Değerli Dostlar
Küresel açıdan bakıldığında, küresel egemen güçler, devletler olarak baktığımızda ABD-İsrail öncülüğünde Batı, Avrupa Birliği de dahil (AB ülkeleri arasında ayrışmalar yaşanacaktır) ve Çin-Rusya’nın başını çektiği blok arasında önümüzdeki 5-10 sene içinde çok önemli mücadeleler olacaktır. Bunun yayılarak açık bir dünya savaşı haline gelmesini önleyebilecek yegane güç Çin Halk Cumhuriyeti’dir.
Rusya ve Hindistan’ın Batılı egemen güçlerle bir şekilde Çin’e karşı tavır alarak, uzlaşması en önemli tehlikedir.
En son ABD-İsrail’in İran saldırısı da bu kapsamdadır.
Tüm Dünya halkları kardeştir. Ancak İran halkı bize daha yakın kardeştir.
İran’daki dinci iktidar ve uygulamaları ABD-İsrail’in devlet olarak öncülüğünü yaptığı küresel egemen güçlerin hegemonyasını bir düzeyde sürdürebilmek için yürüttüğü aleni uluslararası haydutluğa dolaylı mazeret oluşturmaz.
Küresel egemen güçlerin hedef aldığı ülkeler için geliştirdiği “Diktatör, otoriter” ve karşısında “demokrasi” söylemlerini sahiplenen kişiler bu güçlerin kullanışlı araçlarıdır (liberal, liberal solcu denen kişiler)
Trump, Netanyahu “ulusalcı” denen tavır içinde değildir, bir avuç küresel gücün çıkarına hizmet etmektedir.
Demokrasi bu bağlamda sadece algı çalışmasıdır. Siyaseten plütokrasi (zenginlerin yönetimi) diyoruz.
ABD-İsrail halkları diğer dünya halkları gibi kardeşimizdir.
Dünya nüfusunun %1’i dünya gelirinin yarısına yakınına el koymaktadır.
Yine dünya nüfusunun yarısı ise dünya gelirinden yüzde beş bile pay alamamaktadır.
Ülkemiz, önümüzdeki 25 yılı çok iyi değerlendirmek zorundadır.
Ne yazık ki geçen 25 yılı çok kötü geçirmiştir.
Daha önce de söylemiştim.
Küresel egemen güçlerin desteklediği Ekrem İmamoğlu, değil Cumhurbaşkanı adayı, bir mahalleye muhtar adayı olacak kapasitede değildir.
Geçmişte, dinci faşizme karşıtlığın ifadesi olarak AKP karşısındaki güçlü adaya oy verilmesini istedik.
Artık ne AKP’ye ne de bu CHP’ye oy yok!
Önümüzdeki 25 yılda bu ülkede iktidara ya yetkin cumhuriyetçi, devrimci güçler gelecek ya da ….