Defense mechanisms - Savunma Mekanizmaları - Dr. Murat Beyazyüz

668 views
Skip to first unread message

Kemal Simsek

unread,
Aug 7, 2015, 5:03:52 PM8/7/15
to aydinlik-gelecek-hareketi

Savunma Mekanizmaları - Dr. Murat Beyazyüz

Savunma mekanizmalarının esas işlevi, zihnin zorlanma durumlarında, zihinsel yapının bütünlüğünü ve dengesini sürdürmektir. O halde, normal dışı zihinsel işleyişin belirleyicisi savunma mekanizmalarının kullanılması değildir. İstisnasız her insan, zihinsel yapısının bütünlüğünü korumak ve kendisini dengede hissetmek için savunma mekanizmaları kullanır. Bununla birlikte savunma mekanizmalarının nasıl, ne sıklıkta ve hangi durumlarda kullanıldığı normal dışı işleyişi belirlemekte bir kriter olabilir.

Zihinsel aygıt aynı anda birbiri ile bağdaşmayan birçok dürtünün zorlamasıyla karşılaşırsa bu duruma “çatışma” denir. “Çatışma” kavramı aynı zamanda “süperego” istekleri ile “id” istekleri arasındaki uyumsuzluğu ve hatta “id” veya “süperego”nun isteklerinin dış dünya ile uyumsuzluğunu da anlatır. Bu çatışmaların “ego”da yarattığı anksiyete savuma mekanizmalarının yardımıyla giderilir.

Şimdi bu savunma mekanizmalarını kısaca anlatmaya çalışalım.

Bilinçdışı Bastırma (Repression)

Dürtülerin, insanın isteği dışında bilinçdışında tutulması ve bilince çıkmalarına izin verilmemesi anlamına gelen bilinçdışı bastırma (repression) ile, istenmeyen, hoşnutsuzluğa yol açan istek, anı veya duyguların bilinçdışına itilmesi yönündeki çabayı anlatan bilinçli bastırma (supression) birbirinden farklı zihinsel süreçleri ifade eder. Bilinçdışı bastırma ile bilinçdışında tutulan dürtüler hiçbir zaman bilince çıkmamışlarıdır ve çıkamazlar.

Bilinçli bastırma ile bilinçdışına itilen yaşantılar ise daha önce bilinçli olarak yaşanmışlardır ve daha sonra bilinçdışına itilmişlerdir.

Sonradan bilinçdışına itilen bu yaşantılar, bilinçdışı bastırma mekanizması ile “id”de hapis tutulan dürtülerden farklı olarak gerektiğinde bilince tekrar çıkarılabilirler.

Bilinçdışı bastırma (repression) savunma mekanizmaları arasında en önemli olandır, zira diğer tüm savunma mekanizmaları bu savunma mekanizması ile birlikte çalışırlar.

Genellikle bastırmanın yetersiz kaldığı durumlarda, diğer savunma mekanizmaları zihinsel yapının selameti için “bastırma”nın yardımına koşarlar.

Bastırılan dürtülerin veya çatışmaların zaman zaman davranışlarda bir takım etkileri olabilir. Mesela ödipus kompleksinin çözümlenmeden bastırılması sonucu, yetişkinlikte bir takım cinsel sorunlar, karşı cinsle ilgili kararsızlık durumları ortaya çıkabilir.

Yâdsıma (Denial)

Kötü bir durumla karşılaştığımızda söylediğimiz “bu gerçek olamaz” cümlesi yadsımanın izini sürmek için iyi bir örnektir. Yâdsıma, içten ya da dıştan gelen tehlikeli bir durumun yok sayılmasıdır. Tüm ilkel savunma mekanizmalarına değişen oranda yadsıma da eşlik eder. Hoşnutsuzluk yaratan birçok olay, bilinçdışına bastırılırken, aynı zamanda yaşanmamış gibi de hissedilir, yani bastırmaya yâdsıma eşlik eder.

Yansıtma (Projection)

Kişi kendisinden kaynaklanan hoş olmayan yaşantıların sorumluluğunu, kendi dışındaki nesnelere yükleyerek bu yaşantıların yaratacağı anksiyeteden kurtulabilir. Yansıtmanın bir diğer şekli de, hoşnutsuzluk yaratan veya dış dünyaya uygun olmayan “id” veya “süperego” isteklerinin başka kişilere mal edilmesidir. Böyle bir durumda da yansıtma, yadsıma ile birlikte çalışır.

Neden Bulma (Rationalization)

Bu savunma mekanizması yapılan hareketi haklı göstermek için ya da hayal kırıklıklarının etkisini azaltmak için kullanılabilir. Örneğin, bir elektronik cihazı kullanım kurallarına tam olarak riayet etmeksizin kullanan ve bu ihmali ile cihazın bozulmasına sebep olan kişi, cihazın kaliteli olmadığını, dayanıksız olduğunu veya bir imalat hatası olduğunu söyleyerek kendisini suçluluk duygularından kurtarmaya çalışabilir.

Anlaşılabileceği gibi, neden bulma savunma mekanizması da hemen her zaman yâdsıma ile birlikte kullanılır.

Dışlaştırma (Externalization)

Kişi kendisinden kaynaklanan hoş olmayan düşünce, duygu veya isteklerin dış dünya ile ilgili olduğunu ve kendi zihinsel süreçlerinden bağlantısız olduğunu düşünür. Dışlaştırma sürekli şanssızlıktan yakınan insanların sıklıkla kullandığı bir savunma mekanizmasıdır.

İçleştirme (Introjection)

Bu savunma mekanizmasında, kişi başka bir insanın veya başka bir topluluğun özelliklerini zihinsel yapısının içine alır ve kendi kişiliğinin unsuru haline getirir. Amaç her savunma mekanizmasında olduğu gibi zihinsel aygıtı gerilimden korumaktır fakat bu savunma mekanizmasında gerilim daha çok dış kaynaklıdır. Süperegonun oluşumunda bu içleştirme mekanizmasının esas rolü oynadığını söylemiştik.

İçe Alma (Incorporation)

Bu mekanizmada, insan çeşitli sebeplerle ayrılmak zorunda kaldığı kişi veya kişileri, bu kişilerden ayrılmasının yarattığı anksiyete ile baş edebilmek için kendi zihinsel aygıtına dâhil eder, bu kişilerin özelliklerini kendi egosuna eklemler. Yani bir bakıma o kişileri kendi içinde yaşatır. Mesela, babasını kaybeden biri, onun paltosunu giyerek, onun tespihini kullanarak veya onun gibi davranarak onun özelliklerini kendi “ego”suna dâhil eder ve böylece ondan ayrılmanın yarattığı anksiyeteyi savuşturur.

Ödünleme (Compensation)

Bu savunma mekanizması ile insan, zihninde yer alan eksiklik, yetersizlikle ilgili imajlardan, bedenindeki eksikliklerden ya da kusurlardan veya sosyal alanlardaki yetersizliklerinden kaynaklanan rahatsız edici duygularından kurtulmak için bu eksik taraflarını yadsır, ama bu yâdsıma yeterli olmadığı zaman zihinsel, bedensel veya sosyal başka alanlarda kendisini geliştirerek eksik olduğu taraflarını yadsımayı kolaylaştırır.

Ne var ki ödünleme savunma mekanizması da diğer savunma mekanizmaları gibi her zaman olumlu sonuçlar doğurmaz. Örneğin, zihinsel bir takım eksiklik imajları sebebiyle sürekli aşağılanmaktan korkan bir insan, entelektüel alanda kendisini geliştirerek, bilgileri ile etrafındakileri sürekli aşağılamayı seçebilir. Böyle bir durumda da ödünleme mekanizmasının yansıtma ile birlikte çalıştığını görürüz.

Yüceltme (Sublimation)

Bu savunma mekanizmasında, kişi dürtü, eğilim ve isteklerinin dış dünya gerçekliği ile örtüşmediği durumlarda, bu dürtü, eğilim ve isteklerine toplum tarafından hoş görülebilecek kılıflar hazırlayarak zihinsel gerilimden kurtulur.

Yer Değiştirme (Displacement)

Bir duygu ya da dürtü, asıl hedefinden başka bir hedefe doğru yönlendirilmesi veya, bir duygunun ya da dürtünün yerine bir başkasının geçirilmesi şeklinde çalışan bir savunma mekanizmasıdır. Baskıcı bir babanın disiplininde yetişmiş bir kişi babasına karşı olan saldırgan dürtülerini ileride kocasına yönelterek bu dürtülerin yarattığı anksiyeteden kurtulabilir. Diğer durumda ise kişinin babasına yönelmiş yoğun saldırgan dürtülerinin yerine yoğun bir sevgi, saygı ve ilgi geçebilir.

Özdeşleşme, özdeşim kurma (Identification)

Yetişkinlikte daha çok kişinin kendi değerini arttırma veya kendisini korumak amacı ile kullanılır.

Özdeşim yoluyla edinilen kimlik bazı durumlarda yetersiz kalabilir ve kişiyi ciddi bir çatışma içine sokabilir. Bu nedenle özdeşleşmenin derecesi ve çeşitliliği bu savunma mekanizmasının işlevselliği açısından oldukça önemlidir.

Karşıt Tepki Oluşturma (Reaction-Formation)

Bilinçdışındaki dürtü, eğilim ve isteklerin bastırma mekanizması ile engellenmesi her zaman mümkün olmaz, bazen kişi, bilinçdışından gelen bu zorlayıcı isteklerle baş edebilmek için bilinçli olarak bunların tam tersi şeklinde davranışlar sergileyebilir ve bu şekilde suçluluk duyguları önlenir ve toplumun daha rahat kabul edebileceği bir kişilik görünümü oluşturulur.

Duygusal Soyutlanma (Emotional Insulation)

İnsan hayatta her an hayal kırıklıkları veya psikolojik travmalarla karşılaşabilir. Bu durumların yaratacağı gerilimden korunmak için bazı insanlar, normal bir zihinsel süreç olan duygulanma eğilimlerini baskılarlar. Böylece hayal kırıklıkları ve psikolojik travmaların etkilerini en aza indirmeye çalışırlar. “Duygusal soyutlanma” olarak adlandırdığımız bu savunma mekanizmasını kullanan insanlar genellikle duygusal olmayı bir zayıflık sayarlar ve bu sebeple güçlü olmak uğruna kendi duygularına yabancılaşırlar.

Düşünselleştirme (Intellectualization)

Düşünselleştirme dediğimiz savunma mekanizması, neden bulma ve duygusal soyutlanma mekanizmalarının birlikte kullanılmasıyla oluşur. Hayal kırıklığı veya suçluluk duyguları gibi hoşnutsuzluk yaşantıları karşısında kişi, hem durum karşısında duygularının açığa çıkmasını engeller hem de bunu kolaylaştırabilmek için hoşnutsuzluk yaşantılarına kendisi dışında nedenler bulur.

Duygudaşlık (Sympathy)

İnsan dış dünyadan gelebilecek tehlikelere karşı her zaman tedbirli olmak zorundadır. Dış dünya dediğimiz şeyi büyük ölçüde de diğer insanlar oluşturur. Duygudaşlık dediğimiz savunma mekanizmasında insan, diğer insanlara kendini sevdirerek onlardan gelebilecek tehlikeleri engellemeye çalışır. Bu savunma mekanizmasını kullanan bir kişi, diğer insanlar tarafından beğenilmek, sevilmek ve onlardan zarar görmemek için sürekli diğer insanların fikirlerini dinler, onlara hak verir, onları destekler, kendisine yanlış gelen şeylere dahi itiraz etmez ve kendi gerçek görüşlerini asla tam olarak ortaya koymaz.

Sürekli sevilme ihtiyacı hisseden bu insanlar, sevilmek için kendi gerçek kişiliklerinden vazgeçmiş olmanın anksiyetesini de yaşarlar ve içten içe düşmanca duygularını da kendilerini bir şekilde sevdirdikleri insanlara yöneltirler. Duygudaşlık mekanizmasının yanında bu mekanizmanın sonucu olarak ortaya çıkan bu düşmanca duyguların da bastırılması gerekir. Bu kadar çok işi yapmaya çalışan “ego” zayıf düşebilir ve bu insanlar hiç beklenmedik öfke patlamaları sergileyebilirler.

Boyun Eğme (Submission)

Bu savunma mekanizması da duygudaşlık ile aynı amaca hizmet eder. Amaç diğer insanlardan gelebilecek tehlikelerin önünü kesmektir. Duygudaşlık mekanizmasından farklı olarak bu savunma mekanizmasının kullanıldığı durumlarda sevgi arayışı, sevilme ihtiyacı yoktur ve güvende olma, zarar görmeme düşüncesi daha ön plandadır.

Yapma Bozma (Undoing)

Bu savunma mekanizmasının işleyişi, adından da anlaşılabileceği gibi, diğer savunma mekanizmalarının tam bir başarısızlığı durumunda, “ego”nun son bir telafi manevrası olarak özetlenebilir. Şöyle ki; “ego”nun kullandığı savunma mekanizmalarını atlatmayı başaran bilinçdışı istek, dürtü veya arzular gerçek dünyaya ulaşırlar ve “id”deki gerilimin bir şekilde boşalmasını sağlarlar, yani savunma mekanizmaları başarısız olur, sonrasında “ego” bu yenilgiyi telafi etmek için “id”in haz elde etmesinde rol oynayan aracı mekanizma üzerinde değişiklik yapma yoluna gider. Bunun örneklerine farkında olmadan sıkça rastlarız. Mesela, her gün rastlayabileceğimiz, ama mantıksal olarak hiçbir anlam ifade etmeyen “sözünü geri alma” fiili, basit bir “yapma bozma” işidir.

Dönüştürme (Conversion)

Bu savunma mekanizması iki amaçla kullanılabilir; bunlardan ilki diğer savunma mekanizmalarında olduğu gibi, bilinçdışı dürtülerin bilince erişmesini engellemektir, dönüştürme mekanizmasının diğer kullanılma amacı ise dış dünyadan gelen ve zihinsel aygıtı zorlayan yaşantılardan kaçmaktır. Dönüştürme mekanizmasında, iç veya dış kaynaklı zorlayıcı etkenlerin yarattığı gerilim anksiyete şeklinde yaşanmaz, bu gerilim dönüştürülür ve vücutta bir takım hastalık belirtileri şeklinde ortaya çıkar. Bu belirtilerin tıbben, organik sebepleri yoktur ve bu savunma mekanizması normal olmaktan oldukça uzaktır. Sinirsel bayılmalar, sıkıntılı olaylar sonrasında vücudun çeşitli yerlerinde ortaya çıkan uyuşmalar, titremeler, güç kayıpları dönüştürme mekanizmasına örnek olarak verilebilir.

Çilecilik (Asceticism)

Dış dünyanın şartları karşısında, cinsel veya saldırgan dürtülerine her hangi bir doyum aracı bulamayan kişi bu dürtülerini tamamen bastırır ve tüm haz veren faaliyetlerden uzak durma yoluna gider. Bazı tarikat mensuplarında bilinçli bir fiil olarak görülen bu çilecilik, özellikle ergenlerde, baş edilemeyen dürtülere karşı kullanılan bilinçdışı bir savunma mekanizmasıdır.

Ego psikolojisi” teorisine göre normal dışılığı belirleyen şey bu savunma mekanizmalarının kullanılması değil bunların ne sıklıkla ve ne şekilde kullanıldığıdır.

Ego psikolojisi teorisi, temelde dürtülerden çok öğrenilen davranışları ve dış dünya ile ilişki biçimlerini esas aldığı için, doğa bilimlerine dürtü teorisinden daha yakın bir noktadadır.


Defense mechanisms

n. Unconscious strategies for avoiding or reducing threatening feelings, such as fear and anxiety.

The concept of the defense mechanism originated with Sigmund Freud (1856-1939) and was later elaborated by other psychodynamically oriented theorists, notably his daughter Anna Freud (1895-1982). Defense mechanisms allow negative feelings to be lessened without an alteration of the situation that is producing them, often by distorting the reality of that situation in some way. While they can help in coping with stress, they pose a danger because the reduction of stress can be so appealing that the defenses are maintained and become habitual.  They can also be harmful if they become a person’s primary mode of responding to problems. In children, excessive dependence on defense mechanisms may produce social isolation and distortion of reality and hamper the ability to engage in and learn from new experiences.

Defense mechanisms include denial, repression, suppression, projection, displacement, reaction formation, regression, fixation, identification, introjection, rationalization, isolation, sublimation, compensation, and humor.

Denial and repression both distort reality by keeping things hidden from consciousness. In the case of denial, an unpleasant reality is ignored, and a realistic interpretation of potentially threatening events is replaced by a benign but inaccurate one. Either feelings or events (or both) may be denied. In very young children, a degree of denial is normal. One way of coping with the relative powerlessness of childhood is for young children to sometimes act as if they can change reality by refusing to acknowledge it, thereby ascribing magical powers to their thoughts and wishes. For example, a child who is told that her parents are divorcing may deny that it is happening or deny that she is upset about it. Denial has been shown to be effective in reducing the arousal caused by a threatening situation. In life-threatening or other extreme situations, denial can temporarily be useful in helping people cope, but in the long term painful feelings and events must be acknowledged in order to avoid further psychological and emotional problems. Related to denial is avoidance, which involves avoiding situations that are expected to elicit unwanted emotions and impulses.

In repression, painful feelings are conscious initially and then forgotten. However, they are stored in the unconscious, from which, under certain circumstances, they can be retrieved (a phenomenon Freud called “the

return of the repressed”). Repression can range from momentary memory lapses to forgetting the details of a catastrophic event, such as a murder or an earthquake.

Complete amnesia can even occur in cases where a person has experienced something very painful. The Oedipus complex by which Sigmund Freud explained the acquisition of gender identity relies on a child’s repression of incestuous desires toward the parent of the opposite sex and feelings of rivalry toward the parent of the same sex. Other situations may also occasion the repression of hostile feelings toward a loved one (especially a parent). Possibly the most extreme is child abuse, the memory of which may remain repressed long into adulthood, sometimes being deliberately retrieved in therapy through hypnosis and other techniques.

A third defense mechanism, related to denial and repression, is suppression, by which unpleasant feelings are suppressed through a conscious decision not to think about them. Suppression differs from repression and denial in that the undesirable feelings are available but deliberately ignored (unlike repression and denial, where the person is completely unaware of these feelings). Suppression generally works by replacing unpleasant thoughts with others that do not produce stress. This may be done instinctively, or it may be done deliberately in a therapeutic context. Cognitive behavior therapy in particular makes use of this technique to help people combat negative thought patterns that produce maladaptive emotions and behavior. For example, a child may be instructed to block feelings of fear by thinking about a pleasant experience, such as a party, an academic achievement, or a victory in a sporting event. Suppression is considered one of the more mature and healthy defense mechanisms.

Projection and displacement allow a person to acknowledge anxiety-producing feelings but transfer them to either another source or another object. In projection, the undesirable feelings are attributed to another person or persons. An angry person believes others are angry at her; a person who is critical of others believes they are critical of him. Very young children are especially prone to projection because of their egocentric orientation, which blurs the boundary between themselves and others, making it easier to also blur the distinction between their feelings and those of others.

Displacement is a defense by which an impulse perceived as dangerous is displaced, either through redirection toward a different object or replacement by another impulse. In the first type, known as object displacement, anger or another emotion is initially felt toward a person against whom it is unsafe to express it (in children, for example, toward a parent). Displacement functions as a means by which the impulse can still be expressed—allowing a catharsis of the original emotion—but toward a safer target, such as a sibling, peer, or even a toy. In the second type of displacement, known as drive displacement, the object of the emotion remains the same but the emotion itself is replaced by a less threatening one.

Reaction formation, another defense mechanism, involves behavior that is diametrically opposed to the impulses or feelings that one is repressing. For example, a parent who is repressing feelings of resentment or rejection toward a child may overcompensate by appearing to be lavishly generous and solicitous of the child’s welfare.

In this type of situation, the child generally senses the true hostility underlying the parent’s behavior. A child who is being toilet trained may show an exaggerated sense of fastidiousness to counter conflicts over controlling elimination. The Freudian stage of sexual latency in middle childhood is yet another example of reaction formation: in order to repress their sexual feelings, children at this age evince a strong sense of indifference or even hostility toward the opposite sex. Sometimes a distinction is drawn between feelings that are diametrically opposed to a repressed impulse and the actual behavior that expresses them, with the former called reaction formation and the latter referred to as undoing.

Two defense mechanisms—regression and fixation —are associated with developmental disturbances in children. In regression, a child, confronted with a situation that produces conflict, anxiety, or frustration, reverts to the behavior of an earlier stage of development, such as thumb-sucking or bed-wetting, in an attempt to regain the lost sense of safety that characterized the earlier period.

In fixation, the child doesn’t lose any previously gained developmental ground but refuses to move ahead because developmental progress has come to be associated with anxiety in some way.

Identification, which is basic to human development and an essential part of the learning process, can also serve as a defense mechanism. Taking on the characteristics of someone else can enable a person to engage in impulses or behavior that she sees as forbidden to her but acceptable for the person with whom she is identifying.

Another motive for identification is a fear of losing the person with whom one identifies. One particularly wellknown variety of identification is identification with the aggressor, where someone who is victimized in some way takes on the traits of the victimizer to combat feelings of powerlessness. This type of projection occurs when a child who is abused by his parents abuses others in turn. In some cases, however, this type of projection may occur in response to aggression that is imagined rather than real and create a self-perpetuating cycle by actually eliciting in others the aggression that was only imaginary initially. In introjection, which is related to identification, only a particular aspect of someone else’s personality is internalized.

Rationalization, another type of defense mechanism, is an attempt to deny one’s true motives (to oneself or others) by using a reason (or rationale) that is more logical or socially acceptable than one’s own impulses.

Typical rationalizations include such statements as “I don’t care if I wasn’t chosen for the team; I didn’t really want to play soccer anyway” and “I couldn’t get my homework done because I had too many other things to do.” Adolescents, caught between their own unruly impulses and adult expectations that seem unreasonable, are especially prone to rationalizing their behavior. Their advanced cognitive development makes many adolescents adept at this strategy.

Like rationalization, isolation is a rather complicated defense. It involves compartmentalizing one’s experience so that an event becomes separated from the feelings that accompanied it, allowing it to be consciously available without the threat of painful feelings. Isolation can take on aspects of a dissociative disorder, with children separating parts of their lives to the point that they think of themselves as more than one person (for example, a good child and a bad one who only appears under certain circumstances). By compartmentalizing they can be relieved of feeling responsible for the actions of the “bad child.”

Sublimation, one of the healthiest defense mechanisms, involves rechanneling the energy connected with an unacceptable impulse into one that is more socially acceptable.

In this way, inappropriate sexual or aggressive impulses can be released in sports, creative pursuits, or other activities. Undesired feelings can also be sublimated into altruistic impulses, from which one may derive the vicarious pleasure of helping others. Other defense mechanisms generally viewed in a positive light include compensation —devoting unusual efforts to achievement in order to overcome feelings of inferiority—and the use of humor as a coping device.

[Tur] savunma mekanizması

[Fre] Mécanisme de défense

[Ger] Abwehrmechanismus

[Spa] Mecanismo de defensa

[Ita] Meccanismo di difesa

[Por] Mecanismo de defesa



 

PSİKOLOJİ SÖZLÜĞÜ

7 Dilde

İngilizce, Türkçe, Fransızca, Almanca, İspanyolca, İtalyanca, Portekizce

 

İngilizce ve Türkçe Açıklamaları ile

 

Derleyen : Kemal Şimşek


Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages