Ecdat - geçmiş
Öncelikle merakım şu; ecdat kime
denir? Ecdat Arapça bir kelime. Türkçesi ata. Daha doğrusu ‘ata’nın çoğulu,
atalar demek. Bir ülkede yaşayan herkesin atası aynı mıdır? Türkiye Cumhuriyeti
sınırları içinde yaşayanlar “ataları” olarak kimi kabul etmelidirler? Yoksa
“ata” kavramı ile “geçmişimiz” kavramını mı karıştırıyoruz?
Kastedilen kimdir?
En büyük merakım şu; Başbakan
“Ecdadımız” dediği Osmanlı’yı “Türkler’in atası” olarak mı tanımlıyor? Bu
durumda Osmanlı Hanedanı Türkiye’de yaşayan Kürtlerin de atası mıdır? Ya da
Başbakan’ın her fırsatta saydığı etnik kimliklerin hepsinin atası olarak da
Osmanlı Hanedanı’nı mı görüyor? Bu bilinmelidir.
Osmanlı; bir aile
Hemen belirtmek istiyorum ki,
bana göre Osmanlı bizim atamız değil, geçmişimizdir. Eğer kastedilen Türklerse,
tarih boyunca kurulan 50 Türk devletinin 49’uncusudur. Sonuncusu ise şu an sahip
olduğumuz Türkiye Cumhuriyeti’dir. Osmanlı ise Anadolu’ya gelen Türkler içindeki
boylardan yani ailelerden biridir. Adı da Kayı’dır.
Anadolu’da Türkler
Türklerin Anadolu’ya resmi
girişleri olarak 1071 yılı kabul edilir. Bu tarihte Alpaslan liderliğindeki
Türkler Anadolu’ya gelmiş ve o sırada bu topraklarda egemen olan Bizans’ın
ordusuyla ile karşı karşıya kalmış. Malazgirt’te yapılan meydan savaşını
Alpaslan kazanmıştır. Bu tarih Türkler’in Anadolu’ya girişi olarak kabul
edilir.
Anadolu Beylikleri
1071’den sonraki 200 yıllık
süreçte Türkler Anadolu’da “Anadolu Selçuklu Devleti” gibi büyük devletle
birlikte çok sayıda “Beylik” adı altında küçük devletler kurmuşlar ve
bölgelerinde egemen olmuşlardır. Beylikler’in temel özelliği bunların aynı
zamanda birer aşiret - büyük aile olmalarıdır. Kalabalıklaştıkça devlet gibi
yönetilmişlerdir.
Kayı Boyu
Osmanlı İmparatorluğu’nun
temellerini atan aşiretin adı da Kayı’dır. 1200’lerde Anadolu’daki Türkler
dağılmış, küçük birimlere çekilmiş hâlde yaşıyorlardı. Altay Dağları’nda yaşayan
Oğuz Türkleri’nin göç eden bir kolu olarak kabul edilen Kayı Boyu da kendine
mekân olarak önce Ankara, sonra Bilecik- Söğüt havalisini seçmişti.
İslam gelenekleri
Kayı Boyu, çevresini saran
Bizans tekfurlarının hâkimiyetindeki Hırıstiyan ve diğer dinlere bağlı nüfusa
karşı İslam geleneklerini yaşatmaya çabalıyordu. Bu ailenin asıl efsane lideri
olan kişi Ertuğrul Gazi’dir. Ancak Ertuğrul Gazi bir devlet düzenine geçemeden
ölmüştür. Ailenin başına ise “Gazi” unvanlı Osman Bey geçmiştir
Bizans’a karşı
Osmanlı Devleti’nin tarihinin
başlangıcı bu nedenle 1299‘dur ve o günkü lideri Osman Gazi’nin adıyla anılır.
Osman Gazi’nin adı giderek devletin de adı olmuş ve hızla büyüyen devlete
“Osmanlı” denmeye başlanmıştır. Osmanlı’nın daha derli toplu bir devlet olması
ise Osman Bey’in oğlu Orhan Gazi döneminde gerçekleşmiştir.
Bursa’nın fethi
Bazı tarihçiler devletin asıl
kuruluşunu 1302’de Osman Bey’in, Koyunhisar’da Bizans ordusunu yenerek zafer
kazanması olarak kabul ederler. Ancak devletin yerine oturması 1324’te Orhan
Gazi’nin Bizans’ın en önemli kenti olan Bursa’yı fethederek başkent yapmasıyla
sağlanmıştır. Bursa’nın kaybı Bizans’ın da sonunu getirecektir.
1402’ye kadar
Bursa’nın başkent olmasıyla
rahatlayan Osmanlı devleti hızla serpilmeye başladı. Genişledi, Bizans’a karşı
ciddi bir tehdit oldu. Orhan Bey’in oğlu Murat (Birinci) döneminde Rumeli’ye de
geçildi, Edirne’ye kadar hatta oradan daha da Batı’ya gidildi. Murat’ın oğlu
Yıldırım unvanlı I. Beyazıt dönemi çok iyi başladı ama hiç de iyi
bitmedi.
Fetret dönemi
İstanbul’u da fethetmeye çalışan
ama başaramayan Yıldırım Beyazıt’ı 1402’de Timur’la giriştiği Ankara savaşı
bitirdi. Bu olay Osmanlı devletini “fetret dönemi” olarak adlandırılan “ilk”
duraklama dönemine soktu. Beyazıt’tan sonra Çelebi Mehmet döneminde devlet
yıkılma tehlikesi geçirdi. Şeyh Bedrettin isyanı da bu dönemdedir.
Murat’la diriliş
Taht kavgalarıyla geçen ve
Bizans’ın da müdâhil olduğu bir dizi olay sonunda şehzade Murat (ikinci) tahta
çıkarak devleti tekrar toparladı, güvenliği sağladı. II. Murat bir süre sonra
tahtını oğlu Mehmet’e (Fatih) bıraktı, ancak Mehmet’in henüz çok genç olması
nedeniyle tekrar tahta çıktı. Sonunda II. Mehmet devletin başına
oturdu.
İstanbul’un fethi
İkinci Mehmet, atalarının en
büyük ideali olan İstanbul’u almak için kolları sıvadı ve 1453’te bunu başardı.
Bin yıllık Bizans saltanatı da böylelikle tarihe gömüldü, Mehmet’e “Fatih”
unvanı verildi. Osmanlı Devleti bundan sonra artık “Osmanlı İmparatorluğu”
olarak anılmaya başlandı. İstanbul alınmasa belki Osmanlı da tarihe
karışacaktı.
Hanedan devleti
İstanbul’un fethine kadar
geldik. Hepimizin bildiği tarih bu. Uzatmaya gerek yok. Söylemek istediğim şu
ki, 600 yıl hüküm süren bu devlet sonuçta bir “aile” devleti. Devlet yönetimi
“babadan oğula” geçmiş. Oğulun çok akıllı, zeki, bilgili ve yetenekli olmasının
hiçbir önemi yok. Gün gelmiş deli, gün gelmiş meczup tahta çıkmış.
Tarih böyle
Bu sadece Osmanlı için mi
geçerli. Hayır. Tarih boyunca toplumları “hanedanlar” yönetmiş. Taa ki 1789
Fransız İhtilali’ne kadar. Ancak bu tarihten sonra “devlet yönetmenin” sadece
bir aileye ve fertlerine özgü bir şey olmaması gerektiği anlaşılmış ve o
tarihten sonra hanedanlar birer birer yıkılmaya başlamış.
Neden ecdadımız?
İşte bu nedenle Osmanlı
Hanedanı’nı, zaferleriyle, başarılarıyla, tarihe geçen öneli adımlarıyla, ama
aynı zamanda zaafları, yanlışları ve hatta kötülükleri ile “ecdadımız” olarak
değil “geçmişimiz” olarak görmeyi tercih ediyorum. Ayrıca başta da yazdığım gibi
“Neye göre ve hangimizin ecdadı?” sorusunu da gerekli buluyorum.
Küçük bir örnek
Sohbetimizin sonunda hepsi
eskiden hanedanlarla yönetilen Avrupa ve Asya ülkelerinden hangisinin “babadan
oğula geçen bir yöntemle” yönetilmiş eski devletlerini “ecdat” olarak kabul
ettiklerini de sormak istiyorum. Örneğin bugün bir Fransız 1789’da yıkılan
imparator ailesini ecdadı olarak kabul etmekte midir?
Benim miladım 1923
Bu açıdan bakınca, kendisini
Türk olarak tanımlayan biri olarak, ecdadımızın Osmanlı‘ya değil en az iki bin
yıl öncesine dayandığına inanıyorum ve bugün için miladın Cumhuriyet’in ilanı
olan 1923 olduğunu düşünüyorum. Çünkü artık biz böyle yaşıyoruz ve böyle yaşamak
istiyoruz. Kurduğumuz son devlet bu çünkü. Artık akıllısıyla delisiyle bir
ailenin fertlerinin değil, halkın seçtiği kimselerin yönetimindeyiz.
Hepinize iyi haftalar
dilerim.