Ülkemizin Tıbbi Bitkiler Herbaryumu Kuruluyor

5 views
Skip to first unread message

GAYEDAR

unread,
Sep 13, 2008, 5:50:24 PM9/13/08
to BİYOLOGLAR
Ege Üniversitesi (EÜ) Eczacılık Fakültesi, Türkiye'deki tıbbi
bitkilerin tanıtılması için herbaryum çalışması başlattı. Herbaryum,
kurutulmuş bitki örneklerinin bilimsel bir ortamda saklanması anlamına
geliyor. Fakülte çalışanları dağ dağ, ova ova gezerek bitkileri
topluyor ve kayıt altına alıyor. Hangi bölgeden, hangi yükseltiden
toplandığı yazılıyor. Eczacılık Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ulvi
Zeybek, ülkemizdeki tıbbi bitkilerin tanıtılması için bilgisayar
ortamında herbaryum programı hazırladıklarını söyledi. Prof. Dr.
Zeybek, üç yılda tamamlanması gereken projenin ancak yüzde 30-40'ının
biteceğini tahmin ettiklerini kaydetti. Zeybek, arazi aracı tasarruf
tedbirlerine takıldığı için böyle bir gecikme yaşanacağını ifade
etti.


Herbaryumda bitkinin daha tazeyken tayini yapılıyor ve bilimsel bir
şekilde toplanıp kayda alınıyor. Ülkedeki tıbbi bitkilerin
tanıtılmasıyla ilgili olarak bilgisayar ortamında herbaryum programı
hazırladıklarını belirten Prof. Dr. Zeybek ve ekibi, arazi aracı
ihtiyacını ya misafir hocaların yanlarında getirdikleri jiplerle ya da
Orman Bölge Müdürlüğü'nün bölgelere giderken bindikleri araçlarla
zorlu şartlar altında karşılamaya çalışıyor. EÜ Eczacılık Fakültesi
Farmasötik Botanik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ulvi Zeybek, Anadolu
florasında bulunan tıbbi bitkilerle ilgili çalışmayla adeta bir bitki
haritası çıkaracaklarını belirtti. Zeybek, "Bunlar yalnızca Anadolu'da
var. Kaybolup giderlerse, bu zenginliklerimizin kaybolduğunun bile
farkına varmayız. O yüzden kayda alınması ve örneklerinin saklanması
gerekiyor." dedi.

Bugün İngiltere'de misyonerlerin sadece kendi ülkeleriyle değil, bütün
dünyayla ilgili bitki örnekleri götürdüğünü ve bunların saklandığı "Q
Herbaryum" isimli dünyanın en meşhur herbaryumunun bulunduğunu
hatırlatan Prof. Dr. Zeybek, Anadolu'dan da binlerce bitkinin oraya
gittiğini anlattı. "Türkiye florasını bizden daha iyi biliyorlar
diyebiliriz. Bitkilerimize bilimsel anlamda sahip çıkmamız gerekir.
Bunda da üniversitelere büyük görev düşüyor." diyen Zeybek
üniversiteler ticaret değil, bilim kuruluşu olduğundan dolayı
desteklenmesi gerektiğini söyledi. Böylece bu tip herbaryumların
kurabileceğini ve gidip doğadan bitkilerin toplanarak nesiller boyu
aktarılabileceği kaydeden Prof. Dr. Zeybek, "Araziye çıkabilmek için
jip gerekir, kayda girmek için eleman gerekir. Bunlar sağlandığı zaman
üniversitelere güzel bir ağ oluşturulur. Her bir bireyin sivil toplum
üyesi gibi davranması gerekiyor. Yurtdışından misafir hocalar
geldiğinde, onların araçlarıyla gidiyoruz. Zaman zaman Orman Bölge
Müdürlüğü ekipleri Nif'e veya Spil'e çıktıklarında birlikte gidiyoruz.
Kendimizinkiler arazi aracı olmadığı için mesela Samsun Dağı'na yaya
çıkıyoruz. Jandarmadan izin alıyoruz. Projelere araç yazdığımızda,
tasarruf tedbirleri sebebiyle üstü çiziliyor." diye konuştu. Avusturya
ile ortak yeni bir AB projesi için Birleşmiş Milletlerden arazi
aracını talep ettiklerini anlatan Zeybek, "Bir jeepin maliyeti belli.
Şehir içinde kullanılan lüks araç istemiyoruz. Deri koltuklu olmasın,
ben topladığım bitkileri buraya indireyim, laboratuvarımda
düzenleyeyim. Bir tane bile olsa çalışmalarımızı rahatlıkla
yürütebiliriz." dedi. Prof. Dr. Zeybek, uydu takip sistemi
aracılığıyla koordinatları belirlenen araçlarla artık pusulaya bile
gerek olmadığını, tıbbi bitkilerin başka bilimadamlarının eliyle
koymuş gibi bulabileceğini sözlerine ekledi.

EÜ Fen Fakültesi'nin herbaryumunu babası Prof. Dr. Necmettin Zeybek'in
kurduğunu, Eczacılık Fakültesi'nin herbaryumunun kurucusunun da o
olduğunu anlatan Prof. Dr. Ulvi Zeybek, babasının oradaki bilgilerini
Eczacılık Fakültesi'ne aktardığını söyledi. Burada Eczacılık
Fakültesi'nin, Fen Fakültesi herbaryumundan farkının sadece tıbbi
bitkilere odaklanması olduğunu anlatan Zeybek'in verdiği bilgilere
göre tıbbi bitkilerin herbaryumunu Eczacılık Fakültesi oluşturmaya
başladı. Bütün Türkiye'yi içeren bu çalışmayla Doğu Karadeniz'in bir
yaylasından toplanan bitkiler de, Kuşadası Davutlar bölgesindeki
toplanan bitkiler de, Samsun Dağı'ndan toplanan bitkiler de yer
alacak. Türkiye'de 10 binden fazla bitki var. Bunlardan sadece 2 bin
800 kadarı herbaryumda kayıtlı. Büyük çoğunluğu da endemik denilen
mahalli bitkilerden oluşuyor. Tıbbi olanların bazı alt türleri veya
endemik türler çok küçük bir alanda bulunuyor. Oradan nesli
tükenmemesi için bir veya iki tane bitkiyi söküp getiren ekip, uygun
şartlarda kurutuyor ve kartonlara yapıştırıyor. Bitkinin familyası,
cinsi, türü ve alt türü yazılıyor. Tohumlar da küçük zarfçıklara
konuyor. Eğer döneminde toplanmışsa orada saklanıyor. Gerekirse
botanik bahçesinde tohum katalogları oluşturuluyor. Canlı tohum
örnekleri orada saklanıyor. Derin dondurulmuş ortamda saklanabilen ya
da gereken dönemde kullanılmak üzere küçük küçük zarflarda muhafaza
edilen bu tohumlar, uzun yıllar geçerse verimliliğini ve canlılığını
yitiriyor.

Türkiye'de henüz tıbbi bitkilerle ilgili tam bir envanter çıkmadığını,
çünkü küçük alan taramaları yapılmadığını anlatan Ulvi Zeybek, bunun
çok zahmetli ve uzun yıllar alan bir iş olduğunu hatırlattı. Peter
Davis'in "Floor of Turkey" isimli kitabından bahseden Prof. Dr.
Zeybek, "1965'lerde yayınlanmış olan bu kitap, 12 ciltten oluşuyor.
Kitapta, belirli bitkiler üzerinde ihtitas yapmış bilimadamlarının
tayinleri bulunuyor. Mesela kardelen bitkisi var ki bu bitki, EÜ
Eczacılık Fakültesi kataloğu ve herbaryumunda da mevcut." dedi.
Zeybek, bu envanterden sonra 1965 ve 1966 yıllarında bulunan
bitkilerin yerinde şimdi başka şeyler olduğunu anlatarak, "Ya fabrika
kurulmuş, ya şehirleşmeden dolayı bir mahalle olmuş. Floor of Turkey
kitabında, İzmir'in Güzelyalı semtinden toplanmış bitkiler bile var.
Bugün Güzelyalı'da tek bir bitki bulamazsınız. Hattâ oradan,
'kokaryalı' diye bahsederler, o günük bitkilerin kokusundan
esinlenilmiş. Mesela Manisa tepeleri de parsellendi, çeşit çeşit
siteler yapıldı." şeklinde konuştu.

(Cihan Haber Ajansı)
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages