SABETAYCI [H. Erroll Gelardin]

140 views
Skip to first unread message

Kemal Simsek

unread,
Oct 20, 2015, 1:35:52 AM10/20/15
to aydinlik-gelecek-hareketi

SABETAYCI

 

H. Erroll Gelardin

 

Birinci Basım: Nisan 2012 Dinozor Yayıncılık

 

 

 

ÖNSÖZ

 

Daha önce Musevilik hakkında bilgisi olmayanlar için bazı alt yapı bilgilerinden bahsedeceğim.

Musevilik hukukunun merkezi metnine "Talmud" denir.

Sanhedrin denilen haham konseyi tarafından 2000 sene önce Babil'de yazılmıştır.

Yazımı bittikten sonra, bir daha yazılanların değiştirilmeyeceğinden emin olmak için konsey kendisini feshetmeye karar vermiştir.

Talmud'un değil bir kelimesi, bir noktası veya bir virgülün boyu bile değiştirilemez.

Bu durum bugüne kadar sürmektedir.

Museviler arasında Talmud'u kabul etme konusunda anlaşmazlıklar vardır.

Bu anlaşmazlık Museviliği ikiye bölmüştür.

 

Hahamların Yahudiliği (Ortodokslar) ve Karait Yahudiliği

Karaimler Talmud'u kabul etmezler.

Karaimler insanlar tarafından tanrı adına yazılan hiçbir şeyi kabul etmezler ve yalnızca yazılmış olan Tevrat'a inanan ayrı bir mezhep olmuşlardır. (Tevrat Hz. Musa'nın 5 kitabıdır)

Hahamların museviliği zaman içerisinde 4 gruba bölünmüştür,

-Ortodoks Musevilik

-Muhafazakâr Musevilik

-Reformcu Musevilik

-İnsancıl Yahudilik (dikkat ederseniz burada Yahudi kelimesini kullanıyorum)

 

Ortodoks Musevilik klasik Museviliktir.

Muhafazakârlar dinsel kuralları takip etme konusunda daha az katıdır.

Mesela kadınları haham olarak kabul ederler.

Reform Museviliği dinin kurallarını 20. Yüzyıla adapte etmeye çalışanlarca oluşturulmuştur.

İnsancıl Yahudilik ise ateist Yahudilerdir.

Ateizm ve Yahudiliği bir arada duymak size tuhaf gelmiş olabilir.

Eğer Yahudi'yi Yehuda kabilesinin torunu, dinin adını da Hz. Musa'nın ve İsrail oğullarının dini (DAT MOSHE VE ISRAEL) olarak kabul edersek ki bu böyledir, Monsigneur Lustiger gibi biri Katolik bir kardinal de olabilir.

Monsigneur Lustiger Paris'in kardinaliydi ve bir Yahudi'ydi.

Buradan bir insanın hem Yahudi hem de ateist olabileceğini çıkarabiliriz.

Bariz olarak yapılan hata Musevi dinin her Yahudi'nin dini olarak kabul edilmesidir.

 

Sabetay Sevi (1626-1676) Çocukluk ve Gençlik

 

Birkaç cümle ile Musevilikten bahsettik şimdi Sabetay Sevi konusunda birkaç kelam etmek istiyorum.

Sabetay Sevi (1626-1676) Nasıralı İsa'dan sonra en çok tanınmış Mesihlik iddiasına sahip kişidir. İzmir'de doğmuş ve 21 yaşındayken Mesih olduğunu iddia etmiştir.

Sonraki 17 sene boyunca aralıklarla bu beyanını yinelemiştir.

Yalnızca 1665'in baharında, genç kabalist mucize, Gazzeli Nathan, Sabetay'ın iddiasını yenilediğinde insanların ilgisi Sabetay'a yönelmiş, sonra birden bütün dünya onu dinler hale gelmişti.

Sonraki on altı ay Mesihlik hareketi süreciydi, Sabetay'ın önderliğinde ve sözde peygamber Gazzeli Nathan ile Musevi Diasporasını çalı yangını gibi süpürdüler.

Londra'dan, Polonya'dan, Yemen'den ve Hamburg'a kadar Yahudiler Sabetay Sevi'nin insanlarına liderlik etmek için kutsal topraklara dönecek ve tapınağı yeniden inşa edecek kurtarıcı olduğuna kusursuz bir imanla inandılar.

Sabetay bu sırada 39 yaşındaydı.

Sabetay Sevi Ortodoks Musevi bir ailenin çocuğu olarak Musevi takvimine göre 9 Av 5386'da, Gregoryan takvimine göre de 1 Ağustos 1626'da İzmir'de doğdu.

9 Av özel bir tarihtir.

Birinci ve ikinci tapınağın yıkılışının anıldığı gündür.

İlk tapınak Kudüs'te Kral Süleyman tarafından inşa edilmişti ve milattan önce 586 yılında Bâbil'liler tarafından yıkıldı, ikinci tapınak ise Kral Herod tarafından yine aynı yerde yapıldı ve milattan sonra 170 yılında Romalılar tarafından yıkıldı.

Geleneklere göre bu iki felaket de 9 Av'da gerçekleşti.

9 Av 5386 yılında Şabat'a denk geliyor.

Hahamsal geleneklere göre Şabat'ta doğan erkek çocuklarına Sabetay ismi verilirdi.

Ayrıca bu geleneklere göre 9 Av Mesih'in doğacağı gündür.

Sabetay'ın babası Mordehay Sevi, o dönemde en çok Musevi nüfusuna sahip Yunanistan Patra'da doğmuştur.

İzmir'e gelmeden önce de kümes hayvanları satan Mordehay, İzmir'e geldikten sonra da bu işe devam etti.

Eşi Klara, ikincisi Sabetay olan 3 erkek çocuk doğurmuştu.

Çocukken çok zeki olan Sabetay'ı hocaları bir haham olarak yetiştirmek istiyordu.

Bir haham olabilmesi için onu eğitime gönderdiler.

Seminerleri bitirip Hahamlık mertebesine ulaştığında hala çok gençti.

Ortodoks hahamların sevmediği birçok düşünce ile doluydu ve bundan dolayı hahamlık yapmasına izin vermediler.

Sabetay daha çok Tanah'a inanıyordu.

Tam da bu noktada Sabetay Kabala öğrenmeye başladı.

Kendisini 3 yıl boyunca sadece Zohar'ın ilk kitabını ve kabala çalışmak için bir odaya kapadı.

Odasını sadece doğanın çağrısına cevap vermek için terk etti.

3 yıl sonra odasından çıktı ve insanlarla konuşmaya başladı.

İlk gezisini kutsal topraklara, doğru Yerusalayime yaptı.

Bir kabalist peygamber olan, Gazzeli Nathan ile buluştu ve Talmud üzerine tartıştı.

Nathan gördü ve anladı ki çok yenilikçi bir insanla konuşuyordu.

Sabetay'ı çok dikkatlice dinledi ve onun takipçilerinden biri olmaya karar verdi.

 

Gazzeli Nathan: Kabalistik Peygamber ve Takipçi

 

Sabetay'ın hayatını daha iyi anlayabilmemiz için Gazzeli Nathan hakkında bilgiye ihtiyacımız var: kimdi, ne yaptı ve neden yaptı?

1644 yılında Kudüs'te doğdu ve 1664 yılına kadar bütün hayatını üstadı Jacob Hagiz ile birlikte Yeşivada (dini okul) geçirdi.

Çabuk anlayan, olağanüstü yetenekli, parlak bir zekâya sahip bir öğrenciydi.

Yeteneklerini yazdıklarında ortaya koymuştur.

Yazdıkları entelektüel güç, derinlemesine düşünme kapasitesi, hayal gücü ve güçlü duygusal hassaslığın ender kombinasyonlarındandır.

Bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde Nathan büyük duygusal bir devrimin öncüsü olmuştur.

Nathan dini kitaplarından birini yazarken birden Sabetay Sevi'nin görüntüsünü kitabının üzerinde kazınmış olduğunu gördü.

Çok iyi bilinen haham efsanesine göre, patrik Jacob'ın görüntüsü de kazınmıştır.

Nathan'ın önemli noktası, Sabetay Sevi'yi hayranlık duyarak Mesih olarak kabul eden ilk insan olmasıydı.

Tarihçiler Sabetay Sevi'nin ilk müritlerini bulmaya çalışmışlar ancak bunda başarılı olamamışlardır. Nathan'ın kutsal kitabı vasıtasıyla, eski arkadaşları ve müritleri onun inancına dönmüş ve Sabetay'ın Mesih olduğuna inanmış gibi gözükmektedir.

Sonuç olarak bu eksantrik kabalist sofu bazı insanları etkilemişti.

Aslında Nathan da bu insanlardan sayılıyordu. Bu hak edilmiş şöhretten çok memnundu.

Nathan kişisel özelliklerini ve kalitesini tek bir kişide birleştirdiği için, sade ce bu nedenle bile din tarihinde önemli bir yere layık olacaktır.

Vaftizci Yahya ve Paul'den Nasil Hz. İsa'nın fikirlerini dünyaya yayanlar olmuşlarsa Gazzeli Nathan'da Sabetay Sevi'nin hem Paul'u hem de Vaftizci Yahya'sı idi.

Nathan'ın karakteri Sabetay Sevi'den çok farklıydı.

Bir peygamberde olması gereken hiçbir özelliğe sahip değildi.

Sabetay güçlü bir karaktere sahip değildi ve zayıf bir liderdi.

Ancak, paradoksal kişiliği Nathan'ı çok etkilemişti.

Ancak şu bir gerçektir ki, bu ikisi Sabetaist hareketi doğurmuştur.

Nathan kendisini bu hareketin sancaktarı ve habercisi haline getirmişti.

 

Sabetay Sevi'nin Vizyonu ve Misyonu

 

Sabetay Musevi dinsel kurallarında reform istiyordu.

Talmud'da Tanrı adına insanlar tarafından yazılmış birçok kuralı iptal etmek istiyordu.

Ama daha önceden bahsettiğim gibi, Talmud Hahamların Museviliğinde çok önemlidir ve her hangi bir nokta veya virgülün bile değişmesini kabul etmiyorlardı.

Tikun Olam:

Talmud'da değişiklik yapmak veya bazı şeyleri elemek atılabilecek çok radikal bir adımdı.

Sabetay Sevi bu harekete Tikun Olam yani dünyanın tamiri ismini vermişti.

Bu haham konseyi tarafından Sabetay hakkında Herem açıklamasına neden oldu.

Herem aforoz demektir ve hiç kimse bu herem edilen kişi ile konuşamaz, selam veremez ve anlaşamaz.

Sabetay'ı sürgüne Şam'a gönderdiler.

Şöhreti kendinden önce gidiyordu ve orada onu geniş bir kalabalık karşıladı.

Onlar da müritleri oldular. Şam'da yaklaşık iki sene kaldı. Daha sonra tekrar İzmir'e döndü. Hahamların kendisi üzerindeki yasak olan Herem'i reddetti ve müritleri Şam'daki müritleri gibi onu karşıladı.

Sabetay reformu Yahudi Museviliğinin başlangıcıdır.

 

Kutsal Topraklara Dönüş:

 

Bugün kutsal topraklar denilen, Galil ve Yerusalayim'e kendi evlerine Yahudilerin dönme vakti geldiğine emindi.

Bütün Avrupa'daki, özellikle İstanbul ve İzmir'deki Museviler buralara göç etmeye başladılar. Peygamber Gazzeli Nathan gelenleri kabul ediyordu ve gelenler Tiberya ve Yerusalayim'e yerleşiyordu.

Avrupa'daki bütün Musevileri kutsal topraklara yeniden yerleştirmek için teşvik ettiğinden, bazı akademisyenler Sabetay Sevi'nin ilk Siyonist olduğuna inanırlar.

Gazzeli Nathan zaten o sırada kutsal topraklardaydı ve bu konuda onu teşvik ederek ona yardımcı oldu.

Hahamların hareketindeki hahamların Sabetay'ı sevmemesi anlaşılabilir bir şeydi. Hahamlar sadece Mesih'in gelişinden sonra kutsal topraklara, evlerine dönebileceklerine inanıyorlardı. İnançlarına göre Sabetaist hareket, Babil'de yazılan kurallara aykırıydı.

 

İzmir'e Dönüş ve İkinci Aforoz

 

İkinci Herem, Sabetay Sevi İzmir'deyken açıklandı ve Sabetay ikinci kez aforoz edildi.

O da Selanik'e gitti ve müritleri de onu takip etti. Üç yıl sonra tekrar İzmir'e döndü. Bu hahamların Museviliği ile açıkça bir mücadele idi. Kendisinin Mesih olduğunu bir kez daha tekrarlıyordu ve halkın içinde Tanrı'nın adını anmıştı. Hahamların Museviliği bunu dine küfür olarak kabul ediyordu. Bir sürü insan Avrupa'nın çeşitli yerlerinden onunla konuşmak ve onun görüşlerini anlamak için geliyordu. Bunlar arasında tanınmış hahamlar da vardı (Modenalı Abraham Rovigo, Amsterdam'dan haham Solomon Ayalon, Prag'tan Jonas Wehle, Macaristan'dan Aron Chorin vs.).

Kimisi onu takip etti, kimisi de ona açıkça savaş ilan etti. Böylece Musevi dünyası çok çalkantılı bir döneme girmiş oluyordu.

Hahamlar, Sabetay'ı fitneci olduğu gerekçesiyle Sultan'a ihbar ettiler.

Sultan, Sabetay'ı Edirne'deki sarayına getirtti ve onunla konuştuktan sonra ona iki seçenek sundu.

İlki Müslüman olmaktı, ikincisi ise kafasının uçurulmasıydı.

Sabetay aptal biri değildi. Bütün Musevilerin bildiğini o da biliyordu.

Musevi olarak doğan, Musevi olarak ölür (Fransa kardinali Lustiger için söylediklerimi hatırlayın, neredeyse Papa yapılacaktı. Kendisinin Katolik bir Yahudi olduğunu söylemişti. Cenazesinde bir haham vardı ve ona kadiş okudu, bu ölü için okunan bir duadı).

 

İslam'a Dönüş

 

Eylül 1666'da Sabetay'ın sansasyonu zirvedeyken, Sultan IV. Mehmet'e önce tutuklu olarak götürüldü. İslam dinine geçerek kendini korumuştu.

10 yıl daha yaşadı.

Tuhaf bir hayata öncülük etti, aynı anda hem İslam'ın hem de Yahudiliğin ritüellerini yerine getirirken, çevresi Musevi sarığı giyen ve kendisini İslam'a geçişte takip edenler ve Musevilik inancında kalanlar tarafından sarılmıştı.

Mesih umudu solmuştu.

Henüz Yahudi diasporası Sabetay'a inanıyordu ve Sultanın ilk teklifini kabul etmiş sonra da bunu Sultanın önünde açıklamıştı.

Sultan ona sarayda yüksek mevkiler vermiş ve onu onurlandırmıştı.

Bu tabii ki; Musevi dünyasında dalgalanmalara neden oldu.

Dahası bütün müritleri onu takip etti ve İslam'a geçti.

Dönme adı da buradan gelmektedir.

Dönme İslam'a veya başka bir dine dönmüş anlamında kullanılmaktadır.

Bu aşağılayıcı bir şeydi ve Müslüman dünyası bu dönenleri asla tam Müslüman olarak saymadı. Dönme dış dünyada Müslüman gibi yaşarken, evinde Musevi ritüellerini ve geleneklerini uyguluyordu.

Önceleri Sabetay Sevi olarak bilinen "Mehmet Efendi" İslam'a dönenler için hala gerçek Mesih'ti.

Çoğunluğu Haham Konseyi tarafından Sabetay Sevi'nin aforoz edildiği Selanik'te yaşıyordu. Sabetay'da sonunda Arnavutluk'ta öldü.

Ölmeden önce müritlerine Şam'a göç etmelerini ve orda büyük bir cemaat kurmaları emrini verdi.

1676'daki ölümü inananlarının inançlarını sarstı ama hepsinin değil.

Yirminci yüzyılın sonlarına gelindiğinde, kalan Türk varisleri ismen Müslüman mezhep olsalar da, Dönmeler, eski Judeo-İspanyol, Ladino dilinde dua etmeye devam ettiler.

Duaları "SABETAI SABETAI ESPERAMOS A TI” şeklindeydi, bu duanın Türkçe karşılığı ise "Sabetay Sabetay seni bekliyoruz” idi.

 

Modern Türkiye Tarihinde Sabetay Sevi'nin Etkisi

 

Şu anda Sabetay Sevi hakkında bir şeyler biliyoruz. Şimdi kendi düşüncelerim doğrultusunda Sabetay Sevi'nin modern Türkiye'ye etkileri hakkında düşüncelerimi belirtmek istiyorum.

 

Selanik: En Geniş Sabetaist Topluluk

 

1492'de İspanyadaki Engizisyondan sonra Osmanlı topraklarına göç eden Musevileri Osmanlı Sultanı Selanik'e yerleştirdi.

