Hacılara; “İnsan için ölüm,genç ve güzel bir kızın boynundaki takı gibidir” der.
Bütün akıl sahipleri,bilginler,dindarlar,vaizler ve çıkarcılar hep bir ağızdan “Hayır!” diyorlar.
Hüseyin ise “Evet!” demek istiyor. “Nasıl?” sorusuna cevap vermek için de Mekke’den çıkmıştır.Hüseyni kıyamın felsefesi budur işte!
Cebriyeciler:
“hiçbir şey” diyorlardı.Olanlar bir hikmet üzere olmuştur.Bu hikmet ilahi bir hikmettir, ilahi takdir, bunun böyle olmasını istemiştir.Ali yenildi yalnız kaldı,Muaviye de üstün gelerek iktidar oldu.Öyle ya ;” Dilediğini yüceltir,dileğini alçaltırsın.Yönetimi de istediğin kimseye verirsin”(3/26) Sen ne diyebilirsin ki?
Mürcie:
Mürcie mensupları;Biz mi?Bizim mi ne yapmamız gerek?Kime karşı?Kim için? Onları kurtuluşa ve cennete çağıran bizzat Allah değil mi? Durum böyleyken biz nasıl olurda , onu yargılayıp,savaşırız?Bu Allah dururken ilahlık taslamaktır.Onların hepsi müçtehit ve fakihtir.
Dindarlar:
Öncelikle; “Allah’a giden yollar, yarattıklarının sayısıncadır” diyor. Sonra yapılması gereken yalnız cihad mı? Namaz dinin direğidir.Cihad ise iyiliği emredip,kötülükten alı koymanın bir türüdür.Sen namazın tüm adap,ahkam,şart ve ön hazırlıklarını biliyormusun?Kendi durumunu inanç esaslarına göre bir düzene sokabildin mi?Arınmış,takvalı biri olabildin mi?
Üstelik Cennet’in tamı tamına sekiz kapısı vardır.İllada cihad kapısından girmek gerekmez ki!Cihad cennetin anahtarlarından bir tanesidir.Dua, vird ve zikir Cennet’in anahtarlarını kazasız belasız, başın ağrımadan eline uzatır! Daha da önemlisi ; takvalı,dindar ve rabbani bir Müslüman için siyasete karışmak bir tür sapma olup,dünya karşılığında dini satmaktır.
Düzene Bağlı Din Adamları:
Bilgin ve Edebiyatçılar:
Yeni ilim,hikmet ve ilahiyata dalarak doğa ötesi ile Kur’an’ın belagat, anlam,beyan ve bediliğini araştırmak; hadis,siyer ve fıkıh araştırmaları yapmak; kısacası, kültürel, bilimsel ve düşünsel araştırmalar yoluyla İslam toplumunun yararına çalışmak! Bu kadar!
Görüyorsunuz ki saray çevresi, din adamları,alimler ve hatta cepheleri açıkça belli olan aydınlar bile hicri 60. yılda bir olmuş yüzyılın bu “Ne yapmalı?” sorusuna hep bir ağızdan “Hayır!” cevabı veriyorlar.
Bir tek kişi “Evet!” diyor.
“Evet” ne demek? Bilinçli ve özgür insan, mutlak güçsüzlük durumlarında bile zulme karşı savaşmakla yükümlüdür demek!
“Evet!” diyen Hüseyin işte bu yüzden hayatın ve aşkın bilinen en yüce sembolüdür.Kıyamların yenilgi ve şehadetle bittiği bir dönemde; Ansızın karanlıklar yırtılır ve sessizlikler içinde bir patlama duyulur.Toprağın derinliklerinden gelen diri bir şehid görünür.Umut ışığı saçan aydın bir yüz ; dersin ki Allah’ın şu Ad kavmine gönderdiği bir fırtınadır da şimdi esecek …Bütün sorumluluklar sırtında; sırtı ağrımaktadır.O, acının varisidir.Adem’in,İbrahim’in,Muhammed’ien varisi!…
Yalnız başına bir adam!
Ama hayır!
Onunla birlikte kardeş risaletini yüklenmiş bir de kadın!Adamın ölümden başka silahı yoktur! Ancak o;”güzel ölme sanatı”nı yaşamdan öğrenmiş bir ailenin çocuğudur.
Bu dünyada “Nasıl ölünmesi gerektiğini” ondan daha iyi bilecek bir kimse yoktur.
“Şehadetin” büyük öğretmeni herkese; şehadetin bir yenilgi, bir kayıp değil, tersine bir “seçim” olduğunu;mücahidin zafere, ancak kendisini özgürlük ve aşk mihrabında kurban ederek ulaşılacağını öğretmektedir.
Şehid
Din ve Kültürümüzde şehadet, “acı,kanlı bir olay” anlamını taşımaz.Öldürülene “şehid”,ölüme de “şehadet” denir.Kültürümüzde şehadet,mücahide düşman tarafından yüklenen bir ölüm değildir.Şehadet gönüllü ölümdür.Mücahid bunu kendi duygu ve düşüncesiyle, bilinçli ve mantıklı olarak seçer.Hüseyin’e bakınız! Şehrini terk ediyor,yaşamı bırakıp, ölüme koşuyor.Çünkü mücadele vermek, düşmanı rüsvay etmek,düşmanın arkasına saklandığı perdeleri yırtmak için başka silahı yoktur.Bütün aile fertlerini yanına almış, şehadet mihrabında kurban etmeye gidiyor.Çünkü sahip olduğu inançların geleceği tehlikedeydi.
Duymuşsunuzdur Aşura’da çocuğunun boynundan akan kanı avuçluyor ve göğe, Allah’ın huzuruna yükseltiyor.Sonra, “Ya Rabbi! Bu adağı benden kabul et ! Şahit ol” diyor.
Böyle bir dönemde “ölmek”, bir halkın yaşam güvencesi,inancın kalıcılık mayasıdır.
O’nun şehadeti; batılın,yalanın,zulmün, hakkı silahsız bıraktığı, siperlerini yok ettiği , savunucularını öldürdüğü bir dönemde biricik cihad şekli, yegane varlık belirtisi,tek saldırı silahı ve “hakikat”,”doğruluk” ve “adalet”i savunmanın biricik yoludur.
İnsanın yaratılışı,Şeytan ve Allah karışımından oluşur. “Balçık ile Allah ruhunun” karışımıdır.Yani insan alçakların en alçağıyla,yücelerin en yücesinden oluşan bir karışımdır.
Dini hükümler,ilim ,ibadet ve Salih amel; kişinin bayağı yönünü üstün yönü karşısında, şeytani boyutunu, rahmani boyutu karşısında güçsüz düşürmek için yapması gereken alıştırmalardan ibarettir.
Şehadet ise,kişinin ansızın,devrimci bir biçimde davranarak, kendi alçak oluşumunu aşk ve iman ateşine atıp tümden ilahi,aydınlık ve iyilik oluşundan ibarettir.
ÇÜNKÜ;
ŞEHADET BİR ÇAĞRIDIR,BÜTÜN ÇAĞ VE KUŞAKLARA
VE
GÜÇ YETİRİYORSAN ÖLDÜR!
GÜÇ YETİREMİYORSAN ÖL!
SLOGANINI HAYKIR!!!...
Tüm sevdiklerini kanlar içinde gören Hüseyin seslenir;
“Bana yardım edin,öç alacak yok mu?” Ona yardım edip ,öç alacak olmadığını bilmiyor mu?Bu soru geleceğe,bize sorulmuş bir sorudur.Bu soru Hüseyin’in beklentisini açıklıyor.Şehitleri sevip sayan herkese şehadet çağrısı yapıyor.
Her devrimin iki yönü vardır;”KAN” ve MESAJ”
Şehit, tarihin kalbidir.Kalp gibi, toplumda kurumuş damarlarına kendi kanlarını ulaştırır.Hüseyin’in şehadetinin en büyük mucizesi her kuşağa yeni bir “kendine inanma duygusu” kazandırmasıdır.
Hak ile batılın çarpıştığı savaş alanında olmadıktan sonra ;çağının şahidi,toplumun şehidi olmadıktan sonra nerede olursan ol! İster namaza dur,ister içki sofrasına otur ;ne fark eder!
Şehadet;Tarihin sürekli hak ve batıl savaşında bulunmaktır.Cennet isteğiyle mihraplarda ve evlerinde ibadete çekilenler de,korkup sessiz kalanlarda birdir.
Evet her devrimin iki yönü vardır dedik; “Kan” ve Mesaj”
Birinci risalet”Kan” risaleti olup onu Hüseyin ve arkadaşları omuzlamışlardır.
İkinci risalet; “mesaj” risaletidir.Şehadet çağrısını dünyaya duyurmaktır.Bu risalet bir kadının “Zeyneb”in zarif omuzlarına yüklenmiştir.Zeynep;erkeklerin cömertliği dizlerinde öğrendiği kadındır.Onun risaleti kardeşinin risaletinden daha ağırdır.Tutsaklar kervanın başındadır.
“Gidenler,
Hüseyni bir iş yapmıştır.
Kalanlarsa,
Zeynebi bir iş yapmalı
Yapmıyorsa Yezididir!”.
Şehadet/ Dr.Ali Şeriati Fecr Yayınları -96 Sayfa
Selam ve Muhabbed ola..
(duaekseni)