Özgür Özel'in Newsweek'te yayınlanan yazısı - İngilizce ve Türkçe

9 views
Skip to first unread message

Kemal Simsek

unread,
Jun 9, 2026, 10:01:40 AMJun 9
to aydinlik-gelecek-hareketi, c...@chp.org.tr


Turkey’s Democratic Crisis Is Becoming a Security Crisis | Opinion

Jun 01, 2026

 

By Özgür Özel

Leader of the main opposition party in Turkey

 

For years, discussions about Turkey's democratic decline were largely confined to the language of human rights, constitutional law, and domestic politics.

International observers viewed the erosion of democratic institutions as a troubling but primarily internal matter; a challenge for Turkish citizens to confront within their own political system.

That era is over and a darker chapter has begun.

Turkey's democratic crisis has evolved into something much larger.

It is now becoming a security crisis with implications far beyond our borders.

What is unfolding in Turkey today should concern not only those who care about democracy, but also those who care about the long-term stability of Europe, NATO, the Black Sea region, the Eastern Mediterranean, and the Middle East.

The reason is simple: Turkey is too strategically important to become politically unstable.

Turkey is now facing a profound political and economic unraveling: President Recep Tayyip Erdogan’s government, having captured much of the state apparatus, is attempting to eliminate the last meaningful democratic alternative while society sinks deeper into economic hardship, social frustration, loss of trust in public institutions and distrust in the future.

 

 

Türkiye'nin Demokratik Krizi Bir Güvenlik Krizine Dönüşüyor | Görüş
1 Haziran 2026

 

Özgür Özel

Türkiye'nin ana muhalefet partisinin lideri

 

Yıllar boyunca Türkiye'deki demokratik gerilemeye ilişkin tartışmalar büyük ölçüde insan hakları, anayasa hukuku ve iç siyaset diliyle sınırlı kaldı.

Uluslararası gözlemciler, demokratik kurumların aşınmasını endişe verici ancak esasen ülkenin iç meselesi olarak gördüler; Türk vatandaşlarının kendi siyasal sistemleri içerisinde yüzleşmeleri gereken bir sorun olarak değerlendirdiler.

Ancak o dönem sona erdi ve daha karanlık bir dönem başladı.

Türkiye'nin demokratik krizi artık çok daha büyük bir olguya dönüşmüş durumda.

Bu kriz, artık sınırlarımızın çok ötesine uzanan sonuçlar doğurabilecek bir güvenlik krizine dönüşmektedir.

Bugün Türkiye'de yaşananlar yalnızca demokrasiye önem verenleri değil; aynı zamanda Avrupa'nın, NATO'nun, Karadeniz bölgesinin, Doğu Akdeniz'in ve Orta Doğu'nun uzun vadeli istikrarını önemseyen herkesi kaygılandırmalıdır.

Bunun nedeni basittir: Türkiye, siyasi açıdan istikrarsızlaşmasına göz yumulamayacak kadar stratejik öneme sahip bir ülkedir.

Türkiye şu anda derin bir siyasi ve ekonomik çözülme süreciyle karşı karşıyadır.

Devlet aygıtının önemli bir bölümünü kontrolü altına almış olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın hükümeti, son anlamlı demokratik alternatifi de ortadan kaldırmaya çalışırken; toplum giderek derinleşen ekonomik sıkıntılar, artan toplumsal hoşnutsuzluk, kamu kurumlarına duyulan güvenin aşınması ve geleceğe yönelik umutsuzluk içinde sürüklenmektedir.

 

 

Over the past year, Erdogan's government has intensified an unprecedented campaign against the democratic opposition.

This assault on democratic choice accelerated after the Republican People's Party (CHP), the main opposition party, achieved a historic municipal victory in 2024, becoming Turkey's leading political force for the first time in decades.

As a result, the government increasingly turned to judicial intervention rather than political competition.

The most visible target has been Istanbul Mayor Ekrem Imamoglu, our presidential candidate and President Erdogan’s strongest challenger, arrested in March 2025 on absurd, politically motivated allegations and now facing a sentence measured not in years, but in millennia.

Since 2025, around 20 CHP mayors and hundreds of municipal officials have been imprisoned without final convictions and all subjected to pre-trial detention.

We have responded to this onslaught by mobilizing citizens in massive rallies across the country, bringing together millions of people far beyond our party lines.

Most recently, a court invoked the extraordinary doctrine of “absolute nullity” to void the CHP’s 2023 Congress, remove me as the party’s elected leader, and reinstall the previous leadership that had lost the congress and was discredited after 13 consecutive electoral defeats.

 

 

Geçtiğimiz yıl boyunca Erdoğan hükümeti, demokratik muhalefete karşı benzeri görülmemiş bir baskı kampanyasını yoğunlaştırdı.

Bu saldırı, ana muhalefet partisi olan Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) 2024 yerel seçimlerinde tarihî bir zafer kazanarak onlarca yıl sonra ilk kez Türkiye'nin en güçlü siyasi hareketi hâline gelmesinin ardından hız kazandı.

Bunun sonucunda hükümet, siyasi rekabet yerine giderek daha fazla yargısal müdahaleye başvurmaya başladı.

Bu sürecin en görünür hedefi, cumhurbaşkanı adayımız ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın en güçlü rakibi olan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu oldu. İmamoğlu, Mart 2025'te siyasi saiklerle ortaya atılmış, akıl dışı suçlamalarla tutuklandı ve bugün yıllarla değil, binyıllarla ölçülebilecek uzunlukta bir hapis cezası tehdidiyle karşı karşıya bulunmaktadır.

2025 yılından bu yana CHP'li yaklaşık 20 belediye başkanı ile yüzlerce belediye yöneticisi, haklarında kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı bulunmaksızın tutuklanmış ve uzun süreli tutuklu yargılamaya maruz bırakılmıştır.

Biz ise bu saldırılara, ülkenin dört bir yanında düzenlediğimiz kitlesel mitinglerle karşılık verdik; parti sınırlarını aşan milyonlarca vatandaşı ortak bir demokratik mücadele etrafında bir araya getirdik.

Son olarak bir mahkeme, “mutlak butlan” olarak adlandırılan olağanüstü bir hukuk doktrinini gerekçe göstererek CHP'nin 2023 Kurultayı'nı geçersiz saymaya, beni partinin seçilmiş genel başkanlığı görevinden uzaklaştırmaya ve kurultayı kaybetmiş, ayrıca art arda gelen 13 seçim yenilgisinin ardından siyasi meşruiyetini yitirmiş olan önceki yönetimi yeniden göreve getirmeye çalıştı.

Formun Üstü

 

Formun Altı

Basically, aiming to place Turkey’s largest opposition party under judicial control—with the apparent cooperation of figures willing to accommodate Erdogan’s master plan for Turkey’s political order.

Whatever this system is called—single-party regime or one-man rule—its governing logic is the same: eliminating any meaningful challenger as well as replacing the real opposition with a managed and compliant one.

Democracy is about preserving credible pathways through which citizens can peacefully change their government.

When those pathways disappear, political frustration does not disappear with them.

It builds beneath the surface until it erupts.

If Erdogan succeeds in dismantling meaningful opposition, for the first time in modern history, Turkey would face deep popular discontent, a severe legitimacy crisis, and no meaningful institutional mechanism through which citizens could peacefully demand political change.

This is not only a scenario of authoritarian consolidation.

It is a scenario of profound instability.

History teaches a consistent lesson: political systems do not become stable when alternatives disappear; they become stable when citizens believe peaceful change remains possible.

 

 

Temel olarak amaç, Türkiye'nin en büyük muhalefet partisini yargısal denetim altına almak ve bunu da Erdoğan'ın Türkiye için tasarladığı siyasal düzenin ana planına uyum göstermeye hazır görünen bazı aktörlerin iş birliğiyle gerçekleştirmektir.

Bu sistem nasıl adlandırılırsa adlandırılsın — ister tek parti rejimi, ister tek adam yönetimi — işleyiş mantığı aynıdır: Anlamlı her rakibi ortadan kaldırmak ve gerçek muhalefetin yerine denetim altında tutulan, uyumlu ve itaatkâr bir muhalefet yerleştirmek.

Demokrasi, vatandaşların hükümetlerini barışçıl yollarla değiştirebilmelerini sağlayan güvenilir mekanizmaların korunması demektir.

Bu mekanizmalar ortadan kalktığında, siyasi hoşnutsuzluk da onlarla birlikte ortadan kaybolmaz.

Aksine, görünürde sessizleşse bile yüzeyin altında birikmeye devam eder ve sonunda patlak verir.

Eğer Erdoğan anlamlı bir muhalefeti tasfiye etmeyi başarırsa, Türkiye modern tarihinde ilk kez; derin bir toplumsal memnuniyetsizlik, ağır bir meşruiyet krizi ve vatandaşların siyasi değişim talebini barışçıl yollarla dile getirebilecekleri etkili kurumsal mekanizmalardan yoksun bir durumla karşı karşıya kalacaktır.

Bu yalnızca otoriter bir yönetimin daha da pekişmesi senaryosu değildir.

Aynı zamanda derin ve kapsamlı bir istikrarsızlık senaryosudur.

Tarih bize sürekli olarak aynı dersi vermektedir: Siyasi sistemler alternatifler ortadan kalktığında istikrarlı hâle gelmezler; istikrar, vatandaşların barışçıl değişimin hâlâ mümkün olduğuna inanmasıyla sağlanır.

Formun Üstü

 

Formun Altı

The Soviet Union, the Shah’s Iran, the Eastern Bloc, and much of the Arab world all appeared stable during the Cold War—until they suddenly did not.

Systems are often most fragile precisely when they look most unchallengeable.

Turkey’s strategic importance makes this danger especially acute: as gatekeeper of the Black Sea, NATO’s second-largest military power, and a crossroads of Europe, Eurasia, the Middle East, and the Eastern Mediterranean, its role in migration, energy, and regional security means democratic collapse would not remain within its borders.

History also shows that governments facing domestic instability and declining legitimacy often externalize their crises.

Foreign policy confrontation, militarized rhetoric, and geopolitical adventurism become substitutes for the democratic consent and economic success they can no longer provide. Under such conditions, foreign policy crises are framed as questions of national survival.

As the leader of Turkey’s main opposition party, I firmly believe our country can become one of Europe’s most valuable partners—and ultimately a full member of the European Union at a moment when Europe is building a new security architecture.

But sustainable partnerships require democratic legitimacy.

 

Sovyetler Birliği, Şah dönemindeki İran, Doğu Bloku ülkeleri ve Arap dünyasının büyük bölümü Soğuk Savaş yıllarında istikrarlı görünüyordu; ta ki bir anda öyle olmadıkları ortaya çıkana kadar.

Siyasi sistemler çoğu zaman tam da en fazla meydan okunamaz göründükleri anda en kırılgan hâllerindedir.

Türkiye'nin stratejik önemi bu tehlikeyi özellikle ciddi kılmaktadır.

Karadeniz'in kilit ülkesi, NATO'nun ikinci büyük askerî gücü ve Avrupa, Avrasya, Orta Doğu ile Doğu Akdeniz'in kesişim noktasında bulunan bir ülke olarak Türkiye; göç, enerji ve bölgesel güvenlik alanlarında oynadığı rol nedeniyle, olası bir demokratik çöküşün sonuçlarını kendi sınırları içinde tutamayacaktır.

