KUR'AN'A ABDESTSİZ DOKUNULMAZ MI?

27 views
Skip to first unread message

beyaz karanfil

unread,
Nov 20, 2013, 5:04:36 AM11/20/13
to beyazkar...@googlegroups.com

KUR'AN'A ABDESTSİZ DOKUNULMAZ MI?

Soru: Vakıa Suresi’nin 79. ayetinde bahsedilen dokunma nasıl bir dokunmadır? 
Kuran’a abdestsiz dokunamazsınız diyenler bu ayeti delil gösteriyorlar. Ezbere ayet okuyabilirmişiz de, onun yazılı olduğu kâğıda dokunamazmışız. Bu nasıl bir anlayış? 
Kâğıdı mı kutsuyoruz?, Ayeti mi? Kuran ayetlerinin bulunduğu kağıda dokunmak haram(!), Kuran ayetlerini düşünmek, üzerlerinde kafa yormak serbest. Oysa; Ayetleri düşünmek, kağıdı ellemekten daha büyük suç olduğundan, abdestsiz düşünülmemeli.(!)

Kuran, bugün milyonlarca CD’de, DVD’de, bilgisayar diskinde ve belleklerde taşınmaktadır. Şimdi insanlar içinde Kuran var diye bu CD ve DVD’lere, flash belleklere abdestsiz dokunamayacaklar mı? Üzerinde Kuran ayetleri yazılı diye bilgisayar ekranlarına ve yazı tahtalarına abdestli mi dokunacaklar? Bu, dini traji-komik bir hale dönüştürmedir. Kuran okuyan insanın hafızasında Kuran var diye bu kişiye abdestli mi dokunulacaktır?

Vakıa Suresi’nin 79. ayeti söylendiği gibi Kuran’a dokunmakla veya abdestli olmakla ilgili değildir. Ayetin ifâde ettiği anlam, vahyi Muhammed (s.a.v)’e kimlerin getirdiği ile ilgilidir. Bu konuda müşrikler Peygamberimizin cinlenmiş biri/mecnun olduğunu, getirdiği hikmetli sözlerin/vahyin de ona cinlerin getirdiğini söylüyorlardı. Ona şair diyorlardı. Onların şair telakkilerine göre de; Şairler cinlerden ilham alıyordu.

Bu nedenle Allah; “Bu Kuran kovulmuş şeytanın sözü olamaz. O halde siz nereye gidiyorsunuz?” (81/25-26) ayetiyle onların bu ithamlarını reddetti.

Cinlerin niçin bu kitaba erişemeyeceğini ise şu ayetler ifade etmektedir; “Doğrusu biz (cinler) göğü yokladık, fakat onu sert bekçilerle, alev hüzmeleriyle doldurulmuş bulduk. Hâlbuki biz (daha önce) onun bazı kısımlarında (haber) dinlemek için oturacak yerler (bulup) otururduk; fakat şimdi kim dinlemek isterse, kendisini bekleyen bir alev hüzmesi buluyor. Bilmiyoruz, yeryüzündekilere kötülük mü murat edildi, yoksa Rableri onlara bir hayır mı diledi?” (72/8-10) Bu ifadeler cinlere aittir ve bu kapı artık onlara kapatılmıştır.

Vakıa 79. ayetinin abdest veya dokunmayla hiçbir ilgisinin olmadığını birazcık Arapça gramer bilenin anlaması zor değildir. Ayette kastedilen mana şöyledir; “Günah kirine bulaşmayan, Allah’ın bu iş için tahsis ettiği tertemiz meleklerden başkası ona dokunmaya güç yetiremezler.”

Ayette geçen “Lâ harfi” olumsuzluk anlamına kullanılan “Nehy-i Hazır” değil, “Nefy-i Muzaridir. Yani; Bu, “dokunmasın” anlamında değil, “dokunamazlar” anlamındadır. Yani bu ayetten abdestsiz Kuran’a dokunma yasağını çıkaranlar doğruyu söylemiyorlar. Eğer baştaki “Lâ”; nehy-i hazır olsaydı, fiilin sonu “Yemesse” olması gerekirdi. Nefy-i muzari “Lâ”sı ise; fiili cezmetmez. Bu yüzden fiil; “Yemessü” dür. ‘Dokunmasın’, değil, ‘dokunamazlar, el süremezler’dir. Yani isteseler de o işi yapmaya güç yetiremezler. Bir kimseye yapamayacağı bir iş söylerken “yapma” denmez, ‘Yapamazsın’ denir; ‘Gökyüzüne dokunamazsın’ örneğinde olduğu gibi. Bu ifadeyi Kuran için kullandığımızda ‘Bu kitaba dokunamazsınız’ olur ki, o zaman bunca abdestli ve abdestsiz insan ona dokunduğuna göre bu ifade havada kalır. Bu ayet; ‘Kuran’a kimse abdestsiz dokunamaz’ şeklinde anlaşılıyorsa, burada büyük bir tehdit var demektir. Dokunan çarpılır gibi. Lakin ona kâfir, mümin, abdestli, abdestsiz herkes dokunmaktatır. Ve bu dokunanlara bir şey olmamaktadır. Öyleyse dokunulamayan kitab; Allah katındaki Kitab-ı Meknûn/ Levh-i Mahfuz/Vahyin kaynağıdır. Pis şeytanlar, cinler oraya, o vahyin kaynağına yaklaşamaz, el süremezler demektir.

Ayetteki “mutahharûn” kelimesi, su ile yıkanıp temizlenen insan anlamına değil, günâh kirine bulaşmayan yani günâh işlemeyen melekler anlamında kullanılmaktadır. Temizliği, özünden, kendiliğinden olanlar için bu kelime kullanılır. Burada bahsedilen temizlik maddi temizlik değil, manevi temizliktir. Aynen Tevbe 28.ayetinde bahsedilen “müşrikler pisliktir/necistir” de olduğu gibi. Buradaki necis ifadesi de maddi pislik anlamında değil akidede ki, düşüncede ki manevi pislik demektir. Maddi temizlik için, Kuran; ‘mütetahhirûn, muttahhirûn’ kelimelerini kullanmaktadır. “Yuhibbü’l-mütetahhirîn/Allah temizlenenleri sever” [Bakara/222] ayetinde olduğu gibi, burada temizlenmek fiilinin bu kalıbı kullanılmıştır. Bu temizlik ise; abdest veya gusul ile yapılan maddi temizliktir. Zaten ayet adetli kadınların temizliğinden bahsetmektedir.

Bu açıklamalardan sonra “La yemessühü ille’l mutahherûn” ayetinin açılmış anlamı şöyle olur; “Kuran’a günâh kirine bulaşmayan meleklerden başkası (yani sizin zannınıza göre cinler, şeytan) ona erişemez, Vahyin kaynağına birşeyler karıştıramaz” demektir. Bu ayetin ifade ettiği gerçek bu iken, hiç alakası olmayan “Kuran’a abdesti olmayan dokunmasın” şeklinde anlam vermek gerçekle bağdaşmamaktadır. Üstelik resmen ayetin siyak ve sibak ile alakası kesilerek, ayetin anlamına takla attırılmıştır.

Abdest namaz için gereken bir temizliktir, Kuran için değil. Nitekim Allah; abdesti ve guslü namaz için emreder;

“Ey iman edenler! Namaz için kalktığınızda yüzlerinizi, dirseklere kadar da ellerinizi, başınızı mesh edip topuklara kadar ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüp iseniz temizlenin. Hasta veya yolculukta iseniz yahut biriniz tuvaletten gelmiş veya kadınlara dokunmuşsanız (cinsel ilişkide bulunmuşsanız) ve bu halde de su bulamamışsanız, temiz toprakla teyemmüm edin de onunla yüzünüzü ve dirseklere kadar ellerinizi meshedin. Allah size güçlük çıkartmak istemez, ancak sizi tertemiz yapmak ve size nimetini tamamlamak ister. Umulur ki şükredersiniz.” [Maide/6]

Allah Kuran okumak için de şu tavsiyede bulunmuştur; “Kuran okuyacağın zaman kovulmuş şeytandan Allah’a sığın.” [Nahl/98] Yani; “Euzu besmele” çek.

Bu nedenle namaz için abdest, Kuran okumak için ise “Euzü besmele” gerekmektedir. Abdestli, abdestsiz, ayakta oturarak ve yanları üzere yatarak her halükarda Kuran okunabilir.

Ayrıca Kuran sadece müslümanlar tarafından okunması istenen bir kitap değildir. Kuran, kendisini bütün insanların okumasını istemektedir. Mesela; Peygamberimizin o zamanki dünya liderlerine gönderdiği mektuplarda, Kuran’dan pasajlar vardı. Eğer kâfirin Kuran’a dokunması yasak olsaydı, peygamber onlara ayetler gönderir miydi? İnanmayan onu okuyup öğrenmez ise iman etmesi nasıl mümkün olacak? Allah’ın koymadığı bir takım şartları saygı adına koyarak insanları onu okumaktan, öğrenmekten uzaklaştırılmıştır. Öyle bir imaj oluşturulmuştur ki, bırakın Kuran okumayı, ona dokunmak için bile birçok ön merasim şart koşulmuştur.

Bu nedenle insanlar Kuran’ı ellerine alıp okumamış, evlerinde süslü kılıflar içinde yüksek bir yerde koruma altına alıp, onu hayattan uzak tutmuşlardır. Bugüne kadar okumama günahı işlemişler ama abdestsiz okuma, abdestsiz elleme günahı işlememişlerdir(!) Kuran’a saygısızlık; onu okumamak değil, ona karşı ayaklarını uzatmak, göbeğinin altında tutmak olarak anlaşılmıştır. En sonunda kağıdına olabildiğince saygılı, hükümlerine ise; alabildiğine lakayt kimseler yetişmiştir. Hatta Kuran’a abdestsiz dokunduğunda çarpılmaktan korkan, lakin onun emirlerini hergün çiğneyen, hatta onun ayetlerini bilip-bilmeden inkâr eden o kadar cahil insan var ki!

Hastalığımız bununla da sınırlı kalmamış. Gazali’nin tespitiyle “Müslümanlar Kuran’ı sadece okumak için öğrenirler. Dinlerini öğrenmek için okumazlar” Maalesef günümüzde en çok okunan kitap o olmasına karşın, en az anlaşılan kitap ta odur. Kuran’ı; Mushaf, Kıraatı; tilavet, tertili de tecvit yaptık. Kuran’ın diliyle onu mehcur bıraktık. Ona zamanı geçmiş muamelesi yaptık, onun hükümlerini, evrensel prensiplerini terk ettik. Onu sevap devşirmek ve ölülere okunan, sevabı onlara bağışlanan bir ölüler kitabı haline getirdik.

İşte İslam toplumun perişan halinin altında bu temel yanlış yatmaktadır. Allah kullarına hallerini düzeltmek için kitap gönderiyor. Onlar o kitabı öğrenmek için okuma zahmetine katlanmıyorlar. Kuran anlaşılmak için okunmalıdır diyenlere karşı da birileri, çamur atma kampanyası yürütüyor ve “Kuran herkes tarafından anlaşılamaz, el sürülüp kirletilemez, hayata tatbik edilemez” gibi hezeyanlar saçıyorlar. Bu tür sözler, ne Kuran’a saygılarından ne de İslam’a itaatlerinden kaynaklanıyor. Bu İslam’a mani olmanın bir başka yoludur. Hatta bugün öyle cemaatler var ki, Kuran’ın mealini okumayı yasaklıyorlar. Tıpkı ortaçağda kilise babalarının insanlara İncil okumalarını yasakladığı gibi. Zira, insanlara sundukları, Kuran’a dayanmayan din anlayışlarının kaybolmasından korkuyorlar.

Müslümanlar olarak bizler, Mevlamız/ dostumuz olan Allah’ın sözüne kulak verelim. Genç, ihtiyar, kadın, erkek, her yaşta Allah’ın dinini öğrenmek için Kuranı okumaya çalışalım, öğrenelim, öğrendiklerimizi yaşamaya çalışalım. En eskimiş, kullanılmış kitabımız, her an müracat ettiğimiz başucu kitabımız Kuran olsun.

Özetle; abdestsiz Kuran’ın okunamayacağını söyleyenlerin Kitap’tan delilleri yoktur. Öncelikle abdest alması gerekenler, Kuranı bu kadar çarpıtanlar, ayeti siyak ve sibakından, sebeb-i nüzûlünden koparan, bakışları yamuk bu zihniyetin sahipleridir.
 

--


Grubumuza üye olarak kaleme aldığınız ya da ulaştığınız yazıları grup üyelerimiz ile paylaşabilirsiniz,katılımlarınızı bekliyoruz...


http://groups.google.com.tr/group/beyazkaranfiller
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages