Herkese merhaba,
Heybeliada Sanatoryumu’yla ilgili yıllardır süren tartışmalı süreçte yeni bir gelişme yaşandı.
Cumhuriyet tarihinin ilk modern pandemi ve verem hastanesi olarak kabul edilen Heybeliada Sanatoryumu’nun yeniden amacı dışında Diyanet İşleri Başkanlığı’na tahsis edilmesi kararı çıktı. Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tahsis için olumlu görüş verdi. Adalar Belediyesi’nin karşı oyuna rağmen karar oy çokluğuyla kabul edildi.
Daha önce yargı tarafından iptal edilen tahsis süreci yeniden gündemdeyken, sivil toplum kuruluşları ve belediye, odalar yeni bir dava hazırlığında.
1924 yılında Mustafa Kemal Atatürk’ün talimatıyla kurulan Heybeliada Sanatoryumu; yalnızca bir sağlık kurumu değil, Cumhuriyet’in kamusal sağlık anlayışının, modern mimarlık mirasının ve toplumsal hafızasının simgelerinden biri olarak görülüyor.
Peki süreç şimdi nereye gidiyor?
Sanatoryumun geleceği ne olacak?
Kamusal miras, sağlık hakkı ve ekolojik koruma açısından bu karar ne anlama geliyor?
TTB Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Benan Koyuncu bugün 14.00’te Apaçık Radyo-Dünya Mirası Adalar programında konuğumuz oluyor

Bir de İlk günden itibaren takipçisi olduğumuz ve radyomuzda sayısız programını yaptığımız Heybeliada Sanatoryum’u için Dünya Mirası Adalar Ekoloji ve Kültür derneği olarak bir Dayanışma ve Mücadele Çağrımız var.
1924 yılında Mustafa Kemal Atatürk’ün talimatıyla kurulan Heybeliada Sanatoryumu, yalnızca bir sağlık yapısı değil; Cumhuriyet’in kamucu sağlık anlayışının, modern mimarlık mirasının ve toplumsal hafızasının simgelerinden biri olarak görülüyor. Dönemin birçok edebiyatçısı, siyasetçisi ve sanatçısının tedavi gördüğü sanatoryum, hiçbir ayrım gözetmeden tüm yurttaşlara eşit sağlık hizmeti sunan yapısıyla da tarihsel önem taşıyor.
Heybeliada’nın çam ormanları içindeki özel mikro klima koşulları nedeniyle kurulan sanatoryumun bulunduğu bölge üzerine uzun yıllar bilimsel ölçümler yapıldı. Dönemin raporlarında, Heybeliada havasının dünyanın en önemli verem tedavi merkezlerinden biri olan Davos ile aynı kalitede şifalı özellikler taşıdığına dair veriler yer aldı. Çamlimanı’nın temiz havası, dengeli nem oranı ve yüksek oksijen yoğunluğunun verem tedavisine olumlu katkı sunduğu bilimsel kayıtlarla ortaya kondu. Bu nedenle Heybeliada Sanatoryumu, yalnızca Türkiye’nin değil, döneminin uluslararası ölçekte sayılı sağlık komplekslerinden biri olarak kabul edildi.
Bu süreçte Dünya Mirası Adalar Ekoloji ve Kültür derneği tarafından yapılan açıklamalarda;
* yapının modern mimarlık mirası olarak korunması ve UNESCO Dünya Mirası perspektifiyle değerlendirilmesi, * pandemiler çağında sanatoryumun yeniden kamusal sağlık ve hafıza merkezi olarak işlevlendirilmesi büyük bir toplumsal ihtiyaç,
* Çamlimanı ekosisteminin korunmasının yaşamsal önemde olduğu, böylesi bir kamusal mirasın yalnızca belirli bir kullanım alanına tahsis edilmesinin yurttaşlık hakları açısından tartışmalı olduğu,
* Yıllardır atıl bırakılan yapının bir an önce restore edilerek yeniden halkın kullanımına açılması gerektiği
* koruma kurullarını daha hassas davranmaya, tüm sivil toplum kuruluşlarını, meslek odalarını, sağlık emekçilerini, hukukçuları, karar alıcıları ve Adalar halkını ortak mücadele ve dayanışma içinde hareket etmeye çağırıyoruz.
Adalar hepimizin
🖊️ Sevgili arkadaşımız, Apaçık Radyo programcısı gazeteci Tuğba Tekerek’in yazısı: https://x.com/dw_turkce/status/2053837540587958772?s=46
🎥 Dünya Mirası Adalar’ın duyurusu:
➡️ NE OLMUŞTU:
Tartışmalı süreç ise 2020 yılında başladı. Basına yansıyan bilgilere göre sanatoryumun bulunduğu yaklaşık 200 dönümlük Hazine arazisi, “eğitim merkezi” olarak kullanılmak üzere Diyanet İşleri Başkanlığı’na tahsis edildi. Bu karar kamuoyunda geniş tepki yarattı. Sağlık örgütleri, meslek odaları ve Adalar’daki sivil toplum kuruluşları, yapının sağlık ve kamusal kullanım amacı dışında değerlendirilmesine karşı çıktı.
Bunun üzerine İstanbul Tabip Odası, TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi, TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi, İstanbul Barosu ve Türk Toraks Derneği ortak dava açtı. Dava dilekçesinde, tahsis işleminin “kamu yararına ve hukuka aykırı” olduğu savunuldu. Özellikle alanın hem “2. derece korunması gereken kültür varlığı” hem de “1. derece doğal sit alanı” statüsünde olması nedeniyle, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın uygun görüşü alınmadan işlem yapılamayacağı belirtildi.
İstanbul 14. İdare Mahkemesi 14 Haziran 2022 tarihinde tahsis işlemini iptal etti. Mahkeme kararında, ilgili tahsis yapılmadan önce Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan gerekli izin ve görüşlerin alınmadığının anlaşıldığı ifade edildi. Bu nedenle işlemin hukuka uygun olmadığına hükmedildi.
Karar daha sonra istinafa taşındı. Ancak süreç sonunda iptal kararının kesinleştiği ve tahsisin geçersiz hale geldiği yönünde haberler yayımlandı. Bu dönemde özellikle Heybeliada sakinleri, sağlık meslek örgütleri ve kent savunucuları sanatoryumun yeniden sağlık kurumu, rehabilitasyon merkezi ya da afet/pandemi hazırlık alanı olarak değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
Bugün gelinen noktada ise yeni koruma kurulu görüşlerinin alındığı ve tahsis sürecinin yeniden ilerletildiği belirtiliyor. Adalar Belediyesi’nin karşı oy kullandığı ancak kurulun oy çokluğuyla “uygun görüş” verdiği ifade ediliyor. Bu nedenle meslek örgütleri ve sivil toplum kuruluşları yeniden dava açmaya hazırlanıyor. Tartışma yalnızca bir mülkiyet ya da tahsis meselesi olarak değil; kamusal sağlık hakkı, kültürel mirasın korunması, ekolojik alanların geleceği ve kamusal alanların kullanım biçimi üzerinden yürütülüyor.
Sevgilerimizle
Derya&Nevin