
Şu sıralar “hava durumu” malum!.. Ciheti askeriyenin tepesine “son balyoz” indiriliyor..
İşte bu atmosferde, “tuzu kuru emekliler” içerisinde bir ses yükseliyor!.
Koramiral emeklisi muhterem, Şehit cenazelerinin tabut tabut indiği, Oramirallerin bile hapishane kapısına sürüklendiği bir ortamda bülbül olmuş şakıyor!..
Bu zatın sıra sıra muhteşem beyanları vardır!.. Mesela kendileri, sermaye sınıfının huzurunda, “TSK kontrol altına alınmalı. Bunun için TSK’ya direktif verebilecek, sonra da denetleyebilecek kadrolarınız olmalı” diyecek kadar ileri görüşlü ve bu günleri işaret etmiş bir yüce kişiliktir..
Yani bugün Başbakan ve iktidarın sunduğu tavır, bu müthiş asker tarafından daha önce dillendirilmiştir.. Koramiral emeklisi Atilla Bey, daha başka hangi meselelerde Ak Parti öncülüğü yapmıştır derseniz...
Ordunun ihtiyaç bütçesinin, ordunun istediği şekilde gerçekleşmesine de karşı çıkmış ve ‘Bu paraların harcanması denetlenmeli, bu uygulamada namussuzluk olabilir’ temelinde uyarılar yapıp içindeki camiaya gülücükler sunmuştur!.
Kendileri muazzam bir demokrat olarak, Ak Parti temelinde.. “Ben, ‘Türkiye’ye irtica gelecek, Türkiye bölünecek’ gibi paranoya içinde olanlardan değilim. Ben her zaman varsayımlarımı, ‘Türkiye’ye irtica gelmeyecek’ üzerine kurarım” görüşlerine sahiptir ve...
“Türkiye Güneydoğu’sundan bir çizgi çekecek, bölünecek diyorlar. Böyle şey olmaz. Olsa dahi şimdiki bölünmüşlüğümüzden daha az tehlikeli olur” diyecek kadar engin görüşlüdür..
Şimdiii..! “Nasıl terörizmin hiçbir bahanesi olmazsa, bana göre darbenin de hiçbir bahanesi olmaz” diyen Kıyat Bey..
Kendileri bir 28 Şubat amiralidir..
Hani memleketin en son darbesini yapan cuntacıların komuta kadrosundandır..!
Bu yüce kişilik, o dönemin ulu önderlerinden Çevik Bir ile Güven Erkaya adlı zatların ruh ikizi olarak da tanınır...
Kendileri, “Hilmi Hoca’yı” uçuran “okyanus aşırı” hakim sınıfın da gözdesidir.. Öyle ki, cemaat, emekliye sevk edildiğinde karalar bağlamış, “Terfisine kesin gözüyle bakılırken, teamüllere aykırı olarak emekli edildi” diye başlıklar atılıp uzun uzadıya övülmüştü, 28 Şubat paşası...
Kendisinin Tayyip Erdoğan’la buluşmasını yazmıştık.. Dahası bu buluşmaların Çevik Bir katılımıyla da devam ettiği bilgileridir!.. (Ortada dolaşan bir bilgi şöyle diyor; Tayyip Erdoğan’ın uluslararası Yahudi Lobileriyle ilişkili bazı generallerle bağlantılarını kuran kişi ise, Çevik Bir’dir. Çevik Bir, bir Siyonist kuruluş olan JİNSA’dan ödül alan birisidir.)
Bir başka bilgi de şöyle.. “Çevik Bir, 28 Şubat hareketinde ABD’nin Truva atı görevini üstlenmişti. Tayyip Erdoğan’la münasebetleri, belediye başkanlığı döneminde başladı. Ocak 1999’da cezaevinden çıktıktan sonra Çevik Bir’le İstanbul’da yine bir araya gelindi. Bundan bir müddet önce de Çevik Bir ekibinden emekli Koramiral Atilla Kıyat’la Hidiv Kasrında yemek yenildi...”
