nursen gorsen
unread,Sep 3, 2008, 5:32:03 AM9/3/08Sign in to reply to author
Sign in to forward
You do not have permission to delete messages in this group
Either email addresses are anonymous for this group or you need the view member email addresses permission to view the original message
to GORSELDI...@googlegroups.com, se...@googlegroups.com, neden...@googlegroups.com, kapsam...@googlegroups.com, art...@googlegroups.com, sanat...@googlegroups.com, ceki...@googlegroups.com, Resim...@googlegroups.com, resimd...@googlegroups.com, resim...@googlegroups.com, kultu...@birgun.net, sanat...@googlegroups.com, gibiya...@googlegroups.com, liberal-i...@googlegroups.com, Konak...@isbank.com.tr, ouz...@yahoo.com, ensemble...@gmail.com, fridas...@gmail.com, in...@agoraizmir.com, fotot...@googlegroups.com, in...@galeriartist.com, a...@gallerygora.com, oburs...@googlegroups.com, se...@yahoogroups.com
Saray Ressamı Zonaro'nun Gözünden İstanbul
1891
Yılında İstanbul'a Gelen ve 1896 Yılında 2. Abdülhamid Tarafından
'Saray Ressamı' Olarak Görevlendirilen Fausto Zonaro'nun Hatıratı ile
Eserleri Türkiye'de İlk Kez Sergilenecek.
1891 yılında İstanbul'a gelen ve 1896 yılında
2. Abdülhamid tarafından ''saray ressamı'' olarak görevlendirilen
Fausto Zonaro'nun hatıratı ile eserleri Türkiye'de ilk kez
sergilenecek.
Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık'tan yapılan yazılı açıklamaya
göre, 2. Abdülhamid'in devrilmesinden sonra eski kadroların tasfiyesi
sırasında unvanını kaybeden ve 1909 yılında büyük bir hayal
kırıklığıyla ülkesine geri dönen Fausto Zonaro'nun, 1924 yılında kaleme
alıp büyük bir özenle, kapağından bölümlerine, içine yerleştirilecek
görsel malzemeye kadar basılmaya hazır bir kitap halinde hazırladığı
hatıratı, ilk kez Türkiye'de yayımlanacak.
''Abdülhamid'in Hükümdarlığında Yirmi Yıl/Fausto Zonaro'nun
Hatıraları ve Eserleri'' adlı kitapta, sanatçının İstanbul'a gelişi ve
bu ülkede kaldığı yıllar boyunca yaşadıkları ve tarihsel tanıklıkları
yer alıyor.
Adolphe Thalasso'nun yazdığı, resimlerini Zonaro'nun yaptığı, 1908
yılında Paris'te yayımlanan ''Déri Sé?adet ou Stamboul, Porte du
Bonheur'' adlı kitaptaki eserlerin orijinalleri de ''Fausto
Zonaro''sergisi ile sanatseverlerle buluşacak. Sergi, 24 Eylül-1 Kasım
2008 tarihleri arasında Yapı Kredi Kültür Merkezi Sermet Çifter Salonu'nda açılacak.
Yapı Kredi Kültür Merkezi ile İtalyan Kültür Merkezi işbirliğiyle
gerçekleştirilecek serginin koordinatörlüğünü Erol Makzume ve Veysel
Uğurlu yapıyor.
-sanat haberleri-
GALATA KÖPRÜSÜ'NDE SOKAK RESSAMLIĞINDAN SARAY ODALARINAZonaro
para kazanmak için, Galata Köprüsü'nde turistlere küçük İstanbul
tabloları yapar, Elisa da çektiği sokak fotoğraflarını suluboyayla
renklendirerek ipek üzerine bastırıp, satar. Bu arada Napoli'den
dönmeden önce yaptığı son resim "Rüya Gören Kız" İstanbul'daki
diplomatların aldığı bir dergide basılınca ünü yayılmaya başlar.
Zonaro'nun en büyük hayranlarından Rus büyükelçi Nelidov ve İtalyan
büyükelçi Panza, Zonaro'yu sarayla tanıştırır. Zonaro, her cuma günü
Galata Köprüsü'nden törenle geçen Sultan Abdülhamid'in süvarilerinden
oluşan Ertuğrul Alayı'nı resmetmeye başlar ve aynı iki büyükelçi
tabloyu Sultan Abdülhamid'e sunar. tabloyu çok beğenen Abdülhamid, hem
20 altın gönderir hem de Saray Ressamı, yani "Serressam-ı Hazret-i
Şehriyari" unvanını Zonaro'ya fermanla bildirir. Zonaro'nun saray
ressamlığı Sultan Abdülhamid'in saltanatı boyunca sürer. Abdülhamid
tahttan indirilince Zonaro için de sıkıntılı günler başlar.. 1910
Martında İtalya'ya döner ve San Remo'ya yerleşir. 1929'daki ölümüne
kadar İstanbul konulu resimler yapmaya devam eder… İstanbul'a dair
anılarını da bu dönemde kaleme alır…
Bir İstanbul âşığı Fausto Zonaro
İrfan Özfatura
Türkiye 05 Mayıs 2004
Fausto, Masi beldesinde doğan bir İtalyan'dır (1854). Fakir bir ailenin
çocuğudur, okuyamaz. O da akranları gibi gidip gurbet ellerde amelelik
yapar. Temel kazar, taş taşır, harç karar. Ustalar bakarlar, çocuğun
eli yatkın, ona duvar ördürmeye başlarlar. Fausto eline mala
tutuşturanları mahçup etmez, işi tez kapar. Hatta aranılan bir usta
olur, zira o kendine has tarzı ile duvara bile karakter kazandırır,
mesleğe estetik katar. Evet Venedik ve Roma'da güzel işlere imza atar
ama her geçen gün vakit kaybettiğini hisseder, taştan harçtan sıkılmaya
başlar.
Yapılmayanı yapar...
O günün İtalyası ressam kaynar, sanatkarlar atölyelere sığmaz,
sokaklara taşarlar. Fausto da amatörce gayretlerle fırçalar, boyalar
edinir, kendi kendine desen çalışmaları yapar. Şimdi bunları birkaç
ustaya göstermeli, fikirlerini sormalıdır. Doğrusu aşağılanmaya,
kırılmaya hatta azarlanmaya hazırdır ama onu ciddiye alırlar. Mutlaka
eğitim almasını tavsiye eder, Verona'da Accademia Cignoralli'ye
yollarlar. Ardından Roma Güzel Sanatlar Akademisine devam eder ve
diplomayı alıp duvara asar. Fausto ilk sergisini İtalya'da açar ve
büyük sükse yapar. Piyasanın kurtları ona bir sır verir, "ünlü olmak
istiyorsan Paris'te çalışmalısın" tavsiyesinde bulunurlar. Fausto,
Boulevard da Cilehy'de bir atölye açar. Şan, şöhret, para, itibar, hani
bir ressama ne lâzımsa hepsini yakalar. Sıra gelir, mesleki tatmine,
artık bu âlemde iz bırakmanın hesaplarını yapar.
Öyle ya, bu saatten sonra "Paris'te güz", "Roma'da bahar" "Venedik'te
gondollar" gibi yüzlerce kez çizilmiş manzaralarla uğraşamaz. Bin bir
gece masallarını aratmayacak bir şehir bulmalı, yapılmayanı yapmalı,
çizilmeyeni çizmelidir. İyi de bu masal şehir nerededir? Kahire,
Buhara, Bağdat da olabilir ama aklına öncelikle İstanbul gelir. Edmando
de Amicis'in kitabında okuduğu gizemli şehirde ne renkler bulacaktır
kimbilir?
Zonaro bir gayret eşyasını toplar ve ilk gemiyle İstanbul'a koşar.
Tekne daha Sarayburnu önlerine vardığında da ne iyi bir iş yaptığını
anlar. Buğulu göğü delen eşsiz minareleri görünce içi içine sığmaz.
Sahile ayak bastığında gümrükçülerle kısa bir münakaşası olur, zira
bizim çocuklarımız boyaları fırçaları didikler bunların neye yaradığını
anlamaya çalışırlar. Tam sesini yükseltmeye başlamıştır ki Gümrük
Müdürü Mahmud Bey koluna girer, onu odasına götürüp okkalı bir kahve
ısmarlar. İkisi arasında sıcak bir dostluk başlar. Mahmud Bey ünlü
ressamı Salacak'taki evinde ağırlar ona nefis sofralar açar.
Hasılı Fausto Zonaro da 1850 yılında İstanbul'u mekan edinen Giovanni
Brindesi gibi "Oryantalist bir tutkuyla" Dersaadet'e gelir eşi Elisa
ile Taksim'de ahşap bir eve yerleşir. Bu şehre bayılırlar, zira nereye
baksalar fotoğraf, ne yana dönseler resimdir. Kubbeler, minareler,
çeşmeler, kayıkçılar, sakalar, sütçüler, şerbetçiler, ciğerciler,
şekerciler hepsi ama hepsi çalışmaya değer. O günlerde yüksek
kaldırımda kitabevi işleten Bay Zellich onun tablolarını vitrinin baş
köşesine yerleştirir ve satılanların (ki tanesi bir liradır) parasını
getirip eline verir.
Zonaro bir vesile ile tanıştığı Osman Hamdi Beye hayran olur. Bu
sevimli Türk onu sandalına atar, birlikte Boğaza olta salarlar. Bir
saat geçmeden teknelerini üçer kiloluk kofanalarla doldurur, balıkları
küfeyle taşır, bütün mahalleye dağıtırlar. Bu bolluk bu bereket italyan
ressamı çok sarar.
Zonaro, bir Cuma Galata Köprüsünde resmi geçit yapan Ertuğrul Süvari
Alayına rast gelir. Bunun her hafta tekrarlanan bir merasim olduğunu
öğrenince çok sevinir. Ufak ufak kâğıtlara detaylar toplar, bunları
evinde resimleştirir.
Unvanlar, madalyalar...
2. Abdülhamid Han'ın bundan haberi olur, onu saraya çağırır. Zonaro
tablosunu yanına alır ve Padişaha takdim eder. Sultan, usta bir hakkak
ve iyi bir hattat olduğu için detaylardaki özeni iyi yakalar.
Zonaro'nun renk seçimindeki, fırça vurmadadaki ustalığını çok iyi anlar
ve ona hem Mecidi nişanı takar hem de "Ressam-ı hazret-i şehriyari"
(sizin anlayacağınız saray ressamlığı) gibi cazip bir teklif yapar. Eh,
yabancı bir şehirde kendi gayretleri ile ayakta kalmaya çalışmaktansa,
Sultanın himayesinde işine bakmak daha mantıklıdır. Zonaro da onu
yapar...
Ulu Hakan, ona iyice bir maaş bağlar ve Beşiktaş Akaretler'den iki
katlı bir evi emrine açar. Zonaro bu evde hem yatar kalkar, hem de
atölyesini kurar. Burası sanat merkezi gibi olur, hatta kapısını
Recaizade Ekrem, Şevket Cenani, Winston Churchill, Adoplhe Thalasso,
Camille Flammarion, Alexander Nelidov, Ohannes B. Dadian, Max Olaf
Heckmann ve Marshall Von Bieberstein, Şehzade Abdülmecid ve Şehzade
Burhaneddin Efendi gibi ünlüler çalar…
--
.๑ø۩۞۩ø๑Nurşen.Görşen๑ø۩۞۩ø๑.
www.gorseldil.com