Söz, suya atılan taşın etrafındaki hâleler gibidir.
Suyun etrafındaki halkaların ne kadar genişleyebileceğini
bilemeyeceğiniz gibi, sözün gönüllerde ne etki yapabileceğini de
bilemezsiniz, burada anlatırsınız, kim bilir kimin gönlünde ne etkiler bırakır!
Sabahattin Zaim
Herşeyin akla, aklın ise edebe ihtiyacı vardır…
Hz. Ali
Haykırasım geliyor; hey “ben” neredesin?…
Hesabı verilemeyecek bir hayat yaşayanlar hesap gününe nasıl inansın… Kelebek dokunuşlarını tanır mısınız?…
Hiç beklenilmeyen, çoğu zaman farkedilmeyen zaman girdabından yüreğinizin tarlasına konmaya çalışan. Peki rüzgarlarınızdan da hafif kelimelerinizi tanır mısınız? Şifreyi bilir misiniz, içinizdeki cenneti aralayan. kelebek dokunuşlarında buluşan anlam. ama aslında inanılmaz derecede ağır bir anlam… Özlem Uluğ
Mustafa İslamoğlu

Kimi zaman bir kayalığın kenarında durmuş, o dokunuşa bile hasret beklerken,
Kimi zaman depremlerimizde tüm sert darbeleri savurur ya da sakınırken.
Yaşanılan ne kadar sanal, ne kadar gerçek ayırdına varamazken,
Yüreğinizin kıyısından hafifçe saran,
Derinliklerinizdeki rüzgârlarda kilometrelerce yol alan bir kelebek dokunuşudur.
“Bir kelebek dokunuşu nasıl bu kadar yol alır?” demeyin,
Onlar rüzgârlarınızdan da hafiftir de ondan.
Hani şu içinizdeki kokuya dokunan ve baharı yaşatan.
Yüreğinizin dağlarında kokanı tanır mısınız, zirveden akan karlara karışan?
Ya o kokunun kaynağını?
Cehennemde orada, aslına bakarsan.
Hayat ve ölüm, içimiz ve dışımızdaki evren,
Taşınır rüzgârlarında zamanın; farkedilemeyecek kadar hafif,


Sevmeler arasındaki fark düşüyor beynimin kıvrımlarına.
Ah hevesin kapısı!
Ah insanları kavramların anlamları arasında gezintiye çıkaran duygular.
Ah yalnızlık!..