Şimdi size önemli bir hatırlatma yapayım..
İlhan Selçuk, 24 Temmuz 2001’de Cumhuriyet’te, “Yeni oluşumcuların miladının (AKP’nin doğum başlangıcının) 28 Şubat olduğunu” dile getirmişti!.? O dönemde gazete ve Selçuk, Çevik Bir-Atilla Kıyat’la iyi ilişkiler içerisindeydi ve İlhan Selçuk, Tayyip’i “gerçekçi” ilan edip “değiştiğine inandığını” yazıyordu..
Selçuk sonradan neyin ne olduğunu anladı..
Siz bu “28 Şubat cuntacılarından” hiç söz edilmemesini nasıl yorumluyorsunuz!?
Peki bu Atilla Kıyat neden böyle konuşuyor?!..
Değerli Dostlarım
KIYAT ne demek? Kaçınız Atilla KIYAT'ın eşinin yaşında NİL adını taşıyan birini tanıyor? Osmanlı İmparatorluğuna karşı da savaşan YAHUDİ NİLİ casusluk örgütünden söz etmiştik. Yahudiler Kişilere Yerlere İsim olarak vermektedir. OZ-GUR ve OZ-LEM de uyumludur.
KIYAT hangi özelliği nedeniyle Fenerbahçe İmparatorluğunda yönetici oldu. Aklıma gelmişken, şu Yahudiyim diye bağıran görünümdeki Şefik Mosturoğlu kim, neci... Askeri ihaleler, NATO, inşaat... dolar milyarderleri...
İçimizdeki İSRAEL'in temsilcisi bu halk ve ülke düşmanı; düşük rütbelilerdeki hoşnutsuzluğu, ÇETİN DOĞAN ve diğer paşalara yönlendirmeye çalışıyor. Öte yandan da, bu faşizmi aklıyor.
DARBE yapmak isteyenler olmuş ama durum uygun olmadığından başarılamamış. Yapılamadığı söylenen darbe için 7 sene sonra dava açılacak ve 8 sene önce YAPILAN DARBENİN savunucuları, bu kişilere darbeci diyecek.
Yüzsüz alçak.
Bu EFENDİ bir de kitap yazmış, YKY'den... İlgili haber aşağıdadır:
Galatasaray Lisesi'nin karşısındaki Yapı Kredi Yayınları'nda gerçekleşen imza günüde Kıyat okurlarıyla buluşmanın mutluluğunu yaşarken ailesi ve yakın aile dostları da kendisini yanlız bırakmadı.
Eşi Nil Kıyat, oğlu ünlü sanatçı Özgür Kıyat, menajer eşi Özlem Kıyat
03 Ağustos 2010 13:41 tarihinde Kemal Simsek <kemalsi...@gmail.com> yazdı:Değerli DostlarımKim bu adam?Arena'da konuşan emekli Koramiral Atilla Kıyat, İskenderun’daki saldırıyı Türkiye'nin hakettiğini söylerken İsrail’in yardım gemisine saldırısından Türk Dışişleri'nin yeni dış politikasını sorumlu tuttu.İçimizdeki İsrael'in bu açık üyesini kimler neden öne çıkarıyor?
YAHUDİ Soyadları [Avotaynu]
Soundex Name Databases
…
513000 KAJAT P
513000 KAJET Oo
513000 KAYAT P
513000 KAYET C
513000 KHAIAT DE
513000 KHAIET C
513000 KHAIETE W
513000 KHAIOT C
513000 KHAIUT C
513000 KHAJIT D
513000 KHAYAT CDHKLPUZf
513000 KHAYET CDJ
513000 KHAYIT J
513000 KHAYUT CHL
513000 KHAYYAT KU
513000 KHOIOT C
513000 KOYUJTO A
513000 KUIJT JKV
513000 KUJAT B
513000 KUJATH B
513000 KUYAT H
…
038000 ATTILA P
03 Ağustos 2010 13:29 tarihinde Kemal Simsek <kemalsi...@gmail.com> yazdı:
Emekli amiralden şok açıklamalar Emekli Koramiral Atilla Kıyat, "Darbe düşünen komutanlara sesleniyorum. Sizin düşüncelerinizden dolayı içeride yatan bu kadar insanın, eşlerinin, çocuklarının ve ailelerinin çektiği ızdırabı gördüğünüz zaman vicdanınız rahat mı? Yataklarınızda rahat uyuyor musunuz?" diye sordu.
ZAMAN - 3 Ağustos 2010Kıyat, Habertük kanalında katıldığı bir programda çarpıcı açıklamalarda bulundu. "2002 yılında AK Parti hükümete geldikten ve tek başına iktidar olduktan sonra 'Silahlı kuvvetler içinde darbe yapmak isteyen olmamıştır' dediğimizde, bize kargalar bile güler." ifadelerini kullanan Emekli Koramiral, darbe planladığı iddia edilen komutanlara isim vermeden seslendi.
Komutanlar arasında darbe isteyen olduysa, bunu açıkça dile getirmesi gerektiğini belirten Kıyat, "Biz bunu düşündük deyin. Sonra konjonktür müsaade etmedi, nabız yokladık, olmazmış, vazgeçtik deyin. Bunun karşılığında ceza neyse bunu görün. Ama hiçbir suçu olmayan, sadece ve sadece siz darbeyi düşündüğünüz ve darbe yaptıktan sonra da kullanmayı düşündüğünüz insanların listesini yapıp bilgisayarınıza attığınız ve hiçbir haberi olmamasına rağmen bu insanların, şimdi suçlu olarak mahkeme önündeyken sizin kendinizi rahat hissetmemeniz gerekir." diye konuştu.
Atilla Kıyat, Silahlı Kuvvetler mensubu olmanın özelliklerini doğruluk, cesaret ve dürüstlük şeklinde sıraladı. Kıyat, "Bir şeyi düşündüyseniz, bunun bedelini göze alarak düşünmüşsünüzdür. Lütfen size tekrar çağrı yapıyorum. Bir kısmınız komutanımsınız, bir kısmınız arkadaşımsınız, bu kadar suçsuz insanın hiç yok yere içeride yatmalarını önlemek için, lütfen çıkın ve konuşun." sözlerini sarf etti.
Balyoz davasının bir bilirkişiye ihtiyacı olduğunu savunan Kıyat, "Silahlı kuvvetler mensuplarına güvenemeyebilirler, yani objektif olamaz diye düşünebilirler. Bizim oynadığımız harp oyunları NATO ve ABD'dekiler ile aynıdır. Yani gerekiyorsa yabancı bilirkişi de getirilebilir. Ama savcı ve hakimlerimiz hakkaniyetle bu ayrımını sonunda muhakkak yapacaklardır. Ama bunu süratle yapabilmeleri ve suçu olmayanların bu tutukluluk halinin, ailelerinin, çocuklarının ve torunlarının çektikleri bu stresin kalkabilmesi için bir bilirkişiye ihtiyaç var" şeklinde konuştu.
Atilla Kıyat 1993-1997 yılları arasında işlenen faili meçhullerin devlet politikası olduğunu da iddia ederek şunları söyledi: "1990'la 2000 yılları arasında yapılanlar bir devlet politikası olmasına rağmen bölgede ülkesine karşı kin kusan bir neslin yetişmesine sebep olmuştur. Hukuk dışı uygulamalar olmuştur. Bugün Ergenekon'da faili meçhul cinayetlerden dolayı suçlanan ve içeride olan kimseler vardır. Ama ben devamlı söylüyorum. Bu arkadaşlar o zaman (şimdi albay bunlar) üsteğmendi, yüzbaşıydı. Şimdi diyorlar ki 'Sen Cizre'deyken muhtarı öldürdün' ya da Muhtarla beraber oldun filancayı öldürdün.' Sene kaç? 1994, 1995... Şimdi ben de diyorum ki, lütfen 94'ün, 95'in, 93'ün, 96'nın, 97'nin başbakanları, cumhurbaşkanları, genelkurmay başkanları, OHAL valileri... Yatağınızda nasıl rahat uyursunuz! Lütfen çıkıp açıklayın, bu yıllarda işlenen faili meçhuller terörle mücadele için devlet politikası mıydı ve bu çocuklar devlet politikası mı uyguladılar? 'Hayır böyle bir devlet politikası yok' diyorsanız, söyleyin. Hayır söylemiyorlar. Ben o zaman devlet politikası olduğunu düşünüyorum. O zaman maalesef ülkeyi idare edenler, faili meçhullerin de terörizme önlem olarak gördüklerini düşünüyorum. Çünkü bir üsteğmen, 'Ben Hasan'la Mehmet'i bir halledeyim de bu terörizmi bitireyim' diyemez. Birileri emir verdi."
(CİHAN)
03 Ağustos 2010 10:28 tarihinde Kemal Simsek <kemalsi...@gmail.com> yazdı:
Atilla Kıyat'tan şok edici açıklamalar
"1993-1997 yılları arasındaki faili meçhuller devlet politikasıydı"
VATAN - 3 Ağustos 2010Emekli Koramiral Atilla Kıyat, HABERTÜRK'te Sansürsüz programında çok çarpıcı açıklamalar yaptı. Kıyat, 93-97 yılları arasında işlenen faili meçhul cinayetlerin devlet politikası olduğunu, o dönem yüzbaşı, üsteğmen olan kişilerin emir üzerine bu cinayetleri işlediklerini ileri sürdü. Kıyat, dönemin cumhurbaşkanlarının, başbakanlarının ve genelkurmay başkanlarının hesap vermesi gerektiğini söyledi. İşte Kıyat'ın çok konuşulacak açıklamaları:
"1990'la 2000 yılları arasında yapılanlar bir devlet politkası olmasına rağmen bölgede ülkesine karşı kin kusan bir neslin yetişmesine sebep olmuştur. Hukuk dışı uygulamalar olmuştur. Bugün Ergenekon'da faili meçhul cinayetlerden dolayı suçlanan ve içeride olan kimseler vardır. Ama ben devamlı söylüyorum. Bu arkadaşlar o zaman (şimdi albay bunlar) üsteğmendi, yüzbaşıydı. Şimdi diyorlar ki 'Sen Cizre'deyken muhtarı öldürdün' ya da Muhtarla beraber oldun filancayı öldürdün.' Sene kaç? 1994, 1995... Şimdi ben de diyorum ki, lütfen 94'ün, 95'in, 93'ün, 96'nın, 97'nin başbakanları, cumhurbaşkanları, genelkurmay başkanları, OHAL valileri... Yatağınızda nasıl rahat uyursunuz! Lütfen çıkıp açıklayın, bu yıllarda işlenen faili meçhuller terörle mücadele için devlet politikası mıydı ve bu çocuklar devlet politikası mı uyguladılar? 'Hayır böyle bir devlet politikası yok' diyorsanız, söyleyin. Hayır söylemiyorlar. Ben o zaman devlet politikası olduğunu düşünüyorum. O zaman maalesef ülkeyi idare edenler, faili meçhullerin de terörizme önlem olarak gördüklerini düşünüyorum. Çünkü bir üsteğmen, 'Ben Hasan'la Mehmet'i bir halledeyim de bu terörizmi bitireyim' diyemez. Birileri emir verdi."
--
Bu e-postayı Google Grupları'ndaki "AYDINLIK GELECEK Hareketi" adlı gruba abone olduğunuz için aldınız.
Bu gruba kayıt göndermek için aydinlik-gel...@googlegroups.com adresine e-posta gönderin.
Bu gruba olan aboneliğinizi iptal etmek için aydinlik-gelecek-h...@googlegroups.com adresine e-posta gönderin.
Diğer seçenekler için http://groups.google.com/group/aydinlik-gelecek-hareketi?hl=tr adresinden grubu ziyaret edin.