derin kesilmemek kaydıyla yapılmalıdır.
 
Bu uygulama yüzü güzelleştirecektik) ve kadının kocasının zevk almasını sağlayacaktır.
Gazali'yi yere göğe sığdıramayıp ona Hüccetül İslam (İslam’ın senedi), Zeynüddin (Dinin
 
süsü) lakaplarını takanlar, Gazali'yi ilmin doruğu görenler, hadisleri Kuran'a eş koşanlar!
 
Kadınlarını, kızlarınızı sünnet ettirdiniz mi? Ettirmediyseniz, niye ettirmiyorsunuz? Yoksa
 
siz sünnete muhalefet mi ediyorsunuz? Yoksa siz sünneti beğenmiyor musunuz? Bu uydurma
sünnetleri beğenmeyenlerin, uydurma izahlarınıza göre kafir olacağını bilmiyor musunuz? Ne
 
yazık ki dine sokulan bu ilaveler dinin uygulanamaz bir sistem olarak görülmesine sebep
 
olmuştur. Ne yazık ki Gazali gibi en çok ciddiye alınan kişiler bu izahlara yer vermiştir.
H. NE AĞAÇTIR O! NE DİŞTİR O! NE DERİDİR O!
Hadis: "Cennette bir ağaç vardır ki binekli onun gölgesinde yüz yıl gider."
İbn-i Mace Züht 39, Müslim Cennet 6, Tirmizi Cennet 19
Hadis: "Cehennemde kafirin azı dişi Uhud dağı kadar, derisinin kalınlığı da üç günlük mesafe
 
kadardır."
Sahihi Müslim
Hadis: "Cehennem ehli ateşte o kadar büyüyecek ki kulak memesi ile boynu arası yediyüz
 
yıllık mesafe kadar olacaktır."
Hanbel - Müsned
Hadis: "Ümmetimin fakirleri zenginlerden beş yüz sene evvel cennete girecektir."
Tirmizi, İbn-i Mace
Kuran'da geçmeyen bu anlatımlar, cenneti ve cehennemi anlama hususunda ilavelerdir. Kuran
 
gerekli cennet ve cehennem tarifini yapar. Kuran gerekli izahları yapmışken bu izahları
 
yapmak, Kuran'ın izahlarına yeterince önem verilmemesine yol açar. Hadislerde Kuran'da
 
olmayan bir çok cennet ve cehennem manzarasına rastlayabiliriz. Bu açıklamalar ister
 
mantıklı olsun, ister mantıksız olsun hiçbirine aldırış etmemek gerekir. Sadece uygulama
 
alanında değil, ilave bir dini anlayış getirme alanında da hadisler kabul edilemez.
İ. DEVE ETİ YİYENE ABDEST ALDIRMAK
Hadis: "Peygamber deve eti yemekten soruldu, Peygamber 'Onu yediyseniz hemen abdest alın'
 
dedi."
Ebu Davud 1/185
Kuran'da deve etinin abdesti bozduğu geçmez. Bu yüzden Kuran'a ilave olan bu dini
 
zorlaştırıcı hüküm de dine ilavedir. Kimi mezhepler bu hadise göre deve eti yiyenin yeniden
 
abdest alması gerektiğini söylemişlerdir. Kitabımızın 36. Bölümünde Kuran'dan anlaşıldığı
 
şekliyle abdesti anlatacağız.
J. GAZALİNİN KURTULUŞ REÇETESİ
Hadis: "Salı günü gündüzün ortasında veya güneş yükseldiğinde kim ki her rekatında bir
 
Fatiha, bir Ayetel Kürsi ve üç İhlas okumak suretiyle on rekat namaz kılarsa, yetmiş gün
 
defterine günah yazılmaz, bu yetmiş gün içerisinde ölürse şehit olarak ölür ve yetmiş
 
senelik günahı bağışlanır."
İhyau Ulumiddin 1/539
Hadis: "Kim ki çarşamba günü güneş yükselince on iki rekat namaz kılar, her rekatında bir
 
Fatiha, bir Ayetel Kürsi, üç İhlas ve üç Muavezeteyn okursa arşın altından bir münadi: 'Ey
 
Allah'ın kulu! Geçmiş günahların bağışlandı. Allah kabir karanlığı azabını ve kıyametin
şiddetini senden kaldırdı, artık senin için fazla amele lüzum yok" diye bağırır ve o gün
 
kendisi için bir Peygamber sevabı yükselir."
İhyau Ulumiddin 1/540
İslam aleminin en önemli klasiklerinden kabul edilen İhyau-Ulumiddin'de Gazali,
Kuran'da geçmeyen namazları açıklamakla dine ilaveler yapmıştır. Bu hadislere göre yetmiş
 
günde bir Salı günkü namazı kılmak veya hayatta bir kez Çarşamba günkü namazı kılmak bir
 
