CUMHURİYET AHLÂK REJİMİDİR!.. - Özkan BOSTANCI

4 views
Skip to first unread message

© Özkan BOSTANCI

unread,
Oct 29, 2009, 9:19:02 PM10/29/09
to © ..::CTO..:: ..::CiHAN TÜRK OLSUN::..

CUMHURİYET AHLÂK REJİMİDİR!..

MİLLETLER ÜZÜNTÜ, TASA BİLMEMELİDİR! Şeflerin vazifesi hayatı sevinç ve arzu ile karşılamak hususunda milletlerine yol göstermektir.(11.12.1923)

- CUMHURİYET, SERBESTİ-Yİ EFKÂR taraftarıdır. SAMİMİ ve MEŞRU olmak şartıyla, her fikre hürmet ederiz. Her KANAAT bizce muhteremdir. (11.12.1923)

Efkâr-ı umumiye gibi gösterilmek istenilen sun'i fikirler, en nihayet HUSUSİ FİKİRLER gibi mütalâa olunabilir. Fakat idare-i umumiyede lazım-ül-ittiba düsturlar mahiyetinde telakki edilemezler. (5.1.1925)

CUMHURİYET, FAZİLET-İ AHLAKİYE'ye müstenit bir idaredir. CUMHURİYET, fazilettir. CUMHURİYET FİKREN, İLMEN, BEDENEN KUVVETLİ ve YÜKSEK muhafızlar ister. (14.10.1925)
Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK
*********************

Elbette ki, HALKIN SÖZÜNE İTİBAR ETME'nin en iyi temsilcisi ATATÜRK'tür.

ATATÜRK CUMHURİYETÇİ'dir!..

TÜRK İNSANI'nı zaten DEMOKRAT görür.

Onu "demokratlaştırmak" gibi bir derdi yoktur.,,

BATILILAR onun anladığı DEMOKRAT OLMA'nın daha "D"sine bile ulaşamamışlardır!..

O, böyle üstün vasıflı bir MİLLET'e CUMHURİYET'ten başka rejimi lâyık görmez.

Nedir CUMHURİYET'in TEMEL PRENSİPLER'i?..

Birincisi MİLLET İŞLERİ'ni MİLLET'in KARARLARI'na uygun yapmaktır!..

Bu KARARLAR her zaman oyla, referandum ile ortaya çıkmamış olabilir.

Ama GERÇEK bir DEVLET ADAMI, MİLLET'İN DUYGULARI'nı sezer,

MİLLET'in ne istediğini bilir.

Bilmeyene de zaten DEVLET ADAMI denmez!..

Öyleleri CUMHURİYET sistemi içinde YÖNETİCİ KADRO'da zaten yer alamaz.

Şimdi elinizi vicdanınıza koyup cevap verin:

- Bu MİLLET, HIRİSTİYAN BATI DÜNYASI'na bu kadar yakın olmak istiyor mu?..

AVRUPA BİRLİĞİ'ne girmek istiyor mu?..

Özelleştirmeyi, yabancıya toprak satışını uygun görüyor mu?..

Yurdumuzda gavur sermayesinin, gavur mallarının yerli sanayii silip süpürmesine seviniyor mu?..

Azerbaycan yerine Ermenistan'a yiyecek yardımı yapıp ta, buna "komşusu açken kendi tok yatan müslüman değildir" diye kılıf bulan Demirel'i.

"AB'nin yolu Diyarbakır'dan geçer" diyen Mesut Yılmaz'ı.

"Ben ülkeyi pazarlamakla mükellefim" diyen Erdoğan'ı.

"Büyük Ortadoğu Projesi'nde ABD ile birlikte hareket ediyoruz" diyen Erdoğan-Gül'ü destekliyor mu?..

MİLLET'in bu konulardaki duygularını bilmek için, DEVLET ADAMI olmaya gerek yok, TÜRK OLMAK yeter!..

DEMOKRASİ diye ortalığı toza dumana boğanlar, taklit ettikleri BATI dünyasındaki gibi, neden bu konularda REFERANDUM'a başvurmazlar?..

Vurmazlar, çünkü aslında onlar da bilirler MİLLET'İN DUYGULARI'nın ne yönde olduğunu!..

Ve MİLLET'LE YÜZLEŞMEKTEN KORKARLAR!

İkincisi, CUMHURİYET'te FİKİR SERBESTİYETİ vardır!

Ama bu FİKİR SERBESTİSİ, DEMOKRASİ'de olduğu gibi iyi-kötü, yerli-yersiz her şeyin söylenmesi anlamına gelmez!..

Bir defa FİKR'in SAMİMİ, DOĞRU ve MEŞRU olması gerekir...

MİLLET'İN DUYGULARI'na UYGUN, ve KARARLAR'ına SAYGILI olması gerekir.

Yani CUMHURİYET rejiminde FAİZ'e çatarken, FAİZ'le zengin olmak yoktur!

MİLLET'in ekmeğini yerken, MİLLET'i bölmek yoktur! Çünkü MİLLET'in bu konulardaki DUYGUSU ve KARARI açıktır.

Aynı şekilde, asker vurmayı öven bir dergi, "basın özgürlüğü" adına yayınına devam edemez!

Bu, MEŞRU olmadığı gibi, İNSANÎ de değildir!..

Bir de elindeki BASIN-YAYIN imkânlarını kullanarak kendi fikirlerini "kamuoyunun tercihi" gibi yutturmaya çalışanlar vardır...

ATATÜRK bu gibi sun'i fikirlere ancak "şahsi görüş" kadar değer verilmesini söyler... Onlara uyma mecburiyetini duymaz!..

Kısacası CUMHURİYET, demokrasinin "dalağını yarmaz".

HAK, VAZİFEDEN AYRI DÜŞÜNÜLMEZ!...


DEVLET KÜÇÜK DÜŞÜRÜLEMEZ!..

VERMEDEN BİR ŞEY ALINAMAZ!..


TÜRKLER'İN MÜSAMAHAKÂR KARAKTERİ, RUHEN DEMOKRAT OLUŞU, KENDİ ALEYHİNE KULLANILAMAZ!..

Üçüncüsü, CUMHURİYET AHLÂK REJİMİDİR!..

CUMHURİYET ancak SAMİMİ, ÜSTÜN FİKİRLİ, ÜSTÜN AHLÂKLI, İLİM SAHİBİ, BEDENEN SAĞLIKLI ve son derece ÇALIŞKAN insanlar elinde yeşerir...

MEMLEKET'i ancak bunlar idare edebilir, DEVLET ancak böyle insanlara teslim edilebilir.

Yani CUMHURİYET'te SEÇİM değil, ELEME vardır...

Üstün vasıflara sahip olmayanların DEVLET kademelerinde yükselmelerine, hele ülkenin idaresinde söz sahibi olmalarına asla izin verilmez!...

HAİN, SUÇLU, ARTNİYETLİ, BECERİKSİZ, SECİYESİZ, KARAKTERSİZ, AHLAKSIZ kişiler elenir, ayıklanır.

Milletvekilleri arasında bu ayıklamaya engel teşkil eden "dokunulmazlık" zırhı, CUMHURİYET'te yoktur...

Yalancılar, tembeller, parazitler, hırsızlar, satılmışlar bırakınız DEVLET'İ İDARE etmeyi, ÂMİR olmayı; MEMUR bile olamazlar!..

Onlar durumlarını değiştirmedikleri sürece aşağılık birer varlık olarak görülür, toplumun en alt tabakalarına itilirler!...

Yine toplumda hiç bir kesime, hiç bir elit tabakaya imtiyaz tanınmaz!..

Yurtdışında tedavi, bedava bilet, okul süresinin hizmete sayılması, vergiden muafiyet, beleş lojman, yurtdışında müşavirlik, emekli olunca koruma ve otomobil gibi millet vicdanında yara açan imtiyazlar hiç bir kişiye tanınmaz.

CUMHURİYET'te PARTİ şart değildir!.. (parti, fırka, hizip hep BÖLÜNME-AYRI OLMA anlamı taşır)

Şart olan MİLLİ HAKİMİYET'in şu veya bu şekilde yönetenler üzerinde DENETİM ve MEŞVERET fonksiyonunu ifa etmesidir... 

Parti amaç değil, araçtır.

Eğer PARTİ varsa, asla "biz-siz" ayırımına girmemelidir!..


Sadece ülkenin daha iyi idare edilmesi için, kendisinin daha iyi projeler hazırladığını, daha iyi elemanları aday gösterdiğini halka anlatmalıdır

Yani PARTİ halkın karşısına çıkarmadan önce, adaylarını kendisi ELEME'ye tabi tutar...

Dürüst, namuslu, akıllı, çalışkan, tahsilli kimseleri üye olarak alır.

Bunları TARİH, DİL, İKTİSAT, SOSYOLOJİ, TAKTİK, STRATEJİ, MİLLİ SİYASET, PROTOKOL, ULUSLARASI İLİŞKİLER, HİTABET, SIR SAKLAMA konularında yoğun bir eğitime tabi tutar...

Ancak başarılı olanlara görev ve parti kadrolarında yükselme imkânı verilir.

Geldiği mevkii hazmedemeyen veya görevini suistimal edenler derhal ayıklanır.

Bu, partilerin ASLÎ görevidir.

Eğer partiler böyle bir ELEME'yi yapmaz ise, kaç tane parti olursa olsun, halkın karşısına hep ahâaksız, beceriksiz, üçkâğıtçı adaylar çıkacağı için; oylar MİLLET'İN TERCİHİ'ni yansıtmayacaktır...

Seçimden sonra "halk bize oy verdi" diye AKLINA ESENİ YAPMAK, belki "Batı usulü demokrasi" olur ama, CUMHURİYET olmaz!..

Yani "demokrasilerin vazgeçilmez unsuru" diye yutturulan PARTİLER ANCAK ve SADECE MİLLET'İN KARŞISINA EN MİLLİYETÇİ, EN SECİYELİ, EN BİLGİLİ, EN AHLÂKLI, EN FEDAKÂR İNSANLARI ADAY OLARAK ÇIKARIRLARSA; SİYASİ BİR KURUM HÜVİYETİ KAZANIRLAR!...

Yoksa MAFYA TEŞKİLATI'ndan farkları kalmaz!..

Şimdi sadece bizi idare edenlere değil; ortalıkta dolaşan bütün "demokrasi havarileri"ne bir bakın. Bu tarife uyan kaç kişi var?..

Yok!..


Çünkü EĞİTİM'in herkes için geçerli olduğu, kişinin mevki ve sorumlulukları yükseldikçe daha fazla EĞİTİM'e muhtaç olduğu gibi bir anlayış, hiç bir partinin tüzüğünde yer almaz...

Halbuki ATATÜRK tek parti döneminde bile TÜRK OCAKLARI'nı, HALKEVLERİ'ni bu amaçla devreye sokmuş, en ücra köşelere bile ulaşmaya çalışmıştı...

Kadro dergisi ile hem parti, hem de DEVLET kademelerine yetişkinlerden eleman eğitmeyi amaçlamıştı...

O dönemdeki milletvekili ve memur kalitesi öyle yüksekti ki, şimdiki milletvekilleri yanlarında "odacı" statüsünde bile yer alamazdı.

Burada bir hatıramızı nakletmek isteriz...

Bir toplantıda bir kendini bilmezin "LİON yalan söylemez" diye övündüğünü gördük!..

Bu kişi İNSAN olarak yalan söylemekten utanmıyor!.,

TÜRK olarak yalan söylemekten utanmıyor...

MÜSLÜMAN olarak yalan söylemekten utanmıyor da, "doğru"yu ancak HIRİSTİYAN BATI ÖRGÜTLENMESİ'nin MASONLUK ÖN EĞİTİMİ aracı olarak kullandığı "LİON" derneğine üye olduktan sonra bulmuş, utanmaya başlamış!..

Sevsinler!..

İşte biz demokrasi budalalarını, bu kendini "arslan" zanneden sıçan yavrusuna benzetiyoruz...

Adam TÜRK olarak milletine refah veremiyor.

MÜSLÜMAN olarak onun hakkını koruyamıyor.

CUMHURİYET gelmiş, doğru yolu bulamıyor da, şaşı gözlerini BATI'ya dikmiş, DEMOKRASİ gelirse işler tıkırında gidecek sanıyor!..

Bizim ilerlememiz, MUASIR MEDENİYET SEVİYESİ'ne ulaşmamız, zengin ülkeleri geçmemiz böyle "lion"lar, "rotaryen"ler, uyduruk "insan hakları", "özelleştirme" filan ile değil; ancak ve ancak AHLÂK REFORMU ile mümkündür!..

Eğer AHLÂKLI İNSAN yetiştirmezsek, özelleştirdiğiniz kurumlar üçkâğıtçıların eline geçer.

Avukatlar para aldığı için kaatilleri, hırsızları suçsuz gösterir!..

Doktorlar para almak için gerekmediği halde insanı bıçak altına yatırır,

Öğretmen rüşvetle not verir!

Asker kaçakçıyla işbirliği yapar, hatta kendisine emanet edilen silahları çalıp satar, politikacı da ülkesini!..

Çoğu kimsenin bilmediği husus, biz SALTANAT'ı kaldırıp CUMHURİYET'i kurduğumuz zaman AVRUPA'da sadece İKİ ülkede CUMHURİYET olduğudur!..

Yani ATATÜRK, BATI'ya benzemek için CUMHURİYET'i getirmedi...

Üstelik SALTANAT'ı kaldırır kaldırmaz da CUMHURİYET'i ilan etmedi...

Arada tam bir yıl boşluk vardır...CUMHURİYET'i açıklarken de "Bu sistemin BATILILAR'a örnek olacağını" söyledi!..Yukarda verdik...

Onun için biz "DEMOKRAT" olmaktan istifa ettik!.. 

DEMOKRASİ istemiyoruz, BATI STANDARTLARI istemiyoruz!...

"YÜKSELEN EVRENSEL DEĞERLER" palavrasını da yutmayız!..

Biz TÜRK olmayı.

MÜSLÜMAN olmayı

Ve CUMHURİYET'i istiyoruz!..

Çünkü bunların üçü de AHLAKLI KAMİL İNSAN'ı hedefler!..

ATATÜRK de bunu dile getirmiş...

"-Biz TÜRK'üz... Her mânâsıyla TÜRK'üz... İşte o kadar... Bize İYİ MÜSLÜMAN olmak yeter. (16.3.1923)
Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK"


Ve çok önemli bir hususu eklemiş: Devletler ve milletler ZENGİN ve KALKINMIŞ olabilirler...

Ancak AHLAK ile teçhiz edilmemiş fertlerden oluşan toplumlar ne kadar kudretli görünürlerse görünsünler, FEYZ sahibi olamazlar!..

Nasıl ki, AHLAK ve FEYZ sahibi orta halli bir öğretmen, esrar satan zengin kabadayıdan daha makbulse; ve geleceği daha aydınlık ise; AHLAK sahibi milletler geleceğe, zengin ve dejenere olmuş milletlerden daha umutla bakmaktadırlar.

      Özkan BOSTANCI
http://ozkanbostanci.blogcu.com/
--
              ..::CTO::..
..::CiHAN TÜRK OLSUN::..
http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun?hl=tr
--
Düşmanım, düşmanlığından vazgeçinceye kadar, ben de onun amansız düşmanıyım.
Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK
--
"TÜRK MİLLİYETÇİLERİ ÜLKEMİZİN VE TÜRK DÜNYASININ AYDINLIK VE GÜZEL YARINLARININ SİGORTASIDIR." (Özkan BOSTANCI)
--
Bu mesajı yalnız kaynağı ile kullanabilir veya çoğaltabilirsiniz.

Allowed  either use or coppy this message as its source.

Copyright © 2007 - 2009 CiHAN TÜRK OLSUN Corporation

© Özkan BOSTANCI

unread,
Oct 30, 2010, 5:51:43 PM10/30/10
to © ..::CTO..:: ..::CiHAN TÜRK OLSUN::..
CUMHURİYET AHLÂK REJİMİDİR!..

MİLLETLER ÜZÜNTÜ, TASA BİLMEMELİDİR! Şeflerin vazifesi hayatı sevinç ve arzu ile karşılamak hususunda milletlerine yol göstermektir. (11.12.1923)

- CUMHURİYET, SERBESTİ-Yİ EFKÂR taraftarıdır. SAMİMİ ve MEŞRU olmak şartıyla, her fikre hürmet ederiz. Her KANAAT bizce muhteremdir. (11.12.1923)

Efkâr-ı umumiye gibi gösterilmek istenilen sun'i fikirler, en nihayet HUSUSİ FİKİRLER gibi mütalâa olunabilir. Fakat idare-i umumiyede lazım-ül-ittiba düsturlar mahiyetinde telakki edilemezler. (5.1.1925)

CUMHURİYET, FAZİLET-İ AHLAKİYE'ye müstenit bir idaredir. CUMHURİYET, fazilettir. CUMHURİYET FİKREN, İLMEN, BEDENEN KUVVETLİ ve YÜKSEK muhafızlar ister. (14.10.1925)
Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK

Elbette ki, HALKIN SÖZÜNE İTİBAR ETME'nin en iyi temsilcisi ATATÜRK'tür.

ATATÜRK CUMHURİYETÇİ'dir!..

TÜRK İNSANI'nı zaten DEMOKRAT görür.

Onu "demokratlaştırmak" gibi bir derdi yoktur.,,

BATILILAR onun anladığı DEMOKRAT OLMA'nın daha "D"sine bile ulaşamamışlardır!..

O, böyle üstün vasıflı bir MİLLET'e CUMHURİYET'ten başka rejimi lâyık görmez.

Nedir CUMHURİYET'in TEMEL PRENSİPLER'i?..

Birincisi MİLLET İŞLERİ'ni MİLLET'in KARARLARI'na uygun yapmaktır!..

Bu KARARLAR her zaman oyla, referandum ile ortaya çıkmamış olabilir.

Ama GERÇEK bir DEVLET ADAMI, MİLLET'İN DUYGULARI'nı sezer,

MİLLET'in ne istediğini bilir.

Bilmeyene de zaten DEVLET ADAMI denmez!..

Öyleleri CUMHURİYET sistemi içinde YÖNETİCİ KADRO'da zaten yer alamaz.

Şimdi elinizi vicdanınıza koyup cevap verin:

- Bu MİLLET, HIRİSTİYAN BATI DÜNYASI'na bu kadar yakın olmak istiyor mu?..

AVRUPA BİRLİĞİ'ne girmek istiyor mu?..

Özelleştirmeyi, yabancıya toprak satışını uygun görüyor mu?..

Yurdumuzda gavur sermayesinin, gavur mallarının yerli sanayii silip süpürmesine seviniyor mu?..

Azerbaycan yerine Ermenistan'a yiyecek yardımı yapıp ta, buna "komşusu açken kendi tok yatan müslüman değildir" diye kılıf bulan Demirel'i.

"AB'nin yolu Diyarbakır'dan geçer" diyen Mesut Yılmaz'ı.

"Ben ülkeyi pazarlamakla mükellefim" diyen Erdoğan'ı.

"Büyük Ortadoğu Projesi'nde ABD ile birlikte hareket ediyoruz" diyen Erdoğan-Gül'ü destekliyor mu?..

MİLLET'in bu konulardaki duygularını bilmek için, DEVLET ADAMI olmaya gerek yok, TÜRK OLMAK yeter!..

DEMOKRASİ diye ortalığı toza dumana boğanlar, taklit ettikleri BATI dünyasındaki gibi, neden bu konuları MİLLET'e sormazlar?..

Sormazlar, çünkü aslında onlar da bilirler MİLLET'İN DUYGULARI'nın ne yönde olduğunu!..


Ve MİLLET'LE YÜZLEŞMEKTEN KORKARLAR!

İkincisi, CUMHURİYET'te FİKİR SERBESTİYETİ vardır!

Ama bu FİKİR SERBESTİSİ, DEMOKRASİ'de olduğu gibi iyi-kötü, yerli-yersiz her şeyin söylenmesi anlamına gelmez!..

Bir defa FİKR'in SAMİMİ, DOĞRU ve MEŞRU olması gerekir...

MİLLET'İN DUYGULARI'na UYGUN, ve KARARLAR'ına SAYGILI olması gerekir.

Yani CUMHURİYET rejiminde FAİZ'e çatarken, FAİZ'le zengin olmak yoktur!

MİLLET'in ekmeğini yerken, MİLLET'i bölmek yoktur! Çünkü MİLLET'in bu konulardaki DUYGUSU ve KARARI açıktır.

Aynı şekilde, asker vurmayı öven bir dergi, "basın özgürlüğü" adına yayınına devam edemez!

Bu, MEŞRU olmadığı gibi, İNSANÎ de değildir!..

Bir de elindeki BASIN-YAYIN imkânlarını kullanarak kendi fikirlerini "kamuoyunun tercihi" gibi yutturmaya çalışanlar vardır...

ATATÜRK bu gibi sun'i fikirlere ancak "şahsi görüş" kadar değer verilmesini söyler... Onlara uyma mecburiyetini duymaz!..

Kısacası CUMHURİYET, demokrasinin "dalağını yarmaz".

HAK, VAZİFEDEN AYRI DÜŞÜNÜLMEZ!...


DEVLET KÜÇÜK DÜŞÜRÜLEMEZ!..

VERMEDEN BİR ŞEY ALINAMAZ!..


TÜRKLER'İN MÜSAMAHAKÂR KARAKTERİ, RUHEN DEMOKRAT OLUŞU, KENDİ ALEYHİNE KULLANILAMAZ!..

Üçüncüsü, CUMHURİYET AHLÂK REJİMİDİR!..

CUMHURİYET ancak;

SAMİMİ...

ÜSTÜN FİKİRLİ...

ÜSTÜN AHLÂKLI...

İLİM SAHİBİ...

BEDENEN SAĞLIKLI...

Ve son derece ÇALIŞKAN insanlar elinde yeşerir...


MEMLEKET'i ancak bunlar idare edebilir, DEVLET ancak böyle insanlara teslim edilebilir.

Yani CUMHURİYET'te SEÇİM değil, ELEME vardır...

Üstün vasıflara sahip olmayanların DEVLET kademelerinde yükselmelerine...

Hele ülkenin idaresinde söz sahibi olmalarına asla izin verilmez!...

HAİN...

SUÇLU...

ARTNİYETLİ...

BECERİKSİZ...

SECİYESİZ...

KARAKTERSİZ...

AHLAKSIZ kişiler elenir...

Ayıklanır.


Milletvekilleri arasında bu ayıklamaya engel teşkil eden "dokunulmazlık" zırhı, CUMHURİYET'te yoktur...

Yalancılar...

Tembeller...

Parazitler...

Hırsızlar...

Satılmışlar;

Bırakınız DEVLET'İ İDARE etmeyi...

ÂMİR olmayı...

MEMUR bile olamazlar!..

Onlar durumlarını değiştirmedikleri sürece aşağılık birer varlık olarak görülür, toplumun en alt tabakalarına itilirler!...

Yine toplumda hiç bir kesime, hiç bir elit tabakaya imtiyaz tanınmaz!..

Yurtdışında tedavi, bedava bilet, okul süresinin hizmete sayılması, vergiden muafiyet, beleş lojman, yurtdışında müşavirlik, emekli olunca koruma ve otomobil gibi millet vicdanında yara açan imtiyazlar hiç bir kişiye tanınmaz.

CUMHURİYET'te PARTİ şart değildir!.. (parti, fırka, hizip hep BÖLÜNME-AYRI OLMA anlamı taşır)

Şart olan MİLLİ HAKİMİYET'in şu veya bu şekilde yönetenler üzerinde DENETİM ve MEŞVERET fonksiyonunu ifa etmesidir... 

Parti amaç değil, araçtır.

Eğer PARTİ varsa, asla "biz-siz" ayırımına girmemelidir!..

Sadece ülkenin daha iyi idare edilmesi için, kendisinin daha iyi projeler hazırladığını, daha iyi elemanları aday gösterdiğini halka anlatmalıdır

Yani PARTİ halkın karşısına çıkarmadan önce, adaylarını kendisi ELEME'ye tabi tutar...

Dürüst, namuslu, akıllı, çalışkan, tahsilli kimseleri üye olarak alır.

Bunları;

TARİH...

DİL...

İKTİSAT...

SOSYOLOJİ...

TAKTİK...

STRATEJİ...

MİLLİ SİYASET...

PROTOKOL...

ULUSLARASI İLİŞKİLER...

HİTABET...

SIR SAKLAMA konularında yoğun bir eğitime tabi tutar...

Ancak başarılı olanlara görev ve parti kadrolarında yükselme imkânı verilir.

Geldiği mevkii hazmedemeyen veya görevini suistimal edenler derhal ayıklanır.

Bu, partilerin ASLÎ görevidir.

Eğer partiler böyle bir ELEME'yi yapmaz ise;

Kaç tane parti olursa olsun, halkın karşısına hep ahlaksız, beceriksiz, üçkâğıtçı adaylar çıkacağı için;

Oylar MİLLET'İN TERCİHİ'ni yansıtmayacaktır...

Seçimden sonra "halk bize oy verdi" diye AKLINA ESENİ YAPMAK, belki "Batı usulü demokrasi" olur ama;

CUMHURİYET olmaz!..

Yani "demokrasilerin vazgeçilmez unsuru" diye yutturulan PARTİLER ANCAK ve SADECE MİLLET'İN KARŞISINA;

EN MİLLİYETÇİ...

EN SECİYELİ...

EN BİLGİLİ...

EN AHLÂKLI...

EN FEDAKÂR...

İNSANLARI ADAY OLARAK ÇIKARIRLARSA; 

SİYASİ BİR KURUM HÜVİYETİ KAZANIRLAR!...

Yoksa MAFYA TEŞKİLATI'ndan farkları kalmaz!..

Şimdi sadece bizi idare edenlere değil; ortalıkta dolaşan bütün "demokrasi havarileri"ne bir bakın. 

Bu tarife uyan kaç kişi var?..

Yok!..


Çünkü EĞİTİM'in herkes için geçerli olduğu, kişinin mevki ve sorumlulukları yükseldikçe daha fazla EĞİTİM'e muhtaç olduğu gibi bir anlayış, hiç bir partinin tüzüğünde yer almaz...

Halbuki ATATÜRK tek parti döneminde bile TÜRK OCAKLARI'nı, HALKEVLERİ'ni bu amaçla devreye sokmuş, en ücra köşelere bile ulaşmaya çalışmıştı...

Kadro dergisi ile hem parti, hem de DEVLET kademelerine yetişkinlerden eleman eğitmeyi amaçlamıştı...

O dönemdeki milletvekili ve memur kalitesi öyle yüksekti ki, şimdiki milletvekilleri yanlarında "odacı" statüsünde bile yer alamazdı.

Burada bir hatıramızı nakletmek isteriz...

Bir toplantıda bir kendini bilmezin "LİON yalan söylemez" diye övündüğünü gördük!..

Bu kişi İNSAN olarak yalan söylemekten utanmıyor!.,

TÜRK olarak yalan söylemekten utanmıyor...

MÜSLÜMAN olarak yalan söylemekten utanmıyor da;

"Doğru"yu ancak HIRİSTİYAN BATI ÖRGÜTLENMESİ'nin MASONLUK ÖN EĞİTİMİ aracı olarak kullandığı "LİON" derneğine üye olduktan sonra bulmuş, utanmaya başlamış!..

SEVSİNLER!..

İşte biz demokrasi budalalarını, bu kendini "arslan" zanneden SIÇAN yavrusuna benzetiyoruz...


Adam TÜRK olarak milletine refah veremiyor.

MÜSLÜMAN olarak onun hakkını koruyamıyor.

CUMHURİYET gelmiş doğru yolu bulamıyor da;

ŞAŞI gözlerini BATI'ya dikmiş, DEMOKRASİ gelirse işler tıkırında gidecek sanıyor!..


Bizim ilerlememiz, MUASIR MEDENİYET SEVİYESİ'ne ulaşmamız, zengin ülkeleri geçmemiz böyle "lion"lar, "rotaryen"ler, uyduruk "insan hakları", "özelleştirme" filan ile değil;

Ancak ve ancak AHLÂK REFORMU ile mümkündür!..


Eğer AHLÂKLI İNSAN yetiştirmezsek, özelleştirdiğiniz kurumlar üçkâğıtçıların eline geçer.

Avukatlar para aldığı için kaatilleri, hırsızları suçsuz gösterir!..

Doktorlar para almak için gerekmediği halde insanı bıçak altına yatırır,

Öğretmen rüşvetle not verir!

Asker kaçakçıyla işbirliği yapar, hatta kendisine emanet edilen silahları çalıp satar, politikacı da ülkesini!..

Çoğu kimsenin bilmediği husus;

Biz SALTANAT'ı kaldırıp CUMHURİYET'i kurduğumuz zaman AVRUPA'da sadece İKİ ülkede CUMHURİYET olduğudur!..


Yani ATATÜRK, BATI'ya benzemek için CUMHURİYET'i getirmedi...

Üstelik SALTANAT'ı kaldırır kaldırmaz da CUMHURİYET'i ilan etmedi...

Arada tam bir yıl boşluk vardır...

CUMHURİYET'i açıklarken de "Bu sistemin BATILILAR'a örnek olacağını" söyledi!..

Yukarda verdik...

Onun için biz "DEMOKRAT" olmaktan istifa ettik!.. 

DEMOKRASİ istemiyoruz, BATI STANDARTLARI istemiyoruz!...

"YÜKSELEN EVRENSEL DEĞERLER" palavrasını da yutmayız!..

Biz TÜRK olmayı.

MÜSLÜMAN olmayı

Ve CUMHURİYET'i istiyoruz!..

Çünkü bunların üçü de AHLAKLI KAMİL İNSAN'ı hedefler!..

ATATÜRK de bunu dile getirmiş...

"-Biz TÜRK'üz... Her mânâsıyla TÜRK'üz... İşte o kadar... Bize İYİ MÜSLÜMAN olmak yeter. (16.3.1923)
Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK"


Ve çok önemli bir hususu eklemiş: Devletler ve milletler ZENGİN ve KALKINMIŞ olabilirler...

Ancak AHLAK ile teçhiz edilmemiş fertlerden oluşan toplumlar ne kadar kudretli görünürlerse görünsünler, FEYZ sahibi olamazlar!..

Nasıl ki, AHLAK ve FEYZ sahibi orta halli bir öğretmen, esrar satan zengin kabadayıdan daha makbulse...

Ve geleceği daha aydınlık ise...

AHLAK sahibi milletler geleceğe, zengin ve dejenere olmuş milletlerden daha umutla bakmaktadırlar.

      Özkan BOSTANCI


--
Hiç bir "TÜRK"ün bu dünyadaki görevi sona ermez!..
Sadece ölürken bu vazifeyi bir başka "TÜRK"e devreder.
Bu bir "BAYRAK YARIŞI"dır!..
Sonradan gelen bayrağı daha ileri bir "BURÇ"a dikmekle yükümlüdür.
Bu bir "ÜLKÜ"dür!..
Her "TÜRK"ün son nefesi göklere ulaşırken;
"TÜRK MİLLETİ'NİN ÖLÜMSÜZLÜĞÜ"nün bir nişanesi olarak bir başka "TÜRK"e nefes olur.
"TÜRK" milliyetçileri, ülkemizin ve "TÜRK DÜNYASI"nın aydınlık ve güzel yarınlarının sigortasıdır.
     Özkan BOSTANCI
http://ozkanbostanci.blogcu.com/

            ..::CTO::..
..::CiHAN TÜRK OLSUN::..
http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun?hl=tr
--
Bu mesajı yalnız kaynağı ile kullanabilir veya çoğaltabilirsiniz.
Allowed  either use or coppy this message as its source.
Copyright © 2007 - 2010 CiHAN TÜRK OLSUN Corporation
CUMHURİYET AHLÂK REJİMİDİR - Özkan BOSTANCI.docx
Cumhuriyet.jpg
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages