Dört öğretim üyesi, Zinciriye Medresesi’nde 30 yüksek lisans öğrencisine Kürt dili ve edebiyatı dersi veriyor. Artuklu Üniversitesi Rektörü Prof. Omay, “Süryanice bölümü için akademisyen bulmakta zorlanıyoruz” diyor.
“BURASI Mezopotamya’ya hitap ediyor. Sadece Türkiye’ye değil, bütün bölgeye hitap eden bir yer. Müslümanlar, Süryaniler, Hıristiyan vatandaşlarımız buraya hep beraber katkılar sağlamışlar. Bu bölgeye büyük ilim adamları gelmiş, büyük medreseler açılmış. Bugün bunlar tekrar canlanıyor, bunlarla ilgili çok güzel çalışmalar yapılıyor.”
Mardin’de Türkçe, Kürtçe, Arapça ve Süryanice pankartlarla karşılanan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Artuklu Üniversitesi’nde yaptığı konuşmada söylüyor bunları. Dört dilde hazırlanan pankartlar kadar, Artuklu Üniversitesi’nde bu sene öğrenime başlayan ‘Yaşayan Diller Bölümü’nün de derin bir sembolik önemi var. YÖK’ün, ‘Kürdoloji’ ismini reddederek ‘Yaşayan Diller Ensitüsü’ diye tanımladığı bölüm, öğrenciler arasında ‘Her Şeye Rağmen Yaşayan Diller Enstitüsü’ olarak tanımlanıyor gerçi ama bu da bir şeydir herhalde.