Müslüman'a yetecektir. Tek namazla yetmiş senelik günahın bağışlanması da, Peygamber sevabı
 
da mümkün olmaktadır. Bu açıklamaları bilmeyenler İmam Gazali'nin İhyau Ulumiddin eserini
 
alsınlar da tek bir kez namaz kılmayla kurtuluşun reçetesini öğrensinler! İmam-ı Gazali akla
 
sığmayan bu uydurmaları yapmakta ve ısrarla aklın bu yollarda yürümeyeceğini, akılla sonuca
 
gidenin hüsrana uğrayacağını anlatmaktadır. Gazali felsefecilerle atışırken zirvede izahlar
 
yapmıştır. Ama fıkıh, hadis, tasavvuf alanlarında ne yazık ki aynı başarıyı gösterememiştir.
K. SİZ BU HADİSLERİ DİNİMİZE KAYNAK OLARAK YAKIŞTIRIYOR MUSUNUZ?
Hadislerin dinin kaynağı olmayacağını anlattıktan sonra hadisleri;
1. Kuran
2. Diğer hadisler
3. Mantık
4. İlaveler
açısından inceleyip dinin kaynağı olamayacaklarını, böylece Kuran'ın dinin tek kaynağı
 
olması gerektiğini gösterdik. Bu bölümlerde kullandığımız hadislerin kimisi hem Kuran, hem
 
diğer hadisler, hem mantıkla çelişip, hem de dine ilaveler yapıyordu. Fakat biz dört bölümün
 
dördüne de giren veya iki, üç maddeyi de kapsayan hadisleri tek bir başlık altında
 
inceleyip, o madde açısından o hadislerin geçersizliğini açıkladık. Kitabı ansiklopedi
 
yapmak istemedi¬ğimiz için her bölümde sadece on örnek verdik. Ümit ediyoruz ki tüm bu
 
anlatılanlar Kuran'daki aydınlığın, hadislerdeki karanlığın kavranmasını sağlayacaktır.
Şimdi hadislerin dinin kaynağı olduğunu söyleyenlere ve hadisleri dinin kaynağı yapan
 
mezheplere uyup ben Hanefi'yim, ben Şafi'yim, ben Maliki'yim diyenlere soruyoruz. Siz bu
 
hadisleri Allah'ın dininin kaynağı olmaya layık görüyor musunuz? Cevabınız eğer "Layık
 
görmüyorum" ise o zaman tüm hadisleri ve mezhebinizi terk etmek zorundasınız. Çünkü tüm bu
 
verdiğimiz örnekler hadisçilere, mezhepçilere göre en itibarlı, en doğru kaynaklara
 
dayanmaktadır. Eğer bu kaynaklar güvenilmezse, mezheplerin zihniyeti çökeceği için mezhep
 
diye bir kurum da kalmaz. Hadis ve mezheplerin ortada kalmadığı bir ortamda ise dinin
 
kaynağı olarak Kuran tek başına kalır. Zaten Allah'ın isteği de budur. 2. Bölüm'de Allah'ın
 
Kuran'da; Kuran'ın tastamam olduğunu, her şeyi açıkladığını, yeterli olduğunu, her detayı
 
içerdiğini söylediğini gördük. Bu son 4 bölümde de dinin kaynağı olarak gösterilen hadislere
 
örnekler verdik ki dinin tek kaynağının Kuran olduğu fikri iyice pekişsin. Dinin kaynağının
 
Kuran olduğunu anladıysanız mezhep ve hadislere dayalı bilgilerinizi bir kenara bırakın,
 
yalnız ve yalnız Kuran'a göre dinin teorisini ve pratiğini öğrenin. Eski bilgilerinizin
 
gele¬neklere, geleneğinizin ise mezhep ve hadislere dayanabileceğini unutmayın. Bu yüzden
 
zihninizi sıfırlayıp, Kuran'a göre dini baştan yapılandırmanız çok önemlidir. Eğer cevabınız
 
"Layık görüyorum" ise, lütfen Kuran'ı daha çok okuyun, sonra bir de hadisleri okuyun...
Ve gerçekten O (Kuran) iman edenler için bir doğruluk rehberi ve bir rahmettir.
27- Neml Suresi 77
 
AHMET AKYOL'UN
UYDURULAN DİN VE KURANDAKİ DİN. kitabından alıntı.
-------------
    İNADINA: TÜRKÜM - DOĞRUYUM – ÇALIŞKANIM
İLKEM KÜÇÜKLERİMİ KORUMAK - BÜYÜKLERİMİ SAYMAK –
YURDUMU / MİLLETİMİ ÖZÜMDEN ÇOK SEVMEKTİR.
    ÜLKÜM YÜKSELMEK - İLERİ GİTMEKTİR.
    VARLIĞIM, TÜRK VARLIĞINA ARMAĞAN OLSUN".
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages