Hepimiz Bilgi Üniversitesi öğrencileriyiz. Bu okula gelmeden kimimizin idealleri vardı, kimilerimiz sadece olduğu şekliyle kabul edip geldik. Sonuç olarak hepimiz aynı çatı altındayız, ortak paydamızda en azından tek bir şey var, bu da bu okulun bir öğrencisi olmaktı. Bilgi Üniversitesi öğrencisi olan bizler gitgide kendini daha da çıkmaza sokan bir yönetimle karşı karşıyayız. Bölümlerin başına gelen ve hala gelmekte olan olaylardan hepimiz endişe duyuyoruz, ses çıkarmak, olanlara son verme gayreti içindeyiz. Samimiyet ve özveriyle profillerini çizmiş önemli isimlerin çeşitli bahanelerle görevlerinden alınması, geçmişte yaşadığımız birçok örneğin yanına bir yenisini daha ekledi. Ayrıca birçok öğrenci yetiştirmekte olan bölümleri, öğrencilerinin geleceğini düşünmeden kapatma kararı alan bir yönetimle karşı karşıyayız. İdeolojik olarak bize uzak
olsa da, aslında olan biten her şey bize çok yakın. Olayların içindeyiz, tam merkezine sürüklenmiş haksızlığa uğramış, uğrayan ve uğrayacak olanlarız.
02.01.2011 Pazar günü, yönetimin, herkesin ilgisini ve dikkatini yoğunlaştırdığı sindirme politikalarının büyük ve çok ciddi bir örneğiyle karşılaştık. Üniversiteler düşünce ve ifade özgürlüğünün bel kemiğidir. Aykırı görüşlerin tartışma imkanı bulduğu, insanların toplum yapısını sorgulayıcı projeler üretebildikleri, düşünce özgürlüğünün en korunaklı olması gereken kurumlardır. İfade özgürlüğünün olduğu, akıl ile idare edilen, baskısız, sansürsüz bir eğitime sahip olmak bize dünyayı daha geniş bir çerçeveden görmeyi, yenilikçi ve ilerici olmayı sağlayan yegane temeldir. Eğitim kurumlarının bu konumunu engelleyecek, sınırlandıracak ve
hatta tartışmaya açacak olan türden hiç bir hareketi kabul edilemez. Bu eylemler doğrudan üniversitelerin bağımsızlığına ve demokrasiye karşı yapılmıştır.
Kimimiz bölümümüzün kapatılmasıyla karşı karşıyayız, kimimiz yangın yerinin tam ortasında kalmış hatta sürüklenmiş kişileriz, kimimiz ise belki sadece olanı biteni şaşkınlıkla izlemekteyiz. Ama hepimizin ortak paydasında aynı okulun bireyleri olmamıza bir yenisi daha eklendi. Bu da şu anda var olan yönetimin kabul edilemez kararları ve uygulama şekli/şekilleri sonucunda üstümüzde yarattığı etkiler.
İnternet üzerinden tepkilerimizi, desteğimizi gösteriyoruz. Gücümüzü bir araya getirerek pekiştiriyoruz. Şimdi ise sıra sesimizi gerçek anlamda duyurmakta. Ekteki dilekçe hepimizin içinde bulunduğu duruma değinen, avukatlara danışılarak oluşturulmuştur. Siz de buna dahil olun, artık bir şeyler yapma vakti geldi de çattı. Bireysel olarak dolduracağımız, rektörlüğe itafen yazılmış dilekçelerimizi öğrenci işlerine elden vererek önlerine yığacağız.
Hepimizin bildiği gibi bu Pazartesi (10.01.2011) tarihinde VCD, POV, FTV bölümlerinin jürilerinin başlangıç günü (idi) fakat bugün aniden alınan bir karar üstüne jüriler iptal edildi. Gelin hepimiz o gün oraya imzaladığımız dilekçelerimizle gidelim, ard arda öğrenci işlerine bunları teslim edelim. Ve şunun farkında olalım ki o gün orada çok kalabalık olacağız! Destekleyen hem dışarıdan hem okuldan birçok öğrenci, akademisyen bizlerle olacak.
Artık sesimizi duyurma vakti geldi. Bu sadece bir başlangıç...