Tarih aynı zamanda şunu da göstermektedir: İç istikrarsızlık ve azalan meşruiyetle karşı karşıya kalan hükümetler çoğu zaman krizlerini dışsallaştırma eğilimine girerler.

Dış politika gerilimleri, militarist söylemler ve jeopolitik maceracılık; artık sağlayamadıkları demokratik rıza ve ekonomik başarının yerine geçen araçlara dönüşebilir.

Böyle koşullarda dış politika krizleri, sıradan diplomatik anlaşmazlıklar olarak değil, ulusal varoluş ve beka meseleleri olarak sunulur.

Türkiye'nin ana muhalefet partisinin lideri olarak, ülkemizin Avrupa'nın en değerli ortaklarından biri hâline gelebileceğine ve Avrupa'nın yeni bir güvenlik mimarisi inşa ettiği bir dönemde nihayetinde Avrupa Birliği'nin tam üyesi olabileceğine güçlü bir şekilde inanıyorum.

Ancak sürdürülebilir ortaklıklar, demokratik meşruiyet temeli üzerine kurulmak zorundadır.

Formun Üstü

 

Formun Altı

A country cannot indefinitely serve as a pillar of regional stability while simultaneously dismantling the democratic foundations that sustain internal stability.

If current trends continue, Turkey risks becoming something unprecedented in NATO’s history: a strategically indispensable member that no longer functions as a democracy, while millions of its citizens grow increasingly dissatisfied with a political and economic order they have no peaceful democratic means to change.

This would not merely be a domestic crisis.

It would be a profound security challenge.

The democratic struggle we are waging will shape not only Turkey’s democratic future and the stability of one of the world’s most strategically important countries, but also the security of our region, Europe, and NATO.

Democracy and stability cannot be separated for long.

The outcome could establish a precedent with consequences far beyond our borders, encouraging either democratic renewal or further authoritarian consolidation across a region already under immense strain.

 

Özgür Özel is the leader of the main opposition party in Turkey and a member of Parliament from Manisa province.

 

The views expressed in this article are the writer's own.

 

 

Bir ülke, iç istikrarını ayakta tutan demokratik temelleri aynı anda aşındırırken, bölgesel istikrarın dayanaklarından biri olma işlevini sonsuza kadar sürdüremez.

Mevcut eğilimler devam ederse Türkiye, NATO tarihinde benzeri görülmemiş bir duruma sürüklenme riskiyle karşı karşıya kalacaktır: Stratejik açıdan vazgeçilmez bir üye olup artık demokratik bir devlet gibi işlemeyen ve milyonlarca vatandaşının, değiştirmek için barışçıl demokratik araçlara sahip olmadığı bir siyasi ve ekonomik düzenden giderek daha fazla hoşnutsuzluk duyduğu bir ülke.

Bu yalnızca bir iç politika krizi olmayacaktır.

Bu, son derece ciddi bir güvenlik sorunu anlamına gelecektir.

Bugün yürüttüğümüz demokratik mücadele yalnızca Türkiye'nin demokratik geleceğini ve dünyanın stratejik açıdan en önemli ülkelerinden birinin istikrarını belirlemeyecek; aynı zamanda bölgemizin, Avrupa'nın ve NATO'nun güvenliğini de etkileyecektir.

Demokrasi ile istikrar uzun süre birbirinden ayrı düşünülemez.

Bu mücadelenin sonucu, sınırlarımızın çok ötesine uzanacak etkiler yaratabilecek bir emsal oluşturabilir; hâlihazırda büyük baskılar altında bulunan bir bölgede ya demokratik yenilenmeyi teşvik edecek ya da otoriterleşmenin daha da güçlenmesine zemin hazırlayacaktır.

 

Özgür Özel, Türkiye'nin ana muhalefet partisi olan lideri ve Manisa milletvekilidir.

Bu makalede ifade edilen görüşler yalnızca yazara aittir.

Formun Üstü

 

Formun Altı

 

 

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages