Merhaba
Nasılsınız, sanırım fuar yoğunluğu vardır bugünlerde. Bugün son gün, benim koşullarım açısından fuara gidebilmem için zaman hiç uygun olamadan fuar bitti. Annem rahatsız ve çok da zaman kalmıyor bana, sıklıkla onun yanına gidiyorum. İmza gününüzün olduğu gün gelebilmeyi çok arzu ettim . En çok da sizlerle tanışmak için gelebilmek istemiştim ama şartlarım o gün hiç mümkün değildi. Bir gün gerçekten tanışıp sohbet edebilmek isterim sizlerle. Bir yeriniz var mı ziyaret edebileceğim.
Bu arada Yeniyazının son sayısında Rilke çevirisinden hemen sonraya yerleştirdiğiniz İlhan Berk günlüklerinde o tarihlerde az olan Rilke çevirilerinden söz etmesinin dergide aynı sayıda ve peşpeşe denk gelmesi (sanırım getirilmesi demeliyim ) bilmem nasıl anlatayım bir şekilde beni çok mutlu etti. iyi ki o şiir çevirisi ile uğraşmışım gibi bir duygu oluşturdu içimde.
Bu sayınız için de Danimarkalı şair Niels Hav'dan bir çeviri çalışıyorum. Arada dinlendirip bekletmiştim ilk fırsatta tekrar üzerinden geçip size göndereceğim ama ondan başka bir konu daha vardı. Düşün yazıları yazan Nilgün Aras'ın şiirleri de çok ilginçtir. Ve size onlardan Yeniyazı için de uygun düşeceğini düşündüğüm iki şiir seçeceğim demiştim bir konuşmamızda. tarih olarak da Yeniyazının 11. sayısı çıktıktan 15 gün sonrası gibi uygun olur demiştik. Sanıırm şimdi uygun zamanlama. henüz bir tane gönderiyorum. Bir rahip Bin Kere Ölse isimli şiiri bana uygun göründü. Aldıktan sonra ya da artı ya da eksi yayımlanma durumu netleştikten sonra konuşabilirsek sevinirim.
Sevgilerimle
Aynur
-------------------------
bir rahip
bin kere ölse
ben hiç aynı
kiremide koymadım ikimizi
birimiz
serçe birimiz yuva demedim örneğin
içimden
içimden ağladım ama sana değil
her bulutlu
günde dalgınlıkla
boğazımıza
yağmur takıldığı için
sen değilsin
içimdeki isyan
öfkeye dair
hiçbir şey değilsin
ya da
kırgınlığa bağlanan
aklı
başından gitmiş bir sorusun
seninle aynı
caddede
yürüyen
güzel kadın kollarının
niye boynuna
dolanmadığını soran
şöyle benzer
ben toprak
ağasıyım aşkın
ağalar
toprağından
ağalar
suyundan
ağalar
huyundan kaybeder
köylüsü
heybesini alıp gittiği zaman
kıvanç
kıvanç
diye
ünlerdik
ikimizdik
kıvancın kır
böceği değil
aşk olduğunu
bilmeyen
çocuktuk ve
sadece koşardık
sevgilim biz
koşardık
uçabilen her
kanadın peşinden
ah, ne kadar
canlısın
elimde
kanıtım yok
öldüğünü
ileri sürenlere karşı
birden
aklıma geliyor
ben hep
kestirmeden giderim
bu yüzden
hiç karşılaşmıyoruz seninle
ben hiç aynı
piramide koymadım ikimizi
ne kadar
şanslıyız demedim örneğin
ölse yine
ölse yine ölse ne fark eder
bir rahip
var bin kere ölse
ruhu her
seferinde Nil’e gider
Nilgün Aras