Önce eller havaya, sonra Barış sıraya...
BARIŞ Akarsu aramızdan ayrılalı 9 gün oluyor ama acısı sevenlerinin
yüreğinde kor alev gibi sımsıcak. Barış'ın hayatında kapsadığı yerin
yeni farkına varanlar, içlerindeki "keşke"leri söküp, atamıyorlar. Bu
nedenle onunla ilgili özensizce yapılmış her yorum, anısına
saygısızlık eden her haber içimizi acıtıyor. Amasra'da toy
muhabirlerin Hatice Ana'ya sorduğu "Şu anda neler hissediyorsunuz?" ve
"Oğlunuza doyabildiniz mi?" sorularını acemiliğe verebilirim. Bazı
köşe yazarı arkadaşlarımızın "Şehitler dururken, Barış'ı niye bu kadar
yazıyorsunuz?" diyen satırlarını da "ucuz popülizm arayışı" ile
açıklayabilirim. Ama ya magazin programlarında Barış sevgisinin
reyting adına sağılması? İşte bunun mazereti yok... Barış'ın bir tek
konserine kamera göndermeyen, albümlerinden tek cümle olsun
bahsetmeyen pek çok magazin programı şimdilerde akışlarının arasına
Barış Akarsu haberleri "sokuşturmaya" çalışıyor. Barış sevgisi
hoyratça reyting ve tiraja tahvil ediliyor. Barış'ın babası Selahattin
Bey'i sabah kuşağında canlı yayına bağlıyorlar. Adam daha iki cümle
etmeden, "Kusura bakmayın, süremiz doldu. Yarın bize bağlanır mısınız
lütfen?" diyorlar. Hayatında Barış ile bir kez olsun karşılaşmamış pop
şarkıcıları programlara katılıp onun hakkında ahkâm kesiyorlar.
Barış'ın acılı annesinin röportajı, Bodrum ve Çeşme'den "eller havaya"
haberlerinin arasında "Az sonra" diye anons ediliyor. Akarsu'dan
taşıma suyla reyting değirmenlerini döndürmeye çalışanlar. Ne olur
biraz insafa gelin!..