Herkese merhaba,
Cambridge’den Brugge’e Utrecht’ten Adalar’a doğanın ahengiyle yaşamak.
Tüm bu şehirlerde hayvanlarla birlikte yaşanıyor. Brugge sokaklarında, Cambridge çayırlarında, Utrecht kanallarında..
“Zorluk, yeni fikirler geliştirmekte değil; eski olanlardan kurtulmaktadır.”
Bu söz, Cambridge Üniversitesi King’s College’da hem öğrenci hem de öğretim üyesi olarak görev yapmış John Maynard Keynes’e ait.
İşte şimdi, tam da Keynes’in sözlerinden ilham alınarak, King’s College’de 2018’de başlayan bir dönüşüm projesiyle, 18. yüzyıldan beri süregelen ünlü “çim biçme” geleneği değiştiriliyor.
Su krizi ve azalan biyolojik çeşitlilik nedeniyle, çimle kaplı alanlar yeniden doğal çayırlara dönüştürülmeye başlandı.
Bahçeler Komitesi, Baş Bahçıvan Steve Coghill ve ekibi, danışmanlarla birlikte bu çalışmayı yürütüyor.
Amaç, geleneksel yöntemlerle karbon ayak izini azaltmak, yaban hayatını güçlendirmek ve doğal döngüyü yeniden kurmak.
Artık King’s College çayırlarında traktörler değil, atlar ve insanlar birlikte çalışıyor.
Shire atları Cosmo ve Bryn, bahçıvan ekibiyle birlikte geleneksel saman arabalarını kullanarak hasat yapıyor.
Elde edilen saman balyaları, yerel çiftçilere kışlık yem olarak veriliyor; böylece doğayla dost, kapalı bir üretim döngüsü oluşuyor.
Bu yeni ekosistem; toprağın karbon tutma kapasitesini artırıyor,
şehirdeki ısı adası etkisini azaltıyor,
kuraklığa karşı daha dayanıklı hale geliyor
ve zengin bir omurgasız topluluğuna — 130 böcek türüne — yaşam alanı sağlıyor.
Kısacası, King’s College artık yalnızca bir eğitim alanı değil,
insanla doğa arasındaki uyumun yeniden kurulduğu yaşayan bir laboratuvar.
Oysa Adalarımız da bir laboratuvar alanı; bu yaşam biçiminin en güzel örneklerinden biri…
Ama biz atlarımızı kaybettik.
Adalar, yeniden atlara, koyunlara, ineklere, tavuklara, kazlara ve eşeklere ev sahipliği yapmalı. Hayvanlarla insanların birlikte yaşayacakları en mümkün yer.
![]()
Sevgilerimizle
Derya & Nevin