Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği
İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne
Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa
Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır
Kopmaz kökler salmaktır oraya
Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını
Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin
Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin
İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine
Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına
İnsan balıklama dalmalı içine hayatın
Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına
Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla
yanmalısın
Değişmemelisin hiç bir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu
Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın
Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı
Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı
Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara,göğe,bütün evrene
karışırcasına
Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana
Ataol Behramoğlu
Yetmişdokuzun kışıydı
Sertti, soğuktu
İstanbul'a kar yağıyordu
Kömür yanıyordu sobalarda
Geceleri polisler, bekçiler oluyordu
Bir de biz oluyorduk
Ölümüne üşüyorduk ha,
Yalan yok, polisler de üşüyordu
Onaltı yaşındaydım
Herşeyi bükecek bileğim vardı
Onaltı yaşındaydım
Aslan gibi ortadaydım
Gündüzleri, okulda coğrafya defterimin arkasına
Senin için şiirler
Geceleri duvarlara ülkemi kurtarmak için
Kahrolsun yazacak kadar adamdım
Onaltı yaşındaydım
Ne senin haberin oluyordu şiirlerimden
Ne de birileri kahroluyordu
Mahalle duvarlarına çiziktirdiğim harflerimden
Onaltı yaşındaydım
Yalan yok
Ben yazmaya böyle başladım
Coğrafya defterim bir eskiciye kurban gitti
Duvarlarına yüreğimi bağırdığım o evler birer birer
Yıkıldı gitti
Şimdi güzel kağıtlara yazıyorum
Kocaman laflar ediyorum
Marşlar biliyordum
Kitaplar okuyordum
Koşarak ve ıslanmadan geçiyordum sulardan
İstanbul'u seviyordum
Seni seviyordum
Dualar öğreniyordum
Meydanlarda toplanıp bağırıyordum
Herkes gibiydim
Herkes kadar cesur
Herkes kadar korkak
Herkes kadar filinta delikanlı
Ve herkes kadar buralı
Yetmişdokuzun kışıydı
Sertti soğuktu
İstanbul'a kar yağıyordu
Ağzımızdan dumanlar çıkıyordu konuşurken
Haliç'in arkasında toplanıyorduk
Gece adamı içine çekiyordu
Biz geceyi içimize çekiyorduk
En güzel ben yazıyordum duvarlara yazıları
Herkes beni seviyordu
En güzel şiirleri de ben yazıyordum oysa
Coğrafya defterimin arkasına
Bunu kimse bilmiyordu
Sizin evin duvarına "kahrolsun" diye yazıyordum
Ve hızla kaçıyordum
Sizin evin duvarına birkez olsun
"Seni seviyorum" diye yazamadım
O zaman duvarlara öyle şeyler yazılmıyordu
Dedim ya
Yetmişdokuzun kışıydı
Sertti soğuktu
İstanbul'a kar yağıyordu
İbrahim SADRİ
Güneş altında söylenmedik söz yokmuş..
Bu yüzden geceleri söylüyorum sevdiğimi..
Ne gece ne gündüz yokmuş söylenmemiş söz..
Bende söylenmişleri söylüyorum yeni biçimde..
Hiç bir biçim kalmamış dünyada denenmedik...
Bende susuyorum sevgimi saklayıp içimde....
Duyuyorsun değilmi suskunluğumu nasıl haykırıyor...
Susarak sevgisini ilan eden çok var sevgilim ...
Ama bir başka seven yok benim sustuğum biçimde
_________________________________________________________________
Sevdiklerinizle Messenger'da görüsün ve sesli sohbet edin!
http://messenger.live.com
>BAĞIŞLA
Ya zamanından çok erken gelirim,
Dünyaya geldiğim gibi.
Ya zamanından çok geç,
Seni bu yaşta sevdiğim gibi.
Mutluluğa hep geç kalırım,
Hep erken giderim mutsuzluğa.
Ya herşey bitmiştir çoktan,
Ya hiçbir şey başlamamış.
Öyle bir zamanına geldim ki yaşamın
Ölüme erken, seviye geç
Yine gecikmişim, bağışla sevgilim
Seviye on kala, ölüme beş...
_________________________________________________________________
Messenger uzaklardaki sevdiklerinizle bulusturur! http://messenger.live.com
Sifre sorarsa : www.ikraislam.com
ve Download linki :
http://www.hemenpaylas.com/download/643809/ANTOLOJI.rar.html
Siir 1 Download :
http://rapidshare.de/files/27749204/_iir1.exe.html
Ahmet Selcuk Ilkan - Nokta Noktam
Dursun Ali Erzincanli - Ay Yuzlum
Dursun Ali Erzincanli - Faran Daglari
Ibrahim Sadri - Adam Gibi
Ibrahim Sadri - Ben Sana Mecburum
Ibrahim Sadri - Istanbul' a Kar Yagiyordu
Ibrahi mSadri - Nan Gibi
Mustafa Yildizdogan - Mektup
Yusuf Hayaloglu - Ah Ulan Riza
Siir 2 Download :
http://rapidshare.de/files/27749737/_iir2.exe.html
Ahmet Selcuk Ilkan - Kahve Gozlum
Ahmet Selcuk Ilkan - Liseli Kiz
Ahmet Selcuk Ilkan - Milyon Kere Ayten
Bedirhan Gokce - Basim Gozum Ustune
Dursun Ali Erzincanli - Medine
Dursun Ali Erzincanli - Sen Yoktun
Fatih Kisaparmak - Yakilmis Mektup
Ibrahim Sadri - Kirmizi Araba
Ibrahim Sadri - Onyedi Yasim
Ibrahim Sadri - Sevda Sokagi
Istiklal Marsi (siir)
Murat Gogebakan - Keske Tanimasaydim Seni
Ugur Arslan - Karagumruk
Yilmaz Erdogan - Sevebilme Ihtimali
Tatli bir sevdayi aska getirdin
Oyle tutkunum ki hastayim sana
Severken gonulden hazza erdirdin
Oyle tutkunum ki hastayim sana
Seyir eylesem bir bir her diyari
Goremem inan ki sen gibi yari
Yasatiyorsun dort mevsim bahari
Oyle tutkunum ki hastayim sana
Sen bir kus misali gonlume kon da
Civil civil dolan damarda kanda
Beni canli tutan, sendeki canda
Oyle tutkunum ki hastayim sana
Guzelligine her an kana kana
Bir bakinsam soyle dalip ta sana
Nese kaplar seni tasiyan cana
Oyle tutkunum ki hastayim sana
Yanip kullenmekse senin elinde
Hazla savrulurum askin yelinde
Tozar da gezerim zerre halinde
Oyle tutkunum ki hastayim sana
Aska dogru giden kararliginda
Degisme olmasiın tutarliginda
Yanindayım hep, her dem darliginda
Oyle tutkunum ki hastayim sana
ENGIN NAMLI 00:51 01.07.2006