1900'lerde Selanik'te 118.000 kişi yaşıyordu, bunların 26.000'i Müslüman Türk'tü. 16.000 Yunan, 10.000 Romalı ve 66.000 Yahudi vardı.

Bunların %70'i Sabetaist, Sabetaycı veya Dönme idi ve Selanik Osmanlı topraklarındaki en büyük Sabetaist nüfusa sahip şehirdi.

Kendilerine ait okulları vardı, bunların arasında en meşhur olanı da Şemsi Efendi Okulu idi.

Bütün Sabetaistler Şemsi Efendi, Hayati Efendi, Selim Efendi gibi, Efendi diye çağırılırlardı.

Bir gün Mustafa adında bir çocuk, bir okula katıldı. Zeki ve çalışkan bir çocuktu. Öğretmeninin adı da Mustafa'ydı ve öğretmeni kendisini öğrencisinden ayırmak için, ona Türkçe'de mükemmel ve olgun anlamına gelen Kemal adını ikincil isim olarak verdi.

Küçük Mustafa öğretmeninin verdiği ismi hak ettiğini ispatlamıştı.

Şemsi Efendi okulundan mezun olduktan sonra, Askeri okula girdi ve sonrasında Osmanlı memuru oldu.

Vurgulamak zorundayım ki, bu Şemsi Efendi okuluna sadece Sabetaist ailelerin çocukları kabul ediyordu.

19. yüzyılda, Sultan Abdülhamit zamanında Genç Türkler hareketi Selanik'te başladı.

Bu Genç Türklerden birisi de Mustafa Kemal'di.

Genç Türkler Sultan'ın vermeye hazır olmadığı özgürlüğü istiyorlardı.

 

Sabetaistlerin Selanik'ten İstanbul'a Transferi

 

Birinci Dünya Savaş'ında Almanya ve müttefiki Osmanlı İmparatorluğu yenilince, Yunanistan ve Türkiye arasında nüfus değişimi gerçekleşti.

Türkiye'deki Yunanlılar Yunanistan'a gönderilirken, Selanik'teki Türk'ler Türkiye'ye göç ettiriliyordu.

Selanik'teki Sabetaistler Musevi olduklarını açıkladılar ve Selanik'ten ayrılmayı reddettiler.

Ancak geçmişte, Selanik Hahambaşılığı, bu insanların Musevi olmadıklarını, Müslüman olduklarını iddia etmişti.

Böylece hepsi İstanbul'a ve Türkiye'nin diğer bölgelerine gönderildiler.

Bu tarihte çok iyi eğitim görmüş 35.000 kişi kadarlardı.

İstanbul'a geldikten sonra, politikaya girdiler ve Genç Türk hareketini yeniden yarattılar.

Mustafa Kemal Paşa da politikaya girdi ve Sultana karşı bir cephe aldı.

Bunun takipçilerine karşılık Sultanda Mustafa Kemal Paşa'yı bir fermanla orduda müfettiş yaptı.

Bu, Sultanın, Mustafa Kemal'i başkentten ve kendi yolundan uzaklaştırmak için bir yöntemiydi. Mustafa Kemal, Sultan'a karşı bir harekete girişmek için Samsun'a gitmek için İstanbul'dan ayrıldı. Sultanlığı ve Halifeliği lav etmek için büyük mücadele verdi başarıya ulaşana kadar çok çalıştı.

Bir diktatör oldu ve Türklerin atası anlamına gelen Atatürk adını aldı.

Modern Türkiye artık onun çizdiği yolda ilerliyordu.

Suriye Şam'daki Sabetaist nüfusu artık Osmanlı egemenliği altında değildi Adana, Antalya ve Mersin gibi şehirlere göç etmeye başladılar.

Adana'da, bugün de hala var olan, Gâvur Mezarlığı adında bir mezarlıkları bulunmaktadır.

Daha sonraları Sabetaistler bu şehirlerden İstanbul ve İzmir'e göç etmeye başladılar.

Büyük bir bölümü de daha sonra İstanbul'a göç etmek üzere Afyonkarahisar’a göç ettiler.

Son yıllarda, modern Türkiye'nin kurucusu Atatürk hakkında Sabetaist kökenlere sahip olduğu yönünde bazı teoriler ortaya atılmıştır.

Aynı şekilde Türk hükümetinde Sabetaistlerin önemli roller üstlendiği konusuna odaklanılmıştır, özellikle de Dış İşleri Bakanlığındaki önemli ve etkili pozisyonlarda.

Türkiye'nin dış işleri bakanı Sayın Davutoğlu (Davidoğlu demek) Karaim Yahudilerinden olduğu söylenmektedir.

Özsözümü bitirmek için şimdi size çok iyi tanınmış bir Türk araştırmacı yazar Rıfat Bali'nin "A Scapegoat for all Seasons- The Donmehs or Cyrpto Jews Of Turkey " bir paragraf belirtmek istiyorum.

Öz sözünün üçüncü sayfasında diyor ki Sayın Bali;

Son günlerde dönmeler hakkındaki takıntıların hiçbir değeri yok, sözde Türkiye politikasındaki ve kültürel hayattaki etkileri ve egemenlikleri Türk Yahudileri arasında da yankı buluyor. Örnek vermek gerekirse; Türkiye doğumlu bir İsrailli olan Erroll Haim Gelardin "the Sabbetean" adlı romanında diyor ki; Sabetaistler, Atatürk'e ülkesini kurarken büyük yardımlarda bulundular, Türkiye Sabetaistler sayesinde İkinci Dünya Savaşı'na girmedi ve yine aynı nedenle harabe halindeki ülkemiz, tamamen yok olmadı. Eğer Hitler, Ortadoğu'nun petrollerine ulaşmak için Türkiye'ye girseydi, Trakya'dan Musul'a erişmesi ve Irak Irak petrollerini ele geçirmesi sadece birkaç haftasını alırdı... Türkiye'nin Yahudileri ve Sabetaistleri, ayrıca tüm özgür dünya böylece mahvolmuş olurdu.

Sayın Gelardin diyor ki, eğer Hitler Türkiye'ye girseydi Türkiye Sabetaist toplumunun kaderi diğer ülkelerin Yahudilerinden farklı olmayacaktı"

 

Kelebek Etkisi

 

Birçok anlamda, yaratıcı diplomasideki değişimden, askeri güç konuşmasına, 1 milyonluk Türk ordusunun mobilizasyonunu içeren, hiddetli mücadele yeteneğiyle de Sabetaistlerin torunları Hitlerin Türkiye'yi işgalini engelledi. Hitler umutsuzca petrol kuyularına ulaşmaya çalışırken ve bu yüzden Stalingrad güzergâhını almak zorunda kalınca General Winter ile karşılaştı. Ordusu imha edildi ve bu da Nazilerin savaşı kaybetmesine neden oldu.

Benim teorime göre, Sabetaistler, Hitlerin Türkiye'ye girmesini engelleyerek sadece kendilerini korumuş olmadılar, aynı zamanda Türkiye Yahudilerini ve gelişmeye başlamış Türkiye Cumhuriyetini de korumuş oldular.

Dolaylı yoldan, Hitlerin yenilmesine katkıda bulundular.

Ben dindar biri değilim, ancak olayların arka planına bakarsanız, inkâr edilemez şekilde görürüz ki, 1666 yılında Sabetay Sevi'nin giriştiği güç hareket sadece müritlerini kurtarmadı, aynı zamanda milyonları da kurtardı.

Meşhur, bir kelebeğin kanat çırpışından oluşan küçük etkinin uzak bir yerde büyük bir fırtınaya neden olacağı teorisi gibi, Sabetay Sevi'nin yaratmış olduğu hareket de dünyanın çehresini değiştirmiş olamaz mı?

Bu da Mesih'in yapması beklenen bir şey değil miydi?

Bazı insanlar Sabetay Sevi'nin sahte Mesih olduğunu söylüyor, bazıları da kayıp Mesih olduğunu, ama bazıları da onun gerçek Mesih olduğunu söylüyorlar. Bu sizin kararınıza kalmış.

Ön sözümü bitirmeden önce her Yahudi'nin Musevi olmadığını ve her Musevi'nin de Yahudi olmadığını anlamamız lazım. Mesela Hazar Türkleri Museviliği kabul etmişlerdir ama Yehuda kabilesinden gelmedikleri için Yahudi değillerdir.

Beni okumak zahmetinde bulunduğunuz için şimdiden teşekkür ederim.

 

H. Erroll Gelardin

 


Satır içi resim 1


Satır içi resim 2

















Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages