Kazan Töreni
AZİZ NESİN
Aziz Nesin 20 Aralık 1915'te İstanbul'da Heybeliada'da doğdu.
1937'de Harbiye Mektebini, 1939'da İstihkâm Okulu'nu bitirdi.
Bu arada Güzel Sanatlar Akademisi'ne devam etti.
Anadolu ve Trakya'da çeşitli yerlerde subay olarak bulundu.
1944'te ordudan ayrılarak İstanbul'a geldi, Yedigün dergisine girdi.
Ardından Karagöz, Tan, Gerçek gazetelerine yazdı.
1946'da Sabahattin Ali ve Rıfat İlgaz'la Markopaşa gazetesini yayımladı.
1947'de yazılarından ötürü on aya hüküm giydi.
1948'de Medet ve Başdan, 1950'de Yeni Başdan gazetelerini çıkardı.
Politzer'den yapılan bir çeviri dolayısıyla 1950'de on altı ay hapis cezasına çarptırıldı.
Dışarı çıkınca bir süre kitapçılık yaptı.
1954 yılından başlayarak Akbaba ve Dolmuş dergilerinde mizah hikayeleriyle göründü.
1955-69 yılları arasında Yeni Gazete, Tanin, Ulus, Akşam, Günaydın gazetelerinde fıkralar, roman tefrikaları yayımladı.
1956'da Düşün Yayınevi'ni, 1962'de Zübük dergisini kurdu.
İtalya'da («Kazan Töreni» ile) Altın Palmiye (1956-57), Bulgaristan'da Altın Kirpi (1966), Sovyetler'de Krokodil (1969), Pilipinler'de Lotus (1975), ve Uluslararası Gülmece Kitapları Yarışması'nda Büyük Ödül'ü (1977) kazandı.
1970'te Çiçu ile Türk Dil Kurumu Tiyatro Ödülü'nü ve 1969'da Karagöz'ün Kaptanlığı - Berberliği - Antrenörlüğü ile Karacan Armağanı'nı aldı.
ESERLERİ
Şiir: Azizname (taşlama, 1970). — Hikâye: Geriye Kalan (1948), İt Kuyruğu (1955). Yedek Parça (1955)- Fil Hamdi (1955), Damda Deli Var (1956), Koltuk (1957), Kazan Töreni (1957), Toros Canavarı (1957), Deliler Boşandı (1957), Mahallenin Kısmeti (1957), Ölmüş Eşek (1957), Hangi Parti Kazanacak (1957), Havadan Sudan (1958), Bay Düdük (1958), Nazik Alet (1958), Gıdıgıdı (1959), Aferin (1959), Kördöğüşü (1959), Mahmut ile Nigâr (1959), Gözüne Gözlük (1960), Ah Biz Eşekler (1960), Yüz Liraya Bir Deli (1961), Bir Koltuk Nasıl Devrilir (1961), Biz Adam Olmayız (1962), Sosyalizm Geliyor Savulun (1965), İhtilâli Nasıl Yaptık (1965), Rıfat Bey Neden Kaşınıyor (1965), Yeşil Renkli Namus Gazı (1965), Bülbül Yuvası Evler (1968), Vatan Sağolsun (1968), Yaşasın Memleket (1969), Uyusana Tosunum (1971), Borçlu Olduklarımız (1976), Bu Yurdu Bize Verenler (1975). — Roman: Kadın Olan Erkek (1955), Gol Kralı Sait Hopsait (1957), Erkek Sabahat (1957), Saçkıran (1959). Zübük (1961), Şimdiki Çocuklar Harika (1967), Tatlı Betüş (1974), Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz (1977), Sûrname (1978), Tek Yol (1978). — Masal: Memleketin Birinde (1958), Hoptirinam (1960), Büyük Grev (1978). — Anı: Bir Sürgünün Hatıraları (1957), Böyle Gelmiş Böyle Gitmez (I. 1968; II, 1976), Poliste (1967). — Oyun: Biraz Gelir Misiniz (1958), Bir Şey Yap Met (1959), Toros Canavarı (1963), Düdükçülerle Fırçacıların Savaşı (1968), Üç Karagöz Oyunu (1968), Çiçu (1969), Hadi Öldürsene Canikom (1970), Tut Elimden Rovni (1970). — Fıkra: Nutuk Makinesi (1958), Az Gittik Uz Gittik (1960), Merhaba (1971). — Gezi : Duyduk Duymadık Demeyin (1976), Dünya Kazan Ben Kepçe (1977). — Antoloji: Cumhuriyet Döneminde Türk Mizahı (1973).
«Kazan Töreni»
ÖZET
Davetliler yine yerlerini almıştır. Durmadan yerler, içerler.
Herkes birbirini tanır, ama adını, işini bilmez.
Yalnızca göz aşinalığı vardır aralarında.
Nerede bir tören olsa oraya koşarlar.
Katıldıkları törenlerin niçin, kim için yapıldığını çokluk bilmezler.
Birbirlerinden öğrenmeye çalışırlar.
Kırk yıllık tanıdık gibi konuşur, birbirlerine gülücükler, iltifatlar yağdırırlar, içlerinden biri «ööööö» diye geğirse, öbürü hemen ona karbonat verir.
O kadar yerler ki hazımsızlık başlar midelerinde, öğleyken, tıkınmayı bırakmazlar.
Kimi istakozu, kimi böreği, kimi uskumru dolmasını, kimi çerkez tavuğunu över.
Ağızlar durmadan açılıp kapanır, çeneler iner kalkar.
Aralarından biri iştahla söylenir:
«Keşke her gün bir fabrika açılsa... İstakozlar da pek güzelmlş...»
Derken içeri kerliferli biri girer.
Davetlilerden çoğu tanımazlar onu, birbirlerine sorarlar.
Gelen beyefendi okkalı bir nutuk çeker.
Sözlerinden, Tezgâhtarağa Elektrik Santralı'nın dördüncü kazanının yerine konulması dolayısıyla toplanıldığı anlaşılır:
«...Bu kazanı, Amerika'dan hiçbir yardım görmeden, kendi kendimize yerine koyduk. Macar milli takımını 3-1 yenen azmimiz, enerjimiz, heyecanımız burada da kendi göstermiş, kazanın tam ocağın üstüne konulmasında üç Amerikalı mütehassıs, iki mühendis, dört ustabaşından başka hiçbir yabancı kuvvete lüzum gösterilmeksizin, kazan-ı mezkûr, mahall-i mahsusuna kendi kuvvetlerimiz tarafından-vazedilmiştir.........»
Kalabalık, nutku üstünkörü dinler.
Davetliler aralıksız yer içer, bol bol da geğirirler.
Ertesi gün nerede tören olacağını birbirlerinden öğrenirler.
Nutuk devam ederken yavaşça tören yerinden sıvışırlar...
YARGI
«Aziz Nesin, mizah hikâyelerinin konularını hikayecilerimizin hiçbirinin şimdiye kadar ulaşamadıkları geniş bir çevreden almaktadır. Bizdeki çok eski ve köklü mizah geleneğini yenileştirip sürdürerek büyük şehirlerin dar çerçevesinden aşırabilmiş, köylere kadar ulaştırabildiği gibi, bu eski geleneğin canlı kalan zincirine bağlanarak küçük hikâye alanındaki mizah anlayışını çok geliştirmiş, 1918-1935 yılları arasını kaplayan Batı etkisindeki salon mizahının kurduğu modayı yıkmış, çeşitli anlatım ve biçim denemelerine başvurarak da, mizah hikâyesi geleneğinin hem mirasçısı; hem de başarılı bir ye-nileyicisi olmuştur. (...)
Aziz Nesin, çağımızın gazete ve dergilerine en çok eser veren, yazıları en çok okunan bir yazarıdır. Konu ve kişilerini halk arasından pek öyle derinleştirmeden, yüzeyde beliren çarpıcı görüntülerden seçtiğinden yaşamalarını anlattığı halkın yazarı haline geliverdi. (...)
Aziz Nesin'in hikâyelerini gruplarsak, ne kadar geniş bir alanı kucaklamak istediğini göreceğimiz gibi, bu kadar geniş bir kitleye yayılabilmesi için de ne ölçüde büyük bir çaba harcadığını daha iyi anlayabiliriz. (...)
Kolay yazması, çalışma gücünün çağdaşlarından çok üstün oluşu, deha seviyesine varan mizah sezgisi, hayatın içinden işine yarayan malzemeyi fazla zorluk çekmeden seçip almasını sağlayan gözlem alışkanlığı, bunları kısa za manda belli bir çizgiyi aşabilen eserler haline getirebilmesi, önünde geniş imkânlar açtı.
Eserleri, onu, hem sayı hem, de iç değerleri bakımından dünün ve bugünün en değerli mizah hikayecisi durumuna getirdi.»
(Tahir Alangu).
«Çoktan beri Aziz Nesin'in mizahında çekirdeği yalınkat birer fıkra meydana getirmektedir. Fıkranın kavradığı yerde hikâye artık çekiciliğini yitirmektedir. Hele hele sanatın devamlılık niteliği büsbütün ortadan kalkmaktadır. Böyle yazılarını ikinci defa okumanın imkânı yoktur. Başka bir grup eseri ise belirli şemalar içinde beylik tiplerle geliştirilmektedir. Genelev sokağından geçen dolmuşta küçük çocuk, yaşlı kadın, külhanbey vs. yer alıyorsa; merdivenlere tırmanan erkekler, kapı arasından görünen çıplak kadınlar hakkında dolmuş yolcularının konuşmalarını, harcıâlem mizah pekâlâ canlandırıp durmaktadır.
Aziz Nesin çapındaki bir yazarın, bu tip kapanlara düşmemesi beklenir. Ama yazık ki onun pek çok eseri böyle çerçeveler içindedir.
Çok yazmak zorunluğu, iyice basitleştirerek yazmak isteği onun her eserinde aynı sanat çizgisini tutturmasını engellemiştir belki.»
(Konur Ertop).
«Aziz Nesin halk arasında yeni bir heyecan olmasını bildi. Bunu halkın dertlerini çok güzel bir şekilde ortaya koyabilmesine bağlamalıyız. Fantaziden uzak, toplum gerçeklerini ortaya koyma yolundaki çalışmalarıyla ilk önemli davranışını yapmış oluyordu.
Ülkeyi bol bol mizaha doyurdu. Diğer mizahçıların üzerinde, gerek hikâye örgüsü, gerek mizah anlayışı yönlerinden yaygın etkiler bırakabildi. Bütün bu özelliklere bakarak Aziz Nesin'e usta bir mizahcımızdır diyebiliyoruz.
Aziz Nesin akla gelebilen bütün konularda yazdı, bütün tiçimleri bir bir denemek istedi. Bu yüzden Aziz'in özelliklerini sayabilmek çok güç. Çünkü birbirinden çok değişik hikâyeler sundu.
Tek özelliği çok ve değişik yazışı bir bakıma. (...)
Hikâyelerinin çekirdeğinde bir fıkra yatar. Fıkraları ya kendisi bulur, ya da gazete kupürlerinden toplar. Bu fıkraları büyülterek hikâyesini kurar. (...)
Birbirine hiç uymayan kişileri, olayları karşınızda bulabilirsiniz.
Bu kişi ve düşünceler birer araçtırlar, yazarın belli bir düşüncesini en açık ve güzel bir şekilde anlatabilmesi için düşünülerek seçilmişlerdir.
Kişilerin belli görevlerini yerine getirmekten başka hiçbir önemi yoktur.
Aslında kişilerin özellikleri, davranışları hep hikâyenin ortaya koymak istediği düşünceden doğar. Burada bir saptama yapabiliriz:
Aziz Nesin'in hikâyelerinden aklımızda kalan tipler yok gibidir.
Olay da anlatılmak istenilene en uygun taraflarıyla kurulmuştur.
Kısacası Aziz her öğeyi anlatmak istediğine ustaca araç olarak kullanır.
Düşüncesini ortaya koyduktan sonra hiçbir olay ayrıntılarına, kişiyi daha belirli kılacak fazlalıklara gitmez.»
(Ferit Öngören).
«Aziz Nesin'in kitaplığımda yirmi değin kitabı var. Hikâye olarak, Kazan Töreni çarpıcı bir hiciv ve ustalıktadır. Aziz Nesin, Hüseyin Rahmi'den sonra yetişen en büyük mizah yazarımızdır.»
(Samim Kocagöz).
«Kazan Töreni kısa mizahi hikâyeleri ihtiva ediyor. Kitapta birbirinden güzel 24 hikâye var. Bu hikâyelerin hemen hepsi de sosyal birer hiciv. Çoğu zaman cemiyetimizin bozuklukları, aksaklıkları, yaraları bir cerrah neşterinin insafsızlığı içinde değişmekte ve kanayan yaralar ortaya konmaktadır. Ama işin güzel tarafı, Aziz Nesin'in kalemiyle deşilen bu yaralar insanı iğrendirmemekte, bilakis bütün iğrençlikler bir kahkaha tufanı arkasında peçelenmektedir.
Kitabın bütününe de adım veren kitabın ilk hikâyesi 'Kazan Töreni' bir resmi ziyafeti anlatmaktadır. Son yıllarda pek moda olan temel atma şenliklerini, verilen istakozlu, şampanyalı, karidesli, siyah havyarlı ziyafetleri ele alan bu hikâyede hazır bulunanların haleti ruhiyesinl, ne kadar sudan sebeplerle ziyafetler tertip edildiğini alaylı bir dille kaleme alan Aziz Nesin'in sanatkâr yönünü bütün açıklığıyla göreceksiniz.» (Tahir Alangu?)
KAYNAK
Aziz Nesin («Sanat Hikâyesi», Pazar Postası, 13.7.1958/Mustafa Baydar - «Aziz Nesin Anlatıyor», Varlık, 1.2.1959; Yeni Edebiyat, Ocak 1970/Behzat Ay - «Aziz Nesin'le», Varlık, Şubat 1970/Tan Oral -«Aziz Nesin'le Konuşma», Yenigün, 22.11.1970/Yeni Edebiyat, Ocak 1971), Tahir Alangu (Cumhuriyetten Sonra Hikâye Ve Roman, İÜ, 1965), Ferit Öngören (Yeni Mizah Hikâyeleri Antolojisi, 1959), Aziz Nesin Özel Sayısı (Dost, Aralık 1968, Ocak 1969, Şubat 1969, Mart 1969, Nisan 1969), Tahir Alangu (?) (Akis, 20.4.1957).
