Bugün, Mevlid Günü, diriliş günü, kendimize geliş
ve kendimiz oluş günü; içimizdeki Kısra saraylarının çöküş günü, içimizdeki Sâve
göllerinin kuruduğu gün, gönül Kabemiz’i işgal eden putların birer birer
devrildiği gün.
Bugün, Muhammedî doğuş günü; Mustafa oluş günü, Ahmed’e
eriş günü.
Bugün, tevhit günü; Kur’an günü… Kur’anla buluşma günü.
Bugün Muhammed yolunun toprağı olma günü. Toprağa eriş günü.
Bu
gün, “ışık saçan bir kandil”e eriş günü. Aydınlanma, nûr olma günü.
Bugün, muhabbet günü. Bugün Muhammed günü.
“Yâ Nebiyyallah
Cenâb-ı Hak seni kılmış Habîb
Ol sebepten bağ-ı vahdette sen oldun
andelib” (Ketencizade Mehmed Rüşti)
Hz. Peygamber, vahdet bağının
bülbülüdür. O, bülbülün tulu’ ettiği gün… O sese aşina olma günü.
Bugün,
rahmete eriş günü.
“Bir tanedir
Bir sümbül bir tanedir
Peygamberler içinde
Muhammed bir tanedir”
(Anonim-mani)
Biricik, bir tanecik olan Hz. Fahr-i kâinatın doğuş günü.
“Kudûmun rahmet u zevk u safâdır ya Resûlallah!
Zuhurun derd-i
âşıka devâdır ya Resûlallah!”
(Hudâî)
Hz. Peygamber’in bu
dünyayı teşrifi, rahmettir, zevktir, safadır. Nebi olarak, mübelliğ olarak
risaletle görevlendirilmesi ise, dertlere devadır.
“Ol cihanın fahrının
sırrına kurban olayım, Hutbe-i levlâke inen şânına kurbân olayım, Kabe
kavseyni ev-ednâ’sına kurban olayım, Ben anın ilmiyle irfânına kurbân
olayım, Ben anın esrâr-ı mi’râcına kurbân olayım.”
Bugün, kurban
olma, yakın, daha da yakın olma günü.
Bugün, İbrahim nesline, insanlığa
Allah’ın ayetlerini okuyan, kitabı ve hikmeti öğreten ve onları tezkiye eden
el-Muallim’in, el-Beşîr’in, el-Emîn’in, es-Sâdık ve el-Mübelliğ’in doğuş günü.