İmkansız Periler-CYDD

318 views
Skip to first unread message

İlhan Vardar

unread,
Apr 4, 2010, 9:32:52 AM4/4/10
to




 
BU KİTABI HEPİMİZ ALMALIYIZ… ERTELEMEDEN… SÜREYİ UZATMAYA GEREK YOK… 1 MİLYON SATIŞ İÇİN 1 HAFTA YETER... KİTABI HEMEN ALIYORUZ… BİLGİLENDİRME MAİLİNİ TÜM ÇEVRENİZE YAYIYORUZ… VE MÜMKÜNSE BİRDEN ÇOK KİTAP ALIP ÇEVREMİZE DAĞITIYORUZ…



ASAGIDAKI RESIM VICDAN SAHIBI OLAN HERKESIN KANINI DONDURACAK CINSTEN!


Ne yazik ki bunu yapanlar demokrasi ve dusunce ozgurlugunu kullanip bu ulkede varliklarini surdurecekler…
Bizlerse bunu yazani nefretle kinayacagiz, ofkelenecegiz hatta sovecegiz ancak tepkimiz cevremizle sinirli kalacak.
Ne yazik ki hakli bireysel tepkimiz denize atilan ufak bir tasin yarattigi halka kadar kısa sureli ve etkisiz olacak.
Ya sessiz cogunluk farkli kaygilarla ve korkularla yine sessiz kalacak ya da bir yanit verecek bu yapilanlara.
Peki, bizim gibi egitimli zihinler bu zavalli anlayisa karsi demokratik, yaratici, pratik ve etkili bir cevap veremez mi?

Iste size bir oneri; I mkansiz Periler Hareketi. VE BU BASİT HAREKET İCİN BİR HEDEF; 1 MİLYON ADET IMKANSIZ PERILER BASİMİ SAGLAMAK!
Cagdas Yasami Destekleme Dernegi’nden burs alip basarili olmus kizlarimizin hayatlarini anlatan, Imkansiz Periler adinda bir kitap var. Bu kitabin geliriyle yeni kız kardeslerimizinokula baslamalari hedefleniyor



http://www.cydd/. org.tr/duyuru < http://org.tr/duyuru> . asp?id=1008 < http://www.cydd.org.tr/duyuru.asp?id=1008> < http://www.cydd.org.tr/duyuru.asp?id=1008%3E>   (Kitapla ilgili detayli bilgi icin)
Yapmamiz gereken cok basit; Hepimiz önce kendimize sonra tum sevdiklerimize bu kitaptan birer tane hediye ediyoruz. Hepsi bu!


Fiyati 10 TL. Rahatlıkla tüm kitapcilar da, kitap bolumu bulunan Tansas’larda, Migros’larda, Metro magazalarında bulabilirsiniz.


Toplu kitap siparisi icin:


CYDD Genel Merkezi Tanitim Iletisim Birimi: tanitimveiletisim@ cydd.org < http://cydd.org/> . tr < http://us.mc534.mail.yahoo.com/mc/compose?to=tanitimv...@cydd.org.tr> < http://us.mc534.mail.yahoo.com/mc/compose?to=tanitimv...@cydd.org.tr%3E>   ile iletisime gecebilirsiniz.

Ayrıca yogun tempoda firsat bulamayacaklar için www.dr.com.tr < http://www.dr.com.tr/> < http://www.dr.com.tr/> < http://www.dr.com.tr/%3E>   adresinden cok kisa surede elinizde olacak sekilde temin edebilirsiniz.

Imkansiz Perilerin yaptıklari ortada peki ya IMKAN-LI buyukleri ne yapacak…

Hadi durma katil bu kitapla, cagdas bir gelecek yaratmaya!
Tum sevdiklerini de davet etmeyi unutma!

Hedef 1 milyon adet IMKANSIZ PERILER basimi yaptirmak.












 

image1.jpg
image2.jpg

ayzey...@hotmail.com

unread,
Apr 4, 2010, 9:59:04 AM4/4/10
to aydinlik-gel...@googlegroups.com

Aytac Durak a komplonun arkasinda Omer Celik mi var

SELAM SELAM
AYTAC DURAK A YAPILAN KOMPLONUN ARKASINDA KURD KONSEYI UYESI VE TAYYIP OZEL ORGUTUNUN MAGAZIN VE MANKENLERDEN SORUMLU ELEMANI OMER CELIK-MOTORCU OMER- MI VAR ?????

AKP’nin hedefindeki Aytaç Durak’tan çarpıcı iddialar
“Çelik, yarattığı kaosun mükafatını aldı!”

ADANA Büyükşehir Belediye Başkanı Aytaç Durak, mal varlığı ile ilgili başlatılan linç girişiminin arkasındaki isim olarak, AKP Adana Milletvekili Ömer Çelik’i suçladı. Durak, “Büyük bir haksızlığa uğradım medyada... Bu senaryoyu hazırlayan AKP Adana Milletvekili Ömer Çelik’tir. Yarattığı kaos ortamının karşılığını da Genel Başkan Yardımcısı olarak aldı” dedi.
“Ben 45 yıldır milliyetçi ve muhafazakarım”

ÇELİK’in daha önce kendisinin adaylığına karşı çıktığını belirten Durak, şöyle devam etti: Çünkü kafa yapılarına göre değildim. 45 yıl önce CKMP’li olan Aytaç Durak’ın MHP ile bağları yeni değil ki, bu bağlar engellensin. Milliyetçilik ve muhafazakarlık bende ileridir. Ama onların kafa yapısında bu hasletler bir paravan olarak kullanılmış, çıkar sağlama peşine düşmüşlerdir.

Senaryonun
mimarı Ömer Çelik

Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Aytaç Durak’ın mal varlığı ile başlatılan linç girişiminin arkasında AKP Adana Milletvekili ve yeni Genel Başkan Yardımcısı Ömer Çelik’in olduğu iddiaları giderek yoğunluk kazanıyor. Hakkında başlatılan linç girişimini gazetemize değerlendiren Durak, MHP içerisinde kendisini Ömer Çelik ile infaz etmeye çalışan grubun bulunduğuna vurgu yaptı. “45 yıl önce CKMP’li olan Aytaç Durak’ın MHP ile bağları yeni değil ki bu bağlar engellensin. Benim MHP’liliğime hiçbir gölge düşemeyecektir. Ancak Ömer Çelik ile beni içeriden yıkmaya, infaz etmeye çalışan insanlar var partide. Yani anlayacağınız ilk planda ben içten vuruldum ama MHP daha sonra bunu düzeltti” diye konuşan Durak’ın çarpıcı iddiaları şöyle:
Geçmişimi bilmeyenler
karakterimden şüphe etti

Adana kozmopolit bir şehirdir.
Onun için belediye başkanının da benim yaptığım gibi bütünlüğü sağlamak için herkese, her kesime eşit mesafede görüntü vermesi gerekir. Oysa 1984 yılında ilk adaylığımda duvarlara aşırı uçta bulunanlar tarafından ’faşist Aytaç Durak’ diye yazılmıştı. Ne var ki 1965 yılında CKMP zamanında liste başı Türkeş, Adana mitinginde konuşmadan önce küçük kardeşim Remzi Durak gençlik adına konuşmuştu. Ben de memur olduğum için Ceyhan mitingini idare etmeye gitmiştim. Teyzemin oğlu Zeki Sofuoğlu da listede ikinci sırada idi. Tabii bu özgeçmişimi bilmeyen bugünkü MHP üst kademelerindeki bazı önemli kişiler benim hem fikri, hem ekonomik, hem de karakterimden şüphe ederek ve erken davranarak medyanın dolduruşuna
geldiler maalesef.
Erdoğan seçimlerden bu yana
özel operasyon yapıyor

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan seçimlerden bu yana özel operasyon yapıyor. İçişleri Bakanı seçim akşamı buradaydı. Özel görevlendirilmiş müfettişler buradan hiç ayrılmadılar. AKP’den istifa ettiğimin akabinde 14 aydan bu yana devlet baskısının ötesinde özel yetkilendirilmiş savcılar gibi özel yetkili müfettiş kadroları da hiç eksik olmadılar ve halen görev başındalar.
MHP’liliğime hiçbir
zaman gölge düşüremezler

Herkes şunu iyi bilsin ki 47 yıldır bürokrasi, ticaret ve belediye dönemimde hep dik durdum. Hiç kimse bir açığımı bulamadı, bulamayacaktır. Benim prensibim, gizleyeceğim işi yapmam, yapacağım işi de gizlemem. Benimle uğraşanları, bana iftira atanları ters kaput yapacağım. Yandaş medyanın linç girişimleri Adana’da etkili olamadı. Çünkü Adanalılar bu iddiaların yeni olmadığını biliyorlar. Bana olan güvenlerinin tam olduğunu söylüyorlar. Ama Türkiye yandaş medyanın gücüyle, iftiralarıyla çok şeyler kaybetti. 45 yıl önce CKMP’li olan Durak’ın MHP ile bağları yeni değil ki bu bağlar engellensin. MHP’liliğime hiçbir zaman gölge düşüremezler. Ancak Ömer Çelik ile beni içeriden yıkmaya, infaz etmeye çalışan insanlar var partide. Yani anlayacağınız ilk planda ben içten vuruldum ama MHP daha sonra bunu düzeltti.
Afişlerimi söktüren Çelik
Adana’da siyasi balondur

Ömer Çelik, benim bilboardlardaki afişlerimi, pankartlarımı indirtti. Bana göre Ömer Çelik Adana’da siyasi balondur. Adana halkına Ömer Çelik mi yoksa Aytaç durak mı? Diye sorsanız Çelik’i destekleyen iki kişi çıkmaz. Çelik, geçmişte yaşadığı hüsranların acısını seçimlerden sonra benden çıkartmaya çalışıyor. Son başarısı da 26 köşe yazarına aleyhimde yazı yazdırması. Bunun karşılığını da Genel Başkan Yardımcısı yapılarak fazlasıyla aldı. Köşe yazarları da dahil hiç biri beni aramadı, doğru bilgileri almadan köşelerinde yargısız linç girişimi yaptılar.

Seçim olsa Adanalılar
yine beni seçer

Aytaç Durak olarak bugüne kadar sekiz kez seçime girdim sadece birinde seçilemedim. Ben ilk göreve geldiğim 1984 yılında ilk rakip adayım adayken arsalarımla ilgili spekülasyon yaptı. Yani tek hedef, Aytaç Durak varlıklı idi ve bir kapital sahibine belediye teslim edilmemeliydi. Bugünkü hakkımdaki eleştiriler geçmiş sekiz seçimde de yapılan eleştirilerle, iftiralarla, iddialarla aynıdır. Zaten halk bunu artık kanıksadı. Halkımız da biliyor artık bütün bunların iftira olduğunu. Üzerine basarak tekrar ifade etmek istiyorum. Bugüne kadar tek bir ceza almadım. Tek bir kimse bana bugüne kadar yolsuzluk yaptı, rüşvet aldı diyemedi. Halen de yok. Bugün de olayları başlatan Mustafa Tuncel de şahsım için rüşvet aldı diyemem diye konuştu. Ben Adana’da yıpranmadım. Bugün tekrar tekrar seçim olsa Adanalılar, yine beni seçer. Beni kimse görevden alamaz. Mahkeme kararı lazım. Ortada yüz kızartıcı bir suçun olması lazım. Ömer Çelik bunu bilemeyebilir. Çünkü yaşı daha çok genç. Biz çok siyasetçiler gördük. Benim sıkıntım, telaşım yok. Bunlar bana göre basit konular. Arkamda kapı gibi halkımın desteği var.
Gönderen Mehmet Serendip ALTINDAL(HDCF BİLİŞİM ŞUBESİ) zaman: 11:07 0 yorum

Barzani ve Kurd Yahudi devleti planlari

Selam selam

Kuzey Irak’ta yayın yapan ‘İsrail-Kürt’ dergisi,(http://www.israelkurd.com/en/ ) İsrail’deki Kürt Yahudilerini Kuzey Irak’a dönmeye çağırıyor. Dergi pek çok yazısında amacını Kürt-İsrail ilişkilerini derinleştirmek olarak tarif ediyor. İlginçtir, İsrail, Kürt halkının haklarına daima destek vermiştir. Kimi Kürt siyasetleri ise gelecekte İsrail’in stratejik müttefiki olmayı amaçlamaktadırlar.

Akademisyenler, araştırmacılar ve stratejistlerin bugünkü Ortadoğu’daki yapılanmanın, büyümesi beklenilen Kürt Yahudi devleti olduğunda hem fikirdirler. (Kürdo-Judaik) Kürt Yahudi devletinin büyümesi ileride Ortadoğu ve dünya politikalarını çok önemli bir şekilde etkileyecektir.
Şu ayrıntıyı bildirmekte de yarar vardır. Kürt Yahudileri diye tabir edilen kesim ile Kürt dilini ve kültürünü benimsemiş, tarih boyunca Kürdistan diye tabir edilen Kuzey Irak bölgesinde var olmuş, sonradan İsrail’e göç eden Yahudiler kastedilmektedir. Bu kesim etnik kökenleri itibariyle Kürt değildir. Aksine Yahudi kavmindendirler, yani İsrailoğulları’nın neslinden gelmektedirler.
Çünki Tora Yahudileri, Evlilik ve Soy bakımından Asimilasyon Tehlikesi’ne karşı uyarmaktadır.

Yahudilikte soyun devam etmesi ulusun ve dinin devamı bakımından çok önemlidir. Annenin Yahudi olmadığı durumlarda, doğan çocuk da Yahudi değildir. İşte tarihin geri kalanında Yahudiler’in yaşam amaç ve görevlerini dinamitleyecek bir tehlike varsa, o da asimilasyondur.

Karışık evliliğin yasağı, Tora’ya göre neden kabul edilmez olduğunu çok basit bir düzeyde anlayabilirsiniz. Tanrı Yahudiler’e diğer uluslara vermediği bazı özel görevler vermiştir. Yahudilik’te evlilik kişisel değil toplumsal bir konudur. (Tora-Devarim, Vaethanan,Rabi Raphael Hirsch’in 7/4 Açıklaması, s.156)

İsrail kurulduktan sonra, Kuzey Irak ve Suriye’de yaşayan 200 bin Kürt Yahudisi, büyük bir operasyon ile İsrail’e getirilmişler ve İsrail parlamentosunda önemli mevkilerde bulunmuşlardı. Bugün de İsrail’de 250 binden fazla Kürt Yahudisi yaşamaktadır. İsrail’in Molla Mustafa Barzani ile kurduğu ilişkiler, bugün de oğul Mesud Barzani ile devam etmektedir.

Peki Barzanileri tarih sahnesinde İsrail’e yakınlaştıran nokta neydi ?
7 Ocak 1993 tarihli Cumhuriyet gazetesinde merhum Uğur Mumcu, Mossad-Barzani bağlantısını şöyle anlatmaktadır:
"Ortadoğu'nun karanlık bir kuyu olduğu her gün biraz daha anlaşılıyor. Kanıtlanan son ilişki, Mossad-Barzani ilişkisidir. Mossad, İsrail Devleti'nin gizli istihbarat örgütüdür. Bu örgütün, Kürt Lideri Molla Mustafa Barzani ile ilişkileri olduğu söylense daha önce kim inanırdı? Barzani'nin CIA ile ilişkisi artık belgelendi. Kimse bu ilişkiye, 'Hayır olmadı' diyemiyor. CIA-Barzani ilişkileri biliniyordu da Mossad-Barzani ilişkileri bilinmiyordu."

Molla Mustafa Barzani, ilk kez 1967 yılında İsrail'e gidiyor. Kendisini kabul eden İsrail Savunma Bakanı Moşe Dayan'a, hediye olarak bir 'Kürt hançeri' ile birlikte, Kerkük petrol rafinelerinin planlarını da getiriyordu. Mart 1969'da yapılan bir operasyonda da Barzani-Mossad işbirliğiyle Kerkük rafinerileri bombalanıyor ve çalışamaz hale getiriliyor.



Molla Mustafa Barzani’nin Mossad Şefi Zwi Zamir
ile Görüşmeleri



İsrail Savunma Kuvvetleri'nin Dördüncü Genel Kurmayı Moshe Dayan ve Molla Mustafa Barzani, 1967 - İsrail Ziyaretinden (KAYNAK:Hasan Basri YAKUPOGLU ARSIVI )




Barzani Aşireti, Beroji, Mizorî, Şarvanî ve Dolemari olmak üzere dört aşiretten müteşekkil bir aşiret konfederasyonudur. Barzan bölgesi Irak'ın Erbil iline bağlı olup ülkenin en kuzey ucunda yer almaktadır. Encyclopeadia of Iranica´ya göre Barzan adı, Kürtçenin de mensup olduğu kuzeybatı Arian dilerde Mahalle anlamını taşımaktadır. (Encylopedia İranica, Barzan, Vol.II. Bibliography : Ch. Adle, “Contribution à la géographie historique de Damghan,” Le monde iranien et l’Islam 1, 1971, pp. 69-104)

Nitekim Kürdistan olarak tabir edilen Kuzey Irak’taki Musul ve Erbil şehrinde, Hahamlar yetiştiren Barzani ailesi hakkında en önemli detaylı bilgileri Encyclopedia Judaica vermekte ve şöyle açıklamaktadır :

Musul şehrinde yaşamış olan Haham Ben Nethanel Barzani Halevi hakkındaki bilgiler sınırlıdır. Nethanel Barzani Musul’a yerleşmiş ve bu bölgedeki Talmud eserlerini ve İbrani diline ait eserleri geniş bir kütüphanede toplamıştır. Bu eserler ve yazma kitaplar, yine haham olan oğlu Samuel Barzani’ye miras bırakmıştır. 1560 - 1630 yılları arasında yaşayan oğul, Kürdistanlı Kabalist Haham Samuel Barzani Ben Nathanel döneminin ünlü Kabalistlerindendir. Bu aile Barzani ismini ise yaşadığı bölgenin adından almıştır. Barzani ailesi Barazan bölgesinde ve Musulda yeşiva okulunu kurdu. Barazani ailesinin diğer Kabalist hahamları Musulda ve diğer Kürt şehirlerinde yaşamışlardı. Kürdistan bölgesinin en seçkin ve hahamlar yetiştiren ailelerindendi. Samuel Barzani Kabalistti, ve Kabala ya dair pek çok kitap yazmıştı. Bu kitapların bilinenleri ise ise Avnei Zikkaron, Sefer Ha-Iyyun, Sefer Derashot, ve Sefer Haruzot isimli eserleriydi. (Encyclopedia Judaica, Barzani Families, Vol.3. Keter: Jerusalem 1972, p.138 Bibliyografi bkz.)

Samuel Barzaninin kızı olan Asenath Barzani ise Tora, Talmud ve Kabala bilgisi sayesinde ün kazandı ve Yeşiva’da öğretmenlik yapan kocasının ölümüyle Tora konusunda başöğretmen ilan edildi. Asenath, kadınlar için söylenen "Talmud bilgini" anlamına gelen ( tanna'it ) ilk kadın haham ünvanını aldı. Tanna'it Asenath Barzani ayrıca yazdığı şiirleri ve İbrani dili üzerine yaptığı yorumlarıyla da bilinmektedir. Asenath'ın şiirleri kadın eliyle yazılmış ilk modern İbranice eserlerin ender örneklerindendir. (Encyclopedia Judaica, Barzani Families, Vol.3. Keter: Jerusalem 1972, p.138 Bibliyografia : M. Benayahu, “R. Samuel Barzani: Leader of Kurdistan Jewry,”in: Sefunot 9 (1965), 23–125 (Heb.); J. Mann, Texts and Studies in Jewish History and Literature, Vol. I (1972); A. Ben-Ya’akov, “Kurdistan Jewish Communities” (Heb., 1981); E. Brauer, he Jews of Kurdistan (R. Patai, ed.) (1993); U. Melammed Uri and R. Levine. “Rabbi Asenath: A Female Yeshiva Director in Kurdistan,” in: Peamim, 82 (2000), 163–78 (Heb.); Y.Y. Rivlin, “Poetry of the Aramaic-Speaking Jews” (Heb., 1959))

Nitekim Barazani ile Barzani İbrani literatüründe aynı isimlerdir. Aynı anlamdadır. (Guggenheimer,Eva H. Guggenheimer, Jewish family names and their origins, Publishing House, Inc., 1992, op. 67)

Kürt Yahudileri ilerleyen dönemlerde Siyonizmi de benimsemişlerdi. 1920'lerde Irak Kürdistanı'ndan Kudüs'e yerleşen Barzani aşiretinden Moşe Barzani “Barazani” (1926-1947) Lehi Yahudi örgütü'nün ünlü liderlerindendi. Encyclopedia Judaica' Barzani Families, Vol.3. Keter: Jerusalem 1972, p.138 Bibliyografia : Y. Nedava, Olei-ha-Gardom (1966); Y. Gurion, Ha-Niẓẓah ̣on Olei Gardom (1971).



Ünlü Siyonist Moshe Barzani adına bastırılmış bir posta pulu

Barzani Soyisimli bir Kürt Yahudisine ait Mezarlık – Kudüs / İsrail


Barzani Ailesi’nin Kudüs’de bulunan akrabalarından.

Viyana - ZentralFrieed Eşkenazi Yahudi Mezarlığı Aşkenazi ve Doğu Yahudilerinde Barzani/Barazani ve BARAN İsmi sıkça kullanılmaktadır.

Kendisi de bir Kürt Yahudisi olan ve Los Angeles California Üniversitesi’nde öğretim üyeliği yapan Prof. Dr. Yona Sabar’ın, 1982 yılında Yale Üniversitesi tarafından yayımlanan ‘The Folk Literature of the Kurdistani Jews: An Anthology’ (Kürdistan Yahudilerinin Halk Edebiyatı: Antoloji) isimli kitabında Barzanilerin soyu ile ilgili çarpıcı bilgiler vermektedir.

Barzani aşiretinin Yahudi kökenli olması bölgeye ve tarihe bakışımız için önemlidir. Çünkü bugünkü Mezopotampa sınırları içerisindeki bölge Yahudiler için çok kutsal bir bölgedir.

Yahudilerin kutsal kitabı Tevrat bu bölgenin İsrailoğulları için önemini şöyle vurgulamaktadır: “O gün Tanrı Avraam (İbrahim) ile bir anlaşma yaptı ve Mısırdaki Nehir’den, büyük nehre- Fırat Nehri’ne kadar olan bu bölgeyi senin soyuna verdim dedi.” (Tora-Bereşit (Yaratılış) 15/19, Leh Leha)

Nitekim Hahamların Toradaki bu ayeti açıklaması da çok çarpıcıdır. Bene İsrael bu topraklara, Maşiah (Mesih) Dönemine kadar sahip olamayacaktır. (Tora-Bereşit (Yaratılış)15/19, Açıklaması.)
Bu topraklar Tevratta, Avraam (İbrahim) ile Tanrının anlaşması sonucu, Tanrı tarafından İbrahimin nesline İsrailoğullarına ebediyyen verilmiştir.

Torada, Tanrı bu topraklar için İsrailoğullarına zafer sözü vermektedir.

Tanrı tüm bu ulusları önünüzden sürecek ve sizden büyük ve güçlü ulusların toprağını mülk alacaksınız. Ayağınızın bastığı her yer sizin olacak : sınırlarınız çölden ve Levanondan, nehirden-Fırat nehrinden Akdenize kadar olacak sınırınız. Önünüzde kimse duramayacak. (Tora-Devarim (Sözler) 11/23-24)

Yedi Kenan ulusuna karşı çıktığınız savaşlarda ayağınızı bastığınız her yer sizin olacak. ( Raşbam ) Ancak o sınırlar Erets-israil’e ilk girildiği zamanki temel sınırlardır. Fıratın Erets İsrael’in sınırını işaretlemesi, ancak Maşiah (Mesih)’in gelişinden sonra gerçekleşecektir. (Tora-Devarim (Sözler) 11/23-24. Raşi Açıklaması)

Yani Tora burada şunu vurgulamaktadır. Bu topraklara sahip olacak dönem mesihin gelişiyle gerçekleşecektir. Yahudilikte inanılan mesih inancı doğrultusunda bu planı gerçekleştirecek liderlerinde Yahudi olması, Kabalistik planın bir parçasıdır. Bu süreçte hiçbir şey tesadüfe bırakılmamıştır. Tevratta işaret edilen bu bölgenin liderleri, Barzanilerin ve Bedirhanların Judaik oluşu Toradaki kehanetin de bir parçasıdır.

En nihayetinde bu toprakları sahiplenen Barzanilerin de, Judaik olması tesadüf değildir. Baba Mustafa Molla Barzani ve Mesud Barzani’nin İsrail ile sıkı ilişki kurması, İsraille ittifak etmesinin nedenlerinden birinin aynı kökenden gelmeleridir.

Ahmet Uçar'ın yine Osmanlı arşivinde bulduğu bir başka belge ise 1856 yılında Sallum Barzani isimli bir hahamın, Musul'dan Selanik'e, oradan da Hahambaşılığın özel ricası ile Kudüs'e sürgün edildiğini gösteriyor. Uçar'ın ifadesine göre, ‘‘Kudüs'e Yahudi iskánı ile tereddütler olduğu için; Hariciye Nezareti'nin de görüşü alınarak 29 Şubat 1856'da Hahambaşı'nca verilen dilekçe Osmanlı hükümetince 11 Nisan'da görüşülerek uygun bulunmuş ve Sallum Barzani 20 Nisan 1861'de bir irade ile Kudüs'e sürülmüştü.'' Uçar, Tarih ve Düşünce Dergisi'nde konu ile ilgili olarak yazdığı yazıda şöyle devam ediyor: ‘‘Mustafa Barzani'nin yıllar sonra kurduğu ilişkiler, hahamlarla Sallum Barzani ailesi arasındaki ilişkilerin yıllarca sürdüğünü göstermektedir. Molla Mustafa Barzani, 1950'den beri sık sık ziyaret ettiği İsrail'de her zaman Kuzey Irak kökenli, Kürtçe konuşan bir Yahudi hahamın evinde kalmaktadır: Haham David Gabay (Hürriyet, Barzani Ailesi Yahudi çıktı, (18.02.2003))


Benjamin Tudelanın Arşivlerinin bir bölümü İspanya-Aragon la Academia ve
Kudüs İbrani Üniversitesinin arşivlerindedir.

Haham Benjamin Tudelanın Arşivleri, 1965 yılında araştırmacı E. Easher tarafından İbraniceden İngilizceye çevirilerek, Newyork Kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Tudela Arşivi İsrailli “Hakeshet”
Şirketi tarafından düzenlenerek bir kitap haline getirilmiştir.


Arşivin Giriş Bölümleri Kronolojiler




Kürt Yahudileri hakkında ilk çarpıcı bilgileri, İspanyalı Seyyah Haham Benjamin Tudela gezisinde (1160-1173) vermiştir. Tudela, İspanya-Aragon krallığının desteği ile yolculuğuna başlamış, Orta Asya, Kuzey Afrika ve Mezopotamya’yı gezerek notlar tutmuştur. Haham Benjamin Tudela Irak bölgesindeki Kürdistan olarak tabir edilen bölgede Kürt kültürünü benimsemiş, 100 civarında yerleşim birimlerine sahip Kürt Yahudileri ile karşılaşmıştır. Bu bölgedeki Kürt Yahudilerinin dillerini İbranice olarak kaydetmiş, kültürleri ve yaşadıkları bölgeleri not etmiştir. Irak’ın Zagros bölgesindeki 50.000 Kürt Yahudisini ve 100 sinagogu ayrıntılı bir şekilde not etmiştir. Tudela, o dönem çok önemli bir hadise ile karşılaşmıştır. Mesihlik iddasında bulunan Kürt Yahudisi “David Alroy ” notlarında şöyle kaydetmektedir: “Benjamin Tudela, Mesih iddasında bulunan Kürdistan doğumlu Kabalist ve Talmudist Kürt Yahudisi David El Roi (1160-?), adındaki bir hahamın, Selçuklu Sultanına karşı isyan bayrağını kaldırarak , tüm yahudileri sürgünden bir araya getirip Kudüste bir arada toplayacağını ve İsraili yeniden kuracağını belirterek mesih olduğunu ilan ettiğini not etmektedir.”

Burada çok ilginç bir ayrıntı vardır. Mesihliğini ilan eden Kabalacı David Alroy tıpkı Sabetay Sevi gibi müridlerine din değiştirmelerini ve gizlenmelerini söylemişti. David Alroy’nin mesihsel düşünceleri Kürt Yahudileri arasında kısa zamanda yayılmış ve bir çok Kürt Yahudisi zamanla İslam’a geçmişti. Sabetay Sevi hareketinin bir benzeri, Sabetay Sevi’den 5 asır önce David Alroy önderliğinde Kürt Yahudileri tarafından gerçekleştirilmişti. Gizlenmeleri onlarca asırdır etkin kimliklerini de inançlarını da değiştirmedi. Soylarını korudular ve inançlarını daha çok kripto (gizli) yaşadılar.

İşte bu mesihsel süreçte ortadan kaybolan Kürt Yahudileri asırlar sonra tarih sahnesine yeniden dönmüşlerdi. 1948'de İsrail kurulmuş ve birçoğu atalarının dinlerine dönmüşler ve inançlarını yeniden yaşamaya başlamışlardı. Barzani aşiretinin bir bölümü de yeniden dinlerine dönenlerdendi.
Lakin dönmeyenler ise hala Kripto Yahudiliklerini korumaktalar ve yaşamaktadırlar. Bunlardan biriside Kürt tarihine damgasını vurmuş iki büyük aile olan Kürt Bedirhan -Cuneyd ZAPSU ve turkiye Satanistlerinin ust duzey yoneticisi Hande ZAPSU nun ceddi-ve Babanzade aileleridir. Biz burada bu gelenekten gelen kripto aileleri anlatacağız.

Yahudi tarihindeki mesihsel süreç Kabala’nın bir parçası olan gizlenme ile gerçekleşmiş büyük bir organizasyondu. Tarihsel süreçten bugüne İsrail’i kuran bu yapılanmanın temel kaynağı gizlenmekti. Yahudi tarihinde Mesihlik iddasında bulunan iki önemli isim David Alroy ve Sabetay Sevi gibi Kabalistler, müridlerine ve çevrelerine kimliklerini gizlemelerini ve din değiştirmelerini söylemişlerdi. Gizlilik onlara bir perde sağlamış, ve bu sayede bulundukları toplumun ve devletin önemli konumlarına gelmişlerdi.
İşte İsrail bu mesihsel sürece uyan Yahudilerin Kabalistik planları ile kurulmuştu.


İsrail Genelkurmay ve Savunma eski başkanı Kürt Yahudisi Şaul Mofaz’ın-Mofaz=> mahfuz- Kürdistanlı Yahudilerin Köylerini ve Barzani Ailesinin Yakınlarını Ziyareti – Kudüs / 2009



Kürt Yahudilerinin Simgesi Haline Gelen Davud Yıldızlı Bayrakları


Kürt Yahudileri Düğün Töreninden Bir Görünüm-Kudüs/İsrail


Kürt Yahudileri, Tora Sandukası ve Bar Mitzva Törenine ait bir görüntü- Kudüs / İsrail



Peki bugünkü Kürdo Judaik devletin ilk temelleri ne zaman ve
kimler tarafından atılmıştı ?
Bu mimarların başındaki Bedirhan aşiretini biraz inceleyelim.

Bedirhaniler, Osmanlı’da ilk Kürt isyanını gerçekleştiren geniş köklü bir aşirettir. Bedirhan Bey 1845 yılında Osmanlı’ya başkaldırarak Cizre merkezli Botan bölgesinde hükümet kurup kendi adına para bastırmıştır. 1847 yılında Abdulhamid uzlaşma vaadiyle Bedirhan Bey’i İstanbul’a çağırmış ve gözaltına alıp daha sonra bir ordu göndererek Bedirhan birliklerini yenilgiye uğratarak Bedirhan aşeritine mensup herkesi İstanbul’a getirtmiştir. Tekrar bir isyanı çıkarmalarını engelemek için gözlem altında tutulan Bedirhanlar İstanbul’da modern Kürt milliyetçiğinin öncüleri olmuşlardır.

Bedirhaniler Sultan II. Abdülhamit döneminde de çok etkindir. II. Abdülhamit, Bedirhan’ın oğlu Bahri Bey’i yaveri, Baban Aşiretinden Abdurrahman Paşa’yı Dahiliye Ve Harbiye Nazırı, Ubeydullah’ın oğlu Şeyh Abdülkadir’i Meclis Başkanı gibi makamlara getirmiş; yine bu dönemde Sultan’a bağlı nesiller yetiştirmek amacıyla son derece etkili pek çok aşiret mektebi açılmıştır.

Kürt aydınlarının merkezi İstanbul olmasına rağmen ilk Kürtçe gazete, Mısır’da yayınlanmıştır. Zaten ilk gazeteyi çıkaran Mikdet Mithat Bedirhan da İstanbul’dan sürgünle Mısır’a giden bir Osmanlı Kürt aydını idi. Mikdet Mithat Bedirhan’ın mensup olduğu Botan Beyi Bedirhan ailesinin Kürt aydınlanması ve modernleşmesine çok büyük katkıları olmuştur.

II. Meşrutiyet’ten önce Kürtler tarafından yayınlanan gazete ve dergilerden bahsetmek gerekirse ilk Kürt gazetesi 1898 yılında Kürdistan adıyla Kahire’de Mithat Bedirhan Bey tarafından yayınlandı. (V. Minorski, Kürtler, Komal Yayınları, İstanbul, Ocak, 1977, s. 43)

Celadet Emin Ali Bedirhan -sagda-da Seyit Abdulkadir gibi ilk Kürtçü siyasi cemiyet sayılan ‘Kürt Teavün ve Teraki Cemiyetinde’ kurucu olarak görev almıştı aynı günlerde oğlu olan Süreyya Bedirhan ilk Kürtçü gazete olarak kabul edilen ‘Kürdistan’ı yayınlamaya başladı. Yine akrabası olan Abdurrahman Bedirhan aynı dönemlerde ‘Kürt Neşri Maarif Cemiyeti’nin Çemberlitaş’ta kurduğu okulu yönetiyordu. Süreyya Bedirhan matbaasını Kahire’ye taşımış ve orada ‘Kürt Bağımsızlık Komitesi’ örgütünü kurmuştu. Süreyya Bedirhan tarafından Mondros Mütarekesi’nden sonra Kahire’de Kürt İstiklâl Komitesi adı altında kurulan bu örgütün amacı Kürtleri birleştirme ve Kürdistan’ın bağımsızlığını sağlamaktır..

Bedirhan Ailesi’nin pek çok mensubu Kürt Milliyetçiliğinin yazılması, öğretilmesi gibi konuları amaçlamıştı. Bugün Kürt ayrılıkçılar tarafından ulusal bir kahraman olarak kabul edilen Emir Bedirhan'ın torunu Halil Bedirhan’ın, İngiliz Yüksek Komiseri'ne yapmış olduğu şu bedbaht teklif ibret vericidir : “Biz İngiliz mandası istiyoruz. Büyük Britanya bize yardım ederse, biz de düşmanları olan Rusya, Türkiye ve Irak arasında onun tampon bölgesi oluruz. Ermeni ve Hıristiyan topluluklarla işbirliği yaparız. (Öke Mim Kemal, Musul Kürdistan Sorunu, İz Yayıncılık, İstanbul, 1995)

17 Aralık 1918 olarak belirlenebilen Kürdistan Teâli Cemiyeti’nin kurucu ve yöneticileri Tarık Zafer Tunaya’ya göre şu kişilerden oluşmaktaydı: “Reis, Seyit Abdülkadir Efendi (Şeyh Abdullah Efendizade), Hüseyin Şükrü (Baban) Bey (Katib-i Umumi), Dr. Şükrü Mehmet (Sekban) Bey, Muhittin Nazim Bey, Babanzade Hikmet Bey ve Aziz Bey. Başkan: Seyyit Abdülkadir (Şemdinan) ve Baş. Yard. Bedirhan ailesinden Emin Ali Bedirhan’dır.

Kürdistan Teâli Cemiyeti’nin kurucu ve yöneticileri hakkında Tarık Zafer Tunaya,
Kürt Babanzade ailesinin önderlerinden İstanbul Ünv. Öğretim Üyeliği yapmış Ord. Prof. Şükrü Baban’la yaptığı 1 Temmuz 1976 tarihli konuşmasına göre bu listeye şu isimleri de eklemiştir:

Kâmran Âli Bedirhan, Necmettin Hüseyin, Kürt amele Reisi Reşit Ağa, Kadızade M. Şevki, Kürdistan dergisi sermuharriri Arvasî zade Mehmet Şefik ve mes’ul müdürü Mehmet Mihrî, Jin dergisi müdir-i mes’ulü Hazma, Emin Feyzi, Vanlı M. Selim Begi, Berzencîzade Abdülvahit, Dr. Hamit Şakir, Lâv Reşit, Dr. F. Berho, Hakkârili Abdürrahim Rahmi, Yemleki zade Aziz, Heyzani zade Kemal Fevzi…” (Tunaya, Türkiye’de Siyasal Partiler, Cilt II Mütareke Dönemi (1918–1922), s. 186–187.)


Kürd Gazetesi Rojî Kurd'ün yazarlarından Hüseyin Şükrü Baban (1890-1979), 1918'de İstanbul'da kurulan Kürdistan Teâlî Cemiyeti'nin genel sekreterliği yapmış ve Kürt Teşkilat-ı içtimaiye Cemiyeti'nin kurucularından olmuştur. Anlayacağınız bugün çok tartışılan, Kürt açılımını Babanlar ve Bedirhanlar 100 yıl önce çoktan yapmışlardı.

Kamuran Ali Bedirhan 1958 yılında Sevr Antlaşması’yla ilgili olarak şöyle yazmıştı :


“Yüzyılımızın son çeyreğinde tamamlanan bu antlaşma Kürt halkına birlik ve bağımsızlık hakkı sağlamıştır; bu antlaşma uzun süreli çabalar ve ağır bedeller sayesinde elde edilmiştir. Bu antlaşmanın hiç bir zaman yaşama geçirilmemesine karşın onun moral gücü yeni faktörler sağlamıştır. Biz, kendi geleceğini belirleme ilkesi temelinde Birleşmiş Milletler’ce kabul edilmiş olan, insanın var olma haklarına değinen kendi yönetimini tayin etme hakkına, moral ilkelere sahibiz.”
(Lazarev, M. S. Emperyalizm ve Kürt Sorunu (1917-1923), Ter: Mehmet Demir, Öz-Ge Yay., Ankara 1993. s.188–189.)

Kürtçülük hareketinin önde gelen şahsiyetlerinden biri olan Kamuran Ali Bedirhan Kürdistan Teâli Cemiyeti üyesiydi. 1940 yılından sonra Paris’e yerleşerek Polonyalı Yahudi bir kadın ile evlenen Kamuran Ali Bedirhan ölümüne kadar da Paris’te yaşadı.

1978 yılında ölen Kamuran Bedirhan, ölümünden önce Fransız yazarı ve Kürdolog Chirs Kutschera ile yaptığı söyleşide; “Kürdistan Teâli Cemiyeti önde gelenlerinin bir ayakları Kürdistan ulusal mücadelesinde ve bir ayakları da İslamcı Osmanlı yönetimindeydi, bakan olmak istiyorlardı” diyordu.

Irak Kürtleri’nin ayaklanmalarından sonra 1961 yılında bu ayaklanmaların Avrupa’daki sözcülüğünü üstelenen Bedirhanoğlu 1968 yılında ise Kürt ihtilal Konseyi temsilcisi Emir Kamuran Ali Bedirhan İmzası ile Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri U–Thant’a bir muhtıra vermişti.

Celadet Ali Bedirhan’ın da belirttiğine göre Kürt Meselesi, İttihat ve Terakki hükümetleri
zamanından bile önce başlayıp, İdris-i Bitlisi aracılığıyla Doğu Anadolu Bölgesi’ne hâkim olan Yavuz Sultan Selim döneminden beri mevcuttu. (Celadet Ali Bedirhan, Bir Kürt Aydınından Mustafa Kemal’e Mektup, Doz Yayınları, İstanbul, 1992, s.20.)

Barzaniler ile Bedirhaniler birbirlerine akraba bağı ile bağlıdırlar. (Bu bağlantıyı ilerideki makalede detaylı bir şekilde örnekleri ile belirteceğim.) Bu iki ailenin bağlılıkları zamanla siyasette ve bürokraside de sürdü.

1970 tarihinde Çuman’da, Molla Mustafa Barzani Dr. Kamuran Ali
Bedirhan’a Irak Cumhurbaşkanlığı yardımcılığını yapması için öneride bulunur. Ama Kamuran Bedirhan: ‘Ben böyle bir teklifi kabul edemem. Irak Cumhur başkanlığı yardımcılığı yerine, Çuman’da kardeşim Celadet Bedirhan adına bir okul yapmayı tercih ederim” der. (Hewler Post, Kuzey Irak Kürt Gazetesi – Aralık / 2009)

İlk Kürt isyan hareketlerini başlatan Kürt milliyetçisi fikir ve teorileri bundan yüzyıl önce Bedirhan, Baban aileleri ve kuşakları tarafından ortaya atılmış ve geliştirilmiştir. Kürdo Judaik (Kürt Yahudi ) devletinin temellerini atanlar ise Barzaniler’den daha çokZAPSU ailesinin ceddi Kürt Bedirhanlar olmuştur. Nitekim bu yapılanmayı oluşturan diplomasiyi ve bağlantıları kuran liderlerde hep bu ailelerden süregelmiştir.

Milli mücadeleye muhalefet eden Bedirhan ailesinin ileri gelenleri, Cumhuriyet kurulduktan bu güne kadar devletin önemli kadrolarında görev almıştır. Sanatçı, akademisyen, bakan, milletvekili yetiştiren ailenin fertleri kilit noktalarda bulunmuşlardır.

Hem muhalefet ediyorlar hem de idarede yer alıyorlar. İlginç bir tezat değil mi ?

Bedirhanîler’den Kaymakam Abdullah Hulusi Bey'in oğlu Vasıf Çınar, İki kez Milli Eğitim Bakanlığı yapmış ve Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun uygulayıcısı ve Altay Spor Kulübü’nün kurulmasına ön ayak olmuştu. İzmir Türk Ocağı’nın aktif bir üyesiydi. Soyadı Kanunu çıktığında Cumhurbaşkanı Atatürk, "Çınar gibi dallı budaklı bir aileye mensup olmasından ötürü" kendisine Çınar soyadını vermişti. (Milli Mücadele’de İzmir’e Doğru Gazetesi, Erol Kaya, Turkish Studies, 2008, Cilt 3, Sayı 7.)

Bedirhan Bey'in çocuklarından Şurayı Devlet Reisliği yapan Murat Bey, Galatasaray'da başkanlık yapan Tevfik Ali Çınar, Ali Şamil Paşa (İlk eşi Mahmure Hanım, Halide Edip Adıvar'ın üvey annesidir), Şam Valisi Salip Bey, Bedirhan Bey'in kardeşi Abdullah Bey'in oğlu, Atatürk'ün yakınında yer alarak Maarif Bakanlığı yapan ve eğitim alanında köklü ve sarsıcı değişikliklere imza atan Vasıf Çınar ailenin diğer fertleridir.

Bu durumu dönemin İngiliz Binbaşısı Noel ile Amiral Calthorpe telgraflaşmalarında şöyle kaydetmektedir: “Amiral Calthorpe’dan, İstanbul/ 1430 sayılı telgrafım, Bağdat temsilcisinin 5353 sayı ve 12 Mayıs tarihli telgrafı ve sizin 77676 sayı ve 29 Mayıs tarihli telgraflarınıza ilişkin olarak.

Toprakları doğuda olan Abdülkadir, Kürdistan’ın en tanınmış ve saygın ailesi Bedirhanlar, bunların her ikisi de feodal sistemi temsil etmektedirler..Bunlar Türk bürokrasisinde önemli mevkileri ellerinde tutmaktadırlar.” (Öke, Mim Kemal, Binbaşı E.W.C.Noel’in “Kürdistan Misyonu” (1919), s.69.)

Kürt milliyetçileri yetiştirmiş bu aile, Türk milliyetçileri ile de iç içe akrabaydılar.

Kürt Bedirhan ailesinden olan Bedri Paşanın hanımı Teşkilat—ı Mahsusa'nın ilk lideri Eşref Kuşçubaşı'nın teyzesinin kızıdır. Kürt tarihçi Cemal Kutay, Eşref Kuşçubaşı’nın damadıydı. Cemal Kutay, bir taraftan Kürt aşiret reisi Bedirhan Bey'in üçüncü kuşaktan torunudur. Mardinîlerden Kürt Bedirhanîler’e kadar uzanan geniş bir akraba profiline sahipti Eşref Kuşçubaşı. Teyzesinin kızı Bedirhanîler’e gelin gitmişti. Kendi kızını ise yine Bedirhan Paşa’nın torunlarından Cemal Kutay’a vermişti.

Karşıt iki görüşten olan Türk milliyetçisi kahramanlar ile Kürt Milliyetçileri hep aynı aileden gelmektedirler. Ne kadar şaşırtıcı değil mi?

Türk ve Kürtleri devlet kurma uğruna kanlı bir davanın ortasına iten her iki tarafın kurmayları da aynı ailenin soyundan geliyorlardı. Ve hiçbiri Kürt de değildi.
Peki kendileri bile Kürt kökenli olmayan bu zümre neden Kürtçülük yaptı ve neden Kürt devletinin kurulmasını ve büyümesini istedi?

Araştırmacı Salim Meriç
Gönderen Mehmet Serendip ALTINDAL(HDCF BİLİŞİM ŞUBESİ) zaman: 10:40 0 yorum

Akilli kimlik komplosu 2015 e ertelendi

SELAM SELAM
EMEKCILER ZAFER KAZANMASALAR DA MEVZII KORUDLAR.HDCF Satanist siyonist taguti cetenin taseronu KOCAELI VALILIGI ve GUMUSHANELILER CETESI ni desifre edince AKILLI NUFUS CUZDANI projesi ertelendi.

müzik - kenan doğulu 2009 - beyaz yalan | izlesene.com



Kocaeli IL NUFUS Muduru Necdet DEMIRSOY en sadik adamini IZMIT e geri cagirmak zorunda kaldi.Tanzer UNAL ve vali SOZER para musluklarini kistilar.

Akilli kart sistemi HALKI dusunen bir sistem olsa en basta bizler destekleriz.ANCAK bu plan TEK DUNYA DEVLETI yolunda atilan onemli bir adimdir.

ADRESE DAYALI NUFUS KAYIT SISTEMI geregince vatandaslarimizin evlerine POLIS/JANDARMA/MIT gitmekte FISLEME calismalari yapmakta KEYFI adreslerini KAPATMAKTADIR.



http://adalettimi.blogspot.com/2009/12/tum-dunya-uluslar-tek-edevlet-agnda.html

MUSLUMAN GORUNUMLU SEYTANLAR in halkimiza nasil baktigini gormek isteyenler AKP ve KocAeli Valiliginin YUVACIK KARAMURSEL deki satanist ayinleri ve SEX ALEMLERINI MUNEVVER Karabulut ve Engin TEMEL cinayetlerini ARASTIRSIN


(
http://www.hanifislam.com/sohbet/129.2003.02.07.htm

Oysa dünyanın en büyük projelerinden ikincisi (Birincisi Türksat) olan MERNİS oluşturuldu. Bunun amacı bize Devlet istatistiği vermekten çok "HALKI TEK TEK FİŞLEMEK". Biz bir polis devletiyiz. Hepiniz kayıtlısınız... Yakın gelecekte verilecek magnetik kart esaslı kimlik cüzdanlarında, sizi MAKİNEYLE okuyacak olan Polis, sizin eşinizi dövdüğünüzü, karşılıksız çek verdiğinizi, camiide namaz kıldığınızı, bir mini ekrandan okuyacak... Fakat yalnız O BİLECEK... Siz bilmeyeceksiniz... Onun için Polis devleti dedim... Artık Polis şantajının bir parçası olmaya hazır olun. Orwell'in Big Brother'ı gibi gözleneceksiniz.

)

`Küçük büyük, zengin yoksuL, özgür köLe, herkesin sağ eLi ya da aLnı üzerine bir işaret vurduruyordu. ÖyLe ki, bu işareti, yani canavarın adını ya da adını simgeLeyen sayıyı taşıyanLarın dışında hiç kimse; ne bir şey satın aLabiLiyor, ne de satabiLiyordu. Onun sayısı 666`dır.``


``OnLarı izLeyen üçüncü bir meLek yüksek sesLe şöyLe diyordu: Bir kimse canavara ve onun benzeyişindeki puta taparsa, aLnı üzerine ya da eLi üzerine onun işaretini kabuL ederse, Tanrı gazabının kasesinde saf oLarak hazırLanmış Tanrı öfkesinin şarabından içecektir. BöyLeLerine, kutsaL meLekLerin ve Kuzu`nun (HZ ISA) önünde ateş ve kükürtLe işkence ediLecek.``

,
Parmak izli, çipli, pin numaralı, damar örnekli kimlik kartları, Bolu'daki 35 bin kişi üzerinde uygulanmaya başladı. Yeni kimlik kartlarıyla 'kimlikte sahtecilik suçları' tarih olacak. Kartlar, 2015'de tüm Türkiye'de uygulanmaya başlayacak. Yeni kimlik kartları değişik güvenlik seviyelerine göre bazı işlemlerde pin numarası, bazen sadece parmak izi, kişinin yaşadığının kanıtlanması gereken işlemlerde ise damar izi uygulaması kullanılacak. Ayrıca yurt dışına gidenlerin yabancı dil sorununa son vermek için, kartlarda kişisel bilgilerin İngilizce çevirisi de olacak. Teknoloji ve tasarımını TÜBİTAK ile Türksat'ın yaptığı, çalışmalarını Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü'nün yürüttüğü elektronik kartlar, pek çok yeni uygulamayı da beraberinde getiriyor. Böylece her türlü yasa dışı işlemin önüne geçmeyi hedefleyen yetkililer, özellikle damar izi uygulamasıyla kişinin yaşayıp, yaşamadığını da kontrol etmiş olacak. Kartta taşınacak olan tüm kişisel bilgiler ayrıca merkezi veri tabanı üzerinde de tutulacak.

Taklit edilmesi imkansız teknoloji

Uluslararası standarttaki kimliğin bir özelliği de taklit edilemez olması. Kartın tahrip ya da tahrif edildiğinde değişikliğin tespit edilmesine imkan tanıyan güvenlik özellikleri yer alıyor

Gönderen Mehmet Serendip ALTINDAL(HDCF BİLİŞİM ŞUBESİ) zaman: 09:03 0 yorum

24 Mart 2010 Çarşamba

(Heigl leaved grey s anatomy for Zigzag operations)Hayirli olsun Kathy:"grey s anatomy den ayrildim"



Selam selam
Degerli dostumuz ,Jana Fjorda hanimefendi bacimizin akrabasi oyuncu/mucit ve sivil toplum orgutu yoneticisi Zipzap C Entertainment ortaklarindan Katherine HEIGL hanimefendi hazretleri 23 Temmuz 2010 TSI 21:45 siralarinda ZIGZAG INTERNATIONAL dergisine yaptigi aciklamada Grey's Anatomy dizisinden ayrildigini artik vaktinin buyuk cogunlugunu Jason Debuse HEIGL Vakfi calismalariyla,Edoferon kanser ve AIDS/hepatit arastirmalariyla ve EN ONEMLISI ailesiyle gecirmek istedigini belirtti.

Chicago Four Points Hotel restaraninda gerceklesen toplantiya Zipzap C Entertainment CEO su Oguz KAYI,Zipzap C Entertainment Yonetim Kururlu uyesi Hope JAHREN(HATICE VON AIBERG) ,Zeyno ALTINDAL (DEZA), eski Balikesir milletvekili ve milli mutabakat hukumeti basbakan adayiTurhan COMEZ,Martin PARKER,Remzi GOKNAR,Esat ZEKIC,Ahmet Mustafa ALTINDAL,Bob van BREE,Cengiz SARIBAL,Zeynep Pinar von AIBERG,Halil Ibrahim KURSUNLUOGLU,Heigl in esi Josh KELLY,Mihrican TALAY ve ZIGZAG mensublari katildilar.

Heigl Turkiye nin "SIVIL FASIZM" den kurtarilmasi gerektigini ulkenin emperyalist kic yalayaciligi,organ mafyasi,cocuk istismari altinda inledigini ama fasist parti nin politburosunun-AKP yi kastediyor- YUVACIK ta am ustunde GOAT zuttugunu belirtti.HALK IHTILALI icin maddi manevi ne gerekirse yapacagini belirten Heigl; yakinda Turkiye ye gelecegini ve vatansever kuvvetlerle gorusecegini belirtti.

Sayin Turhan COMEZ ise karamsardi.HDCF nin SEREFINIZ VARSA PESINE DUSUN kampanyasina halkin destek vermedigini,YUVACIK-KARAMURSEL bolgesinde organ mafyasi/pedofili/cinayet olaylarina karisan,Saatci ali Efendi konagi ve nukhet ORUC olayinin tertibcisi KOCAELI Valiligindeki cete ve Gumushaneliler ekibinin-Nejdet DEMIRSOY- hala aktif oldugunu yakinda yeni ORGAN MAFYASI ve COCUK KACIRMA olaylarinin beklenmesini belirtti."Aslinda halk bun layik yani ne derler oyle basa boyle tarak derler ya oyle gote boyle yaraq" dedi.

Toplanti Fulya AYBERK e tewbrik mesaji yazilmasi ve Avusturya isci marsi nin okunmasiyla bitirildi

ZIGZAG INTERNATIONAL isteme adresi:
Adres: iskele mahallesi Fatih caddesi no:70. Altinoluk/Balikesir


AVUSTURYA İÅ�Çİ MARÅ�I
Yükleyen m3t4LCi. - DiÄ�er yaÅ�am ve moda videoları.
Gönderen Mehmet Serendip ALTINDAL(HDCF BİLİŞİM ŞUBESİ) zaman: 12:29 0 yorum

22 Mart 2010 Pazartesi

Hayirli olsun:Fulya Baciyan i rum orgutune katildi







Selam selam
Hocamiz Aiberg in Mesude hanimdan olma buyuk kizi Fulia von AIBERG(Fulya AYBERK) 15 yasina gelmesiyle beraber HDCF KADIN cephesi genclik orgutu Baciyan i Rum (Anatolian Sisters) orgutune katilma hakki kazandi.




21 Mart 2010 TSI 20:45 de baslayan toren ertesi gun okul olmasi sebebiyle saat 21:30 gibi bitirildi.






Hocamizin Edremit teki evinde yapilan inisiyasyon torenine Aytunc ALTINDAL,Gunsey GENC,H.I KURSUNLUOGLU,Serendip ALTINDAL ,Safak TAVKUL-MSN den katildi,Sirzat TEMIZ(Fulya nin dayisi ve zigzag informatik mensubu.ASAGIDA ),Oksan ALTINDAL,Sema EMIROGLU,Emre AYDIN,Dogan CANKU katildi.Fulia Heiberg in eline ve agzina bal suruldu,basindan asagiya pirinc dokuldu,yazmasina altin takildi ve yumusak huylu/zengin ve alim olasin diye dua edildi.Fulya bacinin beyaz kusagini Sirzat beyefendi doladi






Aytunc ALTINDAL yaptigi konusmada Baciyan i Rum suborder Orgut oldugunu Fulya yi Salihat i Nisvan orgtunde gormek istediklerini de soyledi.Torene Stephen Mustafa HAWKING hocamizin gonderdigi mesaj herkesi duygulandirdi






Gönderen Mehmet Serendip ALTINDAL(HDCF BİLİŞİM ŞUBESİ) zaman: 12:19 0 yorum

20 Mart 2010 Cumartesi

Necati Dogru ustamiza sahip cikiyoruz

SELAM SELAM
YURTSEVER GAZETECI NECATI DOGRU AGABEYIMIZ GERCEKLERI YAZDIGI ICIN KOVULDU!!!!BLOGUMUZ ONA ACIKTIR

ISTE NECATI BEYI KOVDURAN YAZI:


“Bizim Adana'nın kısmetsizliğine(!) bak, bak bak otur ağla. Annem Adana'dan telefon etti; "oğlum Adana'dan, Adana'nın yerlisi olarak bugüne kadar zengin olmuş bir kişi bile çıkmadı" dedi.
Annemi tanımaz mıyım!

Ne demek istediğini anladım. Gerçekten Adana'nın ekonomi tarihi yeniden yazılsa yazarın varacağı sonuç şu olacaktır: Adana'dan zengin olmuş bir yerli Adana'lı bugüne kadar çıkmadı. Kayseri'den, Niğde'den veya Balkan göçü sonrasında Bosna'dan yırtık yorganla gelenler pamuk ağası, çiftlik ağası, tekstil fabrikası ağası oldular. Çukurovanın insanın ciğerinin içine kadar işleyen sarı sıcağında pamuk üretiminde verimi dönüm başına 650 kiloya kadar çıkartma beceresini gösterebilen yerli Adanalıdan (Yörük olsun, Türkmen olsun, Ermeni olsun ya da Arap ve Kürt olsun) bir tek zengin çıkmadı.

Aytaç Durak çıkacaktı (!)
Gör başına neler geldi (!)

Herkes merakla bana "Aytaç Durak iktidar partisinden belediye başkanı olsaydı, Adana olayı bu noktaya kadar gitmeden kapanmaz mıydı?" diye soruyor. Ben de "temiz siyaset-temiz vatandaş-temiz toplum" idealine vidalanmış yazılar yazan biri olarak onlara "İstanbul'da Çelik Sır Kasa" hikayesini anlatıyorum.

xxx

Bu hikaye gerçektir.
Kişi ve olaylar sahidir.
Kasa, gazetelere manşet oldu, TV'lerde "içindeki para ne kadardı?" diye yayın konusu, Cumhurbaşkanı'na, Başbakan'a, İstanbul Belediye Başkanı'na, Meclis'te milletvekiline ihbar konusu oldu.
Cerahat kokan bir kasaydı.
Unutuldu gitti.
Olayı size şöyle anlatayım:

İktidar partisi AKP'nin adayı olarak İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanılığına ikinci kez seçilen yüksek mimar Kadir Topbaş'ın, imar danışmanlığını yapmış Fethi Turgut, ailesini de alıp tatile gitmişti.

Evde sadece genç oğlu vardı.

Arkadaşlarına; "Babam her akşam eve torbalar dolusu paralarla geliyor, paraları çelik kasalara dolduruyor" diye anlatıyordu. Bu anlatım mahallede 12 kişilik bir "soyguncu çetesinin örgütlenmesini" tetiklemişti.

12 kişi plan yaptılar.
Belediye Başkanı'nın imar danışmanı Fethi Turgut'un genç ve biraz da saf oğluna, dümenden bir kız arkadaş ayarladılar. Kız evde oğlanın birasına uyku ilacı kattı, oğlan uyuyunca çete eve girdi.

xxx

Gerçekten 3 kasa vardı.
İkisi çok büyüktü.
Yerinden oynamıyordu.
Çok sağlamdı açılamıyordu.
Üçüncü kasa taşınabilirdi.

Hırsızlar taşınabilir kasayı aldılar, Kartalda bir eve götürdüler. Uğraştılar açamadılar. Maltepeden bir çilingir buldular. Kasayı açtırdılar. İçinden 950 bin Amerikan Doları, 280 bin Avro, 200 bin Türk Lirası ve 2 kilo altın çıktı. Bu çetenin yaptığından haberli olan Ahmet Tamer adlı birisine "soygundan pay" vermedikleri için o da kızdı, olayı bir ihbar mektubu ile Başbakan Tayip Erdoğan'a, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e, Belediye Başkanı Kadir Topbaş'a bildirdi. Onlardan ses çıkmayınca Meclis'e CHP milletvekili Çetin Soysal'a yazdı. Konu basına yansıdı. 12 hırsız yakalandı, hapse kondu

(Bak Öge Demirkıran'ın 1 şubat 2009 tarıhli VATAN'da yayınlanan haberi ve ocak-şubat aylarında Cumuhuriyet, Milliyet, Hürriyet gazeteelrinde çıkan "gizli kasa"haberleri)

Hırsızlar hapse kondu.
Tahmin edin!
Kasanın sahibine ne oldu?

Kasanın sahibi iktidar partisinden İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı'nın imar danışmanı Fethi Turgut'a ne Cumhurbaşkanı, ne Başbakan, ne Belediye Başkanı, ne savcı hiç kimse "arkadaş sen bu kadar parayı nereden buldun, bu üç kasa evinde ne diye duruyor?" diye sormadı. Fethi Turgut, "çalınan kasamdaki para sadece 200 bin dolardı" diye açıklama yaptı olay kapandı. Hırsızlar hala hapiste yatıyor. Fethi Turgut da hala belediye şirketlerinin birinde bir makam sahibi olarak çalışıyor.

Aytaç Durak'ı soruyorlar.
Çelik sır kasayı anlatıyorum.
Bu sefer ben soruyorum: İstanbul'da kaç Aytaç Durak bulunuyordur?
Gönderen Mehmet Serendip ALTINDAL(HDCF BİLİŞİM ŞUBESİ) zaman: 13:15 0 yorum

Siyonistlerin Iran i vurma planlarini acikliyoruz !!!

Selam selam
MUHTEREM OKURLARIMIZ DOMUZ GRİBİNİ DUALARINIZLA BERABER DAHA GÜNDEME GELMEDEN DEŞİFRE ETMİŞ; MİLLETİMİZİ BU AŞIYA KARŞI UYARMIŞTIK! http://www.hakanyilmazcebi.com/?sayfa=oku&id=210 . ÇOK ŞÜKÜR BU PLAN BOŞA ÇIKTI, İNSANLIK UYANDI... AŞI SATMAK İÇİN BİR OYUNDU DEYİP YÜZSÜZCE, ŞEYTANCA PİŞKİNLİĞE VURUP; TOPU DÜNYA’YI SÖMÜRÜP ZEHİRLEDİKLERİ/UYUŞTURDUKLARI İLAÇ SEKTÖRLERİNE ATTILAR…



HAZIR KITA PROGRAMLARIYLA BUGÜN YENİ KONUŞULAN, ANLAŞILAN ONLARCA KONUYU “BİNLERCE ADEM’İ” YETİŞTİRDİNİZ DEYİP, ŞÜKRANLA YAD EDİYORSUNUZ. YİNE VAZİFEMİZİ YAPIYOR VE DEŞİFRELERE DEVAM EDİYORUZ:



ŞİMDİ LAİN’İN İRAN’I VURMA PLANINI AÇIKLIYORUZ:

KURTLER : IZRAEL IN YENI AV KOPEKLERI

İRAN’IN İÇİNDEKİ KÜRTLER İHANET İÇİN HAZIRLIKLARINI TAMAMLADI. İSRAİL ADINA CASUSLUK GÖREVİ ONLARDA!

İSRAİL VE AMERİKAN ASKERLERİ BARZANI KUVVETLERİ İLE BİRLİKTE İRAN’A IRAKTAN SALDIRACAK. Bu asamada Saatci Ali Efendi konagi(Nukhet ORUC) gibi skandallar KAPIDA diyebiliriz


KÖRFEZ ZATEN UÇAK GEMİLERİ İLE DOLDU.

AFGANİSTAN’A GELEN EK AMERİKAN BİRLİKLERİ İRAN’A DOĞU’DAN SALDIRACAK!



UMMAN VE KATARDA HAVA SALDIRILARINA ASKERİ ÜSLERİNİ AÇTI.



AYRICA BURALARDAN LOJİSTİK DESTEK SAĞLANACAK

SUUDİLER DE ÜSLERİNİ ASKERLERİNİ ŞER BİRLİĞİNİN EMRİNE VERDİ!


PAKİSTAN’DAKİ KÜRTLER VE BELUCILER DE İRAN’A PAKİSTAN SINIRINDAN SALDIRACAK!


HEDEF MÜSLÜMANI MÜSLÜMANA KIRDIRMAK

HEDEF MÜSLÜMANI MÜSLÜMANA KIRDIRMAK VE AZ GÂVUR ZAİYATI İLE KARLI ÇIKMAK.

TÜRKİYE 2011 DE BU SAVAŞA BORÇLARININ SİLİNMESİ KARŞILIĞINDA İLK ÖNCELERİ HAVA SAHASINI AÇARAK GİRMESİ İÇİN ZORLANACAK! TIPKI IRAK SAVAŞI MEVZUSUNDA OLDUĞU GİBİ İRAN TEZKERE KONUSU GÜNDEME GELECEK!..


BİLİYORSUNUZ DAHA ÖNCE BU KONULARDA TÜRK HALKINA ULAŞTIRILMAMAK İÇİN HER TÜRLÜ OYUN OYNANAN “DÜNYA GÜNDEMİ” GAZETESİNDE İSRAİL UÇAKLARININ DOĞU ANADOLU DAĞLARINDAN ALÇAK UÇUŞ YAPARAK RADARA YAKALANMADAN İRAN’A SÜPRİZ YAPMALARININ TATBİKATLARI HARİTALARLA ARKADAŞLARIM TARAFINDAN DEŞİFRE EDİLMİŞ, KARŞI TARAFA MESAJ VERİLEREK BU OYUN BOZULMUŞTU…

BU OYUNLAR BAŞLADIĞI SIRADA HAVA KUVVETLERİNDEN SUYUN BAŞINDAKİ BİRİNİN ÖZEL UÇAĞI GİBİ TÜRK HAVA KUVVETLERİNE AİT F5 UÇAĞIYLA BİR GECE ANSIZIN İSRAİL’E UÇUP SABAH OLMADAN DÖNMESİ DE NE RASTLANTI AMA DEDİRTMİŞTİ?!

TIPKI 28 ŞUBAT ÖNCESİ BİRTAKIM SUYUN BAŞINA OTURTULMUŞ BİRADERLERİN UÇTUĞU GİBİ(!)



TEZGAHA GELMEYELİM, SIZMALARLA(!) SATILMAYALIM!!!



ALLAH’A EMANET OLUNUZ,

DUALARINIZLA!



HAKAN YILMAZ ÇEBİ



* FÜZE SAVUNMA SİSTEMİ: KİMİ KORUMAK İÇİN?

Türkiye İran’dan gelecek bir füze saldırısı bekliyor mu? Hayır. Peki, bu ülkenin nükleer programından rahatsızlık duyuyor mu? İsrail’in nükleer silâhlarından duyduğundan daha fazla değil? Öyleyse neden Amerika’nın İran’a karşı kurmayı planladığı füze savunma sistemi içinde yer alsın? Neden topraklarını bu sistemin rampalarına ve radarlarına açarak, kendisini ‘dost’ ilân ettiği bir ülkenin ‘düşmanı’ haline getirsin?


ABD Eski Başkanı Bush’un Rusya’ya karşı Polonya ve Çek Cumhuriyeti’ne kurmayı kararlaştırdığı füze savunma sistemi, şimdi Obama tarafından İran’a karşı, bu ülkeye komşu ülkelere ve Akdeniz ile İran Körfezi’ndeki gemilere yerleştirilmeye çalışılıyor. Türkiye de coğrafî konumu bakımından hem radarların, hem de kara rampalarının kurulabileceği en uygun ülke.


Obama’nın “bu yeni balistik füze savunma programı, İran’ın sürmekte olan balistik füze savunma programının oluşturduğu tehdide karşı en iyi çözüm” olarak nitelediği sisteme göre; SM-3 füzeleri Akdeniz’deki Aegis tipi gemilere yerleştiriliyor. Hedeflerinin ise İran’ın Şahap-3 adlı orta ve kısa menzilli füzeleri olacağı belirtiliyor. İşte bu füzelerin daha etkin olması için Türkiye’ye de yerleştirilmesi isteniyor.

Bu yüzden Aralık ayındaki Obama-Erdoğan görüşmesinde ve bu ayın başında Savunma Bakanı Robert Gates’in ziyaretinde, ABD yönetimi Türkiye’yi bu hususta iknaya çalıştı. En azından iki radarın ülkemize yerleştirilmesini istiyorlar. Pentagon’un Ortadoğu ve Avrupa’dan sorumlu üst yetkilisi Alexander Vershbow, “Türkiye coğrafî olarak kaygılandığımız tehditlerin bir kısmına en yakın ülke” diyor. Bu yüzden de Türkiye’deki bir radar üssünün saldırılardan erken haberdar olmak için önemli olduğunu savunuyor.


Ancak hükümet İran ve Rusya ile ilişkilerimize zarar vereceği gerekçesiyle karşı çıkıyor. ABD yönetimine ancak diğer NATO üyesi ülkelerin de katılacağı kapsamlı bir sistem kurulması halinde içinde yer alacağımızın bildirildiği söyleniyor.


Bize göre de, İran’a karşı böyle bir savunma sistemi içinde yer alınması son derece yanlış ve uzun vadede olumsuz sonuçlar doğurabilecek bir karar olacaktır. Yalnızca bu ülkelerle ilişkilerimizin bozulmasına değil, aynı zamanda davul bizde tokmak ABD’de olacağı için, irademiz dışında, ülkemizden ateşlenecek füzelerle kendimizi istenmeyen bir savaşın içinde bulma tehlikemiz var. Tıpkı iki Alman denizaltısının emrivakisiyle koskoca bir dünya savaşının içine itilmemiz gibi.


Aslında Amerika, İran ile sağlıklı iletişimi bulunan tek müttefiki olan Türkiye’den aracılık için yararlanmayı tercih etmeli. Tabiî İran ile barışçıl yollarla sorunlarını çözmeye istekli ise. Ama ABD’nin böyle bir isteği olmadığı, bölgesel politikası gereği bu gerginliği sürdürmeyi tercih ettiği biliniyor.


Öte yandan bütün komşularla sıfır sorun politikası izleyen hükümetin, Patriot tipi füze sistemi alım ihalesi açması düşündürücü. Eğer düşmanımız yoksa bu füzeleri kime karşı kullanmak için alacağız? Böyle bir alım için yapılan “tehdit değerlendirmesinde tehdidin nereden geleceği öngörülüyor? Bu soruların cevabı kamuoyuna açıklanmadan böyle bir ihalenin yapılması kuşkuları da beraberinde getirecektir. Türkiye’nin ‘dostu’ olduğunu söylediği İran’a karşı silâhlandığı izleniminin verilmesinden kaçınılmalıdır. Ekonomik sorunlarla boğuşan ülkemizin, belirsiz tehditlere karşı 1 milyar dolar—Amerikan çevrelerine göre 7,8 milyar dolar—verip dört füze bataryası almasına gerek bulunup bulunmadığının bir kez daha değerlendirileceğini umuyoruz.

* H.İbrahim Can, Yeniasya Gazetesi/22.2.2010

NOT : Şimdi bu değerli olduğu kadar basiretli yazının arkasından bir de,

http://www.hakanyilmazcebi.com/?sayfa=oku&id=105 http://www.hakanyilmazcebi.com/?sayfa=oku&id=116 http://www.hakanyilmazcebi.com/?sayfa=oku&id=78


Linklerindeki yazıları okuyarak DECCALİYETİN GENEL PLANINI DAHA GENİŞ DÜŞÜNÜP KAVRAMANIZI DİLİYORUZ!!!
Gönderen Mehmet Serendip ALTINDAL(HDCF BİLİŞİM ŞUBESİ) zaman: 12:11 0 yorum

18 Mart 2010 Perşembe

Alev Cukurkavakli nin yeni kitabi


Bu kitap, Emniyet Genel Müdürlüğü'nün, MİT'in, Askeri İstihbarat'ın "al da yaz" dediği bilgilerle oluşmamıştır. Bu kitabın her kelimesi, her harfi ve hatta her noktası üstad Alev ÇUKURKAVAKLI'nın dağarcığından oluşmuştur. Bu nedenle de bu kitapta okuduklarınızı başka bir yerde okumanız ve öğrenmeniz mümkün değildir...

BU KİTAPTA YALANLARA KARŞI
DOĞRULARI OKUYACAKSINIZ !


Hiçbir zaman ‘şıh’ ya da ‘şeyh’ uçmadı, biz uçurduk onları. Uçurduk da ne oldu, kullanıldık. Hem de kanımız emilerek, aşağılanarak!
Kitabımızda, o ‘yalandan’ seçkin olan sınıfın ‘yalanlarına’ karşı doğruları koyduk ortaya.
Bir yalancı tarihle aldatılmalarımızı koyduk!

* Mustafa Kemal’i kim zehirledi? * Dünyada ilk kez bir köşk raylar üzerinde taşınırken Zsa GABOR bekâretini kime veriyordu? * Mehmet Ali Erbil’in dedesi cinayet işlerken Kemal Derviş’in dedesinin başı neden vuruldu? * Mevlana ve Nasreddin Hoca arasındaki casus ve homo tartışmasının altında ne yatıyordu?

* Yunus Emre niçin dergâhtan kovuldu? * Osmanlı padişahlarının sonları nasıl oldu? * Troya savaşının intikamını nasıl aldık? * Hazreti Muhammed’in resmi var olmasına var da, nerede? * Hırsız yazarlarımız kimler? * Kedi ve köpek katleden müzisyen ve yazarlar dünyayı, halkımızı nasıl aldattı? * Borsa medya patronunca nasıl yağmalandı? * Kim, Kurtuluş Savaşı biter bitmez Yunanlılar’la otaklık kurup Marmaris’in madenlerini sattı? *Türk Basın Tarihi’nin yazarı Hıfzı Topuz neden eksik yazıyor?

* Polat Holding’in temeline konan paranın sahibi kim? * Sabahattin Ali cinayetinde ihbarcı Aziz Nesin mi? * Aziz Nesin’den başlayan zincirde F. Altaylı, T. Özkan, E. Çölaşan, U. Mumcu MİT’e ne işler yapıp bilgi verdi, hangi dosyalar taşındı?
* Murat Bardakçı’nın, Emin Çölaşan’ın babaları ajan mıydı?

*PKK nasıl kuruldu, MKE’nin silah ve mermileri PKK’ya nasıl gitti? * Öcalan, MİT ve PKK üçgeni mi var? * Mumcu’yu kim öldürdü?

Alev ÇUKURKAVAKLI
Gönderen Mehmet Serendip ALTINDAL(HDCF BİLİŞİM ŞUBESİ) zaman: 13:12 0 yorum

MASONLARIN IC YUZUNU ACIKLIYORUZ

SELAM SELAM
FRAU MME NIMET KELES VON AIBERG IN BABASI JOHANNES ERGENEKON VON AIBERG (YAHYA ERGENEKON AYBERK) IN KAYINBABASI HANS VON AIBERG HOCAMIZIN NEXT DUNURU OKTAN KELES BEYEFENDI HOCAMIZIN MASONLARDAN ELE GECIRDIGI COK GIZLI BELGELER... YENI BIR 28 SUBAT VE SOYSUZLAR OYUNU MU TEZGAHLANIYOR ????

MASONLUK RİTÜLELLERİNİN DEŞİFRESİ from Netpano on Vimeo.

Gönderen Mehmet Serendip ALTINDAL(HDCF BİLİŞİM ŞUBESİ) zaman: 13:00 0 yorum

Kumandan Mirzabeyoglu na

Gönderen Mehmet Serendip ALTINDAL(HDCF BİLİŞİM ŞUBESİ) zaman: 12:59 0 yorum

14 Mart 2010 Pazar

Ne diyorsak o:SECIMDE SAIBE CALISMALARI BELGELENDI

YEREL SECIMDE SAIBE CALISMALARI BELGELENDI
AC KOPEKLER PARTISI NIN ANAYASA NIN 68.MADDESINDEKI "SIYASI PARTILER SUC ISLENMESINI TESVIK EDEMEZ" MADDESINE AYKIRI EYLEM ICINDE OLDUGU BELGELENDI

IDDIALARIMIZ NEYDI HATIRLATALIM:
  1. Nufus kutuklerini ve adres bilgilerini tutan MERNIS,Secim sistemi SECSIS ve yargi kararlari ve YSK nin kullandigi ag UYAP sistemine trojan yerlestirilmisitir.Bu konuda MICROSOFT un viruslu ASP.net/smart client yazilimini ve siyonistlerin ORACLE veritabaninin kabul eden yetkililer sucludur.
    UYAP sistemine virus liberal bir partinin baskani ve Yahudi bakanin danismani olan T.B nin amcakizi C.B tarafindan,MERNIS sistemi uzerine virus ORACLE Forms sistemiyle izmit nufus mudurlugunden Nukhet ORUC ve Selcuk OKMEN isbirligiyle NEW YORK tan Z.B nin getirdigi API ile yazdigi ortaya cikti

  2. Kripto Ermeni ve Yahudi ailelerin kimligini belirlemek icin NUFUS MUDURLUKLERINDEN yuzlerce yillik Ermeni ve Yahudi defterleri calinmisitir.Bu islem yeni ilcelerin olusturulmasi ve kaymakamliklarin tasinmasi sirasinda Sanem JOSHUA ve antikacinin kizi Zeynep P. koordinatorlugunde yapilmistir.Izmit nufustan nufus kutukluklerinin naylan torbada kacirildigini goruntuleyen Kocaeli Demokrat gazetesi muhabiri M.T tehdit edilmisitir

  3. AKP nin yerel secimler icin calisma yapmasi 2007 sonlarini bulmaktadir.Saatci ali efendi konagi skandali,alikahya belediyesi patlamasi,Engin temel cinayeti,Munevver KARABULUT cinayeti ve Sebinkarahisar nufus mudurlugu skandali oncu belirtilerdir
    http://www.yildiz-haber.com/modules.php?name=News&file=article&sid=1976

  4. Sefa SIRMEN (Gurjim http://tr.wikipedia.org/wiki/G%C3%BCrc%C3%BC_Yahudileri) RTE(muhtemelen Gurjim) CHP izmit belediyesi adayligina Fikret TOKER in getirilmesi konusunda anlastilar.Sirmen Fikret TOKER e kostek olacak,Gokhan SOZER hakkinda organ mafyasi/SAATCI ALI EFENDI konagi skandali/Yuvacik taki alemler konusundaki BELGELERI aciklamayacakti.Karsiliginda Yuvacik baraji olayi/Muazzez ERSOY mevzusu ve ALIKAHYA YUVAM da coken ev ve evin ALTINdan cikanlar dosyalari kapatildi.Fikret TOKER in dile getirdigi secimlerde saibe iddialari hakkinda CHP yonetiminin ne kadar ILGISIZ davrandigini hatirlayacaksiniz SURECEK


ttp://www.tbmm.gov.tr/develop/owa/anayasa.uc?p1=68
Siyasi partilerin tüzük ve programları ile eylemleri, devletin bağımsızlığına, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, insan haklarına, eşitlik ve hukuk devleti ilkelerine, millet egemenliğine, demokratik ve laik Cumhuriyet ilkelerine aykırı olamaz; sınıf veya zümre diktatörlüğünü veya herhangi bir tür diktatörlüğü savunmayı ve yerleştirmeyi amaçlayamaz; suç işlenmesini teşvik edemez.



http://www.tbmm.gov.tr/genser/kanun3.html
Madde 78- Siyasi partiler :

f) Anayasanın hiçbir hükmünü, Anayasada yer alan hak ve hürriyetleri yok etmeye yönelik bir faaliyette bulunma hakkını verir şekilde yorumlayamazlar.

Bir siyasi partinin Anayasanın 68 inci maddesinin dördüncü fıkrası hükmüne aykırı eylemlerin odak halini oluşturulup oluşturmadığı hususu Anayasa Mahkemesince belirlenir.

Bir siyasi parti, birinci fıkrada yazılı fiiller o partinin üyelerince yoğun bir şekilde işlendiği ve bu durum o partinin büyük kongre, merkez karar ve yönetim kurulu veya Türkiye Büyük Millet Meclisindeki grup genel kurulu veya grup yönetim kurulunca zımnen veya açıkça benimsendiği yahut bu fiiller doğrudan doğruya anılan parti organlarınca kararlılık içinde işlendiği takdirde, söz konusu fiillerin odağı haline gelmiş sayılır. (*)




http://bizimkocaeli.com/17637-haberyazdir.html

Oyları yakan adam işe yerleştirilmiş
2010-03-11 - 09:52:28
29 Mart yerel seçimlerinin ardından ortaya çıkan, “AKP bana para verdi ben de oyları yaktım” diyen, sonra söylediklerini inkar eden Yüksel Akçay’ın işe yerleştirildiği ortaya çıktı



OKULDA İŞ BAŞI YAPMIŞ
Dönemin AKP İzmit İlçe Başkanı Hüseyin Yusuf`un yanında bir gün sonra yeniden açıklama yapan Yüksel Akçay bu kez de CHP`nin kendisine para verdiğini iddia etmişti. O toplantıdan sonra bir daha ortalıkta görünmeyen Akçay`ın, Yahya Kaptan Mahallesi`nde bulunan 24 Kasım Anadolu Lisesi`nde hizmetli olarak işe yerleştirildiği ortaya çıktı. Yüksel Akçay`ın seçimlerden hemen sonra buraya yerleştirildiği iddia edildi.

http://www.bizimkocaeli.com/siyaset/17608-ciddi-deliller-aciklandi-secimler-iptal-olabilir.html

TOKER`İN DOSYASI AİHM`DE
AKP`li sandık müşahitlerinin mükerrer oy kullandıklarının belgelenmesinden sonra açıklama yapan Fikret Toker, “Seçimlerin şaibeli olduğunu söylemiştim ama kimseye dinletemedim. O zaman karar verecek mercilerin üzerinde de inanılmaz bir baskı vardı. Ben itiraz dosyasını belgelerle seçim kurulu müdürüne götürdüğünde benim dosya açılmadan, iddialarıma bakılmadan itirazım red edilmişti. Bende hazırladığım dosyayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi`ne götürerek dava açtım ve dosyam sırada bekliyor” dedi.


BUNLARI DA GÖNDERECEĞİM
Toker konuşmasını şöyle sürdürdü: “İnanılmaz şaibeli bir seçimdi. Bu belgelendi. Seçim sonrasında yaptığım itirazlar, ortaya çıkarttığımız deliller içerisinde sizin yayınladığınız, ortaya çıkarttığınız mükerrer oy iddiaları yoktu. Seçimin iptal edilmesi için bunlar çok daha güçlü ve kesin deliller. Seçimi bin 100 oyla kaybettim. AKP`nin çıkarttığı hesapta ise seçimi bin 600 oyla kazandılar. Oysa 3 bin 800 boy oy pusulası kayıp. Bu pusulalar hiç seçim kuruluna iade edilmemiş. Tavşantepe Mahallesi`nde bir sandıkta 71 iptal oy çıktı. AİHM`de davamız görülmeye başlandığında her şey ortaya çıkacak.”

http://www.bizimkocaeli.com/siyaset/17558-bu-insanlarin-yerine-kim-oy-kullandi.html


Bilindiği gibi İzmit İlçe 2. Seçim Kurulu Başkanlığı, seçimlerde ‘mükerrer oy` kullandıkları gerekçesiyle AKP`li iki sandık müşahidi hakkında Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı`na suç duyurusunda bulunmuştu. Haklarında kamu davası açılan AKP`li iki sandık müşahidi H.A. ve T.C., Kocaeli Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 3 yıl hapis cezasına çarptırılmışlardı. Cezaları 2 yıl 6 aya düşürülen AKP`li sandık müşahitleri temyize gitmişti.


SAYI 5`E ÇIKMIŞTI
Yasa gereği para çevrilemeyen, tecil edilemeyen bu cezayı alan AKP`li sandık müşahitlerinin cezaevine girmesine kesin gözüyle bakılırken, M.A., İ.H.Y. ve D.S. hakkında da ‘mükerrer oy kullandıkları` gerekçesiyle suç duyurusunda bulunduğu ortaya çıkmıştı. Tıpkı H.A. ve T.Ç. gibi AKP`li bu üç sandık müşahidi hakkında da kamu davası açılmaştı. Böylelikle mahkum olan AKP`li sandık müşahidi sayısı 5`e çıkmıştı.


YENİ BİR ŞOK DAHA
Kamuoyunda bu olayın şoku sürerken sandık başlarında görevli oldukları için kendi mahallelerinde oy kullanamayan 13 kişinin yerine başkalarının oy kullandığı ortaya çıktı. Bu kişiler arasında seçim günü Fevzi Çakmak İ.Ö.O.`da görevli olan, oyunu burada kullanan, ancak adrese dayalı nüfus kayıt sistemine göre 28 Haziran İ.Ö.O.`daki sandıkta kaydı bulunan CHP İzmit İlçe Yöneticisi Aysun Erenkaya bile var. Aysun Erenkaya, yerine kim oy kullandığını çok merak ediyor.

İŞTE 13 KİŞİ
İzmit İlçe 2. Seçim Kurulu Başkanlığı`nın yaptığı araştırmaya göre sahte imzayla yerlerine oy kullanılan kişilerin isimleri şöyle: Ahmet Ay, Hüseyin İlaslan, Alparslan Arslanoğlu, Sacit Ölmezoğlu, Aysun Erenkaya, Fatma Çelik, Atilla Çoka, Mutlu Ayçiçek, Sezer Yüksel, Sebahat Elçin, Muhterem Altıntaş, Atalay Çoka, Mustafa Ay. Hepsi Bekirpaşa civarında oturan bu kişilerin yerine kimlerin sahte imza atarak oy kullandığı ise tespit edilemezken, seçimlere bir şaibe daha eklendi.

CHP İzmit İlçe Yöneticisi Aysun Erenkaya, kendi yerine oy kullanan kişiyi merak ettiğini söyledi

Gazetemizde iki gündür üst üste çıkan haberleri çok büyük bir heyecanla takip ettiğini söyleyen CHP İzmit İlçe Yöneticisi Aysun Erenkaya, seçimden sonra başına gelen olayları şöyle anlattı: “Seçimin ardından kapıya polis geldi, savcının beni çağırdığını söyledi. ‘Benim polisle ne işim olur` diye şaşırdım. Savcılığa gittiğimde de yerime başka birinin oy kullandığını öğrendim.


BENİM İMZAM DEĞİL
Ben Fevzi Çakmak İ.Ö.O.`da görevliydim, oyumu orada kullanmıştım. Ancak adrese dayalı nüfus kayıt sistemine göre oy kullanmam gereken sandık 28 Haziran İ.Ö.O.`daydı. Burada biri benim yerime imza atıp, oy kullanmıştı. İmzayı görmek istedim, ‘Bu imza benim değil` dedim. Benim imzam olmadığı ortadaydı, ancak yine de imza örneğimi aldılar. 9 sayfa imza attım.


HAKKIMI ARAYACAĞIM
Sonra imzanın bana ait olmadığına kanaat getirdiler. Ancak ‘sahtekarlık` suçlamasıyla karşı karşıya kalmıştım. Bu durum beni oldukça rahatsız etti. Bunu kendime hakaret saydım. Benim yerime kimin imza atarak oy kullandığını gerçekten çok merak ediyorum ve ortaya çıkarılmasını istiyorum. Bu konuda yapılması gereken ne varsa yapacağım. Hakkımı sonuna kadar arayacağım.”


http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=959274&title=kocaelide-mukerrer-oy-kullanan-sandik-musahitlerine-hapis-cezasi



Kocaeli'de, yerel seçimlerde mükerrer oy kullandığı belirlenen 2 sandık müşahidi 3'er yıl hapis cezasına çarptırıldı. Yasa gereği para cezasına çevrilemeyen ve ertelenmeyen ceza 2.5 yıla düşürüldü.

http://www.kocaelihaber.biz/haber_detay.asp?haberID=10050

“Sandık başkanları partili, bilgisayar girişini yapanlar devlet memuru yerine belediye de çalışan kişiler ve kursiyerler. Sonra boş tutanaklar var. Sandık başkanları boş tutanaklara imza atıyor. Alın size senoryo”

Toker, “ Muhtarlık seçimlerinde bile şüphe olduğunda da oylar yeniden sayılıyorsa İzmit’te de kesinlikle seçimin yenilenmesi gerekir. Bize göre pazar akşamı CHP yüzde 45, AKP’nin yüzde 35 almıştır. 7 bin oyun iptal olması söz konusu değildir. Hala 3 bin 700 oy pusulası kayıp. Yürekleri varsa bu seçimin tekrarlarlar” şeklinde konuştu.

http://www.bizimkocaeli.com/guncel/4330-chp-itiraz-ediyor.html



YSK'da çalışanlar Büyükşehir'den


Ama yerel seçimlerde saatler 24.00'ü gösterdiğinde hala ilçe seçim kuruluna İzmit sonuçları girilemiyor. Sistemleri inceledik; İzmit'te ilçe seçim kurulunda kurulan bilgisayarların tamamın Büyükşehir Belediyesine ait, bilgisayar başında oturan çalışanların da tamamı büyükşehir belediyesi tarafından görevlendirilmiş personel. Çoğu memur değil işçi statüsünde görevlendirilmiş personel. Başlarında da Büyükşehir Belediyesi'nin sistem sorumlusu var. Bunların yetkilisi sonuçları açıklayacak olan sistemin de başında. Daha burada ne söylenir, bunun sonucu nasıl olur ki burada seçim kazanabilesiniz. Maalesef İzmit'teki vahim durum önceki akşam böyleydi.

CHP 10 puan öndeydi


Seçim sandıklarındaki görüntüler vardı. Sandık başkanı tutanaklarının yanı sıra ayrı ayrı hazırlanan tutanaklar da vardı. Ayrıca bu tutanaklardaki farklı isim ve imzalar tam bir muamma. Bunların örneklerini belgelerle göstereceğiz. Birçok şaibe var, bunları içinden çıkmak mümkün değil. Hepsi belgeli. Yerel televizyonun biriyle çalışma yapılmış. Kocaeli'nin sonuçları tek taraflı olarak bir televizyondan açıklanıyor. Nasıl ve hangi verilere göre açıklandığı da belli değil. Ama bakıyorsunuz seçim kurulu bir bilgi girmemiş. Daha vahimi biz 10 puan önde başlıyoruz.


Ağzı açık torbalar, çuvallar


“Kocaeli, İzmit ve ülke genelinde yaşanan yerel seçimlerde çok vahim olaylar yaşanmıştır. Sokaklarda oy pusulaları, sivil arabalarda ve içinde polis güvenliği olmadan dolaştırılan ağzı açık torbalar, gece yarısı halen İzmit adliyesine getirilen torbalar ve benzeri görüntülere ülke çapında birçok yerde rastlanmıştır. Örneğin CHP Ankara'da çok farklı önde giderken, bir anda geriye düştü. Aynı şeyler İstanbul'da da meydana geldi. Sonra sistem tıkanıklığı açıklaması yapıldı. Hatırlarsanız genel seçimlerde saat 18.00 itibariyle Türkiye'de sonuçlar verilmeye başlanmıştı.


http://www.guncel.biz/gorus/secimhile.htm

YSK, il ve ilçe seçim kurullarında bulunan Windows işletim sistemleri CİA destekli, Bill Gates mamulü en büyük “bilgi çalar” sistemdir ve 5-6 yıldan beri Avrupa ülkelerinde ve bir çok büyük ülkede devlet kurumlarında kullanımı yasaklanmış ve linux sistemlere geçilmiş, Microsoft bunun üzerine kısmi kaynak kodunu vererek satış yapmak zorunda kalmıştır (Almanya’da, ABD tarafından askeri sırların bu sistemle transfer edildiği yıllar önce tespit edildiğinden).

Windows işletim sistemleri ve bu sistem üzerine kurulu ağ ortamları yıllardır çoluk çocuk denecek “hackerler” tarafından bile delik deşik edilmektedir (Ayrıntılar ve hack raporları için bakınız http://tr.zone-h.org/component/option,com_attacks/Itemid,17/).


Yani, SEÇSİS sistemi veritabanı, işletim sistemi, yazılım ve güvenlik olarak tamamen ABD teknolojisinin elindedir ve zaten hem bu nedenle, hem de bilgisayar teknolojisinin niteliği gereği sisteme her an dışarıdan müdahale edilebilmesi mümkündür. Müdahale yapılırsa hile yapılması da teknik olarak mümkündür. Ancak bunu ispat etmeden hile yapılmıştır demek hukuken mümkün değildir. Bu konuda İ.Ü. Adli Tıp Ana Bilim Dalı Öğ.Gör. Doç.Dr. Ümit SAYIN’ın makalesinde ilginç bilgi ve tespitler yer almaktadır (http://www.kuvayimilliye.net/yazar.php?id=1928).


Peki, SEÇSİS sistemde hile yapmak mümkün müdür? Bu sorunun cevabı, anahtarı emanet ettiğimiz bekçi evi soyar mı sorusunun cevabı ile aynıdır. SEÇSİS sistemin tüm anahtarları, yukarıda açıklandığı gibi ABD’nin elindedir. Cevabı mutlaka bulmuşsunuzdur. Bu soruyu ABD bizim müttefikimizdir diyenlere sorarsanız; haşaa ABD hile yapar mı derlerse şaşmamak gerek. Bana sorarsanız; bu sistemde hile yapmayan ya akılsızdır, ya saftır ya da dört dörtlük müttefik ve namusludur. Ya da hileye gerek kalmamıştır da yapılmamıştır.

Bir hile senaryosunu hemen kurarsak; sandık tutanakları İlçe Seçim Kurulunda bilgisayara işlendikten sonra, ya da işlenirken bir minik programcık sisteme dalış yapıp, (A) sütunundaki (X) partisinin oy rakamları toplamını % 20 arttırıp, (B) ve (C) sütunlarındaki (Y) ve (Z) partilerinin oy rakamları toplamını % 10’ar düşürürse, tuşa basıp genel toplam alındığında bu müdahalenin tespiti mümkün olabilir mi? Olur, ama sadece o ilçedeki tüm sandık sonuçlarını elle tek tek sayıp toplarsanız... Aksi halde, itiraz süresi sonunda, bilgisayar tuşuna basılarak alınan rakam resmi seçim sonucu haline gelir.

Gönderen Mehmet Serendip ALTINDAL(HDCF BİLİŞİM ŞUBESİ) zaman: 10:52 0 yorum

11 Mart 2010 Perşembe

Hocamiz aiberg ve merhum asli alber in sözlerini yazdigi sarki

object width="480" height="365">
Akın Suskun Yüreğim
Yükleyen prens78. - Öne çıkan müzik videolarını izleyin.
Gönderen Mehmet Serendip ALTINDAL(HDCF BİLİŞİM ŞUBESİ) zaman: 11:40 0 yorum

satanism

Gönderen Mehmet Serendip ALTINDAL(HDCF BİLİŞİM ŞUBESİ) zaman: 11:09 0 yorum

Papaz mumyasi








Selam selam
Dostlar o "mumya" yaklasik bir yildir piyasada.Ardahan bolgesinde define isiyle ugrasan bazi kisiler 6 ay kadar once Ekim beyler konseyi ile irtibata gectiler bu videoyu gosterdiler dedilerine gore URARTU mumyasiymis.URARTU larin mumya ile isi olmadigin bilenler olarak ziktirnameyi ellerine verdik bu sahislarin.Gelelim neden bu MUMYA nin sahte olduguna

1-)Amcamin bisepsleri karin kaslari Arnold SCHWARZENEGER gibi kaslarda en ufak cozulme yok boyle mumya teknolojisi ne Antik Misir da ne Azteklerde vardi
2-)Gozleri 100 mumluk TAYYIP marka ampul takmislar gibi isil isil yaniyor
3-)Gogsundeki NIKELAJLI nesne hicbir kulturde yok yazilar da civi yazisina benzetilmis ama hiyeratik yazi sekli.Civi yazisi veya antik donem Hurri Ugaritik formda birseyler olabilir ama yine Kars la ilgisi yok Ugaritik kultur bugunku Lubnan-Guneybati suriye bolgesinde

4-)Asurlulari Urartulari Medleri elinden gelse AZtekleri Kurdlerin atasi ilan edecek KURDCU tayfa bu dandik seyi 5000 YILLIK KURT KRALI ilan etti ve Erbil de bulunmustur dedi.CUUUS dediginizi duyar gibiyim Ugaritik kultur desek bile en fazla 3500 yil oncesine uzaniriz ERBIL sehriyle de alakasi yok.BU antik KURD KRALI geyigini de tahminim FINDIKCI DANISMAN ZAPSU ve afeti devran kizi HANDE tasarlamisitir.

5-)Mumyanin malzemesinin LATEKS oldugunu tahmin ettik ancak Matlab da incelemlerimiz sonucu-sonuc cok saglikli olmayabilir cunku goruntu kalitesi rezalet hatta kasitli bozulmustu- jelatin/ahsap+talas / kismen lateks karisimi oldugunu tahmin ettik.Hakikaten ORJINAL BIR SAHTEKARLIK.Bu tarz sahte maketleri EDINBURGH taki bir firmanin hazirladigini SPIELBERG in de onlarla calistigini soylersem sanirim ipin ucu HANDE ZAPSU ya uzanir.

Boyle siktirik mumyalari birakin da AKP nin yerel secimlerde SISTEMLI bir bicimde secimlere saibe karistirdigi ortaya cikti.Sirf bu sebeple parti kapatilir
Gönderen Mehmet Serendip ALTINDAL(HDCF BİLİŞİM ŞUBESİ) zaman: 10:37 0 yorum

 

icon18_edit_allbkg.gif
9.jpg
11.jpg
bayrak.jpg
dugun.jpg
dugun2.jpg
Celadet+Ali+Bedirxan.jpg
081213_110835_65.jpg
heigl.jpg
Katherine-Heigl-No-Emmy.jpg
celebgossipz_Set_5858_Katherine_Heigl_Naleigh_Ke.jpg
mumcu.jpg
n1016792579_5669.jpg
fulyaayberk.jpg
sirzat.jpg
seckin.jpg
cakmammumya.bmp
cakma2.bmp
1.jpg
2.jpg
3.jpg
4.jpg
29-Moshe%2Band%2BMeir.jpg
7.jpg
8.jpg
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages