Dünyanın en ünlü Hacker'ı*

2 views
Skip to first unread message

emre unsal

unread,
Sep 20, 2009, 6:37:32 PM9/20/09
to best-of-th...@googlegroups.com, gemlik grup


     YUNUS EMRE ÜNSAL
BEDEN EĞİTİMİ ÖĞRETMENİ



*Dünyanın en ünlü Hacker'ı* 
------------------------------ 
*telefona ve bilgisayara dokunmamak. Bu koşulun başlıca nedeni daha önce de 
hapse giren Kevin'in intikam olarak kendisini mahkum eden yargıca, kendisini 
suçlayan savcıya vb. oyunlar oynaması. Örneğin, bir seferinde telefon 
numarası öğrenme hattını (bizdeki 118 hizmeti) bir yargıcın telefonuna 
yönlendirmiş. Bir başkasında sevmediği birisinin telefonunu aylarca arızalı 
olarak göstermiş. Bir başkasının telefonuna binlerce dolarlık faturalar 
gönderilmesini sağlamış. Telefon ve bilgisayar sistemlerini avucunun içi 
kadar iyi bildiği tartışılmaz. 

Kevin Mitnick sorunlu bir aileden geliyor. Kevin üç yaşındayken anne ve 
babası ayrılmışlar. Amcası bir madde bağımlısı. Bir seferinde cinayetle 
suçlanmış. Üvey kardeşi Adam aşırı doz uyuşturucu kullanmaktan ölmüş. 

Annesi Shelly lokantalarda garsonluk yaparak hayatını kazanıyor ve sık sık 
erkek arkadaş değiştiriyordu. Kevin annesinin arkadaşlarından birisine 
yakınlık duymaya başladığı zaman annesinin hayatına başka birisi giriyordu. 
Kevin'in gerçek babası ile ilişkisi çok azdı. Sık sık yer değiştiriyorlardı, 
düzenli bir hayatları yoktu. Kevin'in sürekli değişen arkadaş çevresine 
karşı telefon iletişiminden başka bir seçeneği yoktu. Bu yüzden telefon 
sistemlerini iyi öğrenmesi gerekiyordu. Öğrendi de. 

1978'de Kevin Mitnick amatör radyoculukla uğraşıyordu. Bir yandan da telefon 
sistemleriyle ilgileniyordu. İnsan ilişkileri kötüydü, hemen herkesle 
takışıyor ve kavga ettiği herkese kin besleyip zarar vermeye çalışıyordu. 
Örneğin, telefon hatlarının kesilmesini sağlıyordu. Kin tutma ve sevmediği 
insanlara teknolojik zararlar verme huyu hep devam etti. 

Kevin 1978 yılında amatör radyo sistemleriyle uğraşırken Roscoe ile tanıştı. 
Kevin'in Roscoe ile ilişkisi hep sürecekti. 1995 yılında yakalandığında ilk 
aradığı kişi Roscoe olmuştu. Roscoe daha kolay kız arkadaş bulmak için o 
zamanlar ABD'de yaygın olan telefon konferans sistemlerinden birisini 
işletiyordu. Roscoe teknolojinin bu yönünü seviyordu: Kız arkadaş bulmasına 
yardımcı olmasını. İlerde bu sayede tanıştığı ve yattığı kızların sayısını 
anımsamadığını söyleyecekti. Roscoe bu bilgilerini yazıya dökecek ve "Ev 
Bilgisayarınızı Kullanarak Kadınları Baştan Çıkarma Kılavuzu" adlı bir 
kitapçık da yazacaktı. Roscoe'nun kız arkadaşı Susan ise gündüzleri santral 
operatörlüğü geceleri ******likle para kazanıyordu. Susan da sevgilisi 
Roscoe sayesinde telefon sistemlerine ve daha sonra da bilgisayar 
sistemlerine girmeye başladı. Bu garip üçlüye katılan bir başkası Steven da 
telefon sistemleri konusunda bilgili birisiydi. Dördü çok uyumlu olmasa da 
iyi bir gurup oluşturdular. İçlerinde teknik olarak en iyileri Kevin'ken, 
gurubu bir arada tutan kişi ve gurubun beyni Roscoe idi. Kevin ve Susan 
birbirlerinden nefret ediyorlar ama ortak arkadaşları (ve Susan'ın 
sevgilisi) Roscoe yüzünden birbirlerine katlanıyorlardı. 

Bu guruptakiler telefon sistemini telefon firmalarının çalışanlarından daha 
iyi biliyorlardı. Gizli bilgileri ve kişisel bilgileri elde etmeleri 
çoğunlukla sosyal mühendisliğe dayanıyordu: Sızmak istedikleri sistemdeki 
birilerini arayıp, onların bir şeylere kızmış üstleri gibi konuşup, onlardan 
bilgi alıyorlardı. Roscoe bu işi bilime dönüştürmüştü. Bir deftere 
çalışanların kişiliğine ait bir çok bilgi giriyordu: Üstü kim, altında 
kimler çalışıyor, yardımcı olmaya çalışan birisi mi yoksa soğuk birisi mi, 
çaylak mı, deneyimli mi. Hatta onların hobileri, çocuklarının adları vb. 
bile defterinde bulunuyordu. 

Elde ettikleri bilgileri para için kullanmıyorlardı. Sistemlere girebilmek, 
onları tanımayan birisine ilişkin en ayrıntılı bilgileri elde etmek vb 
onlara yetiyordu. Bir seferinde bu dörtlü telefon numarası öğrenme servisini 
kendilerine yönlendirdiler ve telefon numarası soranlara "Beyaz mısınız 
zenci mi? Telefon kataloglarımızı ayrı ayrı da" gibi sorular yönelttiler. Bu 
tür şeylerle çok eğleniyorlardı. 

Daha sonra uzmanlık alanlarını telefon sistemlerinden bilgisayarlara 
kaydırdılar. Roscoe üniversitelerin bilgisayar sistemlerinde dolaşırken 
Susan askeri bilgisayarlara giriyordu. 

Kevin Mitnick'in fotoğrafik bir belleği vardı. Bir çok parolayı içeren bir 
listeye biraz baktıktan sonra listeyi saatler sonra bile bir bire 
tekrarlayabiliyordu. 

Bir süre sonra Kevin ile Roscoe özellikle Susan'ı dışlayacak şekilde vakit 
geçirmeye başladılar. Susan bu durumdan memnun değildi. Üstüne bir de 
Roscoe'nun başka bir kızla nişanlanması eklenince memnuniyetsizliği arttı. 
Memnuniyetsiz ve bilgili herhangi bir kadının yapabileceği şekilde intikam 
almaya karar verdi. 

1980 yılının Aralık ayında US Leasing adında, elektronik cihazları kiralama 
konusunda uzman bir firmanın bilgisayarlarına girildi. Kendisini Digital 
Equipments firmasının teknisyeni olarak tanıtan birisi US Leasing'i arayıp 
sistemdeki bir arızayı çözmek için geçerli bir kullanıcı adı, parolası ve 
bağlantı için telefon numarası sordu. Bu bilgileri şüphelenmeden karşı 
tarafa veren firma çalışanı ertesi gün Digital firmasını aradığında böyle 
bir kimsenin olmadığını, firmalarının onlar tarafından aranmadığını öğrendi. 
Aynı gece boyunca firmanın yazıcıları sürekli olarak "Sistem kırıcısı döndü. 
Sistem A üzerindeki disklerinizi ve yedeklerinizi uçurmaya az kaldı. Sistem 
B'yi zaten uçurmuştum. Bunları geri yüklerken eğleneceğini umuyorum, seni 
.öt deliği", "Öc alma zamanı", "**** YOU, **** YOU, **** YOU" vb ifadeleri 
basıyordu. Bütün zemin kağıtla kaplanmıştı. Kağıtlarda arada bir de insan 
adları görünüyordu: Roscoe, Mitnick, Roscoe, Mitnick. 

US Leasing'e kimin girdiği anlaşılamadı. Roscoe ve Kevin bunu Susan'ın 
yaptığını iddia ederken Susan da onları suçluyordu. 

Susan'ın intikam çabaları devam etti. Roscoe'nun firmasını arayarak onun 
bilgisayar terminallerini izinsiz kullandığını ihbar etti. Bunun sonucunda 
Roscoe işten atıldı. Bu arada Roscoe ve Kevin'in telefon kayıtlarını takip 
ediyor ve nereleri aradıklarını ne yaptıklarını saptamaya çalışıyordu. 
Roscoe ve Kevin takipten kurtulmak için sık sık telefon numaralarını 
değiştiriyorlardı. Buna karşılık Susan da onların evlerine kadar gelip 
telefon hatlarına saplanıyor ve bir telefon aparatıyla bağlı bulundukları 
santralda özel bir numarayı arayıp (telekom çalışanlarının kullandıkları bir 
teknik) numarayı öğreniyordu. Sonra bu tekniği kullanamamaya başladı: Kevin 
daha bilgili olduğu için santralın bilgisayarına girip kendi telefonunun bu 
şekilde bulunmasını engellemişti. Sonra da Kevin Susan'ın telefon 
görüşmelerini dinleyerek karşı kanıt toplamaya başladı. Susan yeni edindiği 
erkek arkadaşına telefonda mesleğinin inceliklerini ve ücretlerini bir bir 
açıklıyordu: "sen baskınsan yarım saati 45 dolar, sen pasifsen 40 dolar ve 
"güreşmek" istersen 60 dolar". Bu arada Roscoe kendisini ve ailesini tehdit 
ettiği iddiasıyla Susan'ı savcılığa şikayet etti. Susan zor durumda kalmıştı 
ama öc almak için hala bir fırsatı bulunuyordu. Savcılık ve emniyet 
görevlilerine Kevin ve Mitnick'in yaptıkları işleri anlattı ve bu bilgilere 
karşı korunma istedi. 

1981 yılında Kevin ve Roscoe ABD'nin en büyük telekom şirketlerinden birisi 
olan Pasific Bell şirketinin Los Angeles'daki COSMOS merkezine girmeye karar 
verdiler. COSMOS, telefon firmaları tarafından her türlü iş için kullanılan 
veritabanı programının adıydı ve Digital Equipments firmasının 
bilgisayarları üzerinde çalışıyordu. Ülke çapında yüzlerce CSOMOS sistemi 
kuruluydu. Bu sistemde 10-15 civarında komutun nasıl kullanıldığını iyi 
bilmek gerekiyordu. Bunu da merkezin çöp kutularını karıştırarak elde 
ettiler. Çöpler arasında yazıcı çıktıları, çalışanların birbirlerine 
gönderdikleri notlar (parolalar dahil olmak üzere) ve buna benzer bilgiler 
vardı. Daha fazla bilgiye gereksinimleri olduğunu anlayınca kendilerini 
merkezin çalışanları olarak tanıtıp içeri girdiler. Şirket çalışanlarının 
bilgilerinin yer aldığı bölüme bazı adları eklediler. Digital Equipments 
bilgisayarları kullanan yerleri bir Digital çalışanıymış gibi aradıklarında 
bu adları kullanıyorlardı. Eğer karşı taraf kontrol etmek için COSMOS 
merkezini ararsa bu adlara rastlanacak ve arayan kişinin gerçekten 
Digital'da çalıştığı sanılacaktı. Bir yöneticinin odasından da COSMOS'a 
ilişkin birçok kılavuz alıp çıktılar. Ama fazla ileri gitmişlerdi. 
Yaptıkları iş hacker'lık falan değil düpedüz hırsızlıktı. Ertesi sabah 
odasına daldıkları yönetici işyerine gelince kılavuzların eksik olduğunu 
farketti. Çalışan kayıtları arasında da tanımadıkları adları kolayca 
farkedebildiler ve şirketin güvenlik departmanına haber verdiler. Onlar da 
emniyet görevlilerine haber verdiler: Susan'ın bilgi verdiği emniyet 
görevlilerine. 

Polisin Kevin'in evini basması uzun sürmedi. Kevin evde yoktu. Polislerin 
buldukları şeyler arasında COSMOS merkezi ile ilgili hiçbir şey yoktu ama 
genel olarak telefon ve bilgisayar sistemlerine ilişkin çok şey vardı. 
COSMOS güvenlik görevlilerinin ifadelerine dayanarak tutuklama kararı 
çıkartıldı. Kevin sinagoga gitmişti. Ailece pek dindar olmasalar da Kevin 
sık sık part-time çalışmakta olduğu sinagoga gidiyordu. Polisleri karşısında 
gören Kevin kaçmak istedi ama kısa bir araba takibi sonunda yakalandı. Kevin 
yakalandığında dağılmıştı: Çok korktuğunu söylüyor ve ağlıyordu. 

Savcı Kevin'i ve Roscoe'yu hırsızlık ve bilgisayara izinsiz girme ile 
suçladı. Duruşmadan hemen önce Kevin iki konuda suçlu olduğunu kabul etti. 
Bu yolla Roscoe'ya ihanet ediyordu ama Islahhaneye gitmekten kurtulmayı 
umuyordu. Kurtuldu da. Aldığı ceza (ceza bile denilemez) 90 günlük bir 
inceleme ve 1 yıllık gözetim idi. Diğer arkadaşları da 3-5 ay arası cezalar 
aldılar. Kevin'in arkadaş gurubuyla da görüşmemesi gerekiyordu. 

Guruptaki kişiler cezalarını çekerken Susan da büyük bir aşama kat etti ve 
güvenlik konusunda danışman olarak çalışmaya başladı. Hatta bu sırada 
Washington'a gidip senatörlere ve yüksek düzey askeri personele bilgi bile 
verdi. 

Kevin bu sırada Lenny adında başka bir arkadaşıyla en iyi bildiği işe devam 
ediyordu: Bilgisayarlara ve telefon sistemlerine girmek. En çok 
rastladıkları bilgisayarlar Digital Equipments firmasının mini 
bilgisayarlarıydı. Önceleri PDP serisi bilgisayarlar daha sonra ise VAX 
serisi bilgisayarlar. Bu bilgisayarlar üniversitelerde ve telekom 
firmalarında çok yaygın olarak kullanılıyorlardı. Kevin ve arkadaşı Lenny en 
çok da Güney Kaliforniya Üniversitesinin bilgisayarlarına giriyorlardı. Bu 
da tekrar başlarının belaya girmesine neden oldu. Bir akşam üniversitenin 
terminallerinde "çalışırken" yakalandılar. Bu sefer Kevin kolay kurtulamadı: 
Bir ıslahhanede 6 ay geçirmesi gerekti. Bu arada Los Angeles polisi için de 
bilgisayar güvenliği konusunda bir video bant hazırladı. 1983'ün sonlarında 
serbest kaldı. 

Kevin bir aile dostunun yanında çalışmaya başladı. Ama çalıştığı yerdeki tek 
bilgisayarı bütün gün boyunca kullanması patronunun dikkatini çekti. Patronu 
Mitnick'in neler yaptığını pek anlamıyordu ama Kevin'in bilgisayar başında 
kredi kartları sorgulaması yaptığını farkediyordu ve kaygılanıyordu. 
Kaygılarını anlatmak için polis teşkilatına ziyaret yaptı; Kevin Mitnick'in 
belalısı polis detektifi ile görüştü. Detektif de o sıralar Kevin ve 
arkadaşı Rhoades için bir soruşturma yürütüyordu. Soruşturma konusu bir 
telekom firmasının kodlarını kullanarak uzak mesafe görüşmeleri 
yapmalarıydı. Aynı zamanda MIT'nin çalışanlarını elektronik ortamda tehdit 
ediyorlardı. Bu sıralarda amatör radyo yayınlarıyla yaptığı kabalıklar 
Kevin'in amatör radyo lisansını kaybetmesine neden olmuştu. Detektif için 
bütün bunlar yeterliydi ve Kevin için bir arama ve tutuklama kararı 
çıkarttı. Evini, işyerlerini aradılar ama Kevin'i bulamadılar. Hapishaneye 
girmektense kaçmayı tercih etmişti. 

1985'in yazında Kevin tekrar ortaya çıktı. Hakkındaki tutuklama kararı zaman 
aşımına uğramıştı. Tekrar arkadaşı Lenny ile ilişkiye geçti. Lenny çalıştığı 
yerlerdeki bilgisayarları Kevin'in kullanımına açıyordu. Bu sırada ABD'nin 
en büyük (CIA ve FBI'dan daha büyük) haber alma teşkilatı olan NSA (National 
Security Agency) bilgisayarlarına da girmeye başladı. Yaklaşık altı ay 
içinde Los Angeles bölgesi içindeki hemen tüm mini bilgisayarlara 
girmelerini sağlayacak kullanıcı hesaplarını elde ettiler. Bu sırada NSA'in 
sıkıştırmasıyla Lenny işten kovuldu (girdiği işlerin çoğundan kovuluyordu). 

Kevin 1985'in Eylül'ünde bir bilgisayar okuluna yazıldı. Başarılı bir okul 
dönemi geçiriyordu. 

Kevin'in kızlarla arası hiç iyi olmamıştı. Bu yüzden 1987 yılında, 
arkadaşlarına evleneceğini söylediğinde herkesi şaşırttı. Gelin adayı bir 
telefon şirketinde yönetici olarak çalışıyordu (Kevin kızın nerede 
çalıştığını duyduğunda gülmekten az kalsın yere yuvarlanıyordu) ve Kevin'le 
okulda tanışmışlardı. Kevin ve arkadaşı birlikte yaşamaya başladılar. 

Kevin, UNIX işletim sisteminin bir çeşidini üretip satan Santa Cruz 
Operation (SCO) firmasının bilgisayarlarına girdi. Bir sekreterin hesabını 
kullanıyordu. Eylemleri fark edildi. SCO yetkilileri telekom şirketiyle 
işbirliği yaparak bağlantının kaynağını bulmaya çalıştılar. Bu iş normalde 
onlar için çocuk oyuncağıydı. Ama bu sefer bir zorlukla karşılaştılar: 
Bağlantıyı izlemeleri engelleniyordu. Kevin saatlerce bağlı kaldığı halde 
hattı bulunamıyordu. Bir süre sonra Kevin firmanın programı olan XENIX'i 
kopyalamaya çalıştı. Artık çok olmuştu. Bir seferinde dikkatsiz bir şekilde 
bağlanınca nereden bağlandığı saptandı. Evi yerel polis tarafından basıldı. 
Evde bilgisayar, modum (polis kayıtlarında böyle görünüyordu), telefon 
bağlantı aparatı, 55 adet disket çeşitli kitap ve kılavuzlar ile bir adet 
tabanca buldular. Kevin ve arkadaşı için tutuklama kararı çıkartıldı, sonra 
arkadaşının bu işin içinde olmadığı anlaşılınca onun kararı kaldırıldı. Dava 
sürerken Kevin ve arkadaşı evlendiler. SCO davası Kevin'in suçunu kabul edip 
işbirliğine yanaşması ile bitti. 

1988 yılında Kevin ve arkadaşı Lenny bir başka okula girdiler. İlk 
yaptıkları şey okulun bilgisayarındaki bütün dosyaları manyetik bant 
kartuşlarına kopyalamaya çalışmak oldu ve bu iş sırasında yakalandılar. 
Okulun sistem sorumlusu gecikmeden polise haber verdi. Polisin elinde 
yeterince bilgi vardı ve Kevin'i hapishaneye tıkıp orada uzun süre tutmak 
için ellerinden geleni yapmaya kararlıydılar. Ama polis, üniversite, telekom 
şirketi ve Digital Equipments arasındaki koordinasyonsuzluk yüzünden hiçbir 
şey yapılamadı. 

Çalışmaları için Lenny'nin işyerindeki bilgisayarları kullanıyorlardı. 

Kevin ve Lenny'nin şimdiki amaçları Digital Equipments firmasının en değerli 
yazılımı olan VMS işletim sistemini elde etmekti. Bunun için Arpanet içinde 
gezinmeye başladılar. Arpanet içindeki bir askeri bilgisayara girmeyi 
başardılar ve onu çaldıkları yazılımları saklamak için kullanmaya 
başladılar. Bu bilgisayara girdikleri anlaşılınca başka bilgisayarlara 
geçtiler: Güney Kaliforniya Üniversitesinin bilgisayarlarına. Bilgisayarlara 
giriyorlar, onların üzerinden Arpanet'e çıkıyorlar ve bir yerlerden 
aldıkları VMS'in kaynak kodunu bu bilgisayarlara kopyalamaya çalışıyorlardı. 
Kopyaladıkları kod VMS'in alalade bir sürümü de değil 5.0 sürümüydü. Bu 
sürüm henüz müşterilere dağıtılmaya başlanmamıştı ve bulunabileceği tek yer 
Digital Equipments'ın iç ağı olan Easynet idi. Kevin ve Lenny gerçekten de 
bir zamandır Easynet'e giriyorlardı. Girmekle kalmayıp Easynet içinde 
çalışanların birbirleriyle yazışmalarını da izleyebiliyorlardı. Bu 
yazışmalar arasında iki kişi dikkatlerini çekti . Birincisi bir VMS güvenlik 
uzmanıydı. İkincisi ise sürekli olarak bu uzmanla yazışan ve İngiltere'deki 
bir üniversitede çalışan bir başka uzmandı. İkinci uzman sürekli olarak 
bulduğu güvenlik açıklarını ilkine gönderiyordu. Tabii, bunlar Kevin ile 
Lenny'nin eline de geçiyordu. 

VMS'in kaynak kodunun üniversitenin bir bilgisayarına aktarılması bittiğinde 
sıra dosyaları bir manyetik bant kartuşuna kopyalamaya gelmişti. Ellerindeki 
araçlarla bunu uzaktan yapmaları mümkün değildi. Bunu üniversitenin 
bilgisayarının başında yapmaları gerekiyordu. Bu iş için yanlarına eski 
arkadaşları Roscoe'yu aldılar. Kevin tanındığı için üniversiteye girmeyecek, 
işi Lenny ile Roscoe bitirecekti. Roscoe kendisini bir öğrenci olarak 
tanıtıp kopyalaması gereken dosyalar olduğunu söyledi ve kartuşun 
bilgisayara takılmasını sağladı. Sonra Lenny ile buluşup telefonla Kevin'e 
haber verdiler. Kevin bilgisayara uzaktan bağlanarak dosyaların kopyalanması 
için gereken komutları verdi. İşlem bitince Roscoe kartuşu aldı. Dosyalar 
çok büyük olduğu için bu işlemleri birkaç kez yapmaları gerekti ama sonunda 
VMS'in kaynak kodlarına sahip oldular. Artık bu kodu inceleyip işletim 
sisteminin açıklarını bulabilirlerdi. 

Bu sırada hem üniversitede hem de Digital Equipments'da sisteme birilerinin 
girdiği anlaşılmıştı. Kevin ve Lenny'nin de okudukları e-postalar ile 
yakından bildikleri gibi Digital içinde üç kişi hemen hemen tüm zamanlarını 
bu işi çözmeye adamışlardı. Ama Kevin ve Lenny yine bu e-postlardan 
Digital'ın onları bulsa bile kolay kolay suçlamayacağını öğrenmişlerdi. 
Firmalar kendi sistemlerine birilerinin girdiğinin öğrenilmesinden hiç de 
memnun kalmıyorlardı. Yine de her iki kurum da onları saptamak için 
ellerinden geleni yapıyorlardı. Kendilerine gelen telefon bağlantılarını 
izlemek için telekom şirketleriyle birlikte çalışıyorlardı. Kevin telefon 
sistemini iyi tanıması nedeniyle aramalarını hep çağrı yönlendirme 
yöntemiyle yapıyor ve izleme sonunda rastgele numaralara erişmelerini 
sağlıyordu. Bir keresinde rastgele numara ortadoğudan göçen bir adamın 
numarası çıktı. Adamın evi FBI tarafından basıldı ama ajanlar televizyon 
seyreden bir adamdan başka bir şey bulamadılar. 

Bu arada Lenny ile Kevin arasında sorunlar baş göstermeye başladı. Lenny 
daha normal bir hayat sürmek istiyordu: Hacker'lık dışında faaliyetlerle 
ilgilenmek, kız arkadaşına daha fazla zaman ayırmak istiyordu. Kevin ise tek 
bir şeye saplanmıştı: Daha çok, daha çok bilgisayar sistemine girmek. 
Lenny'i de kendisiyle çalışmaya zorluyordu. Lennny, Kevin'in ilerde kendi 
aleyhinde kullanabileceği bilgileri topladığını düşünüyordu. Sık sık 
tartışıyorlardı. Kevin her işlerinde "bu sonuncu olacak başka bir hacking 
yapmayacağız" diyordu ama birisi bitince bir başka işi başlatan da yine hep 
o oluyordu. Kevin çalışmaları ile ilgili olarak da karısına sürekli yalanlar 
söylüyordu. Lenny arkadaşları Roscoe'yu arayıp durumdan yakındı. Roscoe da 
Kevin'in halinden memnun değildi ve ona şimdiden iyi bir avukat bulmasını 
önerdi. Kevin çığrından çıkmıştı: VMS işletim sisteminin kaynak kodunu 
kopyaladıktan sonra şimdi de yine Digital'dan Doom adında bir oyunu 
kopyalamak istiyordu. Lenny için bu kadarı fazlaydı. İşindeki amirleriyle 
konuşup durumunu anlattı. Birlikte hem Digital'ı hem de FBI'ı aradılar ve 
durumu anlattılar. Lenny o ana kadar elde ettikleri 36 adet kartuşu FBI'a 
teslim etti. Birlikte Kevin'e bir tuzak hazırladılar. Lenny'nin üstüne 
mikrofon ve teyp yerleştirdiler. Lenny her akşam olduğu gibi işyerinde Kevin 
ile buluştu. Bu sırada FBI ve Digital güvenlik elemanları da aynı binada 
onları izliyordu. Kevin sabah saat 3'e kadar çalışmayı sürdürdü. Ertesi 
sabah FBI ajanları ve Digital yetkilileri bir toplantı yaptılar. Her 
zamankinin aksine bu sefer Digital da geri çekilmemeye karar vermişti. O gün 
akşam Kevin tutuklandı. Yıl 1988 idi. 

Kevin'in tutuklanışı gazetelere manşet oldu. Haberlerde onun basit bir 
telefonla nükleer savaşa yol açabileceği, toplum için bir tehdit oluşturduğu 
işleniyordu. Kevin maksimum güvenliğin sağlandığı bir hapishaneye kondu. 
Digital firması Mitnick'in kendilerine verdiği zararın 160 bin dolara mal 
olduğunu iddia etti. Kevin mahkemede bazı suçlamaları kabul etti, 
yaptıklarından dolayı özür diledi ve bu tür şeyleri bir daha 
tekrarlamayacağına söz verdi. Mahkeme onu bir yıl hapis ve altı aylık bir 
tedavi ile cezalandırdı. İyi hali görüldüğünden, 1990 yılının baharında, 
cezasının tümünü tamamlamadan hapishaneden şartlı olarak çıktı. Hapishaneden 
çıktığında karısı boşanmak istedi: Bütün olan bitenden bıkmıştı. 

Kevin hapisten çıktığı zaman eski arkadaşı Susan ile görüşmeye başladı. 
Kevin kilo vermişti ve düzenli bir işte çalışıyordu. Susan, sonradan bu 
döneminde Kevin'i baştan çıkarmaya çalıştığını söyleyecekti. Onun yatakta 
nasıl olduğunu merak ediyordu. Ama Kevin'in bu taraklarda bezi yoktu. Susan 
vazgeçti. Daha sonra "isteseydim onunla yatardım" diyecekti. 

FBI hapisten çıkan Kevin'in ıslah olduğuna inanmıyordu. Justin Petersen 
adında bir eski hacker'ı Kevin'in peşine taktı. Justin hem Kevin, hem de 
Roscoe ile ilişkiye geçip onları bilgisayarlara girme konusunda 
cesaretlendirdi. Üçlü birlikte bir çok bilgisayara girdiler. Kevin Justin'in 
ajan olduğunu farkedince bir avukata danışıp onunla yaptıkları görüşmeleri 
teybe kaydettiler. Ama çok geçti. Şartlı salıverme kurallarını ihlal ettiği 
için Kevin hakkında tutuklama kararı çıkartıldı. Kevin yakalanmamak için 
kaçmaya başladı. Sürekli şehir değiştiriyor, alışverişini hep nakit 
paralarla yapıyordu. Bilgisayarlara girme huyundan vazgeçememişti. Gelişen 
teknoloji ile birlikte bir dizüstü bilgisayar, bir hücresel telefon ve 
modemle çalışmak yeterli hale gelmişti. İnternet'in yaygınlaşması da ona 
hizmet ediyordu. Bir yerel İnternet hizmet sağlayıcısına bağlanıyor oradan 
da İnternet'te yaygın olarak kullanılan Telnet programı ile istediği sisteme 
bağlanabiliyordu. 

Bu sırada Digital firmasına VAX sistemlerinin hatalarını rapor eden 
İngiliz'le arasında garip bir bağ oluştu. Kevin, İngiliz'in firmaya 
gönderdiği e-postaların hepsini okuyabiliyordu. Bu e-postalardan ne kadar 
bilgili bir kişi olduğunu anladığı İngiliz'e karşı hayranlık besliyordu. Bu 
hayranlığın sonunda kendisini telefonla aramaya bile başladı. Telefon 
görüşmeleri 2, 3 bazen 4 saat sürüyordu. İngiliz'in FBI ile bağlantılı 
olarak onu yakalamaya çalıştığını öğrenince büyük hayal kırıklığına uğrayıp 
bağlarını koparttı. 

1994'ün son aylarında Kevin Seattle kentindeydi (Microsoft'un da merkezinin 
bulunduğu Amerika'nın kuzeydoğusundaki bir kent) . Brian Merril adıyla bir 
hastanede bilgisayar teknisyeni olarak çalışıyordu. Şehrin telekom 
şirketinin iki detektifi telefon korsanlığını araştırırken onu buldular. 
Tarama cihazı ile binasına kadar ulaşıp telefon konuşmasını dinlediler. 
Kevin karşısındakiyle bir bilgisayar sistemine nasıl girileceğinden 
konuşuyordu. Ama arama emri ancak birkaç ay sonra çıkarılabildi. Arama 
yapıldığında da Kevin'i bulamadılar. Kevin yine kaçmayı başarmıştı. Kaçtığı 
yer Amerika'nın doğusundaki Raleigh kentiydi. Bu kentte son ve en uzun hapis 
cezasına çarptırılmasına neden olan işini yapacaktı: Japon kökenli bir 
Amerikalı olan Tsutomo Shimomura'nın bilgisayarına girmek. 

Tsutomo Shimomura dünyaca ünlü bir fizikçi olan Richard Feynman'dan ders 
alan parlak bir astrofizikçi idi. Ama astrofizik onu kesmiyordu. 19 yaşında 
Los Alamos Ulusal Laboratuvarında işlemci mimarisi ve hesaplama yöntemleri 
üzerinde çalışmaya başladı. Daha sonra San Diego Süper Bilgisayar Merkezinde 
çalışmaya başladı. Kendini beğenmiş birisiydi. Karşısındaki kişi onun 
konularından anlamıyorsa Tsutomo için değersizdi. Bilgisayarları çok seviyor 
ve bilgisayar güvenliği alanıyla yakından ilgileniyordu. Bu özelliği 
yüzünden Hava Kuvvetlerine ve NSA'e güvenlik konusunda danışmanlık 
yapıyordu. Bilgisayarına girildiğini farkettiğinde çok şaşırdı, çok bozuldu 
ve bunu kişisel bir tehdit olarak algılayıp bilgisayarına gireni takip etti. 
Yakalayana dek. 

Tsutomo'nun sistemine giren kişi iz bırakmamak için günlük dosyalarını (log 
files) silmişti. Ama Tsutomo çok önceden tedbirini almıştı: Günlük 
dosyalarının bir başka bilgisayara düzenli olarak gönderilmesini sağlamıştı. 
Bu dosyaları bir master öğrencisi düzenli olarak inceliyordu. Bu öğrenci 
normalde hep artması gereken günlük dosyalarının son kopyasının küçülmüş 
olduğunu gördüğünde yolunda gitmeyen bir şeyler olduğunu farketti. Durumu 
Tsutomo'ya haber verdiğinde Tsutomo kayak yapmaya gidiyordu. Tatilini iptal 
edip hemen San Diego'ya döndü. 

Tsutomo'nun bilgisayarlarına saldıran kişi IP spoofing denilen bir tekniği 
kullanıyordu. Chicago'daki Loyola Üniversitesinden girdiği sanılan birisi, 
bilgisayarının IP adresini Tsutomo'nun ağındaki bir IP adresi olarak 
göstermişti. Saldırgan bu yolla Tsutomo'nun birçok bilgisayarından 
düzinelerce dosyayı kopyalamıştı. Tsutomo bu tekniği duymuştu ama 
gerçekleştirilmesi çok zor olduğu için uygulandığını hiç görmemişti. 

Tsutomo bilgisayar güvenliği konusunda çalışan kişilerin çoğu gibi Kevin 
Mitnick'i duymuştu. Kevin'in arandığını da biliyordu. Saldırganın o 
olduğundan emin değildi ama araştırmaya hemen başladı. Önce saldırganın 
neleri çaldığını buldu: Hücresel telefon kodları, Tsutomo'nun e-postalarını 
ve çeşitli güvenlik araçlarını içeren özel klasörü (home directory) birçok 
başka dosya. Tsutomo bilgisayarlarındaki güvenlik önlemlerini arttırıp 
tatiline döndü. Sonraki günlerde Tsutomo Bruce Koball adında birisi 
tarafından arandı. Bruce San Fransisco'da yaşıyordu ve İnternet hesabına 
ayrılan disk alanının Tsutomo'nun dosyaları ile dolduğunu bildiriyordu. Bu 
alanda Tsutomo'nun yaklaşık 150MB'lık dosyası bulunuyordu. Tsutomo San 
Fransisco'ya uçup İnternet Hizmet Sağlayıcısının merkezine karargah kurdu. 
Buradan kendi sistemlerine giren kişiyi izlemeye başladılar. Onun klavyede 
bastığı her tuşu takip edebiliyorlardı. Saldırganın o bölgedeki başka 
İnternet Hizmet Sağlayıcılarına (ISP) da girdiğini ve o sistemleri de 
parmağının ucunda oynattığını farkettiler. Karşılarındaki kişi sıradan 
birisi değildi. Saldırganın aslında yine o yöredeki başka bir ISP'den 
girdiğini farkedince karargahlarını oraya taşıdılar. Orada saldırganın 
ISP'nin 26000 müşterisine ait kredi kartı bilgilerini elde etmiş olduğunu 
gördüler (bu kredi kartı bilgilerinin kullanılıp kullanılmadığı hiç 
anlaşılamadı). Saldırgan ondan fazla kişinin e-postalarını izliyordu. Bu 
e-postalar içinde "itni" ifadesini arıyordu. Tsutomo'nun kuşkusu kalmamıştı: 
Aradıkları kişi Kevin Mitnick'ti. 

Bu sırada saldırganın aramayı Raleigh'den (ABD'nin öbür tarafı) başlattığı 
saptandı. Aramalar bir hücresel telefon ve modemle yapılıyordu. Tsutomo tası 
tarağı toplayıp Raleigh'a uçtu. Orada telekom şirketi Sprint'in bir 
teknisyeni ile birlikte bir arabaya atlayıp telefon görüşmelerini taramaya 
başladılar. Otuz dakika içinde Kevin'in yeri saptandı. FBI'a haber verildi. 
Kevin'in kanıtları yok etmemesi için hızlı hareket etmeleri gerekiyordu. 
Sabahın ikisinde ajanlar kapıyı çaldılar. Kevin'in ilk sorduğu şey arama 
belgesiydi. Ajanlar arama belgesini gösterdiklerinde adresin yanlış yazılmış 
olduğu anlaşıldı. Ama bu Kevin'in içeri giren ajanlar tarafından 
tutuklanmasına engel olamadı. Beş yıl hapishanede kaldı. 2000 yılı içinde 
serbest bırakıldı. Halen gözetim altında. Telefon kullanamıyor (annesini 
araması dışında). Bilgisayara el süremiyor. ABD dışına çıkması yasak. 
Geçimini konferanslara katılarak sağlıyor. 2003 yılının gelmesini ve 
üzerindeki kısıtlamaların kaldırılmasını bekliyor.* 


Diğer Windows Live™ özelliklerine göz atın. Sadece e-posta iletilerinden daha fazlası
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages