Dünya Barış Gününüz Kutlu Olsun

3 views
Skip to first unread message

nursen gorsen

unread,
Sep 1, 2008, 5:23:31 PM9/1/08
to GORSELDI...@googlegroups.com, se...@googlegroups.com, neden...@googlegroups.com, kapsam...@googlegroups.com, art...@googlegroups.com, sanat...@googlegroups.com, ceki...@googlegroups.com, Resim...@googlegroups.com, resimd...@googlegroups.com, resim...@googlegroups.com, kultu...@birgun.net, sanat...@googlegroups.com, gibiya...@googlegroups.com, liberal-i...@googlegroups.com, Konak...@isbank.com.tr, ouz...@yahoo.com, ensemble...@gmail.com, fridas...@gmail.com, in...@agoraizmir.com, fotot...@googlegroups.com, in...@galeriartist.com, a...@gallerygora.com, oburs...@googlegroups.com, se...@yahoogroups.com

Yaşanılan dünyada devletler barışa karşı suç işlemeyi olağan hale dönüştürdü… Savaşsız bir dünyayı özlerken; kavgasız, çatışmasız ilişkiler, kendisiyle barışık insanlık ve sömürüsüz, barış içinde bir dünya dileğiyle...

2008-09-0 1- Nurşen Görşen

 

(1 Eylül "Dünya Barış Günü"nü dünyada bizden başka kimse kutlamıyor...  BM tarafından ilan edilen "Uluslararası Barış Günü" diğer ülkelerce 21 Eylül tarihinde kutlanıyor.)

 

"Yurtta barış, dünyada barış"

M. Kemal ATATÜRK

 

 

 

 

engorsenab


BARIŞI ARARKEN

 

Yaşama sarılmışken kaçar insan

Onu var eden denklemlerden

Zalimin ağlattığı

Cehenneme dönüşen dünyalarda

Çatışmasız ilişkilerdir aradığı

Ve savaşsız bir dünya

 

Gözlerin anlattığı bataklıktan

Yüzleştiği ateşi alır götürür

Kaçar kendi varlığından bile

Kendiyle barışık insanlığın

var olmayan sığınağında

Sömürü ve savaşı yok kılar

 

Nurşen Görşen

 

 

Cdefklmnpr

 

 

Barış Koyun Çocukların Adını

 

Oyunu sever bütün çocuklar

Birdirbir, uzun eşek, körebe

Bu yüztden anlamı aynıdır, değişmez

Oyun sözcüğünün halkların dilende

 

(Oyun koyun çocukların adını)

 

savaşa karşıdır bütün çocuklar

kışın: kar altında her sabah

tükenip erise de solgun nefesi

yazın: göğsü sırmalı fabrikalarda

çarkları döndürse de yoksul alevi

savaşa karşıdır bütün çocuklar

nice ölümlerden geçmişlerdir

nice rüzgarlar içmişlerdir

gelincik tarlası çocuklar

 

(Emek koyun çocukların adını)

 

Gökyüzünün penceresinden şimdi

Bir kuş havalansa

Kanat çırpışlarında

Hayatın yağmalanmış sevinci

-Kuş uçar rüzgar kalır

 

(Sevinç koyun çocukların adını)

 

uzay denizlerinde şimdi

bir balık ağlasa

gözyaşı billurlarında

yüz bin umut kıvılcımı

-Alev uçar nazar kalır

 

(Umut koyun çıocukların adını)

 

Çocuk bahçelerinde şimdi

Bir çiçek açsa

Hüzün sevince dönüşür

Sevinç çiçeğe

-Ölüm uçar çocuklar kalır

 

(Mutluluk koyun çocukların adını)

 

Barıştan yanadır bütün çocuklar

Sabah: kuşatılmış bir toplama kampında

Ayrılığın tetiğini okşasa da elleri

Akşam: yıldızların mor orağıyla

Sessizliği devşirse de yetim öksüz sesi

Barıştan yanadır bütün çocuklar

Nice çığlık emmişlerdir

Nice korku gezmişlerdir

Yürekten hisli sevmişlerdir

Güvercin harmanı çocuklar

 

(Devrim koyun çocukların adını)

 

Barışı sever bütün çoc uklar

Bextaş, saklambaç, elim sende

Bu yüzden anlamı aynıdır, değişmez

Barış sözcüğünün halkların dilinde

 

(Barış koyun çocukların adını)

 

Refik Durbaş

 

 

tuvyzwxhj

 

 



--


.๑ø۩۞۩ø๑Nurşen.Görşen๑ø۩۞۩ø๑.
www.gorseldil.com
barisi-ararken.jpg
nursengorsen-siir25.jpg
dunya_baris_gunu.jpg

nursen gorsen

unread,
Sep 1, 2008, 6:48:56 PM9/1/08
to GORSELDI...@googlegroups.com, se...@googlegroups.com, neden...@googlegroups.com, kapsam...@googlegroups.com, art...@googlegroups.com, sanat...@googlegroups.com, ceki...@googlegroups.com, Resim...@googlegroups.com, resimd...@googlegroups.com, resim...@googlegroups.com, kultu...@birgun.net, sanat...@googlegroups.com, gibiya...@googlegroups.com, liberal-i...@googlegroups.com, Konak...@isbank.com.tr, ouz...@yahoo.com, ensemble...@gmail.com, fridas...@gmail.com, in...@agoraizmir.com, fotot...@googlegroups.com, in...@galeriartist.com, a...@gallerygora.com, oburs...@googlegroups.com, se...@yahoogroups.com



Sayın Atalay Hocam, değerli paylaşımlarınız için teşekkür ederiz.

Takvimin tüm yapraklarını eşitlik, özgürlük ve adaletle boyadım ve savaşın adına yaşam dedim.
İçtenlikle.
nursen gorsen



02 Eylül 2008 Salı 00:41 tarihinde atalay girgin <atalay...@hotmail.com> yazdı:

Savaş sürekliyken bir yanılsamadır barış

 

Atalay GİRGİN*

                                                                

                                                                                              Bir Eylül Dünya Barış Günü

                                                                    Takvimde yalnızca bir yapraktır.

 

 Savaş ve barış... Hangisi gerçektir, hangisi düş?

         

Gerçek, bilincimizden bağımsız ve onun dışında var olandır. Düş olanın, düşlenenin ise, istenen ya da korkulan anlamında, varlığı da yokluğu da düşünmemize bağlıdır. Tıpkı barış gibi... Ama gerçek olan, düşünülmediği, görmezlikten gelindiği için yok olmaz; o, değişip dönüşse de hep var olur. Ta ki, yenilip, varlık koşullarıyla birlikte yok edilinceye dek. Tıpkı savaş gibi...

                     

Barış; eşitlik, özgürlük ve adaletle varolabilir. Savaş ise, eşitsizlik, adaletsizlik ve tahakkümle... Gerçek olan ikincisidir; düşse, ilki... Tarihsel ve güncel anlamıyla; barışın, insan için, zamansal ve mekansal gerçekliğini yitirip, düşselleştiği an, savaşın da gerçeklik kazandığı andır.

 

 O an ki, bir insanın bir başkasını, herhangi bir nedenle ve herhangi bir biçimde, ekonomik, sosyal, siyasal, dinsel ya da cinsel tahakkümüne aldığı andır. O andan beridir ki, "hükmü tarih" kılınmıştır barışın; savaşınsa, "hükmü meri"...

                    

 Savaşın varlık koşullarıyla birlikte hükmünü sürdürdüğü dünyada, barış, düşten gerçeğe dönüşmez. Çünkü, savaş ve barış aynı anda var olamaz. 

                    

 Savaş, varlık koşulları ortadan kaldırılmadıkça, süreklidir. İster sınıfsal, toplumsal, isterse devletler arası olsun, savaşın sürekliliğinde, barış da bir yanılsamadır. Çünkü bu 'barış', savaşın, olağan yol ve yöntemlerle sürdürülebilen  görünümlerinden birine verilen, addır sadece.

                      

 Bir şeyin adını telaffuz etmekle, ona sahip olmayı aynı şey sanan insan, kendi yanılsaması yetmezcesine, bir de etki gücüne, konumuna bağlı olarak, bilinçli ya da bilinçsizce, başka insanların  da yanılsamalarının nedeni ve kaynağı haline gelir. Ki bunun, bir düşünüş, söyleyiş ve eyleyiş biçimi olarak, genelin bilinç haline dönüştürüldüğü koşullarda, her şey daha kolaylaşır. Örneğin: Savaş gerçekliği, barış olarak algılatılabilir; savaşın temsilcileri ya da tarafları, barışın temsilcileri olarak kavratılıp, kahramanlaştırılabilir.

                        

Unutulmamalıdır ki, bir adın varlığı, onun telaffuz edilişi, her zaman, o şeyin gerçekliğine delalet etmez.

 

                           Savaş da Barış da Efendilerindir

 

 Onbinlerce yıldır olduğu gibi, günümüzde de savaş ve barış efendilerindir, egemenlerindir. Toplumun ezilen, sömürülen ve her türden tahakküm ilişkisini yaşayan kesimleri için, efendilerin barışı, efendilerin savaşının  bir seçeneği değildir. Çünkü bu, eşitsizliğin, adaletsizliğin ve her düzeyde tahakküm ilişkilerinin, "ideolojik esir"liğe dayalı "gönüllü kulluk" temelinde, yeniden üretilmesinin ifadesidir. 

 

Kimileri, "sosyal barış" der bunun adına.  Çünkü, egemenler ve onların her soydan ve boydan temsilcisi ve işgüderi gibi, bunlar da, savaşın, başladığı ve süreklileştiği anın ve alanın; gerçek nedeninin, kaynağının, anlam ve içeriğinin kavranması ve  bilince çıkmasını engellemek isterler. Ve yine isterler ki, insanlar savaşı, sadece bombalar, kurşunlar, şarapnel parçalarıyla ölüm, kan ve barut kokusu olarak bilsinler; bunların yokluk halini ise, barış...                          

                   

Oysa, hangi düzeyde ve hangi alanda olursa olsun, efendilerin, egemenlerin savaşında ve barışında, "yarım besmeleli bir av"dır insan. Çünkü, savaşın da barışın da bedeli ona ödetilir her zaman... Ne var ki, meşru görerek ödediği her bedel, insandışılaştırır onu... 

                  

 İşte o zaman, herkes kendi "biz"inden öldürülenlere "şehit" der, ötekilerin "biz"inden olanlara ise öldürülmesi müstahak olanlar. Her türlü aşağılayıcı sıfat "ötekiler"e  yakıştırılır. Yüceltici sıfatlar ise "biz"e. "Öteki"nin ve "biz"in yanılsamalı bir bilinç hali kılınmasıyla, kendi üstü çizdirilir insana. Ölmek ve öldürmek meşrudur artık. Çünkü öldürdükçe "kahraman", öldükçe "şehit" olunacaktır. Ya insan?...

                     

"Kahraman" ya da "şehit" olmak varken, bu da soru mu şimdi? Zaten çizilmemiş miydi üstü onun?

                    

Evet! Barışın yitip, savaşın başladığı ilk günden beri üstü çizilidir insanın; o andan beridir ki, savaşsız geçen bir tek saniye bile yoktur dünyada…          

                   

 Ama ne var ki, buna savaş demiyor artık insan... Ya sen?...                                                                                                    

  

                    



·         Felsefe Öğretmeni; http://atalaygirgin.blogspot.com

 



See what people are saying about Windows Live. Check out featured posts. Check It Out!

dunya_baris_gunu.jpg
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages