Öğretmenim çok suçlusun.
Dün selamını aldım Öğretmenim. Eğer hapishanede olmasaydım gelip hem
elini öper, hem de bu sözlerini yüzüne söylerdim.Sen çok suçlusun
öğretmenim.Bana kızmışsın, eleştirmişsin. "Böyle bir insanın öğretmeni
olduğum için utanıyorum" demişsin. Doğru söylemişsin. Benim gibi bir
insan yetiştirdiğin için gerçekten çok utanmalısın. Çünkü ben
gururlanacak hiçbir güzel şey yapmadım. Aileme, çevreme ve
sevdiklerime zarar verdim, kötü işlere bulaştım. Sonunda da hapse
girdim. Ben iyi bir insan, faydalı bir kişi olamadım. Bu doğru. Ben de
kendimden memnun değilim. Çevredeki insanlar tarafından dışlanmak,
horlanmak ve kötü bir insan olarak görülmek elbette ki, insanı memnun
etmez. Ama öğretmenim, benim bu kötü ahlakım ve yanlış
davranışlarımın sebebi sensin.
Sen çok suçlusun öğretmenim.
Beni okutan, beni eğiten ve bana şekil veren sensin. Sana baktım,
örnek aldım. Ne verdiysen o oldum. Seninle beş yıl aynı okulu
paylaştım, sonra da mezun oldum. Hatırlar mısın maceralarımızı,
hatırlar mısın bana yaptıklarını?Gel birlikte hatırlayalım da neden
suçlu olduğunu söyleyeyim.Annem yoktu. Evimizdeki ikinci anne de beni
istemiyordu. Ailede hiç huzurum ve rahatım yoktu. Her şeyi eksik ve
noksan yapıyordum, verdiğin görevleri de bu yüzden yerine
getiremiyordum. Benim zor hayat şartlarımı bildiğin halde asla
anlayışlı olmadın, hep üzerime gelip, çok ağır, çok ezici ve gururumu
kırıcı hesaplar sordun. Beni hem sevgiden, hem okuldan, hem de
toplumdan soğuttun.
Neler mi yaptın?
Annem olmadığı için temiz ve tertipli olamıyordum. Benimle her sabah
bu yüzden alay ederdin. Ya kirli ve yırtık pantolonumla, ya kirli
ellerim ve uzamış tırnaklarımla, ya da bakımsız yüzüm ve saçlarımla
alay ederdin. Nasıl ezilip büzülürdüm, küçülürdüm ve sana içten
bilenirdim.Ödevlerimi yapmayınca, elindeki cetvelle vurmadığın ve
acıtmadığın yer kalmazdı. Dayanamayıp ağlayınca da "Erkekler ağlamaz"
derdin. Bu yüzden, okula gelmek bana işkence olurdu. Zaten huzursuz
evden bir an önce kaçmak, kendimi dışarı atmak isterdim. Tek sığınağım
okuldu. Okulu da sen bana dar ederdin, senin yüzünden geldiğime pişman
olurdum. Bu yüzden bütün insanlara, herkese isyan eder, asi olurdum.
Bir gün beni babama şikayet etmişsin: "Ders çalışmıyor ve çok
yaramazlık yapıyor" diye... Babam beni ölesiye dövdü. Babamın o ölesiye
dayağına değil, senin şikâyetine içerledim.Ah öğretmenim sen çok
suçlusun.
Ne olurdu öğretmenim bana bir güleryüz gösterseydin, hal-hatırımı
sorsaydın, yanağımı okşayıp, bir sevgi gösterisi yapsaydın ve beni
kendine bağlayıp, nasihatler etseydin.Neden bunları benden esirgedin?
Halbuki sana sığınmayı, senden yardım beklemeyi ne kadar istemiştim?
Ah beni bir kez koruyup kollasaydın, belki de o isyan ateşi yanmadan
sönecekti.
Beni kaç kez sınıftan kovdun, onurumu beş para ettin. Arkadaşlarımın
önünde benimle alay edince ve onların da bana gülüşlerini görünce, kaç
kez ölmek istemiştim.
Kısacası, sen bana iyi bir model olamadın, örnek bir öğretmenlik
sunamadın. Benim toplum için zararlı olmama zemin hazırladın. Bir
anlamda ektiğin tohumlar, ruhumda isyan meyvelerini verdi. Sonra da
hem kendime hem de çevreme zararlı bir insan olup, çıktım.Sen çok
suçlusun öğretmenim.
Benden o şefkati esirgemeseydin ne olurdu? Bana da bu acıyı
yaşatmasaydın? Evet, utan öğretmenim. Benim yaptıklarıma bakarak utan.
Bana öğretmen olduğun için utan. Utan da, diğer öğretmenler senin gibi
olmasınlar.Sen çok suçlusun öğretmenim. Ama, yine de ellerinden
öperim. Çünkü ne de olsa sen benim öğretmenimsin.
Cezaevinden Ziya Ş.
Sait ÇAMLICA
Eğitimci - Yazar
Windows Live™ Photos ile fotoğraflarınızı kolayca paylaşımı.
Sürükle bırak