CIA beslemesi
Arap-Amerikan melezi bozguncu mihrakların etkisinde kalanlar
için bir başka makale ile Filistin Cephesini anlatalım.
Bu abinin haritaları daha iyi..
Filistin Cephesi...
Derken ne kadar kolay, iki kelime.
Oysa hikaye 1915 yılında başlıyor 1918 yılına kadar devam
ediyor.
Büyük bir trajedi yaşanıyor.
Üç yıl boyunca...
Osmanlı devleti ve
hükumetleri büyük savaşa yeteri kadar hazırlanmamış.
Halk, devlet, ordular yeteri kadar hazırlanmamış.
Ve doğal olarak o sıralar güç kimdeyse siyasi sorumlu da o.
1915 yılı başlarında
tek tük zaferler var.
Filistin cehpesinde Osmanlı orduları henüz diri ve taze.
Mesela Kutül Amare zaferi.
Ama sonrasında Osmanlı orduları sürekli tükeniyor, askerler
kaybediliyor, ordular kaybediliyor.
Malzeme yıpranıyor, eskiyor, tükeniyor.
İnsan ve malzeme sayıları sürekli olarak azalıyor.
Aynı durum hem Irak Cephesi Komutanlığında, hem Mekke
savunmasında olan birliklerde devam ediyor.
Kaybedilenler yerine konamıyor.
Osmanlı denizlere
hakim değil, öylesine zayıf ki, İngilizler için bir baskın
ihtimali dahi yok, hiç ama hiç korkuları yok denizlerde.
Doğal olarak Osmanlı ne Kafkas cephesine, ne Balkan cephesine,
ne Ege denizinin karşısına, ne Kanal Cephesine, hiçbir yere
deniz ikmali yapamıyor.
Osmanlı öylesine savsaklamış ki, Balkanlarda, Kafkaslarda,
Arap platosunda çalışır durumda demir yolu yok.
Kafkaslara doğru uzanan demir yolu Sivas'da son buluyor.
Oysa Ruslar Sarıkamışa kadar demir yolu getirmiş.,
İngilizler hem savaşmış, hem kanala paralel, hem de Sina
çölünden içeri Filistin'e doğru uzanan demir yolu inşaa etmiş.
Osmanlı'nın mega projesi olan Mekke, Medine demiryolu ise Emir
Faysal güçlerince tahrip edilmiş.
Osmanlı'nın demir yolu ikmali de yok.
Biraz belgesel
izleyin.
Adam Paris'in ikmali için tarihin ilk su kanalını, dar kanal
teknelerini icat ediyor.
Zincirleme reaksiyonla bütün Avrupa, İngiltere, Rusya
nehirleri islah edilmiş.
Hepsinde nehirler ağır yük naklinde kullanılıyor.
Kömür, demir, ham maddeler, her türlü ağır yük yurt içinde dar
kanal tekneleri ile taşınıyor.
Bırakın Osmanlı'yı, Cumhuriyetin bile nehir taşımacılığı için
nehir yataklarının islahı, tekne ve su terfi sistemleri,
kapılar falan inşaa edeceği yok.
Günümüz ABD'si bile iç ticaretinde Missisipi Nehrini,
kanalları, nehirleri ve kanal teknelerini kullanıyor.
Ve şimdi 2020 yılında bölgesel güç, tepinen güç, dirsek atan
güç teraneleri yapılıyor.
Osmanlı ordusu her
yere yürüyerek gidiyor.
Hem de cebri yürüyüş ile.
Osmanlı bütün yükünü at arabası ile taşıyor.
Gemi, demir yolu yok.
Karayolu da yok.
Antik Romanın karayollarına denk karayolu bile yok.
Osmanlı yıkılmasın
da napsın?
Sen savaş meydanını gül bahçesi mi sandın.
Ama İngilizler
sürekli olarak yeni asker, malzeme, mühimmat, gıda taşıyorlar.
Çölü aşan demir yolları inşaa ediyorlar.
Deniz yolu ile sürekli limanlar yük indiriyorlar.
Zırhlı trenleri var.
Zırhlı gemileri var.
Zırhlı kara araçları var.
Hatta bir daha ancak benzerine 2. Dünya Savaşında rastlanan
Yıldırım Harekatı, hava bombardmanı falan yapıyorlar.
Ve şimdi bütün bu savaşlarda şehit, gazi olmuş insanları şüphe
altına koyan bozguncu konuşmalar oluyor.
Artık kendini savunma imkanı olmayan komutanlara iftiralar
ediliyor.
Ucuz mahalle karısı dedikoduları fütursuzca ortalara atılıyor.
En basit 5N1K kuralı bile Cumhuriyet ve onun kurucu babaları
olunca anlamını yitiriyor.
Bu adamlar hep vardı.
Kurtuluş Savaşı sırasında İstanbul Basını vardı.
İngiliz Muhipleri, Kürt Teali taraftarları vardı.
Arap hayranları vardı.
Amerikancılar da var.
Hiç değişmedi.
İsimler azıcık değişti, ama adamlar aynı.
Hatta dikkat ederseniz, günümüz işbirlikçilerinin atalarını
geçmişte de bulabilirsiniz:
Rahmetlik annanem derdi.
Boktur kokar, soydur çeker oğlum derdi.
Oraj POYRAZ(0raj....@neomailbox.net / oraj....@openmail.cc
)
L2fSIJNoA0xfSNxA
Suriye – Filistin Cephesi
Geçenlerde tarihte kayıp özne olan Osmanlı’nın son dönemlerinde olan Kut Zaferi (Kut-ul Amare Kuşatması – 1916) bahsetmiştim bilenler bilir.
Nablus Savaşı diye bilir çoğu kişi fakat Batı’da karşılığı Armageddon yani El-Megiddo savaşı. Bizim o dönem Suriye kazâmız olan “Mecidiye” bölgesine doğru ilk harekât yapıldığı için bu adı almaktadır. Bizde de Atatürk Nablus tepelerinde olduğu için Nablus savaşı olarak bilinir.
Yahudilerin Araplara bahsettiği Armageddon olmuş da haberimiz yok diyebiliriz.
Savaş ile ilgili ingiliz kaynaklarına göre asker sayıları şu şekildedir:
Allenby komutasında 69.000 İngiliz (12.000’i süvari) 35.000 Türk askeri mevcut. Arap Emirinin Oğlu Faysal’ın ordusu’nu hesaba katmamışlar bile. Onlara göre 25.000 Türk etkisiz hale getirilmiş ve 10.000 kişi kuzeye kaçmıştır.
http://www.historyofwar.org/articles/battles_megiddo1918.html
Bilmek isteyenler için yazayım. O dönemde savaşlar sırasında uydudan gözetleme ihtimali olmadığı için telgraf tellerine bağlı orduların haberleşmesi. Her top atışı demek bağlantı kesilmesi demektir.
Şimdi gelelim diğer meseleye.
1) İngiliz ordusu tam donanımlı ve son teknoloji silahlara sahiptir
2) Türk ordusu Sina yarımadası savaşları dahil olmak üzere çok kez saldırı hattına gitmiş ve yorgun düşmüştür. Silahlar ise Almanlar verdiyse belki iyidir.
3) Türk ordusunun Çanakkale’de de bildiğiniz gibi yiyecek yemekleri ve kıyafetleri olan varsa şanslıdır. O dönem herkes cephelerde olduğu için üretim durmaya yakın olmuştur.
4) İngilizler sömürge nüfusları sayesinde sürekli üretim olmuştur.
5) Faysal Dürziler vb. bazı faktörler hesaba katıldığında iş daha vahim oluyordu. Cephe arkasında ve çöl taraflarında sürekli arka tarafa baskın yapılıyordu. Telgraf tellerini kesme ve ikmal yollarını kapama gibi durumlar olmuştur.
Atatürk 7. Ordu başına geldiğinde Gazze’de başlayan savaş Lübnan sınırına gelmiştir. Kudüs’ü kutsal mekan olduğu için tek kurşun atmadan terk eden kişi belki eleştirilebilir belki.
Asıl saldırı ile askeri harcayan komutanlar kim ise onlara laf etmeleri gerekirken gidip en son kaybedilecek orduyu kurtaran kişiye saldırılması art niyetli bir durum olduğunun göstergesidir.
1) Hava şartları savaşın kaderinde çok etkili olmuştur.
Alman – Fransız Cephesi Sarıkamış Filistin-Suriye
2) Saldıran taraf her zaman çok üstün sayıda asker ve cephane kaybetmiştir.
Alman Fransız cephesinde her saldıran kesim ordusunun yarısını kaybedip oturmuştur aşağı. Kazancı ise çok cüzî olmuştur.
3) Osmanlı askerleri ilk aşamalarda eski kültürde olduğu gibi sürekli saldırı içerisinde olmuştur gücü tükenip geri çekilmeler başlayana kadar.
Sina cephesi Kars cephesi örneklerine bakarsanız faciaların da en çok bundan çıktığını görebilirsiniz.
Savaşta ilk başta iki tarafın Ordusu düz bir hat şeklinde dizilmişlerdir.
İngiliz ordusu iki kat daha büyük olduğu için tek bir cepheye yüklenip bu hattı yarma hedefinde olmuştur. Bunun da en güzel yolu ova olan sahil şerididir.
1.gün
İngilizler 8. Ordu ve sahil bölgesine yüklendiği için o bölgede olan ordu Mecidiye kazasına kadar geri çekilmiştir. Nablus cephesi o sırada harp sebebiyle geri çekilen 8. ordu ile iletişime geçememiştir.
2. gün
O gün 8. Ordu çok toprak kaybetmiştir. Tüm sahil İngilizlerin eline geçmiştir Mecidiye düşmüştür. Lübnan’a yakın bulunan Yıldırım Orduları gelen İngilizler o bölgeye geldiğinde arkada cephe almıştır fakat kıyı şeridinin boşluğundan dolayı arkalarından dolaşan birlikler onları esir almıştır. İngilizlerin 7. ordunun arkasına sızma ihtimali arttığı ordusu büyük zarar gördüğü ve demiryolları işgal edildiği için iki gün sonra Atatürk geri çekilmeye başlamıştır.
5. Gün
8. Ordu batı mevzilerini tamamen kaybetmiştir. Yıldırım ordularının olduğu arka mevzileri ele geçiren ingilizler 8. Ordu’nun gittiği şehri ele geçirmiş ve onların esir düşmesine sebep olmuştur. Atatürk ise şu an Şeria nehrinden doğuya (Ürdün bölgesi) geçerek ordusunu Haleb’e doğru çekmiştir.
Faysal’ın ordusunun baskın yaptığı yerlerden geçirmeseydi şu an belki de o ordu da Şam’a doğru çekilirken esir duruma düşecekti.
Bunu incelemeyen ve öğrenmek istemeyen birileri üzerinden manipülasyonlar ile insanları kandırmaya çalışmaktadır.
Şu an Türkiye’de Mecidiye savaşını bu kadar hezimet diye aktaranlar zamanında Kadir Mısıroğlu ile Keşke Yunanlılar galip gelse diyen Yahudi artıkları olduklarını rahatlıkla söyleyebilirim.
İngilizlerin sözlerini tutmadığını şu altta bulunan Faysal’a söz verilen toprakların hangilerinin nasıl verdiklerini tarihi analiz ederek anlayabilirsiniz. Hiçbirisi verilmediği gibi istediği büyük Arap İmparatorluğu yerine ailesinin arasında paylaşılmış şekilde üç parça çöl topraklarını vermiştir.
Aynı zamanda Filistin’de yapılan Müslüman açık Hapishanesinin kurulmasına sebep olmasını gördüğünüzde hangi tarafın Müslümanların yada hiç olmazsa Arapların da gerçek dostu olduğunu görebilir.
Gelelim o haberleri yapanlara (Sinirlerinizi Bozabilir):
1) http://www.haber7.com/tarih-ve-fikir/haber/1207000-filistin-suriye-cephesinde-neden-kaybettik
El – Lecun muharebesi diyerek ne kadar olaya yabancı kaldıkları ve başkaları tarafından servis edildiği görülebilir. Mecidiye lan bu savaş. Abdulmecid’e de Abdel-Megiddo yada Abdel-Lecun der bunu yazan Allah bilir.
2) http://www.yeniakit.com.tr/yazarlar/vehbi-kara/el-megiddo-nablus-bozgunu-14867.html
Olayları bilip bilmeden konuşmak bu olsa gerek. 8. Ordu nerede 7. Ordu nerede bilmeden doğru yada yanlış bir haber mi diye teyit etmeden servis etmiş yazıları.
Bakmanızı tavsiye etmem fakat Müslümanlar eğer bu yazılar ile birlikte tüm kaynaklara baktığında hangisinin daha gerçekçi olduğunu anlayacaksınız rahat bir şekilde.
Bu da Türk anlatımı ile Nablus savaşı:
http://blog.milliyet.com.tr/anlatilamayan-savas –nablus-meydan-muharebesi-/Blog/?BlogNo=557737
Yabancı kaynaklar Musul olaylarını ayrıştırıcı makale yaptıklarında farkında olmadan bir gerçeği de bize göstermişlerdir.
Hep merak ederdim Misak-ı Milli sınırları nereden başlıyor nereye kadar gidiyor diye. Çok büyük bölge etnik olarak Müslümanlar çoğunluğu (Avrupa’da olan adıyla Türk) sağlıyordu balkanlarda.
Haber detaylarında da gördüğünüz üzere sınırlar sadece Batı Trakya ile değil Doğu Rumeli’de dahil tüm orta Balkanları kapsıyor.
https://www.washingtonpost.com/news/worldviews/wp/2016/10/21/the-history-of-mosul-in-five-maps/?utm_term=.335b3b637a12
Ctrl + F yapın ve şunu yazın.
The Turkey that never was
Harita cuk diye karşınıza çıkacaktır. Resim aynı zamanda altta bulunmaktadır.
Gördüğünüz gibi aslında Misak-ı milli hedeflerimiz o zaman daha Mübadele yapılmadığı için Selanik şehrinden Gümrü (Ahıska Türkleri) bölgesine kadar her yeri dahil etmiştir.
Aynı zamanda şu an bile İdlib bölgesinde yaşayan Türkmenlerin sınırların o dönem nereye kadar inmesi gerektiğini açık bir şekilde göstermektedir.
Vatan kolay kazanılmadı. Gerçekleri görmek ve kabul etmek büyük meziyettir. İftira atmak ise hiç kimseye yaramamaktadır.
Bonus olarak size 1 Kasım 1918 sınırlarını gösteren fotoğraf aşağıdadır. Orada İngiliz orduları ile Faysal kuvvetlerinin nasıl birlikte Şam’a kadar ilerledikleri Mekke şerifinin nasıl hala Osmanlı için direndiğini rahatlıkla görebilirsiniz.
Birinci Dünya savaşını inceleyen birisi Osmanlı’nın Sırbistan’dan sonra en çok oranda sivili kaybettiği görülecektir. Sırbistan %24 Osmanlı %14 oranında. Sürekli saldırı taktiği teknoloji ve iç karışıklıkların etkisi büyüktür bunda.
Hadi neyse Sırbistan için Pirus (Pyrrhus) Zaferi oldu ve koca Yugoslavya devletini kurdu. Osmanlı için ise büyük bir yıkım oldu. Atatürk olmasaydı ve Türkiye kurulmasaydı şimdi Osmanlı hayalleri olanlar bunu dile getiremeyecek kadar tarihe gömülmüş olurdu.
Tarihi haritalar ve yabancı kitapları okumayan kişiler aslında Serv Anlaşmasını sunan batılıların tercihleri arasında en Osmanlıyı var eden anlaşma olduğunu bilmiyorlardır.
Yabancı Arşivlerin birisinden çekilmiş bir fotoğraf vardı zamanında. O fotoğraflarda İç Anadolu dahil her yeri başkasına veren fotoğraflar vardı.
Amerikan veya İngiliz Muhipleri cemiyetleri paylaşımlarda ne kadar tepki gördülerse Serv anlaşmasına razı gelmeleri sağlanmış.
Tabi sonradan Kurtuluş savaşı verildi de o zaman kaybedilen toprakların bir kısmı geri alındı. Tabi alınamayan nicelerinin yanında o dönem olan şartlarda çok üstün bir başarı olarak kabul edilebilir.
Osmanlı devam etseydi Cumhurbaşkanı yerinde Padişah’ın olacağını da çok iyi biliyordur Erdoğan. Çok özlem duyduysa kimliğini umursamaz yerini bırakabilir istediği gibi Osmanlı Hanedanına. Akp içerisinde Osmanlılara bırakıyorum deyince de laf eden birisi çıkmaz tahminimce.
https://scientificrevolutionligthnings.wordpress.com/2017/10/29/suriye-filistin-cephesi/
- - - - - - - - - - - - -| Grup eposta komutlari ve adresleri | : | |
| Gruba mesaj gondermek icin | : | ozgur_...@yahoogroups.com |
| Gruba uye olmak icin | : | ozgur_gunde...@yahoogroups.com |
| Gruptan ayrilmak icin | : | ozgur_gundem...@yahoogroups.com |
| Grup kurucusuna yazmak icin | : | ozgur_gun...@yahoogroups.com |
| Grup Sayfamiz | : | http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/ |
| Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz | : | http://orajpoyraz.blogspot.com/ |
Bakın bu defa
çocukların dahi anlayabileceği kadar basit bir diagram yaptım.
Tek amacım, aklını imama kiraya vermiş bazı Arap-ABD kırması,
vatan hainleri anlasın.
Büyütün olabildiği kadar büyütün bakın.
