"Allah eşşeği yarattı ve ona dedi ki : "Sen bir eşşeksin. Sabahtan
akşama kadar yorulmadan çalışacaksın ve ağır yükleri sırtında
taşıyacaksın. Ot yiyeceksin, az akıllı olacaksın ve 50 yıl
yaşayacaksın. Eşşek cevap verdi : "50 sene böyle bir hayat için çok
çok fazla, lütfen bana 30 yıldan fazla verme ! Ve böyle oldu...
Sonra Allah köpeği yarattı ve ona dedi ki : Sen bir köpeksin.
İnsanların mallarını koruyacaksın, onların en yakın dostu olacaksın.
İnsanlardan geriye kalan artıkları yiyeceksin ve 25 yıl yaşayacaksın.
Köpek cevap verdi :"Allahım, 25 yıl böyle yaşamak çok fazla. Bana 10
yıl ver yeter !" Ve böyle oldu...
Daha sonra Allah maymunu yarattı ve dedi ki : "Sen bir maymunsun.
Ağaçtan ağaca salınacak ve bir aptal gibi davranacaksın. İnsanları
eğlendireceksin ve 20 yıl yaşayacaksın". Maymun cevap verdi : "20 sene
dünyanın palyaçosu olarak yaşamak çok fazla. Bana 10 seneden fazla
verme !" Ve böyle oldu...
En sonunda Allah erkeği yarattı ve ona dedi ki : "Sen erkeksin,
dünyada yaşayacak tek rasyonel düşünen canlı sen olacaksın. Diğer
yaratılmışlara zekanı kullanarak hükmedeceksin. Dünyayı yöneteceksin
ve 20 yıl yaşayacaksın." Erkek cevap verdi : "Allahım erkek olmak için
20 yıl yetmez. Lütfen bana eşşekten artan 20 yılı, köpekten artan 15
yılı ve maymunun 10 yılını da ver..."
Allah bunu kabul etti ve erkek 20 yıl erkek olarak yaşadı, sonra
evlendi ve 20 sene eşek olarak sabahtan akşama kadar çalıştı ve ağır
yükleri taşıdı. Sonra çocukları oldu ve 15 yıl köpek gibi yaşadı, evi
korudu, aileden artanları yedi. Sonra ilerleyen yaşında 10 yıl maymun
olarak yaşadı, aptal gibi davrandı ve torunlarını eğlendirdi. Bugüne
kadar böyle geldi..."
Adam yukarıdaki satırları okuyunca öfkelenmişti. "Hadi canım
öyle şey mi olur ? Ne yani ben şimdi erkek değil miyim ? 25 yıl eşek
gibi mi çalıştım" dedi kendi kendine. Yine de beynine kocaman soru
işaretlerinin dolmasını engelleyememişti. Emeklilik dilekçesini
vermiş, 25 yıllık işinden ayrılarak çiçeği burnunda bir tekavüt
(Emekli) olmuştu. Gelecekte rahat ve problemsiz bir yaşam düşlüyordu.
Emekliliğinin ilk yıllarında biraz zorlanmıştı. İkramiye,
sosyal haklar ile ek gelirleri kesilmiş, kupkuru maaşı ile geçinmek
zorunda olması onu biraz yıpratmış ve sağlık sorunları da nüksetmeye
başlamıştı. En önemlisi ev halkının ona karşı tavırları da değişmişti.
Eve geldiğinde sırt üstü uzanmış ve elinde televizyonun kumandası ile
durmadan kanal değiştiren kızına: "Haberleri izleyeceğim bir kanalda
dursana..!!" dedi. Kız, bu uyarıyı tınmadı bile. Magazin programlarını
seyretmeye devam etti. Allak-bullak olmuştu. Tam bu sırada delikanlı
oğlu ayakkabılarını bile çıkarmadan halıya basarak içeriye girdi. "Ne
haber Peder bey, Ooooo bakıyorum içeriden çıkmıyorsun." dediğinde adam
fenalaşacak gibi olduysa da kendini toparladı ve "Eyvah" dedi kendi
kendine "Babacığım" diye koşup boynuna sarılan çocukları artık ona
Peder diye hitap ediyorlardı." Acayip bozulmuş ama evde huzursuzluk
çıkarmamak için ses çıkarmamıştı. Bu bağırışma üzerine eşi odaya
girerek:"Ne oluyor bey" dedi. Adam cevap vermeyerek elleri arasına
aldığı başını yere eğmiş düşünüyordu. Ama eşi durumu fark etmişti.
Dönüp adama: "Emekli oldun burnumuzun dibinden ayrılmaz oldun, çık
dışarı biraz gez.. Çocuklara da öyle bağırma ...!" dedi.
Kırk yıllık eşinin sözleri göğsünün orta yerine yumruk gibi
inmişti. Hiçbir şey demeden dışarıya attı kendini. Issız kaldırımlarda
yürüdü bir müddet. Sonra boş bulduğu bir banka çöktü ve düşünmeye
başladı. "Evet tam 25 yıl gündüz demeden gece uyumadan, üç kuruş para
kazanmak için fazla mesai yaparak eşek gibi çalıştım, didindim
karşılığı bu olmamalıydı. Dur bakalım daha neler gelecek başıma..." diye
söylenmeye başladı. Bu durum böyle bir müddet devam etti. Ha bire
kendini suçluyordu. Çocuklarının ve eşinin bir dediğini iki etmemişti.
Kendisi ayakkabısını tamircilere götürüp yenisini almazken,
çocuklarının markalı spor ayakkabıları ve elbiselerine büyük paralar
harcamıştı. Hele Üniversite okurlarken çektiği sıkıntıları düşündü.
Bankadan aldığı kredileri ödeyememiş ve maaşına haciz de gelmişti.
"Olsun" demiş ve katlanmıştı. Çocukları okuyup bir işe başladıklarında
bütün bu sıkıntılar unutulacaktı.
Aradan uzun yıllar geçmiş ama ev halkının tavırları değişmemiş,
aksine gittikçe yabancılaşma ve yozlaşmanın derin etkileri ile
neredeyse aile olmaktan çıkmışlardı. Artık eşini ve çocuklarını
tanıyamaz olmuş, evde sözü geçmemeye başlamıştı.
Bir akşam eve geldiğinde eşini görememiş ve çocuklara
sormuştu: "Anneniz nerede çocuklar" dedi. Yine magazin programlarına
dalan çocukları dönüp bakmadan zoraki bir şekilde: "Komşunun kızı
evlenecek çeyizlere bakmaya gitti" dediler. Açlıktan midesi
gurulduyordu. "Şey çocuklar siz yemek yediniz mi ?" dedi. Çocuklardan
hiç ses yok. "Ben çok acıktım yemek getirseniz yesek ...!!!" Çocuklar
yine sessiz. Öfkeden deliye dönmüştü: "Size söylüyorum çocuklar ...!!!
Yemek yok mu ...!!!???" Televizyonun kumandasını bir anda yere vuran
kızı sinirli bir şekilde ayağa kalkarak: "Ya allah aşkına senden rahat
yok mu...!!! Ne bağırıyorsun televizyon izlediğimizi görmüyor musun ?
git mutfakta bir şeyler atıştır, bizi rahatsız etme ..!!!" Bu çıkış
üzerine adam çaresiz bir şekilde mutfağa yöneldi ve masada onlardan
arta kalan yiyeceklere baktı. Sadece biraz kemik ve çok az da sulu
yemek ve bir parça kuru ekmek vardı. Kemikleri bir tabağa koyup
balkona yöneldi. Aşağıya baktığında kuyruğunu sağa sola sallayan bir
sokak köpeği ilişti gözüne. Usulca merdivenlerden inerek aşağı indi.
Köpeği çağırdı ve kemikleri önüne attı. Köpek büyük bir iştahla
kemiklere saldırmıştı. Kendisi de oturarak köpeği seyretmeye , sonra
da onunla sohbet etmeye başladı: "Ya kardeşim ben bu işte yeniyim
inanki bu kemiklerin etlerini ben yemedim. Nasıl yenildiğini görmek
için seni seyretmek zorundayım. Anla işte ben senin stajyerin
olacağım. Bir müddet idare et ve bana mesleğin inceliklerini öğret de
işlerim kolaylaşsın." Köpek, anlıyormuş gibi adamın suratına baktı ve
başını sallar gibi yaparak kemikleri yemeye devam etti.
Karnını tıka basa kemikle dolduran köpeğin keyfine diyecek
yoktu. Bir kenara oturdu ve yalanmaya, ardından da havlamaya başladı.
Adam gülerek tekrar köpeğin yanına çömeldi: "Yooo önce karnımı nasıl
doyuracağımı öğreteceksin, dilini sonra öğretirsin" dedi.
Sonra ayağa kalkarak yüksek sesle: "Eşeklik bitti, Yaşasın
Köpeklik ...!!!" diye slogan atar bir vaziyette bağırmaya başladı. Bu
sesler üzerine balkona çıkan onlarca insan meraklı gözlerle onu
izlerken, o hiç susmadan slogan atamaya devam ediyordu. Onu izleyenler
arasında yaşlı bir adamın: "Vah...!!! Vah ...!!! Vah...!!! adam kafayı
sıyırdı herhalde" demesiyle. "Yok dede kafayı sıyırmadım yeni bir
hayata merhaba diyorum." Yaşlı adam şaşırmıştı : "Hangi hayata ?"
dedi. "Senin daha önce yaşadığın hayata, yani köpeklik hayatına... merak
etme sana da uğrayacağım" diye bağırmasını sürdürürken, yaşlı adam
"Bana mı uğrayacaksın ?" diye sordu. "Evet sana yani Maymunlar
Cehennemine ....!!!!!"
e-mail :
azizg...@gmail.com
msn :
tajd...@hotmail.com