ÖLDÜREN SIR - Garih [Abdullah Muradoğlu] (1-20. sayfalar)

334 views
Skip to first unread message

Kemal Simsek

unread,
May 27, 2009, 12:56:32 AM5/27/09
to aydinlik-gel...@googlegroups.com

ÖLDÜREN SIR
Garih Sıradışı Bir Musevi'nin Portresi
ABDULLAH MURADOĞLU





bakış kitaplığı
Biyografi Dizisi:2

GARİH
(Sıradışı Bir Musevi'nin Portresi)
ABDULLAH MURADOĞLU
©bakış yayınları
Teknik Hazırlık
Nahide Akkuş
Kapak Tasarım
Ahmet Mayalı
Baskı
İstanbul Mücellit
Kasım 2001
Bakış Yayınları
Büyük Reşit Paşa Cad. Yumni İş Hanı
İstanbul Kitap ve Kültür Merkezi
No: 22/40 Vezneciler/İst.
Tel: (0212)512 77 38
bakis...@hotmail.com

Tarih kendini kusuyor

Garih Cinayeti sosyologlara, ilahiyatçılara, psikologlara, siyaset-bilimcilere ve tarihçilere araştırılması gereken pek çok bakir alan gösteriyor. Tarihin, bize 'okutulanlardan' ibaret olmadığını biliyorduk, ama bu kadarını da beklemiyorduk. Tarihin de bir sabrı var; günü geliyor, kendini bir biçimde kusuyor. Tarihi sadece resmi kaynaklardan okumanın yeterli olmadığını anlamak için Üzeyir Garih ya da bir başka insanın umulmadık yerlerde umulmadık şekilde ölmesini beklemek yerine, Türkiye'nin gizli tarihine el atmak daha doğru olmaz mı? Belki de toplumsal kurtuluşun formülü oradadır.

Toplumlar ya da bireyler-hoşumuza gitmese bile-kendi tarihlerini iyi okudukları takdirde hem bugünü doğru yorumlayacak hem de geleceğe daha sağlam adımlarla yürüyebilecekler. Dünde ne varsa bugünde de o var; çirkinlikler de güzellikler de, kötülükler de iyilikler de, düşmanlıklar da dostluklar da.. Üzeyir Garih Cinayeti'nin öğrettiği en iyi gerçek şu, "tarihimizden korkmayalım", çünkü o bize ait.

Abdullah Muradoğlu-Ekim 2001 -İstanbul

İÇİNDEKİLER

ÖNSÖZ 7

BÖLÜM I

Ölümü Bekleyen Mezar 11
Müslüman Mezarlığında Musevi Cesedi 12
"Senin İçin Öldü Diyorlar Beni Ara" 13
Eyüp'te Ne Arıyordu 13
Yorumlar Çok Farklı 14
Yine Şeyh'ine Gidiyordu 15
Şeyhi Küçük Hüseyin Nakşibendi 16
Ustabaşı Cemal Sırrı Açıklıyor 16
Şeyh'ini Ziyaretten Hiç Vazgeçmedi 17
Mezarını Yeşile Boyattı 18
Cumartesileri Ortadan Kaybolurdu 19
Yazgısını Rüyası Çizdi 20
Şeyh Yahya Herkesi Seviyordu 20
Dergahta Kimler Yok ki! 21
Rüya Her Toplumda Etkili 22
Rüyasında Gördü Müridi Oldu 23

BÖLÜM II
Üzeyir Garih Ailesi Nereden Geldi? 25
Bağdat'ın Carıhları İstanbul'da Garih'ler Oldu 26
Amcası Abdülhamid'in Doktoruydu 27
Azra Garih "Kararol" Örgütündendi 27
"Babası Gizli Müslümandı" 28
"Müslüman Olduğunu Gizliyordu" 29
Dişçi Koltuğunda Başlayan "Muhabbet" 30
Saint Joseph'de okuyamadı 32
Gençliğinde Haham Eğitimi Aldı 32
Okul Arkadaşları "Tanıdık" İsimler 33

BÖLÜM III
VARLIK VERGİSİ VE ALARKO

İshak Alaton Anlatıyor 35
Varlık Vergisi Evlerini Aldı 36
"Ben Muhafazakarım, Mü'minim" 37
Osmanlı Hayranı Bir Musevi 38
"Kimseden Ayrımcılık Görmedim" 39
Varlık Vergisi CHP'nin Eseri . .40
Ödemeyenleri Aşkale'ye Gönderin 41
Munis Tekinalp Affediliyor 42
"Çakmak, Yahudilerin Müdafiiydi" 43
Alaton ile Garih Nasıl Tanıştı 44
"Kadın Milletine Güvenilmez" 45
Filipinlilerin Fahri Konsolosuydu 46
Demokrat Parti'den Destek Gördüler 47
Alarko Kırk Yılda Çok Büyüdü 48
Atölye'den Holdinge 49
İSKİ Skandalı'nda Yara Aldı 50

BÖLÜM IV
Garih'in Dilinden Yahudiler 53
Savaş Olsa Türkiye'yi Tutarım 54
Osmanlı Museviler'e Kucak Açtı 54
Tek Sığınakları Osmanlı Oldu 55
Siyonistler Çanakkale'de Türk Kanı Döktü 56

BÖLÜM V
Garih İyi Bir Mason'du .59
Dul Kadın Şifre'si Neydi? 60
"Üzeyir Bey İyi Bir Mason'du" 60
Beyaz Enerjide Dul Kadın 61
Hiran Usta Efsanesi 62
Masonluğun Gizli Sırları 64

BÖLÜM VI
Garih Refah-Yol İçin Lobi Yaptı ... .65

BÖLÜM VII
GARİH HEP SAĞ'A YAKIN OLDU

Garih ve Alaton Rol mü Yapıyordu? 69
Yalçın Küçük'e İş Teklif Etti 70
Türkeş Alarko'yu Niçin Ziyaret Etti 71
Türkeş ile Dostluğu Devam Etti 71
Turancı Musevi Kim? 73
Museviler Türkeş'i Seviyordu 74
Sazak'ı İsrailli Bakanla Kim Tanıştırdı? 75

BÖLÜM VIII
FETHULLAH GÜLEN VE ENVER ÖREN İLİŞKİSİ

Enver Ören ile Yakın Dost idi 77
Selefi'lere Karşı Işıkçılık 78
Fethullah Gülen'le Çok Şey Paylaştı 79
Ortak Paydaları Diyalogdu 79
Gülen'e Mektubunda Neler Söyledi 80
Gülen: Dostumu Kaybettim 80
Amerika'da Bile Gülen'i Savundu 81
"Üzeyir Garih'i İyi Bilirdik" 82
Sinagog'da Gözler Garih'i Aradı 83

BÖLÜM IX
GARİH İÇİN KİM NELER SÖYLEDİ

Musevi Cemaati Şok Oldu 89
"Her Musevi'de Şaron Aramayalım" 86
Ilımlı Kişiliği Ön Plandaydı 87
"Üzeyir Bey İçki İçmezdi" 88
Denklemi Bıçak Darbeleri Çözdü 89
Koru: Garih Dinince Dinlensin 90
"Mü'min Olmanın Önemini Hatırlattı 91
"Kaynaşmış Bir Toplumun Temelleri Atılıyor" 92
Ölümü Gerçekleri Ortaya Döktü 92
"Yahudileri Sevmiyorlar" 94
Şalom Yazarı Toker'e Neden Kızdı 94

BÖLÜM X
Garih'in Şeyhi Kimdi? 97
Mevlevi Usta'ya Çıraklık 98
Midilli'de Geçen Sürgün Günleri 99
"Ateşli Bakışları Vardı" 100
Bilim Küpü'nün Babası da Nakşiydi 100
Şiire Düşkün Bir Şeyhti 101
Topçu'nun Şeyhi de Küçük Hüseyin'in Talebesi 101
Özbekler Tekkesi Önemli Bir Merkez 102
Tekke'de Küçük Hüseyin Etkili Oldu 103
Karakol Örgütünün Üssüydü 103
Çakmak'ın Büyük Dedesi İlk Nakşilerden 104
Dünya Çapında Tıpçık Mürid Oldu 105
Sosyete Kadınları da Şeyh'e Gidiyor 105
Torunu Hayyam Şarapçısıyla Evlendi 106
Doktor Salih Alazraki de Müridiymiş 106
Hatice Suat'ın annesi de Nakşi 107

BÖLÜM XI
FEVZİ ÇAKMAK YAHUDİLERİN SHİNDLER'İ MİYDİ?

Fevzi Çakmak Mürid Değil ! 109
Nazileri Destekleyen Subaylar 110
Tırakya Olaylarını Kim Yaptırdı? '. 111
Çakmak Musevileri Nasıl Kolladı? 112
Garih'in Ölümü Tartışmaları Canlandırdı 112
Toktamış Ateş Neden Rahatsız Oldu 113
Yenilikçi Fikirlere Açık Bir Tarikat 114
"Beni Şeyhimin Ayak Ucuna Gömün" 115
Maraşal Çakmak Kim? 116
Çakmak'ın Partisi MHP'ye Dönüştü 117
Maraşal'in Dedesi Kadiriydi 118
Gizli Müslüman Zahiren Yahudiler 119

BÖLÜM XII
ARUSİLİK NASIL BİR TARİKAT

Museviler'i Koruyan Tarikat Arusiler 121
İlk Arusi Filibeli Ahmet Hilmi 122
Tef Çalıyor Diye Kuyuya Atıldı 122
Arusi Filibeli'yi Kim Zehirledi 123
Türk Arusiler'in İlk Şeyhi: Ömer Fevzi Mardin 125
Şerif Mardin'in Amcasıydı 125
Ömer Fevzi Nasıl Arusi Oldu? 126
İsmet İnönü'ne Niçin Mektup Yazdı? 127
Museviler'e Yardım Ettiler 128
Arusi Şeyhleri Kimlerdi? 128
Ömer Fevzi Mardin'in Museviler'e Bakışı 129
Kore'ye Asker Göndermeyi Savundu 130
Afrikalı Arusiler Türkler'i Seviyor 131
Kıbrıs Harekatında Arusilerin Kerameti 131
Türkeş, Arusiler'e Niçin Teşekkür Etti 132
Gün Sazak'ın Eşi Arusiler'e Yardım Etti 133
Başörtüsü Sorununa Farklı Bir Bakış 133

BÖLÜM XIII
GARİH CİNAYETİNİN PANAROMASI

Tinar'la Bir Gün Önce Görüştü 137
Mezarlığa Yalnız Gidiyordu 138
Alo Mezarlıkta Bir Ceset Var! 138

BÖLÜM XIV
Katil "Tinerci Fuat" 141
Deli Fuat Arkadan Saldırmış 142
"Üzeyir Bey Keyifliydi" 142
Fuat N, "Ben Suçsuzum" 143
Cinayet Masası Harekete Geçiyor 143
Bakan Yücelen Herkesi Şaşırttı 144

BÖLÜM XV
Tel Aviv'den Gelen Gelene 147
MOSSAD Devreye Girdi mi? 148

BÖLÜM XVI
Kayıp Telefon Sinyal Verdi 151
Sinyal Hastal Kışlasından Geldi 152
Kaç Tane Yermez Vardı? 152
Kışladan Esrarengiz Firar 153
Bir Gün Öncede Çarşıdaymış 154

BÖLÜM XVII
Beşiktaş Köşe Bucak Aranıyor 155
Garih'i Yener Öldürdü 155
Daha Önce de Cinayet İşlemiş 156
Eymür Kafaları Karıştırdı 157
Sürpriz Tanıklar Ortaya Çıkıyor 157
Yücelen'den Skandal Sözler 158

BÖLÜM XVIII
Pınar Bilinen Kadın Suna'ydı 161
Yermez Kayseri'de Yakalandı 162
"Dua Ederken Bıçakladım" 163
Pınar, Mezarlıkta Sevişmem Dedi 164
Cinayette Örgüt Yok 165

BÖLÜM XIX
Yener'in Donundan 450 Dolar Çıktı 167
Dolar Dona Nasıl Girdi 168
Garih'i MOSSAD'mı öldürdü 169
Üç Kişilik MOSSAD Timi 169
Rugidin Neler Dedi 170
MOSSAD'ı suçlayan ajan öldürüldü 171
Cinayette Bulgar Pastası İlişkisi 172
600 Milyon Dolarlık Pasta 173
Ceylan Holding İsrail'de de Kaybetti 173

BÖLÜM XX
Kaynak'tan Şok Yorumlar 175
Yermez'in Firarisi Bir Senaryo mu? 176
Garih İsrail'in Önün'de Bir Engeldi 176
Ölümü Daha Çok Konuşulacak 177

 

ÖNSÖZ

Garih'in labirenti Türkiye


Musevi işadamı Üzeyir Garih'in 25 Ağustos günü Eyüp Sultan Mezarlığı 'nda bir Nakşibendi Şeyhi olan Küçük Hüseyin Efendi ile Kurtuluş Savaşı komutanlarından Mareşal Fevzi Çakmak'ın kabirlerinin yanı başında 11 yerinden bıçaklanarak öldürülmesiyle yakın tarihinin bilinmeyen gerçekleri de gün ışığına çıkmaya başladı.

Garih Cinayeti pek çok konuyu da yeniden tartışmaya açtı.

Neredeyse Cumhuriyet ile aynı yaşta olan Garih, farklı kişiliği, açıklamaları ve ilginç yorumlarıyla, alışılagelen Musevi tipinin dışında kalan bir isim. Garih'in adeta bir labirente benzeyen, ancak kendi içinde de son derece tutarlı olduğu anlaşılan gizli dünyası bir bakıma Türkiye'nin toplumsal/kültürel dokusunun haritasını çiziyor.

Üzeyir Garih'in labirenti adeta yüz yıllık bir tarih galerisini andırıyor. 1900'lerin başında Bağdat'taki karışıklıklar nedeniyle Osmanlı başkenti İstanbul'a yerleşen bir musevi ailenin yüzyıl sonraki kişisi olan Üzeyir Garih, kaderin garip bir cilvesiyle Cumhuriyet döneminin en krizli en karışık döneminde yaşama veda etti dramatik bir biçimde.

11
BÖLÜM I

Ölümü bekleyen mezar


Bir sıcak Ağustostu. Eyüp Sultan her zamankinden biraz daha kalabalıktı. Öğle sıralarında siyah mercedesli bir adam Eyüp Sultan Camii'nin yanındaki otoparkta durdu. Üzerinde bir gömlek ve pantalonu vardı. Türbenin etrafında biriken kalabalığa göz attıktan sonra yavaş adımlarla mezarlığa açılan daracık yola girdi. Eyüp Mezarlığının Piyer Loti'ye doğru açılan patikasında yürüyordu.

Mezarlık yolu avuçlarını açarak dilenen küçük çocuklarla doluydu.

Adam bir kız çocuğuna cebindeki bozuklukları çıkarıp verdi, diğer çocuklar da adama doğru koştular, "Çocuklar cebimde bozukluk kalmadı" dedikten sonra yoluna devam etti. Sakin adam yol boyunca
mezar taşlarını okuyarak devam ediyordu. Mezar taşlarını dikkatle okuyor, hatta bazılarını cebinde taşıdığı küçük not defterine de yazıyordu.

Mezarlık yolu bir taraftan Piyer Loti çay bahçesine gitmek isteyenler diğer taraftan da vefat etmiş yakınlarını ziyaret etmek isteyen, kadın, erkek ve çocuklarla doluydu. Her cumartesi bu yol böyle kalabalıktı. Piyer Loti'ye 50 metre mesafedeki büyükçe bir mezarın yanında durdu; ellerini açarak yarı aralanmış dudaklarından bir şeyler mırıldandı. Mezar, Atatürk'ün yakın silah arkadaşlarından Mareşal Fevzi Çakmak'ındı. Çakmak'ın eşi ve kızı da aynı mezarlıktaydı.


12
Duasını bitiren adam bir iç çektikten sonra Çakmak'ın mezarının yanındaki dar patikada gözden kayboldu.

Daha aşağıda kadın-erkek, genç-yaşlı müminler Hz. Muhammed'in yakın arkadaşlarından Eyüp El Ensari'nin türbesinde Allah'a yakarıp, dua ediyorlardı. Eyüp El Ensari'nin çok yaşlı olmasına rağmen, Arap İslam ordularıyla birlikte İstanbul kuşatmasına katıldığı ve burada öldüğüne inanılıyor. Müminler Eyüp Sultan Türbesi'nde Allah'a avuç açıyorlardı. Takvimler 25 Ağustos'u gösteriyordu.

Müslüman mezarlığında Musevi cesedi Saat öğleden sonra üçü gösteriyordu. Gazetelerin ve televizyonların haber merkezlerine bomba gibi bir haber düştü. "Polisi arayan bir kişi, -arayan kişinin erkek ya da kadın olduğu konusunda net bir açıklama yapılmadı-Eyüp Mezarlığı'nda bir erkek cesedi olduğunu söyledi.

Cesedin Musevi iş adamı Alarko Holding'in EŞ Başkanı Üzeyir Garih olduğundan kuşkulanılıyor.". 15 dakika sonra kameramanlar, muhabirler Eyüp Mezarlığı'ndaydılar. Bu arada gazeteler de Üzeyir Garih'in evine ve Alarko Holding'e ulaşmaya çalışıyorlardı.

Garih'in eşi ve çocukları Bodrum'daydılar. Alarko Holding yetkilileri ise Üzeyir Garih'in öğle sıralarında Holding binasında olduğunu, öğle sıralarında ofisten çıktığını da eklediler. Bulgar Heyeti'yle görüşme yaptığını söylediler. Ancak Üzeyir Garih'e ulaşamamışlardı, cep telefonu cevap vermiyordu. İhbar üzerine Eyüp Mezarlığı'na giden polis, ikinci aramada Fevzi Çakmak'ın mezarının yanında bıçaklanarak öldürülmüş bir erkek cesedi buldular. Cesed Üzeyir Garih'indi.

Garih'in elbiselerini kontrol eden polisleri en çok şaşırtan, üzerinden halk arasında cevşen tabir edilen küçük bir Müslüman dua kitabı çıkmasıydı. Yanı sıra İbranice yazılmış başka dualar da vardı.

Eyüp Mezarlığı'nı kuşatan polis, hiçbir kimseyi mezarlığa yaklaştırmadılar.

Olay Yeri İlk İnceleme ekipleri ve Cinayet Masası ekipleri cesedin bulunduğu yerde araştırmalarını sürdürüyorlardı.


13
"Senin için öldü diyorlar, beni ara"

Bodrum'un Ortakent Beldesi'ndeki Yeşilyurtlular Sitesi'ndeki yazlığında tatil yapan Garih'in eşi Lili Hanım da kendisine ulaşan cinayet haberi üzerine hemen cep telefonundan eşini aradı, karşıdaki telefon cevap vermiyordu. Cumartesi günleri eşinin belli saatlerde telefonunu kapalı tuttuğunu bilen Lili Garih, eşinin öldürülmüş olabileceğine ihtimal vermek istemiyordu. Üzeyir Garih'in öldürüldüğüne ilişkin bir açıklama da henüz yapılmamıştı.

Pek çok telefon geldi Lili Garih'e. Kuşkuları giderek artıyordu.

Son bir kez daha eşinin numarasını çevirdi, yine ses yoktu. Son çare olarak cep telefonuna sesli mesaj bıraktı. Mesajta, "Seni öldüreceklermiş, hatta öldü diyenler var. Kendine dikkat et. Meraktayım.

Beni hemen ara
" diyordu Lili Garih. Oysa Üzeyir Garih çoktan yaşama veda etmişti. Fazla geçmeden ölüm haberi doğrulandı. Lili Garih, aile dostları işadamı Şarık Tara'nın gönderdiği bir özel uçakla Cumartesi saat 18.30'da İstanbul'a hareket etti. 45 yıllık eşi artık yoktu.

İlk incelemeleri bitiren polis, Üzeyir Garih'in Fevzi Çakmak'ın kabrinin yakınında öldürülmüş olarak bulunduğunu açıkladı. Açıklamalara göre Garih yedi yerinden bıçaklanarak öldürülmüştü.

Polis, "Üzeyir Garih'in neden buraya geldiğini araştırıyoruz" diyordu.

Musevi bir işadamının bir müslüman mezarlığında ne işi olabilirdi? Eyüp'te ne arıyordu?

Ertesi gün herkes bu sorunun cevabını arıyordu. Musevi bir iş adamı Eyüp Mezarlığı'nda ne arıyordu? Alışılmadık , beklenmedik bir ölümdü; belki dünyada bir başka benzeri de yoktu. Üzeyir Garih'in seveni çoktu, doğal olarak düşmanı da. Ölüm tehditleri aldığı bilinen Garih, korumasız olarak neden Eyüp Mezarlığı'na gitmişti?

Polis, Garih'in ,şoförünün izinli olduğunu ve mezarlığa muhtemelen yalnız gelmiş olabileceğini açıkladı. Öte yandan gazetelerde yer alan iddialara göre, Garih kaçırıldıktan sonra öldürülerek Fevzi Çakmak'ın mezarının yanına bırakılmıştı. Ya da kaçırılıp mezarlığa getirilerek orada infaz edilmişti. Çakmak hem Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucuları arasında olmakla Türk bağımsızlığını simgeliyor hem de dindar kişiliğiyle halkın saygı duyduğu tarihi bir kişilikti. 1950 Nisan'ındaki vefatında hükümetin milli yas ilan etmemesi üzerine dindarların başı çektiği kalabalıklar, cenazeyi omuzlarına alarak Eyüp Mezarlığı'na kadar taşımışlardı.


14
Bu olay, kemalist çevreler tarafından irticanın gövde gösterisi olarak yorumlanmıştı.

Çakmak'ın ölümünden bir ay sonra yapılan gelen seçimlerde Demokrat Parti, CHP'ye fark atarak iktidara gelmişti. Kimi yorumlara göre Çakmak'ın vefatına gösterilen vefasızlık Cumhuriyet Halk Partisi'nin sonunu getirmişti.

Yorumlar çok farklı

Üzeyir Garih'in delik deşik edilmiş cesedinin Mareşal Çakmak'ın mezarının yanı başında bulunmasından ilginç yorumlar çıkarıldı.

Bu nedenle akla gelen ilk ihtimal, Musevi işadamı Üzeyir Garih'in aşırı dinci örgütler tarafından öldürülmüş olabileceği idi.

İkinci ihtimal de, -polisin de ilk günden itibaren üzerinde durduğu kişisel nedenlerden ötürü öldürülmüş olabileceği şeklindeydi. Bir üçüncü ihtimal Garih'in iş bağlantıları nedeniyle, dördüncü ihtimal Garih'in uluslararası bağlantıları ve ticari yatırımlarından rahatsızlık duyan aşırı milliyetçi paramiliter güçler tarafından öldürülmüş olabileceği idi. Çakmak'ın yanı başında öldürülmesi, bir mesajdı.

Garih öldürülmeden önceki akşam(24 Ağustos 2001) TV8 Ana Haber Bülteni'nde Haftanın Ekonomik ve Siyaset Yorumu'unun konuğu olarak yaptığı açıklamalar yüzünden öldürüldüğü de ortaya atıldı.

Garih konuşmasında Türkiye'nin enerji politikaları üzerinde duruyor, öte yandan da güncel bir konu olan AK-Parti ve Recep Tayyip Erdoğan hakkında bazı yorumlarda bulunuyordu. O günlerde Erdoğan'ın 7-8 yıl önce yaptığı bir konuşmanın video kasetleri yayımlanıyordu. Bazı gazeteler ve televizyonlarda kaset, Erdoğan'ın değişmediğini gösteren bir kanıt olarak sunuluyordu. Garih konuşmasından Genelkurmay Başkanı Org. Hüseyin Kıvrıkoğlu'nun Bakü ziyareti, Türkiye'nin Orta Asya atağı ve son İran gerginliği ile ilgili bir soru üzerine , Hazar denizinin dünyada büyük enerji rezervleri bulunan ve üzerinde hukuki tartışmalar olan bir yer olduğunu kaydederek şunları söylemişti:
"Tabii Türkiye'nin de burada büyük çıkarları var. Türkiye'nin alacağı Türkmen gazı projesi bir yere bırakılsa bile Türkiye burada büyük bir aktör ve Azerbaycan'a destek veriyor. İran da Türkmen gazını kendi ülkesi üzerinden geçmesini istiyor.


15
İran'ın da bu büyük bir projesi. Tabii ki! gazın milliyeti yoktur. Boru hatları hemen hemen hazır. Hazar denizinde aslında zenginliklerin paylaşımı kavgası var. İran için Türkiye Batıya açılan bir kapıdır. Gösteri yapan uçakların Türkiye tarafından bir gözdağı, düşmanlık olarak algılanmaması gerekir. Eğer algılanıyorsa da onların bir kötü niyeti var demek ki. İran'ın kendi içinde problemleri var. Bunu mu unutturmak mı istiyor bilmiyorum. Aslında burada bir saman alevi var. Bu alev de Kıvrıkoğlu'nun Türkiye'ye dönüşü ile sönecektir. Neticede Baku-Ceyhan Boru Hattı 2005'de devreye girecek ve Türkiye'ye zenginlik getirecek.

AK Parti ile ilgili TV'lerde görüntüler ortaya çıktı. İnsanlar zamanla değişebilir. Eski düşünceyle yeni düşünce arasında Türkiye'de de bazı değişiklikler oldu. İnsanların düşünceleri günün şartlarına göre değişebilir. Ben gençliğinde çok koyu komünist olanların sonra çok koyu kapitalist olduklarını gördüm. Bir zamanlar dine, şeriate uygun devlet kurmak isteyenler bunun mümkün olmadığını görüp fikir değiştirmiş olabilirler. Değişmemişse de iyi olmaz diye düşünüyorum. Ben 1978'de İKV'de görev yapıyordum. O zamanki iktidarda bulunan Ecevit ile Erbakan'a Yunanistan ile beraber bizim müracaatta bulunmamız gerektiğini söylemiştim. Onlar kabul etmemişlerdi. Ama bugün durum ortada. Biz bugün, demokrasi, globalleşme diyoruz. Zihniyet değişmiştir diye ümit etmekteyim"

TV 8'de yaptığı konuşma, Garih'in kamuoyu önünde yaptığı son konuşma oldu.

Yine şeyhine gidiyordu

Türkiye kamuoyu Üzeyir Garih cinayetinin şokunu yaşarken, basında Garih'in sık sık Eyüp Mezarlığı'na tek başına gelerek Mareşal Fevzi Çakmak'ın kabrini ziyaret ettiğine dair bilgiler yer almaya başladı.

Pazar günkü Hürriyet'in manşeti ise "Yine şeyhine gidiyordu" şeklindeydi. Mezarlık çevresindeki esnaflar da Garih'in haftada, onbeş günde ya da ayda bir cumartesi günleri Eyüp Mezarlığı'na geldiğini doğruluyordu. Hatta Garih'i Çakmak'ın kabri başında dua ederken görenler olmuştu. İddialara göre Çakmak, Garih'in babasının yakın dostuydu. Diş hekimi olan Baba Garih, Birinci Dünya Savaşı yıllarında Çakmak'ın yanında askeri doktor olarak görev yapmıştı.



16
 
Öte yandan Mareşal Çakmak'ın İkinci Dünya Savaşı yıllarında Musevileri koruduğu iddia ediyordu. Üzeyir Garih hem baba dostu olduğu hem de Musevileri koruduğu için Mareşal Çakmak'ın mezarını ziyaret ederek vefa borcu ödüyordu.

Bu öyle bir vefa borcu olmalıydı ki Garih öğle saatlerinde, aralarında Bulgaristan Başbakan Yardımcısının da bulunduğu bir Bulgar heyetini ofisinde kabul ettikten sonra üzerini bile değiştirmeden ve kimseye haber vermeden arabasına atladığı gibi soluğu Eyüp Mezarliğı'nda almıştı. Garih'i mezarlığa koşturan "neden" çok önemli olmalıydı.

Şeyhi Küçük Hüseyin, Nakşibendi!

Bu arada ilginç bir gelişme daha oldu. Garih'in fabrikasında çalıştıktan sonra emekliye ayrılmış, mutemet adamı açıkladı: "Garih Çakmak'ın değil Küçük Hüseyin Efendi'nin mezarını ziyaret ediyordu. Küçük Hüseyin Efendi, Çakmak'ın da şeyhiydi."

Kafalar iyice karışmıştı. Musevi işadamı Garih'in 1930'da vefat etmiş olan bir Nakşi şeyhiyle ne ilişkisi olabilirdi? Garih, dindar çevrelerin husumetini kazanmış bir isim değildi, aksine bu çevrelerle yakın ilişkisi olan bir işadamıydı. Ama bu özelliği bile Garih'in Küçük Hüseyin Efendi'nin kabrini ziyaret etmesini açıklamaya yetmiyordu. Daha başka bir neden olmalıydı. Sorunun cevabı gecikmeden geldi: Küçük Hüseyin Efendi, baba Garih'in yakın dostuydu. Garih'in öldürüldüğü mezarlık bölgesi Nakşi tarlası olarak biliniyordu. Bu bölgede İstanbul'un tanınmış Nakşi şeyhleri yatıyordu.Avusturalya'da trafik kazasında vefat eden İskenderpaşa Cemaati'nin şeyhi Prof. Esat Coşan'da aynı bölgede toprağa verildi.

Coşan'ın kabri Garih'in yürüdüğü yolun kenarındaydı. Üzeyir Garih'in vahşice öldürülmesi, en yakınlarından bile sakladığı ilginç bir sırrı açığa çıkarıyordu.

Ustabaşı Cemal sırrı açıklıyor

Alarko Şirketler Topluluğu'nda 30 yıl ustabaşı olarak çalıştıktan sonra emekli olan ve Kırklareli'nin Babaeski İlçesi'ne bağlı Torbalı'da yaşayan 82 yaşındaki Cemal Cumalı, patronu Üzeyir Garih'i ölüme götüren sırrı açıklıyordu. Cemal Cumalı'ya eski patronu Üzeyir Garih'ten 1992'de bir telefon geliyor. Garih, "Cumali usta atla gel. Seninle özel bir işimiz var" diyor. Randevu yeri, Eyüp Sultan Mezarlığı'nın giriş kapısıdır.


17
Garih'in konuşmasına anlam veremeyen ve kafası karışan Cumali usta sözleşilen gün randevu yerinde hazır oluyor. Mezarlık girişinde buluşan Garih ve Cumali ayaküstü hoş beşten sonra Piyer Loti'ye uzanan daracık yoldan ilerlemeye başlıyorlar. On dakika sonra Fevzi Çakmak'ın mezarına gelirler. Cumali Usta, bugüne kadar Mareşal Çakmak'ın mezarının burada olduğundan dahi haberi bulunmamaktadır. Cumali Usta'nın şaşkınlığına bir yenisi daha eklenir. Çakmak'ın mezarının hemen yanındaki bir başka kabirin başına giden Garih, Cumali ustaya dönerek herkesten sakladığı sırrını açıklar: "Bak Cemal! Burada sana anlatacaklarım sadece ikimizin arasında kalacak.'Burada yatan zat benim için çok değerlidir. Onu babamın bana anlattığı şekliyle gıyaben tanıyorum. Babam bana doğumumdan itibaren Mevlana Küçük Hüseyin'in sık sık evimize geldiğini anlatırdı. Bu zat benim başımı okşar ve babama (Bu çocuk ülkesine büyük hizmetlerde bulunacak) dermiş. Onu dünya gözüyle hiç görmedim, en azından görecek yaşa eremedim. Ancak ben onu dün gece rüyamda gördüm." diyerek söze başlar. Küçük Hüseyin Efendi rüyasında Garih'ten mezarını yaptırmasını istiyor. Esrarengiz telefonun anlamı ortaya çıkıyor. Garih, Cumali Usta'dan Hüseyin Efendi'nin mezarıyla yakından ilgilenmesini istiyor. Bütün masrafları kendisi karşılayacaktır. Böylece Cumali Usta, patronu Garih'in sırrına ortak oluyor. Garih'in ölümüne kadar da bu olaydan kimselere söz etmiyor.

Şeyhini ziyaretten hiç vazgeçmedi

Garih ve Cumali zaman zaman Küçük Hüseyin Efendi'nin mezarında buluşuyorlar. Garih, sırrını emanet edecek kadar güvendiği Cumali Usta'ya daha pek çok şeyler anlatıyor. Garih, babasının Hüseyin Efendi ile çok yakın dost olduklarını, sık sık bir araya geldiklerini anlatıyor. Hatta uzun süre çocuğu olmayan Azra Garih, Nakşi Şeyhi Hüseyin Efendi'den kendisi için dua etmesini de rica ediyor. Rivayetlere göre Hüseyin Efendi, Azra Garih'e, "Bir erkek çocuğunuz olacak. Adını da Üzeyir koyun.". Azra Garih, Üzeyir doğduğunda Hüseyin Efendi'nin isteğini yerine getiriyor. Museviler arasında Üzeyir ismi pek kullanılmamasına rağmen isim konulur.

Üzeyir Garih üç yaşlarında iken Küçük Hüseyin Efendi vefat ediyor. I950'li yıllarda Azra Garih de yaşama veda ediyor. Bir gün Üzeyir Garih, Küçük Hüseyin Efendi'yi rüyasında görüyor.
Babasından Küçük Hüseyin Efendi ile ilgili pek çok sitayişkar (övgü dolu.KŞ) sözler duyan Garih kendisini ölüme götüren bir yola yıllar önce ayak basıyor.

Mezarını yeşile boyattı

Cemal Cumalı, eski patronu Üzeyir Garih ile kırk yıllık dost olduğunu belirterek, "Kendisi ile o başka bir şirkette çalışırken tanıştık.

O daha sonra Alarko'yu kurunca beni de davet etti. Ben de büyük bir hayranlık uyandıran bu genç mühendisin teklifini hiç düşünmeden kabul ettim. 1979'un sonunda emekli oluncaya kadar da kendisinin yanında çalıştım" diyordu. Garih'in inançlı insanlara büyük saygı duyduğunu, fabrikada mescit açtırdığını kaydeden Cumalı, "En son geçen yıl o zatın kabrini boyamamı istemişti. Hatta ilk sefer boyayı beğenmedi. Daha açık yeşile boyamamı istedi.

Yeniden boyadık. Bu sefer çok beğendi.. Mezarın etrafında gezinirdi
.

Sağını solunu kontrol ederdi. Benden kendisi adına merhum zatın ruhu için duada bulunmamı isterdi. Buranın bakımını iyi yapmamı tembih ederdi." *

Üzeyir Garih, Hüseyin Efendi'nin mezarını yaptırdıktan sonra da haftada, on beşgünde ya da ayda bir ziyaretini eksik etmiyor.

Mezar ziyareti Garih için adeta özel yaşamının bir parçası haline geliyor. Elbette Garih gibi hem iş bağlantıları hem de etnik-dini kökeni ve hem de uluslararası ilişkileriyle tanınan musevi bir işadamının özel yaşamı mercek altında olduğunu kabul etmek gerekiyor.

Ne kadar saklamaya çalışsa da herkesin gözlerinin üzerinde olduğu bilinen bir ismin, periyodik aralıklarla, hem de korumasız olarak Eyüp Mezarlığı'na gittiğinin bilinmemesi mümkün değil. Garih'in Eyüp Mezarlığı civarında gören mahalle sakinleri Garih'in sık sık mezarlığa gelip gittiğini doğruluyorlar. Mezarlık çevresindeki esnaflar Garih'in zaman zaman aperatif yiyeceker aldıktan sonra mezarlığa gittiğini ve bir iki saat kadar ortalıkta görünmediğini belirterek, "Musevi bir işadamının bir müslüman mezarlığını ziyaret etmesine çok şaşırdık" diyorlardı.

________
*(Şamil Kucur I 27 Ağustos 2001-Zaman Gazetesi)

19
"Cumartesileri ortadan kaybolurdu"

Garih'in 40 yıllık dostu Can Kıraç'ta Hürriyet'e yaptığı bir açıklama da "Kendisini biri 3 yıl, diğeri 2 yıl önce olmak üzere iki kez orada gördüm. Görünce de şaşırdım. 'Üzeyir Bey ne arıyorsunuz burada?' diye sordum. Bana, Hüseyin Efendi'yi ziyaret için geldiğini anlattı. Şaşırdım. 'Benim dini inançlarım çok kuvvetlidir ve Hüseyin Efendi'ye olan bağlılığımı bu ziyaretlerimle kanıtlarım.' dedi. Her ikisinde de yalnızdı, yanında koruma-şoför yoktu.

Yine böyle birer tatil ya da bayram günüydü" diyordu. Can Kıraç, Koç Holding'in bir zamanlar bir numaralı yöneticilerindendi. Kardeşi İnan Kıraç da Vehhi Koç'un kızı Koç Holding Başkan Vekili Suna Kıraç'ın eşi.

Ortağı İshak Alaton da Üzeyir Garih ayda bir kez mutlaka Eyüp Mezarlığı'na gittiğini belirterek, "Babasının yakını olan Mareşal Fevzi Çakmak'ın mezarı başında dua ederdi. Garih'in öz babası cerrahtı. Onların ruhunu şad eder, onlarla konuşurdu. Dünya hayatından sonra hayatın devamına inanan bir mü'mindi" diyecekti gazetecilere.

"Bu büyük insan dinler üstü bir müttefik, bir fikir insanı olduğunu ispat etti. Allah'a inanan her üç dinin aynı felsefede buluştuklarının idrakindeydi. Çünkü her üç dine de aynı yakınlığı duydu.

Eyüp'te babasının çok güvendiği, çok inandığı, çok saygı duyduğu insanın mezarını arada sırada ziyaret ederek hem o yüce insanın ruhunu şâd ederdi ve babası ile de buluşurdu. Ne yazık ki orada hayatını
noktaladılar
" diyen İshak Alaton, "Mezarlığa ziyarete gittiğini ne bana ne de oğluna da hiç söylemedi. Gazetelerde yazılan isim doğru, çünkü Can Kıraç'a sordum, o da teyit etti. Kıraç, iki belki de üç defa o mezarın başında Garih'i gördüğünü söyledi.

Çünkü mezarda yatan aynı zamanda Can Kıraç'ın hanımı İnci Hanım'ın da büyük dedesi olurmuş" şeklinde konuşuyordu.

Garih'in cumartesi günleri belli saatlerde ortadan kaybolması, cep telefonunu kapalı tutmasını eşi Lili Garih de bir tv programında itiraf ediyordu. Geçen yıl Kanal-D'de eşi Üzeyir Garih ile birlikte Erol Evgin'in "Bir sevda masalı" isimli programına konuk olan Lili Garih şunları söylüyordu: "Cumartesileri sabah 10.00'da evden çıkar. Ogün cep telefonu kapalıdır. Akşama kadar kendisinden haber alamayız."


20
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages