Aylardır CHP’nin ve askerin, bayram resepsiyonunda Köşk’e
gidip gitmeyeceği konuşuluyor ve gitmeleri konusunda temenniler dile
getiriliyor. Bu, bir barış ve sükunet havasının oluşmasını da temenni etmek
demektir değil mi? Hayır, tam bayram arifesinde bir asker tevkifatı daha,
doğrusu “gözaltısı”! Gözaltıyla tevkif olma hali üç yıldır birbirine o kadar
karıştı ki, söylediğim yanlış sayılmaz.
Evet, böyle bir zamanda, resepsiyona
gitmesi çok istenilen kesimlerden biri olan askere “fuhuş ve çete” operasyonu
yapılıyor. Siz keyifli, neşeli, hak edilmiş bir eğlenceye, şölene gidecekken
onurunuzla oynansa, aşağılansanız oraya gitmek ister misiniz?
* * *
“Fuhuş” gibi, akıllarda kötü bir izi olan kelimeyle yan yana getirilmiş bir
Türk ordusu. Peki fuhuş yapan aynı zamanda casus olan kadınlar nerede? Biz
sadece otellerde ve Savarona’da yakalanan kadınlara benzer, yüzlerini kapamış
bir takım kadınların götürüldüğünü görüyoruz ki bunlar arşiv resimleri olsa
gerek. Hakikileri nerede?
++
Bilinçaltı İletişim
(Subniminal Mesaj)
Bilinçaltını etkilemeye
yönelik mesajlara bu ad verilir. Bu tip mesajlar ve görsel malzemenin içine
saklanmış olarak, ya kısa süreli sık patlayan mesajlar suretiyle ya da işitsel
yolla verilir.
Bilincimiz, duygusal girdileri analiz eder. Düşünür, muhakeme
eder, eleştirir, değerlendirir, yargılar, kabul veya reddeder. Bunda mantık
süreçleri egemendir.
Bilinçaltı ise beynimizin farkında olmadığımız yanıdır.
Bütün tecrübelerimizi depolar. Heyecanlarımızı, sezgilerimizi,
alışkanlıklarımızı, güdülerimizi depolar ve bunların eyleme dökülmesinden de
sorumludur. Telkin ve ikna yoluyla riayetkârdır. Gelecekteki hareketlerimize yön
çizer. İşte tam bu sırada bilinçaltına hitap eden tüm propaganda ve veriler
davranışlarımıza yön veren güdüler olarak karşımıza çıkar.
* * *
1957
senesinde Vance Packard adlı bilimadamı bu gizli ikna yollarını ele aldığı bir
kitap yazdı. Kitabında umut, korku suçluluk ve cinsellikleri üzerinde odaklanmış
reklamlar (telkinler) ile insanların ihtiyaçları olmayan malları bile
aldıklarını söyler. Özellikle CİNSELLİK ve ölüm gibi mesajlar insanlar üzerinde
çok etkiliydi. Bilinçaltımız ölüm ve cinselliğe çok duyarlıdır. Bunlar
insanlığın kolektif bilinçaltıdır. Ordumuzu yıpratmanın ilginç bir yolu da bu
olabilir değil mi?
* * *
Ben bu yazıyı yazarken, alt yazıyla,
Genelkurmay’ın, resepsiyona katılmayacağı kararı aldığı geçiyordu televizyonlar.
Hiç gecikmeden yandaş kanallarda konuşlanan bir takım insanlar, Genelkurmay’ın
neden katılması gerektiğini hararetle anlatmaya başladılar. Hatta bir tanesi
bunun mecburiyet olduğunu söyledi. Bir tanesi de, AKP başkan yardımcısı idi, bu
kadar önemli bir devletin; şimdilerde bu kadar önem kazanmış olan bir devletin,
işte şu kadar şunu yapan, bu kadar bu başarıları olan bir devletin
Cumhurbaşkanının... falan. Onu dinlerken aklıma, Aydın Doğan’ın Petrol Ofisi’ni
satmasıyla, Türkiye’nin enerji piyasasındaki durumunun yüzde otuzlara düştüğünü
hatırladım. Deniz ve hava enerji işlerinde kaybımız yüzde doksanlara falan
dayanıyor.
Sonra HAK-PAR’ın kurultayında bayrağımızın olmadığını, marşımızın
yerine başka bir şeyin söylendiğini, şehitlerimize saygı duruşunda
bulunulmadığını... Artık Atatürk resminden hiç bahsetmiyorum. O toplantıda üç
tane AKP milletvekilinin olduğunu da hatırladım.
Genelkurmay’ın Köşk’e
gitmeme haberleri doğruysa, deminden beri yazdığım ama binde birini yazamadığım
durumların buna sebep olduğunu düşündüm. Cumhurbaşkanının Meclis’teki seçim
kolaylığını da düşündüm. AKP oylarıyla ve Tayyip Bey’in “kardeşim” takdimiyle...
Bu, milli irade midir, milli bir durum mudur?
Bölücülük haberlerinden ve o
sert, polemikçe tavırlardan bıkkınlık getirmişken, CNN ve Kanal D’ye şehit
haberlerinden dolayı, onların şöyle veya böyle gösterilmesinden dolayı, yüklü
miktar bir cezanın RTÜK tarafından kesildiğini ve Deniz Feneri konusunda hiçbir
şey yapılmadığını, yapılmamasını sağlayan hukukçunun atamayla ödüllendirildiğini
hatırladım.
++
Çıtkırıldım Cumhuriyet
Tayyip Bey bu
lafı, her kim bulduysa, çok beğenmiş, mutlu bir edayla “cumhuriyetimizin
çıtkırıldım bir cumhuriyet olmadığını” söylüyordu. Bu, “vur abalıya demek
mi” diye düşündüm. Onun için mi yükleniyordunuz bu kadar?
Ben gene de, bütün
kalbimle, Cumhuriyetimizi ve onun bayramını
kutlarım.