Tam da Cumhuriyet Bayramı arifesinde

0 views
Skip to first unread message

Yılmaz Arslan

unread,
Oct 29, 2010, 6:47:01 PM10/29/10
to
29 Ekim 2010

Tam da Cumhuriyet Bayramı arifesinde

Aylardır CHP’nin ve askerin, bayram resepsiyonunda Köşk’e gidip gitmeyeceği konuşuluyor ve gitmeleri konusunda temenniler dile getiriliyor. Bu, bir barış ve sükunet havasının oluşmasını da temenni etmek demektir değil mi? Hayır, tam bayram arifesinde bir asker tevkifatı daha, doğrusu “gözaltısı”! Gözaltıyla tevkif olma hali üç yıldır birbirine o kadar karıştı ki, söylediğim yanlış sayılmaz.
Evet, böyle bir zamanda, resepsiyona gitmesi çok istenilen kesimlerden biri olan askere “fuhuş ve çete” operasyonu yapılıyor. Siz keyifli, neşeli, hak edilmiş bir eğlenceye, şölene gidecekken onurunuzla oynansa, aşağılansanız oraya gitmek ister misiniz?
* * *
“Fuhuş” gibi, akıllarda kötü bir izi olan kelimeyle yan yana getirilmiş bir Türk ordusu. Peki fuhuş yapan aynı zamanda casus olan kadınlar nerede? Biz sadece otellerde ve Savarona’da yakalanan kadınlara benzer, yüzlerini kapamış bir takım kadınların götürüldüğünü görüyoruz ki bunlar arşiv resimleri olsa gerek. Hakikileri nerede?
 
++
 
Bilinçaltı İletişim (Subniminal Mesaj)
Bilinçaltını etkilemeye yönelik mesajlara bu ad verilir. Bu tip mesajlar ve görsel malzemenin içine saklanmış olarak, ya kısa süreli sık patlayan mesajlar suretiyle ya da işitsel yolla verilir.
Bilincimiz, duygusal girdileri analiz eder. Düşünür, muhakeme eder, eleştirir, değerlendirir, yargılar, kabul veya reddeder. Bunda mantık süreçleri egemendir.
Bilinçaltı ise beynimizin farkında olmadığımız yanıdır. Bütün tecrübelerimizi depolar. Heyecanlarımızı, sezgilerimizi, alışkanlıklarımızı, güdülerimizi depolar ve bunların eyleme dökülmesinden de sorumludur. Telkin ve ikna yoluyla riayetkârdır. Gelecekteki hareketlerimize yön çizer. İşte tam bu sırada bilinçaltına hitap eden tüm propaganda ve veriler davranışlarımıza yön veren güdüler olarak karşımıza çıkar.
* * *
1957 senesinde Vance Packard adlı bilimadamı bu gizli ikna yollarını ele aldığı bir kitap yazdı. Kitabında umut, korku suçluluk ve cinsellikleri üzerinde odaklanmış reklamlar (telkinler) ile insanların ihtiyaçları olmayan malları bile aldıklarını söyler. Özellikle CİNSELLİK ve ölüm gibi mesajlar insanlar üzerinde çok etkiliydi. Bilinçaltımız ölüm ve cinselliğe çok duyarlıdır. Bunlar insanlığın kolektif bilinçaltıdır. Ordumuzu yıpratmanın ilginç bir yolu da bu olabilir değil mi?
* * *

Ben bu yazıyı yazarken, alt yazıyla, Genelkurmay’ın, resepsiyona katılmayacağı kararı aldığı geçiyordu televizyonlar. Hiç gecikmeden yandaş kanallarda konuşlanan bir takım insanlar, Genelkurmay’ın neden katılması gerektiğini hararetle anlatmaya başladılar. Hatta bir tanesi bunun mecburiyet olduğunu söyledi. Bir tanesi de, AKP başkan yardımcısı idi, bu kadar önemli bir devletin; şimdilerde bu kadar önem kazanmış olan bir devletin, işte şu kadar şunu yapan, bu kadar bu başarıları olan bir devletin Cumhurbaşkanının... falan. Onu dinlerken aklıma, Aydın Doğan’ın Petrol Ofisi’ni satmasıyla, Türkiye’nin enerji piyasasındaki durumunun yüzde otuzlara düştüğünü hatırladım. Deniz ve hava enerji işlerinde kaybımız yüzde doksanlara falan dayanıyor.
Sonra HAK-PAR’ın kurultayında bayrağımızın olmadığını, marşımızın yerine başka bir şeyin söylendiğini, şehitlerimize saygı duruşunda bulunulmadığını... Artık Atatürk resminden hiç bahsetmiyorum. O toplantıda üç tane AKP milletvekilinin olduğunu da hatırladım.
Genelkurmay’ın Köşk’e gitmeme haberleri doğruysa, deminden beri yazdığım ama binde birini yazamadığım durumların buna sebep olduğunu düşündüm. Cumhurbaşkanının Meclis’teki seçim kolaylığını da düşündüm. AKP oylarıyla ve Tayyip Bey’in “kardeşim” takdimiyle... Bu, milli irade midir, milli bir durum mudur?
Bölücülük haberlerinden ve o sert, polemikçe tavırlardan bıkkınlık getirmişken, CNN ve Kanal D’ye şehit haberlerinden dolayı, onların şöyle veya böyle gösterilmesinden dolayı, yüklü miktar bir cezanın RTÜK tarafından kesildiğini ve Deniz Feneri konusunda hiçbir şey yapılmadığını, yapılmamasını sağlayan hukukçunun atamayla ödüllendirildiğini
hatırladım.

++

Çıtkırıldım Cumhuriyet
Tayyip Bey bu lafı, her kim bulduysa, çok beğenmiş, mutlu bir edayla  “cumhuriyetimizin çıtkırıldım bir cumhuriyet olmadığını”  söylüyordu. Bu, “vur abalıya demek mi” diye düşündüm. Onun için mi yükleniyordunuz bu kadar?
Ben gene de, bütün kalbimle, Cumhuriyetimizi ve onun bayramını kutlarım.

==================
Sevgi ile kalın.
Yıldırım Alkan
http://yildirimalkan.ile.biz
Benim milletimi esir etmek isteyen herhangi bir milletin, bu arzusundan vazgeçinceye kadar, amansız düşmanıyım.
buyut.png
kucult.png
24656.gif
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages