Taniyalim ; 2 asir öncesinden bir fakir yürek ; Harabi

126 views
Skip to first unread message

Av. Kadir DAYLIK

unread,
Apr 24, 2012, 3:21:12 AM4/24/12
to ay...@googlegroups.com



Yaşadığı devir ile ilgili söyledikleri, sanki çok tanıdık, sanki hiç bir şey değişmemiş, o günlerden daha da kötüleşmiş gibi değilmi ? ;


Ciloğlu Deli Bekir 
Afyonkarahisar (1800-1879)
 
Abdulhalim Durma
 
Genellikle halkın dertlerini dile getirdiği şiirlerinde “Harab” ve “Harabi” mahlasını kullanan Ciloğlu Deli Bekir şair DervTurabi’nin etkisinde kalmış, koşma, destan ve hicivleri ile şöhret bulmuştur. Bu şiirlerinin bir kısmı Afyonkarahisar Gedik Ahmet Paşa Kütüphane’sinde el yazmaları arasında yer alır.
 
Afyonlu Harabi, Bektaşi halk şairi olup 1800’de Afyon’da doğdu. Deli Bekir, Ciloğlu ve Ciloğlu Deli Bekir diye tanınan Harabi’nin babası Ciloğlu Ali Sadık Ağa’dır.
Bir müddet sıbyan mektebinde okumuştur. İlköğrenimini Afyon’da tamamlayan Harabi yüksek tahsil yapamaz. Bir yemenici yanında kalfa olarak çalışır. Yemenici dükkanı açacak imkanı olmadığı için ayakkabı tamirciliği yapmıştır.
 
1841 yılından sonra Afyonkarahisar’a gelen İbrahim Türâbi adlı Bektaşi dervişiyle tanışmış; bu birliktelik 1875 yılına, yani Türâbî’nin vefatına kadar devam etmiştir. 
Bekir can arkadaşı Turabî’nin ölümüne çok üzülmüş, şehirden ayrılarak Sinanpaşa’ya bağlı Sinir köyüne yerleşmiştir.
Bekir burada arkadaşı Hacı Ali Ağa’nın odasında eskicilik yapmaya başlamış, 1879 yılında da burada ölmüştür. Cenazesi köy mezarlığına defnedilmiştir.
 
Şiirlerinden günümüze ulaşanları, sevenleri tarafından yazılmış olanlarıdır.
Edip Ali Bakı tarafından biyografisi ve şiirleri kitap olarak basılmıştır.
Destân, koşma ve hicviyelerinden 10-15 parça tespit edilmiştir.
Bunlardan Kıyâmet Destânı’nı 1828’de yazmıştır. 
Şiirlerinde Harâb, Harâbî mahlasını kullanan Bekir’in hayatı, mahlasına uygun şekilde derbeder bir vaziyette geçmiştir.
 
Şair, zamanında gördüğü haksızlıkları ve kötü kişileri çekinmeden hicveder. 
Mert, kamil, halktan biri ve vatanperver olan Harabişiirlerinde kendi zevkinden ziyade halkın meselelerini dile getirir. 
Haksızlıklara göz yummaz, nemelazımcı değildir. Bir bakıma halkın gören gözü, duyan kulağı, söyleyen dili ve hisseden kalbi olur.
 
Harabi 1879’da vefat eder. Şiirlerinin büyük bir kısmı Afyon Gedik Ahmed Paşa Kütüphanesindeki el yazma cönklerdedir. 
Bu cönklerdeki deyişlerin çoğu da hicviyedir. 
Padişaha, vezire, mutasarrıfa, softa, hacı ve hocalara, halkı aldatan (hilekar tüccar) Ermeni’ye ve Rum’a yüreklice hicviyeler yazmıştır. 
Gördüğü ve yaşadığı bütün olumsuzlukları çekinmeden eleştiren Harabi’nin sözleri ibret verici olduğundan kimse ona kızamamıştır.
 
Harabi bir gün çarşıda gezerken kendisine sataşanlara:
 
Dünya nedir sen neden sezersin,
Bir gün olur ettiğinden bezersin,
Haram helâl yiyip içip gezersin,
Bizi yaratana hizmetin nedir?
 
Deyiverir.
 
 
Yine Bekir’in Sinir köyünde oturduğu yıllarda bir gün, Beyçeşmesi’nin başında Hanife adlı bir geline rast gelmiş. Güzelliğiyle çok mağrur olan genç kadın;
- Bekir Baba, ne olur, bir şiir de bana söyle.. deyince, Bekir irticalen şunu söyler:
  
Arıların arısısın
Doğan ayın yarısısın
Bir eşeğin karısısın
Yazık etmiş pederin
Böyle imiş kaderin.
 
 
Şair zamanındaki sahte şeyhleri ve doğruyu seven insanın kalmayışını şöyle hicveder:
 
İbâdet diye Hayy u Hûya gitme,
Zamane şeyhleri oldular fitne.
Başına toplanmış bir alay i..e,
Dergâh-ı pîrlerde bürhân kalmadı
 
Gayrı temel tutmaz söküldü kazık,
Mü’min-i kâmiller sizlere yazık,
Yalvaralım Hakk’a iş başı bozuk,
Doğruyu sever (bir) insan kalmadı
 
 
Onun zulme, bozuk düzene, haksızlıklara baş eğmeyen, göz yummayan kişiliği sonucu devrin ileri gelenleri hiciv oklarına hedef olmuş ve 
böylece pek çok aksaklıklar da dile getirilmiştir.
 
Bu şiirlerden birisinde de şairin yaşadığı dönemi şöyle anlatır:

P..., P....... şöhreti buldu,
İşimiz sahib-i zamana kaldı.
Hırsızlık muteber baş sanat oldu
Nâsı ayıplayacak lisân kalmadı.
 
Söküldü temeller çün tutmaz kazık
Mümin-i kâmiller sizlere yazık
Yalvaralım Hakk’a iş baştan bozuk
Vezîranda ehl-i iman kalmadı.
 
Cümle eyâletler sancak emiri,
Kârun gibi akçayı yığman zamiri
Dişi kesse, yutar taşı demiri
Haramdan korkar bir can kalmadı.
 
Sureti düzgüne sen olma emin,
Görünce mangırı değişir dinin,
Ehl-i ticaretin tespihi yemin,
Îcad olmadık bir yalan kalmadı.
 
Ben bu feyzi erenlerden dinledim,
Derd-i aşkla hararete dayandım,
Meczup Harâbî bu hicvi beğendim,
Mezhebi bekleyen mürîdân kalmadı.”
 
 
Bir koşmasında da dönemin kadılarını hicveder:
 
Doğru yol dururken eğriye sapma,
Yol azdıran ehl-i fesat değil mi?
Mazlumun başından sen külah kapma,
Küfrün başlangıcı inat değil mi?
 
Somurtma hediye gelmiş kaz gibi,
Çekme yüz karası hilebaz gibi,
Ehl-i zulmün kışı geçer yaz gibi,
Son demi topraktan bünyad değil mi?
 
Hârâbî, bu cihân bî-karâr olur
Ev yıkanın evi hak-sâr olur
Kadıların çoğu ehl-i nâr olur
Yedikleri hakk-ı ‘ibâd değil mi?







--

Av. Kadir Daylık

DAYLIK

Kayışdağı Cad.  Karaman Çiftliği Yolu  Eston Çamlıevler  Sahilçam D:24  İçerenköy 34572 İSTANBUL

E-posta : ka...@daylik.av.tr   Tel : (0216) 469 0 470   Faks : (0216) 469 0 471   www.daylik.av.tr


Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages