Müslümanlara yönelik baskı ve başörtüsü yasağı çözüme ulaşmadığı sürece iktidarın bütün özgürlükçü söylemleri içi hava dolu balonlardan ibaret kalacaktır.A.İ.Ö.P 71.Hafta Basın Açıklaması

1 view
Skip to first unread message

Soner Kartal

unread,
Mar 18, 2013, 11:30:44 AM3/18/13
to ayyildizogretmenleri, ankarailetisim, aiopicrakomitesi, ankarafilistingrubu, ankaradusuncetoplulugu

Ankara İnanç Özgürlüğü Platformunun düzenlediği 371. hafta basın açıklamasına hoş geldiniz.

Çiçeği burnunda Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı geçtiğimiz günlerde döneminde başörtülü öğretmen olup olmayacağı konusundaki sorulara “Dönemimizde başörtülü öğretmenler var. Kur’an derslerine giriyorlar, Siyer derslerine giriyorlar. Sıkıntı yok, rahat olun, biz bu konuları geçtik” şeklinde cevap verdi. Bu cevapla adeta Kur’an ve Siyer dersi dışında başörtülü öğretmen görülemeyeceğinin sinyali veriliyordu. Her nedense bakan açıkça bütün branşlarda başörtülü öğretmen olabileceği ifadesinden kaçınmıştır. Diğer yandan yaşanan bir takım olaylar bakanın bu sözünün dahi gerçeği yansıtmadığını göstermektedir.

Nitekim Eskişehir’de Cumhuriyet Anadolu Lisesi'nde sözleşmeli olarak Kur’an ve Siyer derslerine giren Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi İlahiyat Ön Lisans mezunu Kadriye Ünsal’ın sözleşmesi başörtülü derslere girdiği gerekçesi ile iptal edildi. Okul Müdürü Ercan Karakaya'nın, Kadriye Ünsal'a başörtülü derse girdiği gerekçesiyle dönem başından bu yana sürekli uyardığı ve diğer öğretmenlere bu şekilde kötü örnek teşkil ettiği yönünde uyarıda bulunduğu öğrenildi.

Diğer yandan İstanbul’da da Sultanbeyli Mehmet Akif Ersoy İlköğretim Okulu’nda 11 Mart 2013 tarihinde göreve başlayan Şehri Küçük isimli ücretli sınıf öğretmeni, başörtüsü taktığı gerekçesiyle okul müdürü Hidayet Sarar’ın hakaretlerine maruz kaldı. Sınıfa giren müdür Sarar, genç öğretmeni öğrencileri huzurunda azarlayarak zorla dersten attı. Mehmet Akif Ersoy İlköğretim Okulu Müdürü Hidayet Sarar hemen konuyla ilgili Sultanbeyli İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne de bir bilgilendirme yazısı gönderdi. Yazıda “Şehri Küçük ‘Kılık Kıyafet Yönetmeliği’ne aykırı olarak başörtüsüyle derse girmek istemesinden dolayı 12.03.2013 tarihi itibariyle görevinden ayrılmıştır.” İfadeleri ile adeta görevden kendi isteği ile ayrıldığı ifade edilerek yeni bir öğretmen talep edilmektedir.

Bu olaylar göstermektedir ki; bakanın beyanatları hiçbir şey ifade etmemekte, başta eğitim kurumları olmak üzere diğer resmi kurum ve kuruluşlarda yöneticiler keyfi olarak başörtüsü yasağının uygulayıcısı konumuna gelmekte ve buna karşılık caydırıcı bir cezai yaptırıma tabi tutulmamaktadır. Şifahen yasak yoktur demenin yasağı yok etmediğini açıkça görmekteyiz. Bizler yıllardır verdiğimiz mücadelede her alanda başörtüsü yasağına son verilsin diyoruz. İnsanlar keyfi sebeplerle eğitim haklarından mahrum bırakılamayacağı gibi vatandaşı oldukları bu ülkenin kamu kurum ve kuruluşlarında çalışma hakları da gasp edilemez. Yıllarca eğitim görerek mesleğini ifa etmeye hak kazanan insanların sırf inançları gereği örttükleri başörtüsü nedeniyle bu hakkından mahrum bırakılması çifte standardın açık bir göstergesidir. Anayasada tanımlanan haklara rağmen çıkarılan keyfi yönetmelikler bir an önce uygulamadan kaldırılmalıdır. Bu bir ayrımcılık ifadesi olup anayasada belirtilen eşit yurttaşlık ilkesine de aykırıdır. İsimleri açıkça zikredilen bu iki müdürün bir an önce bakanlık tarafından caydırıcı bir cezai yaptırıma tabi tutulması elzemdir. Cezalar bu minvalde gerçekleşebilecek münferit olayları önlemek açısından önemlidir. Bu ülkede Müslümanlara yönelik baskı ve başörtüsü yasağı çözüme ulaşmadığı sürece iktidarın bütün özgürlükçü söylemleri içi hava dolu balonlardan ibaret kalacaktır.

Kimine göre Kürt sorunu. Kimine göre güneydoğu sorunu. Kimine göre ise terör sorunu. İsmi üzerinde bile uzlaşı sağlanamayan bir sorun. 18. Y.Y Avrupa’sının hastalıklı zihinlerinin ürünü olan ve özellikle İslam toplumlarının iliklerine kadar enjekte edilmiş bulunan etnik milliyetçilik hastalığı maalesef hala toplumumuzun gündemini işgal ediyor ve canlarımızı yakıyor. Ulusal sınırlarını kendi aralarında yapmış oldukları anlaşmalar ve birlikler vasıtası ile kaldırmaya çalışan batılı zihniyet, yaşadığımız coğrafyada farklılıklarımızı ayrışma nedeni kılıyor.  Özellikle kişisel hırs ve çıkarları uğruna toplumu kutuplaştıran yerli siyasi ve bürokratik oligarşi ile yerli medya ve sermaye ortaya koymuş oldukları eylem ve ürünlerle bu topraklarda batılı zihniyetin taşeronluğu rolünü üstlenmişlerdir. Binlerce yıldır farklı etnik köken ve dile sahip olmamıza rağmen bizleri kardeş kılan islamın; batının ve taşeronlarının hedef tahtasında en ön sırada yer alıyor olması asıl niyeti ortaya koyan ve düşünülmesi gereken bir durum arz etmektedir. 90 yıldır etnik bir unsuru öne çıkararak diğerlerini baskı altına almak ve yok saymak politikası iflas etmiştir. Bu süreçte etki doğal sonuç olarak tepkiyi doğurmuştur. Şiddet beraberinde şiddeti getirmiştir. Onbinlerce insanımız canını yitirmiş, milyarlarca lira zarar edilmiş ve sorun daha da içinden çıkılamaz bir hal almıştır. Sıkılan her bir kurşun, yitirilen her bir can bizi birbirimize daha çok öteki kılıyor.

Son dönemde sorunun çözümüne dönük yapılan çalışmalar ve son olarak 8 kamu görevlisinin tutsaklılarının sona erdirilmesi toplum nezdinde olumlu olarak karşılanmaktadır. Daha fazla kardeşkanının akmaması için süreç dikkatli bir şekilde sürdürülmeli ve topluma doğru bir dille anlatılmalıdır. Kısıtlamaların ve yasakların hiçbir sonuç vermediğini, sorunu çözümsüzleştirmekten başka bir işe yaramadığını yaşanmışlıklardan öğrendik. Toplumsal kamplaşmayı körükleyen kısıtlamalar beraberinde anarşiyi getiriyor, cumhuriyet döneminin tekerrür eden tarihi bunu gösteriyor. Kürt sorunu başlangıcından itibaren yasaklar ve kısıtlamalar ile semirmiş bir sorundur. Sorunun temelinde seküler mantığa sahip laik, etnik milliyetçi devlet yapılanması vardır. Bu düşünce devam ettiği müddetçe etnik temele dayalı sorunlar isim değiştirerek devam edecek ve hiç bitmeyecektir. Bizler diyoruz ki; bu topraklarda İslam’ın kuşatıcı ve eşit kılıcı kardeşlik olgusu hayata geçirilmeli ve adalet eksenli bir yönetim oluşturulmalıdır.

Bütün insanların akıl, nesil, can, mal ve din emniyetlerinin sağlandığı bir dünyada buluşmak temennisiyle katılımlarınız için teşekkür ederiz.

ANKARA İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜ PLATFORMU Adına

İHH Ankara Yön.Kur.Ü.

         Serkan CODAL


Ankara İnanç Özgürlüğü Platformu
 
 
"Sizden her kim bir kötülük görürse, onu eliyle düzeltsin. Buna gücü yetemiyorsa dili ile düzeltsin.Buna da gücü yetmiyorsa kalbiyle buğzetsin.Bu ise imanın en zayıf derecesidir." (Hadis-i Şerif)



--
Soner KARTAL
Eğitimci-Yazar
 
59958_469626489763010_1269061000_n.jpg
72874_469626389763020_835741120_n.jpg
150915_469626496429676_1210814319_n.jpg
481173_469626503096342_1286432461_n.jpg
371.jpg
basın açıklaması 371.hafta.docx
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages