“Bil ki sabır ikidir.
Biri diğerinden üstündür.
Musibetlere sabır güzeldir.
Bundan daha faziletlisi Allah’ın haram kıldığı şeylerden sabırdır.
Yine bil ki, iman sabır ile kaimdir.
Şöyle ki, takva iyiliklerin efdalidir; takva da sabır ile kaimdir.”
Hz. Ömer (r.a)
EBU HUREYRE (R.A.)



Sözsüz konuşabilmek...
Sözsüz konuşabilmek güzel şey olsa gerektir.
Susmak ve anlamak, susarak anlatmak güzel şey.
Kelimeler elbette konuşabilmemiz için var.
Ama sükûtun bir ihtişamı yok mu sizce de?
Hani iki talebesi bir ALLAH dostunu ziyarete giderler.
Ahir ömründe bize bir sohbet, bir nasihat eder ümidiyle.
Otururlar saatlerce, ne bir tek söz, ne bir sohbet...
Canı sıkılır iki arkadaşın. Müsaade isteyip kalkarlar.
Kapıya geldiklerinde aralarında konuşmaktadırlar,
''Üstadımız niye sohbet etmedi..?'' diyerek.
Fısıldaşmaları duyan evin hanımı seslenir arkalarından;
"Yazık size, hiçbir şey duymadınız öyle mi? Oysa o neler anlattı size..."
Susarak anlatmak zor şey galiba, susulanları anlatmak zor şey.
Hazreti Mevlana talebelerine sohbet ederken;
''ALLAH'ı tanıyan susar.'' der.
Talebelerden birisi o günden sonra hiç konuşmaz olur.
Günlerce sükût edip oturur kendi halinde.
Bu durumu fark eden Mevlana,niye sustuğunu sorar genç adama.
"Efendim siz demiştiniz ki, ALLAH'ı tanıyan susar, ben onun için konuşmuyorum...''
Güler Mevlana;
"Öyle değil, der. ALLAH'ı tanıyan ALLAH'tan gayrısına susar. Onun konuştuğu ALLAH olur artık, ondan konuşan ALLAH olur."
Bu meselenin özünü idrak etmek bize uzak belki.
Ama daima susup, bakışlarıyla insanların halini bir güzel tanıyanlar anlayacaklar ne demek istediğimizi.
Kitaplarda nice içinden çıkılmaz meseleler vardır ki, sözün anlayamayacağını fark edince bir mısra yazarlar;
"Tatmayan bilmez."
Tatmayan nasıl bilsin ki? Tadanlar da konuşmazlar nedense.
"Âşık susarsa, arif konuşursa helak olur." denmesi bundan olsa gerektir.
Vaktiyle gül kokulu meclislere aşina bir derviş, memleketinden uzaklara gitmek zorunda kalmış.
Ruhu beden gurbetinde mahpus olan insan, bir de bedeni ile giderse siz düşünün halini!
Ne halden anlayan bir dost, ne kapısını çalabileceği bir yaran, ne aynı dilden konuşabildiği bir yoldaş...
Böyle zamanlarda daha bir özlenir arkada bırakılanlar, daha bir iç yakar muhabbetin iştiyakı.
Derviş, bir gece vakti yalnızlığın ne menem bir şey olduğunu iliklerine kadar duyarak yürürken, yanından geçmekte olduğu evden gelen bir kokuyla sendelemiş.
Bir muhabbet, bir neşe, bir tanıdık his...
Eve doğru yürümüş.
Bahçe kapısından içeri süzülünce kalbinin atışları hızlanmış, muhabbet kokusu bir başka yakmış içini, ayakları bedenini taşıyamaz olmuş, kapının önüne gelip oracıkta boynunu büküp beklemeye koyulmuş. Kapı aralandığında, karşısındaki hiç tanımadığı ama ezelden aşina olduğu kişiye sarılmamak için zor tutmuş kendini.
Susmuş ve beklemeye koyulmuş.
Tebessüm ederek içeri dönen ev sahibi, elinde ağzına kadar su dolu bir kâse ile geri gelmiş.
Bu kez yüzünde bir hüzün, gözlerinde mahcubiyet, dudaklarında sükût...
Kapının önünde mahzun bekleyen derviş başını hafifçe kaldırıp kâseyi görünce, hemen yanı başındaki gülün bir kırmızı yaprağını koparıp, zarafetle bırakmış suyun üstüne...
Ne su taşmış, ne de ağırlaşmış kâse gül yaprağıyla...
Kâsenin oracığa bırakılmasıyla birbirlerine sarılmış iki ebed dostu.
Bu başka bir lisan galiba.
Sadece ehlinin bildiği, ehil olmayanların ise sadece hakkında konuştukları bambaşka bir lisan..
Tevekkeli dememiş "Bilen söylemez, söyleyen bilmez." diyenler. Susmak zor iş belli ki.
Alemlerin Efendisi "Susan kurtulur" buyurmuşlar.
Haydi dilinizi susturmayı başardınız diyelim, ya kalbin susması..?
Bir de kalp var. Marifet onu susturmakta.
Peki o nasıl olacak?
Kalbe sizin iradeniz dışında bir tek hissin bile gelmemesi..
"Tatmayan bilmez."
![]() İnanmayan bir gönül,içinde kuş bulunmayan bir kafese benzer. Abdulkadir Geylani(k.s)
Askini......
Bizlere olan düskünlügünü..... Bizlere olan özlemin kadar bizimde seni özleyisimizi.... ALLAH deyince sararan yuzleri, titreyen kalpleri.... |



Tek Mahsus ve Layık olarak
Hamd olsun ki,
Alemlerin Rabbi olan Allah’a
Bir Cuma’ya daha eriştirdi bizleri!
Ve bir kez daha topladı
İsminin büyüklüğü ile
Kubbeler altında,
Bu okunan ezanlarla,
Namazlarla, selamlarla
Ve gönül almalarla.
“De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz,
Eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar,
Kesada uğramasından korktuğunuz bir ticaret
Ve beğendiğiniz meskenler
Size Allah''tan, peygamberinden
Ve onun yolunda cihattan daha sevgili ise,
Artık Allah''ın emri gelinceye kadar bekleyin!
Onlar, kullarının tövbesini kabul edenin
Ve sadakaları alanın Allah olduğunu;
Tövbeyi çok kabul edenin,
Çok merhametli olanın
Allah olduğunu bilmediler mi?
Ey iman edenler!
Allah''a karşı gelmekten sakının
Ve doğrularla beraber olun.
Allah doğruların yardımcısıdır.
Allah içinizdekileri de
Dışa vurduklarınızı da hakkı ile bilendir.”
Ya Rab,
Bizleri bir Cuma''ya daha erişebilenlerden eyle!
Bizleri doğrudan yana
Ve de doğruyu yaşatabilenlerden kıl!
AMİN...
HAYIRLI CUMALAR DİLERİM...
KARDELEN






İslam bir bütündür...Ey kardeş !
dinini istediğin şekilde yaşayamazsın...
Kur'an ölçülerine göre hayatın yolunu yürümeye çalış,
her iki cıhanda hayırlısını vermesi için Rabbine dua et ! "



Kurtulmak istiyorum senden…
Kitaplarımın başına oturmak… derinlere dalmak…
Bir beyaz ekrandaki sözcükler kitaplardaki gibi değil…
Bana ne kazandırdın ne verdin…
İrademi elimden alıyorsun çoğu kere. On dakika deyip de saatlerce başından ayrılmadığım olmuştur…vazifelerimi unuttum…
Yazmaktan başka ameli olarak bir şey yapamaz oldum…olduk…
Fiil yoktu sadece söz vardı…
Eğer büyük nimetsen ben kötüye kullanıyorum… ancak benim gibi olanlar az değil…
Hakikat için de kullansam seni ne kadar fayda verdiğinden hep şüphe ettim….
Kitap gibisin belki elimin altında ama onu veremiyorsun bana…
Uzaklaşmak istiyorum senden!!! Uzaklaşmak… derinlere dalmak…
Günaha da ne kadar yakınsın oysa…bir tık kadar… bir tuş kadar…
Güzel bir şey olsan… iyi bir şey olsan 3-5 saat durabilir miyim başında… ne üç beşi 7-10 saat…
Hadi 3 saat kesintisiz namaz kıl desem…olmaz dersin… hadi 3-4 saat kuran oku desem başında duramam kur’anın ağır gelir... ama sen hafif geldiğine göre ve hiç sıkıntı çekmediğime göre senle olurken senin bana pek faydan yok… Dönmek istiyorum…bedevi desinler… ama uzaklaşmak istiyorum senden…sadece düşünmek… okumak… okumak….
Benim gibi olanları da yanımda götürmek istiyorum… ama yol çetin…bahaneler çok…
geri dönenler çok olacaktır en az adım atamayanlar kadar…
Sevgi ile…




