Şimdi, "Turgut Özakman" hakkındaki bu kısa bilgiyi neden aktardığımı düşünen üyelerimiz olmuş olmalıdır.
Grubumuzun dosyalar bölümünde, başka ortamlarda pdf dosyası olarak bulundurulan Turgut Özakman'ın "Çılgın Türkler"
adlı ünlü "çok satan" kitabı bulunmaktadır.
Bu kitap kütüphanemde de vardır.
Bu kitabın ve yazarının son günlerde çok gündemde oluşu ve Yalçın Küçük'ün "Gizli Tarih" adlı kitabından önemli bir kısmı yine dosyalarda yer alırken, bu kitabı da dosyalarımız içinde bulundurmanın doğru olacağını düşündüm.
Ancak, kendisini ve Turgut Özakman'ı "gerçek Kemalist" olarak tanımlayan birileri bunun "emek hırsızlığı" olduğunu düşünüyor.
Üyelerimiz de bu kanıda ve kitabın kaldırılmasını ister ise, kitabı "dosyalar" bölümünden çıkaracağım.
Ama buradaki ciddi birkaç soru var, ilgili kişilerin "her halta para bulan halk, kırk yıllık emeğini bu kitaba vermiş gerçek Kemalist için de para bulsun" yollu düzeysiz değerlendirmeleri dışında.
1. Bu şekilde ilgili kişilerin emekleri çalınmış oluyorsa, o zaman emek sahibinin niteliğine dair öznel değerlendirmelere göre mi karar vereceğiz yoksa her yolla bazı kitapların taranıp internet ortamında bulundurulmasına karşı mı çıkacağız? Şimdiye kadar çok sayıda baskı yapan bu kitabı hala alamayan ve okuyamayanlar için en azından elektronik ortamda hazır tutma çabası bu sözleri hak ediyor mu?
2. Şimdi "gerçek Kemalist" olma konusuna gelelim.
Birincisi, "Turgut Özakman" tarihçi değildir. Özgeçmişine bakınca bunu görürsünüz.
İkincisi, ben Kemal Şimşek, ilk kez 1 Mayıs 1981 tarihinde, henüz 18 yaşında iken, okumakta olduğum Deniz Lisesi'nden "devrimci kemalist" düşüncelerim nedeniyle atılmak istendim. Genç oluşum, oldukça olumlu bulunan niteliklerim dahil bazı nedenlerle "gözetimli şartlı" okula devam etme kararı verildi. Bu arada, beni o gün atmayan "12 Eylül Paşa"sı, yine bir Mayıs ayında 1984 yılında, henüz 21 yaşında iken, "sadece öğrencilerin değil subayların da ilgi odağı ve devrimci grubun önde geleni" olduğum savı ile ki bu doğruydu, beni "görevi gereği" okuldan atılmam için gerekenleri yaptı.
Yani, 12 Eylül 1980 askeri faşist darbesinin paşaları, benim "mutlaka" okuldan atılmam gerektiği kararına vardı. Hakkımdaki tüm olumlu izlenimlere ve beni destekleyen onca subay ve öğrenciye karşın.
Ve zaten tek neden de hakkımdaki o olumlu düşüncelerdi. Yoksa, dışarıdaki bazı gruplara üye olan arkadaşlarını bundan alıkoyan, okul içinde maceracı eylemler yapmak isteyen bundan vazgeçiren birine yasalara göre teşekkür etmeleri gerekirdi.
Ben durumu şu şekilde açıklamıştım. Eğer dışarıda güçlü bir halk hareketi olsaydı, biz bu tepedeki bir kaç halk düşmanı çeteyi tokatlayarak kapının önüne koyardık ancak yüksek tepelerde etkindiler ve "şebekemsi" yapıları gereği çok sıkı dayanışmaları vardı.
Geçiyorum. Tarihi yeniden anımsatıyorum. Mayıs 1984.
Bu tarih aynı zamanda, TSK'nın bir çok farklı kısımlarında "devrimci kemalist" subay adayı öğrencilere, subaylara dönük temizlik harekatı tarihidir.
Öyle ki, "onun yanında geziyor, onu da atın" izledikleri yol hakkında fikir verecektir.
İşte tam bu dönemde, devletin en stratejik yerlerinden biri olaran TRT'nin Genel Müdürlüğüne kim getiriliyor.
Yanıt, Turgut Özakman. O zaman 54 yaşındadır.
Başkaca yorum yapma gereği duymuyorum dostlarım.
Bugün önyargılara birkaç darbe indirdik.
Korkup kaçanlar olacaktır.
İhtiyacımız olan ise "akıl" ve "cesaret"tir.
Sevgilerimle
Kemal Şimşek