8 Mart...Lar

9 views
Skip to first unread message

G. DOLUNAY

unread,
Mar 8, 2010, 3:53:32 PM3/8/10
to Göksu DOLUNAY
Herkese Merhaba,

Bu sabah, çok sevdiğim bir arkadaşım aradı, ve en neşeli, sevimli sesiyle "günaydııın kadınlar günün kutlu olsun" dedi. "Sağol" dedim; "o da ne demekse?"

"Bence de" dedi arkadaşım. 

İşe gidiyordum; onu daha sonra arayacağımı söyleyip telefonu kapattım. 

Sonra onunla, günün ilerleyen saatlerinde, biraz sonra okuyacaklarınızı konuştuğumuz bir telefon görüşmemiz oldu. 

Evet, sahiden biz neyi kutluyorduk ki "Kadınlar Günü"nde? 

Neden mi?
Çünkü;

Kimi kadınlar, bilmem kaç erkeği aşarak filanca seviyeye nasıl "kadın başlarıyla" geldiklerini söyleyerek tanımlıyorlar başarılarını...

Kimi kadınlar,  her anlamda kapanarak kendi elleriyle erkeğin avucuna teslim ediyor hemen hemen her türlü sosyal-insani haklarını....

Kimi kadınlar, dışarıdaki hayata katılmayı peşinen reddedip, çocuk ve ev işlerinden sorumlu bir işe tayin ediyorlar kendi kendilerini...

Ev geçindirmekle yükümlü tür erkek cinsi olarak tanımlanıyor kimilerince,  aynı işi yapan bir erkekten daha az kazanmaya razı oluyor kimi cins-i latif...

Kimi kadınlar, "Anadolu'nun Bağrında Yaşayanlar" diye tanımladıklarımız yani, sırtından sopa, karnından sıpa eksik edilmeden yaşıyor; ve  gelip geçiyor bu dünyadan insan olma durumundan bi- haber... Alınıyor satılıyor, berdellere kurban ediliyorlar..

Öte yandan, bazı işleri seslerinin ahengi, gözlerinin pırıltısıyla halletmeyi olağan sayabiliyor kimi kadınlar, ve kimi işlerin sadece "vitrini" olmaya razı kimileri..

Bugünü kutlayan kimi kadınlar, kocaman gümüş yüzüklerle  süsledikleri ellerini sallayarak büyük büyük laflar ediyorlar, "kadın hakları" gibi, "kadınlık onuru" gibi... 

"Erkek egemen toplumda kadının gücü" gibi...

Ben bu kadınlardan hiç biri olamadım....

Ama, aklım erdiği günden beri, kendini ev kadını görevine atayanların zevk-u 
safa içinde, eli soğuk sudan sıcak suya değmeyenlerinin dışındakileri eleştirmedim seçimlerinden dolayı... Ve o günden beri, sırtı sopaya yapışık yaşayan kadınlarımıza hangi büyük kadınlarımızın ulaşabildiğini düşündüm; onlar adına daima çok üzüldüm... 
 
Ben bütün kadınlar için gece-gündüz, doğu-batı ayrımı olmaksızın bütün yaşam alanlarında eşit haklar diledim aklımerdiği günden bu yana...

 Erkeklerle yan yana bir hayat istedim. 

Pozitif ayrımcılığın, kayırmanın en beteri olduğunu düşündüm hep; ister erkek ister kadın lehine olsun, ayrım istemedim, tıpkı ne kendime ne başkasına ayrımcılık yapılmasını istemediğim gibi..

Ben, daima erkeklerle el ele, hayatı her anlamda her alanda birlikte yaşayacağımız bir dünya düzeni düşledim...

Peki ya siz?

Sevgiler,
Göksu DOLUNAY   

G. DOLUNAY

unread,
Mar 8, 2010, 4:48:09 PM3/8/10
to BDL MEZUN GRUP 1
Herkese Merhaba,

Bu sabah, çok sevdiğim bir arkadaşım aradı, ve en neşeli, sevimli sesiyle "günaydııın kadınlar günün kutlu olsun" dedi. "Sağol" dedim; "o da ne demekse?"

"Bence de" dedi arkadaşım. 

İşe gidiyordum; onu daha sonra arayacağımı söyleyip telefonu kapattım. 

Sonra onunla, günün ilerleyen saatlerinde, biraz sonra okuyacaklarınızı konuştuğumuz bir telefon görüşmemiz oldu. 

Evet, sahiden biz neyi kutluyorduk ki "Kadınlar Günü"nde? 

Neden mi?
Çünkü;

Kimi kadınlar, bilmem kaç erkeği aşarak filanca seviyeye nasıl "kadın başlarıyla" geldiklerini söyleyerek tanımlıyorlar başarılarını...

Kimi kadınlar,  her anlamda kapanarak kendi elleriyle erkeğin avucuna teslim ediyor hemen hemen her türlü sosyal-insani haklarını....

Kimi kadınlar, dışarıdaki hayata katılmayı peşinen reddedip, çocuk ve ev işlerinden sorumlu bir işe tayin ediyorlar kendi kendilerini...

Ev geçindirmekle yükümlü tür erkek cinsi olarak tanımlanıyor kimilerince,  aynı işi yapan bir erkekten daha az kazanmaya razı oluyor kimi cins-i latif...

Kimi kadınlar, "Anadolu'nun Bağrında Yaşayanlar" diye tanımladıklarımız yani, sırtından sopa, karnından sıpa eksik edilmeden yaşıyor; ve  gelip geçiyor bu dünyadan insan olma durumundan bi- haber... Alınıyor satılıyor, berdellere kurban ediliyorlar..

Öte yandan, bazı işleri seslerinin ahengi, gözlerinin pırıltısıyla halletmeyi olağan sayabiliyor kimi kadınlar, ve kimi işlerin sadece "vitrini" olmaya razı kimileri..

Bugünü kutlayan kimi kadınlar, kocaman gümüş yüzüklerle  süsledikleri ellerini sallayarak büyük büyük laflar ediyorlar, "kadın hakları" gibi, "kadınlık onuru" gibi... 

"Erkek egemen toplumda kadının gücü" gibi...

Ben bu kadınlardan hiç biri olamadım....

Ama, aklımın erdiği günden beri, kendini ev kadını görevine atayanların zevk-u 
safa içinde, eli soğuk sudan sıcak suya değmeyenlerinin dışındakileri eleştirmedim seçimlerinden dolayı... Ve o günden beri, sırtı sopaya yapışık yaşayan kadınlarımıza hangi büyük kadınlarımızın ulaşabildiğini düşündüm; onlar adına daima çok üzüldüm... 
 
Ben bütün kadınlar için gece-gündüz, doğu-batı ayrımı olmaksızın bütün yaşam alanlarında eşit haklar diledim aklım erdiği günden bu yana...
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages