[BiLGi-Liste] Protestschreiben an ARD - Aghet

7 views
Skip to first unread message

Bil...@web.de

unread,
Apr 19, 2010, 4:46:30 PM4/19/10
to bilgi...@googlegroups.com
/
//
// Bilgi (http://www.bilisim.de)
---------------------------------------------------------------------

Sayin dernek yöneticileri, degerli arkadaslar.

Ekteki yazinin dikkatle okunup gerekli destegin verilmesini rica ediyoruz. Bu yazi, ARD nin tek tarafli, „Dökümantar yapim“ adi altinda seyirciyi kandiran, yayinciligin yüz karasi tutumunu proteso icin yazilmistir. Yazi muhtelif derneklerin katkisiyla ortak olarak hazirlanmistir.

Konuyla ilgili sorulariniz olursa bana asagidaki telefonlardan ulasabilirsiniz.

Selamlar, saygilar

Naim Yilmazbayhan

Tel: +49 721 93272-40
Fax: +49 721 93272-92
Mobil: 0171 7201 270


***


Aysel Özkan Ministerin

Ab 19.4.2010

Landesregierung

Niedersachsen stellt Weichen für 2020 - Änderungen in vier Ministerien

http://www.cdu-niedersachsen.de, 19. 04. 2010

Niedersachsens Ministerpräsident Christian Wulff bildet sein Kabinett um. Dabei kommt es in vier Ressorts zu Veränderungen. Mit der 38jährigen Aygül Özkan wird erstmals eine Frau mit Migrationshintergrund Ministerin in Deutschland.


***

„Istanbul – Schmelztiegel der Kulturen“
http://www.arte.tv/istanbul

Eine Stadt im Aufbruch, die Welt schaut hin: die Metropole Istanbul präsentiert sich 2010 als europäische Hauptstadt der Kultur. Das crossmediale Projekt „Istanbul – Schmelztiegel der Kulturen“ taucht ein in den urbanen Mikrokosmos und macht die kulturelle Vielfalt der Stadt am Bosporus in ihrer Komplexität erlebbar. Ausgangspunkt ist die Galata-Brücke.

http://istanbul.arte.tv/de/projekt/

***

Zypern
Aphrodites geplünderte Insel
Ein Film von Gustav W. Trampitsch
Sendetermin

So, 18.04.10, 10.30 Uhr

Von der Antike bis in die Gegenwart erstreckt sich ein unerschöpflicher Vorrat an Mythen und Abenteuern, an Gerichten und Gerüchten. Die Reihe "Helden, Kult und Küche" erzählt von Taten und Untaten, von Kriegern und Helden und von Wundern des Alltags. Sie richtet seinen Focus einmal auf Großes und Unerhörtes, dann wieder auf Unauffälliges, auf scheinbar Belangloses.

http://www.phoenix.de/content/phoenix/die_sendungen/zypern/295375?datum=2010-04-15

***

Mord an Armeniern
Grass und die Türken

Der Literaturnobelpreisträger fand die richtigen Worte. Er bewegte die Türken dazu, den Massenmord an den Armeniern aufzuarbeiten und sich zu entschuldigen.

http://www.zeit.de/kultur/film/2010-04/grass-tuerkei-armenier


***

Alman 1. televizyon kanali ARD tarafindan 1915 olaylariyla ilgili olarak yayinlanan "Aghet-Bir soykirim" belgeseline tepkiler devam ediyor

Almanya Türk Toplumu (TGD), ARD'nin Baskani Peter Boudgoust'a, bir protesto mektubu gönderdi.

http://www.tgd.de/index.php?newlang=tur


***

Brief an ARD-Vorsitzender Peter Boudgoust

Sendung des ARD-Fernsehen am 9.4.2010 „Aghet“

Sehr geehrter Herr Boudgoust,

in der Sendung des ARD-Fernsehens am 9.4.2010 um 23.30 Uhr wurden die tragischen Ereignisse im Jahr 1915 im damaligen Osmanischen Reich als „Völkermord“ dargestellt.

http://www.tgd.de/index.php?newlang=deu


***

ARD-Doku "Aghet" über das Massaker an den Armeniern
Von Arno Orzessek

Die NDR-Produktion "Aghet" über den Völkermord an den Armeniern vor 95 Jahren zeigt das Grauenhafte des Genozids in ungeheurer Dichte und mit historischer Schärfe. Zwischen 1915 und 1918 kamen bis zu 1,5 Millionen Menschen im Osmanischen Reich ums Leben, ermordet von osmanisch-türkischen Nationalisten unter Duldung des verbündeten deutschen Kaiserreichs.

http://www.dradio.de/dkultur/sendungen/fazit/1160799/

***

AGHET=FELAKET

ARD-AGHET
10.04.2010

Alman ARD televizyonu geçtigimiz cuma aksami gösterdigi tarafli belgesel ile, belgeselde yer alan kimi siyasetçiler de her zaman oldugu gibi olaylari çarpitarak yurttaslarimizin tepkisine yol açtilar.

Öncelikle hangi televizyon kanali olursa olsun tarihsel olaylari çarpitmanin yanlisligini, gerçeklerin er ya da geç ortaya çikacagini, düsünerek belgeseller yapmalidirlar. Belgeseller, adi üstünde belge, bilgi niteliginde olmali degil mi? Kapitalist Dünya’da belgeseller de yalan rüzgarina benzemis durumda. Oysa ARD televizyonun ‘Aghet’ ( Ermenice: felaket ) ismini verdigi belgeselde kanalin kendisi Aghet ( felaketti ).

Devlet kanali özelligi de tasiyan bu kanalin en azindan tarafsiz olma zorunlulugu yok mudur? Örrnegin:

• Yanlis bilgileri tarihçi olmayan tiyatro sanatçilarina okutup, duygu sömürüsü yapacagina, en azindan onlarin karsisina karsi görüsten bir tarihçi konamaz miydi?
• Soykirim belgeseli diye hazirladiginiz sözümona belgeselin degerlendirmesini yirmi yasinda bir boksöre yaptirirsaniz , iyi bir komedi bile yapamamis sayilirsiniz.
• Öldürülmesini siddetle kinadigimiz Hrant Dink için belgeselde yer verip, yirmi yilda Asala tarafindan öldürülen 35 Türk diplomatinin adini bile anmamak, yasasaydi Hrant Dink’i de çildirtirdi.
• 2000 yilinda soykirimi kabul etmedigini Süddeutschezeitung’a* verdigi bir söyleside belirten Cem özdemir’e bu belgeselde Türkiye “soykirimi kabul etmeye zorlanmalidir” dedirtirken, “
tarihi olaylari tarihçiler degerlendirmeli” görüsünde olan Hakki Keskin gibi siyasetçilere düsüncelerini sormamak bu belgeseli yüzyilin felaketi (Aghet=felaket ) yapmistir.
Tüm insanligin kardesliginden, esitliginden, özgürlügünden yana olan demokratik bir örgüt olan HDF nin üyeleri olarak, Türk ve Ermeni halklarinin geçmiste yasadiklari acilari kendileri çözmeleri en akillica ve özlenen çözümdür. Onun disinda araya girecek her kimse, her ülke, her siyasetçi bu olayi kendi çikarina kullanmaya önümümzdeki yüzyillarda da kullanmaya devam edecektir. Ayni sekide Almanya’da yasayan yurttaslarimiz da seçimlerde dün dündür, bugün de bugündür siyasetçilerini yeniden degerlendirecektir.

Necip Sahin
HDF Genel Baskan Yardimcisi
http://www.thd-muenchen.de
Tel: 0179/4934850
necip...@gmx.de


***


KARDELENLER KAR ALTINDA KALMASIN
2 PERDELIK GÜLDÜRÜ

Karlsruhe, 24 Nisan 2010, Cumartesi

Yazar Sabriye Cemboluk, Tiyatro Ayna için yazdigi iki perdelik güldürüde Türkiye’nin
egitim sorunlari yasayan ''kardelenleri'' ile Almanya’nin taninmayan ''kardelenleri''
arasinda bir baglanti kuruyor. Oyun, Almanya'da Türk çocuklari ve gençlerinin
yasadigi Türkçe yasagi, yabanci düsmanligi ve uyum sorunlarini mizahi ve elestirel
bir bakisla ele aliyor.

Yönetmen Nejla Koçak, Almanya’da bozulan ekonomik sistemin, issizligin ve sosyal
dengesizliklerin etkiledigi renkli kisilikleri, toplumun kendini görebilecegi bir ayna
misali seyirciyle bulusturuyor.

PROJENIN AMACI:
24 Nisan 2010 tarihindeki ''Kardelenler Kar Altinda Kalmasin'' adli oyunumuzun geliri
ve sponsorlarimizin yapacaklari maddi destekler, Türkiye’de yardim ihtiyaci olan bir
okula ve kizlar yurduna bagislanacaktir.

Saygideger sanatseverler ve tiyatroseverler, sizlerin projemize destegini bekliyor ve
simdiden katiliminiz için tesekkür ediyoruz.

Oyun tarihi: 24 Nisan 2010
Saat: 19:30
Yer: Königsberger str. 35a
Waldorfschule
76139 Karlsruhe Waldstadt
Iletisim: Tiyatro Ayna, Yönetmen Nejla Koçak
E-mail: kocak...@gmail.com
Mobil: 0176-45152350


***

Daimlers Standort in der Türkei

17.04.10 – Mercedes Benz will sein Nutzfahrzeug-Engagement in der Türkei weiter ausbauen und dort neue Marktsegmente erschließen. Angesichts einer steigenden Nachfrage nach schweren Fernverkehrs-Lkws im Premiumsegment wird deshalb nicht nur der Actros Ende des Jahres in den türkischen Markt eingeführt, sondern auch am Standort Aksaray montiert werden.

Im vergangenen Jahr konnten die Stuttgarter den Marktanteil in der Türkei entgegen dem Markttrend steigern und sind mit einem Marktanteil von 41,1 Prozent im Segment der schweren Lkws klarer Spitzenreiter. Mit dem Actros soll diese Position nun weiter gestärkt werden, wobei bereits jetzt die Türkei nach Deutschland und Brasilien der drittgrößte Absatzmarkt ist. (auto-reporter.net/hhg)

http://auto-presse.de/news-auto.php?action=view&newsid=57025


***

Alman Federal Meclisi
Matbu Evrak No: 17/824
17. Dönem
25. 02. 2010

Federal Hükümet’in, Katrin Werner, Jan van Aken, Christine Buchholz, Wolfgang Gehrcke, Annette Groth, Stefan Liebich ve Sol Parti Meclis Grubu’nun

“Ermenilerin 1915 yilinda sürgün edilmeleri ve katledilmelerinin anilmasi - Almanya, Türkler ile Ermenilerin barismasina katkida bulunmalidir” baslik ve 15/5689 sayili önergenin uygulanmasi”

baslikli ve 17/687 sayili soru önergesine verdigi yanit

Önergeyi verenlerin önsözü:

Osmanli Imparatorlugu döneminde Ermeni ve diger yerli Hristiyanlara (Aramiler, Süryaniler ve Rumlara) karsi gerçeklestirilen soykirim, Türk tarihinin bugüne kadar yüzlesilmemis bir bölümünü olusturmaktadir. Bes yil süren Jöntürk rejimi sirasinda, 1913-1918 yillari arasinda 1,5 milyona yakin Ermeni katledilmis veya tehcir yoluyla Mezopotamya çölünde yasam tehlikesi olusturan kosullara maruz birakilmislar, bu ise Osmanli topraklari içinde neredeyse tamamen yok edilmelerine neden olmustur. Bu devlet suçunun tabu haline getirilmesine yönelik olarak Türkiye Cumhuriyeti’nin on yillarca izledigi politika sonucunda Ermeni diasporalari, üçüncü ülkelerde soykirimin resmen taninmasi ve kinanmasina dair karar alinmasi için girisimde bulunmak zorunda kalmislardir. Soykirimin tarihi bir gerçek olarak kabul edilmesi, Türkler ile Ermeniler arasinda medeni baris süreçlerinin ortaya çikabilmesi için sart teskil etmektedir.

Buna karsilik Türkiye, tehcirin arkasinda yok etme niyetinin yattigini bugüne kadar inkar ederek, kurban sayisinin yüksek olmasini o zamanin savas kosullari ile teknik yetersizliklere baglamaktadir. Sivil toplum düzeyinde, aydin çevreleri ve Türk basininda ise son yillarda tarihe daha elestirel bir bakis açisindan önemli ilerlemeler kaydedilmistir. Ermeni gazeteci Hrant Dink cinayetiyle hukuki ve siyasi açidan yeterince yüzlesilmemesinin de sonucu olarak Ermenilerin kaderi konusunda toplum içinde genis tartismalar baslatilmistir. 2008 yilinda, aralarina daha sonra 30 binden fazla Türk vatandasinin da katildigi 200 aydin, sanal ortamda, 1915 yilinda Ermenilerin maruz kaldigi “Büyük Felaket”ten ötürü sahsen özür diledikleri bir kampanya baslatmistir. Bu konuda, degistirilen 301’nci Madde (“Türk milletini asagilama”) çerçevesinde ifade özgürlügünün halen kisitlanmakta oldugu da göz önünde bulunduruldugunda, sözkonusu kampanya kaydadeger bir sivil itaatsizlik örnegini teskil etmekte ve demokratik sivil toplumun giderek artan bir kisminin tarihle açik bir sekilde yüzlesilmesinden yana oldugunu göstermektedir. Basin ve ifade özgürlügünün resmi tarihi elestirenler için de tam anlamiyla saglanmasi, Türkiye’deki demokratiklesme sürecinin devam etmesi ve ülkenin AB üyeligine ehil olmasi açisindan mihenk tasi olacaktir.

Federal Meclis 2005 yilinda oy birligiyle kabul edilen bir önergeyle, Osmanli Imparatorlugu döneminde Ermenilere karsi meydana gelen katliamlari kinamis ve Türkler ile Ermenilerin barismasina katkida bulunma hedefini belirlemistir. Soykirimin bu yilki 95’nci yildönümü, bilanço çikarmak açisindan uygun bir vesile teskil etmektedir. Almanya Federal Cumhuriyeti, önergede belirtilen talepleri bugüne kadar yerine getirmemistir. Soru önergesi uyarinca, “20’nci Yüzyil’da yasanan etnik anlasmazliklarla yüzlesilmesinin bir parçasi olarak Almanya’da da Ermenilerin sürgüne ugramalari ve yok edilmeleriyle yüzlesilmesi” Almanya’nin egitim politikasinin görevi olarak öngörülmekteydi (Federal Meclis Matbu Evrak No:15/5689). Ancak, Ermenilere karsi gerçeklestirilen soykirim Brandenburg Eyaleti disinda hiçbir Eyalet’te tarih dersleri müfredatina dahil edilememistir. Brandenburg Eyaleti, buna daha önerge Federal Meclis’te kabul edilmeden önce karar vermisti. Bu konunun Alman okullarinda islenmesi, demokratik egitim açisindan çok büyük önem tasimaktadir. Zira Alman Imparatorlugu o dönemde Osmanli Imparatorlugu’nun müttefiki olarak vahseti durdurmak için hiçbir girisimde bulunmadigi için sorumluluk tasimaktadir. Bu itibarla soykirim, Almanya’daki ögrencilerin bilgi sahibi olmalari gereken Alman tarihinin de bir parçasini olusturmaktadir.

Bu baglamda Lepsius hakkinda gerçege dayanan bilgiler de verilmelidir. Protestan teolog Johannes Lepsius süphesiz Ermenilerin ihtirasli bir avukatiydi, ancak bu konuda tek degildi. Örnegin, pasifist yazar Armin T. Wegner, sosyalist Imparatorluk Milletvekilleri Karl Liebknecht, Eduard Bernstein, Georg Ledebour ve Georg Gradnauer gibi ünlü sahsiyetler de Ermeni halkinin var olma hakkini savunmuslardir. Ayrica, bir yandan Lepsius’un rolü tek tarafli olarak abartilirken, diger yandan kendisinin demokrasi ve Yahudi karsiti bir zihniyete sahip oldugu görmezlikten gelinmesi, Alman milliyetçilerin yaptigi gibi tarihin çarptirilmasina hizmet eder.

Federal Meclis’te kabul edilen önergenin diger bir zayif noktasini, Ermeni katliaminin yoruma açik olan degerlendirmesi olusturmaktadir. Özellikle “çok sayida bagimsiz tarihçi, parlamento ve uluslararasi kurulus Ermenilerin sürgüne gönderilmesi ve imha edilmesini soykirim olarak tanimlamaktadir” cümlesi (Federal Meclis Matbu Evrak No: 15/5689), Federal Meclis açik bir biçimde katliami soykirim olarak degerlendirmedigi için, Federal Meclis’in bu görüsü paylasmadigi yönünde yanlis anlasilmaya yol açabilecek niteliktedir. Bu nedenle Federal Hükümetin tutumunun açikliga kavusturulmasina ihtiyaç duyulmaktadir.


1. Federal Hükümet, “Ermenilerin 1915 yilinda sürgün edilmeleri ve katledilmelerinin anilmasi - Almanya, Türkler ile Ermenilerin barismasina katkida bulunmalidir” baslik ve 15/5689 sayili önergenin kabul edilmesinden bu yana

a) resmi tarihi elestirenlerin demokratik bir hak olan düsünce özgürlügünden cezai takibata maruz kalmaksizin yararlanmalarinin saglanmasi amaciyla Türk Hükümeti nezdinde girisimde bulunmak amaciyla,

b) Türkler ile Ermenilerin barismasi için çaba gösteren sivil toplum kuruluslari ve insan haklarini savunan kuruluslarin gayretlerini siyasi açidan desteklemek amaciyla,

c) Almanya’daki Türk ve Ermeni göçmen örgütleri arasinda tarihi olaylari hakkinda diyalogu tesvik etmek amaciyla,

d) Alman Imparatorlugu’nun “gurur duyulmayacak rolü” (Federal Meclis Matbu Evrak No: 15/5689) ve sorumlulugu hakkinda Almanya’da bilimsel arastirmalarin devam ettirilmesinin tesviki amaciyla hangi somut adimlari atmistir?

Cevap 1a) Görüs bildirme özgürlügü her demokrasinin temellerinden birini teskil etmektedir. Federal Hükümet ve AB’nin düsünce özgürlügü alaninda Türkiye’den beklentileri, Federal Hükümet’in destegiyle olusturulan Türkiye Katilim Ortakligi’nda yer alan ilkeler, öncelikler ve sartlar araciligiyla açik bir sekilde belirlenmistir. Federal Hükümet sözü edilen beklentileri baglaminda, Türk Hükümeti ile yapilan ikili görüsmeler, AB üyelik müzakereleri, AGIT ve Avrupa Konseyi çerçevesinde her düzeyde Türkiye’deki durumun kararli bir sekilde düzeltilmesi için çalismaktadir. AB Komisyonu 14 Ekim 2009 tarihli Türkiye Ilerleme Raporu’nda, mevcut bütün eksikliklere ragmen, Türk toplumunda geleneksel olarak hassas olarak görülen konular da dahil olmak üzere giderek daha açik ve özgür tartismalarin sürdürüldügü tespitinde bulunmustur. Bu baglamda, 1915 olaylari nedeniyle Ermenilerden özür dilenmesi için Türk aydinlari tarafindan baslatilan Internet imza kampanyasina belirgin bir sekilde dikkat çekilir.

Cevap 1b) Federal Hükümet, Türk-Ermeni barisma sürecine katkida bulunacak bütün girisimleri desteklemektedir. Federal Disisleri Bakanligi bu çerçevede 2009 yilinda, Bonn’da kain “dvv international” tarafindan bir Türk ve bir Ermeni ortakla isbirligi içinde gerçeklestirilen bir projeyi finanse etmistir. Sözkonusu proje çerçevesinde Türk ve Ermeni ögrenciler bir araya gelmisler ve ortak tarihlerinin ele alinmasi konusunu görüsmüslerdir.

Cevap 1c) Federal Hükümet esas itibariyla, sivil toplum kuruluslarinin Almanya’daki Türk ve Ermeni göçmenler arasinda diyalog kurulmasina iliskin bütün girisimleri memnuniyetle karsilamaktadir. Bu girisimler, geçerli olan kanunlar çerçevesinde hiçbir sinirlamaya tabi degildir.

Cevap 1d) Federal Hükümet’in görüsüne göre, 1915/1916 olaylarinin arastirilmasi ve degerlendirilmesi bagimsiz tarihçiler tarafindan gerçeklestirilmelidir. Federal Hükümet, Federal Disisleri Bakanligi Siyasi Arsivi’ndeki belgeleri arastirmacilarin hizmetine açmistir. Sözkonusu belgeler ve Almanya Federal Cumhuriyeti’nin diger arsivlerindeki belgeler herhangi bir sinirlama olmaksizin kullanilabilir. Bu imkandan yogun bir sekilde faydalanilmaktadir. Federal Hükümet bu belgeleri geçen yillarda mikrofilm olarak da hizmete sunmus ve bu suretle daha fazla faydalanma imkanlari yaratmistir.

2. Federal Hükümet’in sahip oldugu bilgilere göre, TCK’nin 301’nci maddesinin degistirilmesinden sonra soykirim konusunu isledikleri için kaç kisi hakkinda dava açilmistir?

Cevap 2) 301’nci maddede yapilan degisiklikler 8 Mayis 2008 tarihinde yürürlüge girmistir. Türkiye Adalet Bakani müteakiben sonuçlandirilmamis (sorusturma ya da mahkeme asamasinda bulunan) olan toplam 77 ceza davasinin (kendisine sunulan davalarin yüzde 8’i) devam ettirilmesine onay vermistir. Bakan, degisikliklerin yürürlüge girmesinden sonra kendisine iletilen 210 sorusturma davasindan yalnizca sekizinin (yüzde 3,8) devam ettirilmesine izin vermistir. Davalarin içerigine Türkiye Adalet Bakanligi istatistiklerinde yer verilmemektedir.

3. Federal Hükümet, TCK’nin 301’nci maddesinin degistirilmesinden sonraki hukuki uygulamanin Avrupa Insan Haklari Sözlesmesi ve Avrupa Insan Haklari Mahkemesi’nin içtihadiyla uyumu konusunda ne düsünmektedir ve bu durumdan ne gibi sonuçlar çikarmaktadir?

Cevap 3) AB Komisyonu 14 Ekim 2009 tarihli Ilerleme Raporu’nda, TCK’nin 301’nci maddesinde degisiklik yapilmasinin açilan ceza davalarinda önceki yillara kiyasla belirgin bir azalmaya yol açtigini (2 nolu soruya verilen cevaba da bakiniz) belirtmistir. Ilerleme Raporu’nda 301’nci maddenin artik düsünce özgürlügünün sinirlandirilmasi için sistematik sekilde kullanilmadigi sonucuna varilmistir. Ancak raporda, Türk hukukunda düsünce özgürlügünün Avrupa Insan Haklari Sözlesmesi ve Avrupa Insan Haklari Mahkemesi içtihadina uygun bir sekilde saglanmasi için yeterli güvenceler bulunmadigi tespitinde de bulunulmustur. Federal Hükümet bu degerlendirmeyi paylasmaktadir.

Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi 27 Ocak 2010 tarih ve 1897 sayili karariyla, TCK’nin 301’nci maddesinde yapilan degisikligi memnuniyetle karsiladigini belirtmis, ancak ayni zamanda Avrupa Insan Haklari Sözlesmesi’nin 10’ncu maddesine aykiri oldugu için 301’nci maddenin tamamen kaldirilmamis olmasindan üzüntü duydugunu ifade etmistir.

4. Federal Hükümet, Türkiye ile Ermenistan arasinda Osmanli Ermenilerinin sürülmeleri ve imha edilmelerine iliskin olarak uzlasma saglanmasini Türkiye’nin Avrupa Birligi’ne katilimi açisindan önemli bir unsur olarak görmekte midir?

a) Cevap evet ise, Federal Hükümet iki ülke arasinda bu konuda saglanacak olan uzlasmanin ne sekilde olmasi gerektigini düsünmektedir?

b) Cevap hayir ise, Federal Hükümet Türkiye ile Ermenistan arasinda böyle bir uzlasma saglanmamasi nedeniyle AB içinde ilave bir anlasmazligin ortaya çikmasi tehlikesini nasil önlemeyi öngörmektedir?

Cevap 4) Türkiye aday ülke olarak hem AB Konseyi tarafindan 1993 yilinda Kopenhag’da belirlenen kriterleri, hem de müzakereler çerçevesinde öngörülen talepleri yerine getirmelidir. Buna göre Türkiye’den, iyi komsuluk iliskileri gelistirmesi için süpheye mahal vermeyecek bir angajman içinde olmasi ve çözülmemis olan sinir anlasmazliklarinin Birlesmis Millerler Sarti’nin anlasmazliklarin barisçi sekilde çözülmesi ilkesi dogrultusunda asilmasi için çalismasi beklenmektedir.

Cevap 4a): Türkiye ve Ermenistan Isviçre ve ABD’nin arabuluculugu ile gerçeklestirilen ve her iki tarafin da çok büyük siyasi yatirim yaptigi yogun müzakerelerden sonra, ikili iliskilerin normallestirilmesine iliskin ana hususlar konusunda mutabakat saglamistir. Bunlar Türkiye ve Ermenistan Disisleri Bakanlarinin 10 Ekim 2009 tarihinde Zürih’te imzaladiklari diplomatik iliskilerin tesis edilmesine ve ikili iliskilerin gelistirilmesine dair iki protokolde yer almaktadir (Bunlara örnegin Türkiye Disisleri Bakanligi’nin Internet sitesi üzerinden ulasmak mümkündür).

Bu protokollerin önemli bir unsurunu, “basta mevcut sorunlari tanimlamak ve tavsiyeleri formüle etmek amaciyla önyargisiz bir sekilde tarihi kayitlari ve arsivleri arastirmak olmak üzere, iki ulus arasinda karsilikli güven ortamini yeniden olusturmayi amaçlayan tarihi boyutlara iliskin bir diyalogun” kurulmasi teskil etmektedir.

AB Disisleri Bakanlari 2009 yilinin Aralik ayinda gerçeklestirdikleri toplantida, Türkiye-Ermenistan iliskilerinin normallestirilmesine yönelik çabalarini takdir ettiklerini vurgulayip, iki ülke tarafindan hazirlanan protokollerin mümkün oldugunca yakin zamanda onaylanip uygulanmasi yönünde beklentilerini dile getirmislerdir.

Cevap 4b) 4 nolu sorunun cevabina dikkat çekilir.

5. Federal Hükümet bu konunun federal düzeydeki siyasi önemi muvacehesinde, Ermenilere karsi gerçeklestirilen soykirimin tarih dersi planlarina dahil edilmesi amaciyla Eyaletler arasinda mutabakat saglanmasi için hangi somut girisimlerde bulunmustur?

Cevap 5) Yetki dagilimina göre tarih dersi müfredatinin hazirlanmasi Eyaletlerin uhdesindedir. Federal Meclis önergesinde (Federal Meclis Matbu Evrak No:15/5689) bu dogrultuda Eyaletlerin hatirlamaya önemli bir katkida bulanabilecekleri belirtilmektedir.

6. Federal Hükümet, Potsdam’daki Lepsius Evi’ne verdigi destek çerçevesinde, Johannes Lepsius’un hayati hakkinda güncel bilimsel arastirma sonuçlarina gerçekten uygun olan dengeli ve elestirel bir çalismayi nasil gerçeklestirmek istemektedir?

Cevap 6) Potsdam’daki Lepsius Evi’ni Destekleme Dernegi’nin Federal Hükümet tarafindan desteklenmesinin temelini “Ermenilerin 1915 yilinda sürgün edilmeleri ve katledilmelerinin anilmasi - Almanya, Türkler ile Ermenilerin barismasina katkida bulunmalidir” baslik ve 15/5689 sayili önergeyi müteakiben alinan karar olusturmaktadir. Brandenburg Eyaleti, Eyalet Baskenti Potsdam, (Federal Hükümet Kültür ve Medya Sorumlusu tarafindan temsil edilen) Federal Hükümet ve Potsdam Lepsius Evi’ni Destekleme Dernegi arasinda 2008 yilinin Aralik ayinda imzalanan dört tarafli sözlesmede, diger yükümlülükler ayrintili bir sekilde belirlenmistir. Federal Hükümet, dernegin yönetim kurulu ile gerçeklestirdigi görüsmelerde ve destek kararini tamamlayan yazismalarda, Federal Meclis’in siyasi iradesine her açidan uyulmasinin beklendigi belirtilmistir. Faaliyetlerin yalnizca Johannes Lepsius’un hayati ve çalismalariyla sinirlandirilmasi öngörülmemistir.

7. Lepsius Evi’ndeki serginin olusturulmasi ve bunun içeriginin belirlenmesine hangi kurumlar, kuruluslar ve/veya münferit sahislar katilmistir?

Cevap 7) Potsdam’daki Lepsius Evi’ni Destekleme Dernegi tarafindan verilen bilgiler göre, Lepsius Evi’ndeki serginin içerigi, Dr. Armenuhi Drost, Prof. Dr. Hacik Gazer, Prof. Dr. Dr. Hermann Goltz, Dr. Rolf Hosfeld ve Dr. Axel Meissner’in yer aldigi bir bilim konseyi ile istisare içinde belirlenmektedir. Ayrica Halle-Wittenberg Üniversitesi, Erivan’daki Ermenistan Cumhuriyeti Bilimler Akademisi, Berkley’deki University of California’ya bagli tarih enstitüleri, Atlanta Emory University, New Jersey’deki Rutgers Law School, Berlin Humboldt Üniversitesi, Bochum Ruhr Üniversitesi, Göttingen Üniversitesi, Heidelberg Üniversitesi ve Hamburg Üniversitesi ile görüsmelerin gerçeklestirildigi belirtilmektedir.

Federal Hükümet, Potsdam’daki Lepsius Evi’ni Destekleme Dernegi’ne (Fahri Baskanlari: Tüm Ermenilerin Patrigi Ekselanslari II. Garegin, Kilikya Kilisesi Patrigi Ekselanslari I. Aram ve Brandenburg Eyaleti Basbakani Matthias Platzeck), Lepsius Evi projesinin, 2005 yilina ait Federal Meclis önergesinin amacina uygun bir sekilde, diger bir ifadeyle, Ermeni, Alman ve Türk halklari arasinda iliskilerin iyilestirilmesine katkida bulunacak sekilde gerçeklestirilmesi gerektigini açik bir sekilde ifade etmistir. Dernek, bu hedefi paylastigini ve bu amaçla özelikle Ermeni ve Türk uzmanlarinin çalismalara dahil edilecegini belirtmistir.

8. Federal Hükümet, Federal Meclis tarafindan kabul edilen önerge isiginda Lepsius Evi anma merkezi konseptinin esas itibariyla Ermenilere karsi gerçeklestirilen soykirima yönelik olmasi gerektigi görüsünde midir? Cevap evet ise, Federal Hükümet konseptin muhtemelen Johannes Lepsius’un sahsina yöneltilmesini önlemek için ne yapmaktadir?

Cevap 8) 6 nolu sorunun cevabina dikkat çekilir.

9. Federal Hükümet, Lepsius Evi anma merkezinin adini aldigi Johannes Lepsius’un, en önemli dayanagini Ermenilerin teskil edecegi Hristiyan bir Türkiye olusturulmasini desteklemis ve bu amaç dogrultusunda Müslüman halkin Hristiyanligi kabul etmesini istemis oldugu göz önünde bulunduruldugunda, sözkonusu anma merkezinin özellikle Türk ve Kürt Müslümanlari Ermenilere karsi islenen suç ile yüzlesmeye nasil tesvik edebilecegini düsünmektedir?

Cevap 9) Johannes Lepsius, çalismalarinin çesitli veçheleri olan tarihi bir sahsiyettir. Lepsius’un 1915/16 yillarinda meydana gelen trajik olaylar hakkinda genis çevreleri bilgilendirme çalismalarina iliskin arastirmalar, genel olarak o dönemin tarihi açidan ele alinmasina katkida bulunabilir.

Federal Hükümet bu baglamda, arastirma ve toplanti merkezi olan Potsdam’daki Lepsius Evi’nin çalismalarina, Alman ve yabanci ülke üniversitelerden ve özellikle de Türkiye’den bilim adamalarinin dahil edilmesine önem atfetmektedir. Bu dogrultudaki beklenti Potsdam’daki Lepsius Evi’ni Destekleme Dernegi yetkililerine bildirilmistir.

10. Federal Hükümet, tehdit altindaki Osmanli Ermenileri için çalismis ve onlarin kaderinin siyasi olarak açikliga kavusturulmasini talep etmis olan çok sayidaki diger tarihi Alman sahsiyetlerin hizmetlerini takdir etmek için ne yapmaktadir?

Cevap 10) Federal Hükümet simdiye kadar bu konuda özel girisimlerde bulunmamistir. Potsdam’daki Lepsius Evi’nin faaliyetlerine esas teskil eden 2005 yilina ait Federal Meclis önergesi, 1915/16 yillarinda meydana gelen olaylarin ele alinmasi hususunu Johannes Lepsius’un çalismalari ve sahsiyetiyle de sinirlandirmamaktadir. Bu karar içerik itibariyle, diger tarihi sahsiyetlerin hizmetlerinin takdir edilmesine bir engel teskil etmemektedir.

11. Federal Hükümet, 1915/16’da Ermenilere karsi gerçeklestirilen katliamlarin, 1948 yilina ait BM Sözlesmesi’nde yer aldigi anlamda bir soykirim oldugu görüsünü savunmakta midir?

a) Cevap evet ise, bu görüsünü geçmiste Türk Hükümeti’ne de açik ve net bir sekilde iletmis midir?

b) Cevap hayir ise, Federal Hükümet’in bu meseleye iliskin hukuki mütalaasi ne sekildedir ve bunu ne sekilde gerekçelendirmektedir?

Cevap 11) Federal Hükümet,1915/16 yillarinda meydana gelen tarihi olaylarin ele alinmasina hizmet eden tüm girisimleri memnuniyetle karsilamaktadir. Bu arastirmalarin sonuçlarinin degerlendirilmesi bilim adamalarina birakilmalidir. Federal Hükümet bu baglamda 1915/16 yillarinda meydana gelen trajik olaylarin öncelikle ilgili ülkeler olan Türkiye ve Ermenistan tarafindan ele alinmasi gereken bir mesele oldugu görüsündedir.

Bu itibarla Federal Hükümet, ikili isliklerin normallestirilmesi yönünde halihazirda atmis olduklari adimlardan ötürü gerek Türk gerek Ermeni tarafina saygilarini sunmaktadir. Federal Hükümet ayni zamanda yapilan görüsmelerde daima devam etmekte olan ve bir tarihçiler komisyonu kurulmasi hususunu da kapsayan yakinlasma sürecinin kararli bir sekilde devam ettirilmesin için her iki tarafi da tesvik etmektedir.

Cevap 11a) 11 nolu sorunun cevabina dikkat çekilir.

Cevap 11b) 11 nolu sorunun cevabina dikkat çekilir.
___________________________________________________________
NEU: WEB.DE DSL für 19,99 EUR/mtl. und ohne Mindest-Laufzeit!
http://produkte.web.de/go/02/

--
BiLGi Nedir?

- Almanya Türklerini ilgilendiren konulara yer veren bir haber bültenidir.

- Daha önce gönderilen bültenleri okuyup bilgi edinmek için: http://groups.google.de/group/bilgi-liste

- Üye olmak, haber ve yorum göndermek için: http://www.bilisim.de

- Lütfen yorum ve haberlerinizi sade metin olarak gönderiniz. Ek dosyalar varsa, bunlar için link veriniz.

- 19.4.2010 tarihi itibariyle 4477 mail adresine bülten gönderilmektedir.

- Üyelik iptali için "bilgi-liste...@googlegroups.com" adresine mail gönderiniz.

Subscription settings: http://groups.google.com/group/bilgi-liste/subscribe?hl=de
Protestschreiben_an_ARD.pdf
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages