Yazar: apehell
Yazı adresi: http://www.blogcu.com/apehell/32963421
KURTLAR VADİSİ - SHALOM
rn<!--rn /* Font Definitions */rn @font-facern {font-family:Wingdings;rn panose-1:5 0 0 0 0 0 0 0 0 0;rn mso-font-charset:2;rn mso-generic-font-family:auto;rn mso-font-pitch:variable;rn mso-font-signature:0 268435456 0 0 -2147483648 0;}rn /* Style Definitions */rn p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormalrn {mso-style-parent:"";rn margin:0cm;rn margin-bottom:.0001pt;rn mso-pagination:widow-orphan;rn font-size:12.0pt;rn font-family:"Times New Roman";rn mso-fareast-font-family:"Times New Roman";}rn@page Section1rn {size:595.3pt 841.9pt;rn margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt;rn mso-header-margin:35.4pt;rn mso-footer-margin:35.4pt;rn mso-paper-source:0;}rndiv.Section1rn {page:Section1;}rn /* List Definitions */rn @list l0rn {mso-list-id:392195871;rn mso-list-type:hybrid;rn mso-list-template-ids:-370137796 271220488 69140483 69140485 69140481 69140483 69140485 69140481 69140483 69140485;}rn@list l0:level1rn {mso-level-start-at:0;rn mso-level-number-format:bullet;rn mso-level-text:-;rn mso-level-tab-stop:36.0pt;rn mso-level-number-position:left;rn text-indent:-18.0pt;rn font-family:"Times New Roman";rn mso-fareast-font-family:"Times New Roman";}rnolrn {margin-bottom:0cm;}rnulrn {margin-bottom:0cm;}rn-->rn Polat Alemdar ve adamları ofistedirler. Televizyonda Filistinde’ki olayları izlemektedir. Suspus olmuştu hepsi. Öfkeyle doldular. Memati: -Abi bu ne iş, dünya nasıl seyirci kalıyor, ya Mısır ya Araplar! derken, Abdülhey: - Bir şeyler yapmayacak mıyız abi? Susacak mıyız, susarsak sıra bize de gelmez mi? Diye soruyordu. Polat adamlarının yanından kaçarcasına uzaklaşmaya çalıştı. - Yapacağız Abdülhey, yapacağız! Diyorken sessiz ve derinden yanaklarından aşağı inen gözyaşlarına hakim olamıyordu. TV de ertesi gün İstanbul Çağlayan meydanında halkın toplanıp İsrail’i protesto edeceğini izlemişti hepsi. Hemen yerinden kalkıp arabasına atladığı gibi İstanbul’un boş sokaklarına hızla araç sürmeye başladı. Bir yandan arabayı deli gibi sürerken bir yandan düşünüyordu. Aracını birden durdurup yönünü değiştirdi. Gittiği yer bir garnizonun karargâhıydı. Ergenekon’a bulaşmamış, manevi değerlerini yitirmemiş bir tümgeneralle gizli bir görüşme yaptı. Ve hemen ofisine geri döndü. Ofisinde adamlarını topladı. - Arkadaşlar hemen toparlanın, 2 güne kadar mitingimiz var. İstanbul’da değil. Ankara’da, Tandoğan'da. Basın, medya ne varsa yönlendirilsin. Adamlarımıza haber verilsin. Çağlayan'dan daha fazla insan toplamalıyız. Derken adamlarına dönüp; "Ankaramın taşına bak Gözlerimin yaşına bak, Yahudi Filistin’i almış Şu feleğin işine bak.. Ankara’dan uçan kuşlar Gazze’de, Şeria’da kışlar Düşman bize teslim oldu Duysun Filistinli çocuklar" Mısralarını okur. . Polat'ın adamları hemen işe koyulurlar. Filistin bayrakları hazırlanır bol miktarda. Herkese, gazetelere, televizyonlara haber verilir. Gün gelmiştir. Miting meydanında insanlar toplanır. 3-4 saatte yüzbinlerce insan meydana doluşmuştur. Zaman gelmiştir. Filistin bayraklarıyla yüzleri sarılı olan Polat'ın adamları kalabalığın önüne geçerler ve. - Kahrolsun İsrail, Kahrolsun Amerika, Tekbir Allahu Ekber.. diye bağırırlar. Tansiyonu yükselen kalabalıktan aynı sözler gelir. Polat'ın adamları yine yine bağırırlar: - Hepimiz Gazzeliyiz, hepimiz Filistinliyiz. Kalabalık hep bir ağızdan bağırır. - Sizinle ölmedik, özür dileriz! Kabalığın tansiyonunun iyice arttığı bir anda Polatın adamları bir kez daha hep bir ağızdan bağırırlar. - Tekbir, Allahu Ekber, İsrail Büyükelçiliğine.. Tekbir Allahu Ekber... Sanki birinin hedef göstermesini bekler gibi kabalık Tandoğan meydanından sel gibi akmaya başlar. Coşkun kalabalık Anıt Kabirin önünden geçer sanki Atatürk’ü selamlamaktadır. Gazi Mustafa Kemal Bulvarı’ndan geçtikten sonra Atatürk Bulvarı’nın sonuna gelirler. Atatürk Bulvarı’ndan Çankaya Caddesi’ne yönelen insan seli Amerikan Büyükelçiliği’ne geldiğinde bir an duraksar, Polatın adamları bağırır: - Obama şaşırmaa, sabrımızı taşırmaa,! - Obama yavşağııı siyonistin uşağıııı! sloganlarını atarlar. Ellerindeki ölen Filistinli çocuklarının resimlerini USA elçiliğine doğru tutarlar. Kalabalık tekbir getirerek bağırırken USA büyükelçiliğinde ne kadar görevli varsa cam*lardan izlemektedir. (*) Güvenlik kameraları.. Kalabalık Uğur Mumcu Caddesine girdiğinde insan seli büyük bir çağlayana dönüşmüştür. İnsan selinin bir ucu Uğur Mumcu caddesinde diğer ucu da Amerikan büyükelçiliğindedir. Kalabalıkların ellerinin üstünde onlarca Filistin bayrağına sarılı tabut bulunmaktadır. Bu tabutlar coşkun insan selinin üzerinde elden ele geçmekte, adeta uçmaktadır. Bu sırada zaten siyonist İsrail Büyükelçiliği önünde göstericiler protestolarını sürdürmekte, büyükelçiliğin duvarlarına kara boya sürmektedir. Kimileri “Bebek Katilleri!” yazarken, bazıları Hitler’in gamalı haçını çizmeye çalışıyordu. Gazze’de İsrail zulmüne atılamayan mermilere karşılık elçilik domates ve yumurta ateşi altında kaldı. Caddeden İsrail büyükelçiliğine gelen kalabalığı görünce önceki göstericiler, Musa'nın önünde açılan Nil nehri gibi ikiye ayrılır. Öfkeli insan seli artık israil büyükelçiliğinin önündedir. Elçilik duvarı ile öfkeli kalabalık arasında Polat'ın adamları vardır. İşaretleriyle bir an kalabalık sessizleşir. Bağırır Abdülhey: - Tekbir, Allahu Ekber, Katil İsrail hesap verecekkk, - Kana kan, cana cann. Allahu Ekber. Kalabalık hemen aynı sloganla inler. Gittikçe elçilik duvarlarına yanaşan insanlar hep bir ağızdan bağırır: - Elçilik Gazze’ye kurban olacak, diye. Dışarıda olup biteni anı anına izleyen elçilik görevlileri durumdan tedirgin olurlar. Hemen telefonla sarılarak emniyet güçleri ve ordu yetkililerini ararlar, yardım isterler. Emniyetten - Meydanda 200 bini aşkın insan var, bizim yeterli personelimiz yok…! cevabını alan elçilik görevlileri hemen ordu görevlilerini arar, karşısındaki ses; - Hemen gerekeni yapacağız, siz merak etmeyin! der. Geri sayım başlamıştır. Zaman azalmaya başlamış ve bu arada kalabalı iyice duvarlara abanmıştır, eller üstündeki Filistin bayrağıyla örtülmüş tabutlar elçilik önüne getirilerek kıbleye doğru çevrilir. Ve Filistin’de ölen insanlar için gıyabi cenaze namazı kılınır. İsrail elçiliğinde görevliler iliklerin kadar donmuştur. Canlı olmalarına rağmen elleri ve yüzleri Filistinlilerin cesetleri kadar soğumuştur. Ecel korkusunu içlerinde hissetmişlerdir. Cenaze namazı sonrası kalabalık hep birlikte tekbire başlar. - Allahu ekber, Allahu Ekler La İlahe illallah huvallah.... Tekbir sesleri sokağın arkasından, kalabalıkları yara yara gelen seslerle kesilir. Caddedeki asfalt yerinden oynarcasına titremektedir. Evet bu bir tankın ayak sesleridir. Polatın adamları biraz sonra ölebileceklerinin, paletlerin altında ezilebileceklerinin kuvvetli ihtimali ile tekbire devam edilmesi için kabalığı yönlendirir. Tekbir sesleri tankın palet seslerine karışmıştır. Ok yaydan mermi namludan çıkmıştır. İnsanları ezecek gibi hızla gelen tank artık İsrail büyükelçiliği ile öfkeli kalabalık arasında durmaktadır. İsrail elçiliğinde görevli olanlar derin bir oh! çekmiştir. Elçi Gabby Levy adamlarına döner ve: - Çok şükür kurtulduk bizim çocuklar! geliyor, şimdi bu gericilere hadlerini bildireceklerdir. Sakin olun!... diyerek ortalığı rahatlatmaya çalışır. Bu anda dışarıdaki tüm ses soluk kesilmiştir. Tekbir susmuştur. Tank çalışmaya başlamış, namlusunu hareket ettirmeye başlamıştır. Tankın namlusu yukarıya doğru hareket etmeye başladığında kalabalığın arasında kelime-i şahadet getirmeye çalışanlar olduğu gözleniyordu. Tankın namlusu bir kaç kez yukarı aşağı hareket etti. Nefesler tutulmuştu. daha sonra etrafında bir iki tur attı, hedefini tespit etmişti artık. Artık ateşe hazır olan tank namlusu elçilik binası hizasına gelince bir anda takılıp kaldı. Kalabalık bunu ilahi bir işaret gibi görüp eskisinden daha güçlü, daha gür sesle tekbir getirmeye, slogan atmaya başladı. Bunu Allah’tan gelen bir yardım olarak gördüler. Asıl şaşkınlık geçiren elçilik binasından dışarıya izleyenlerdi. - Olamaz. bu olamaz, imkansız… Hani bizim çoc.… diyebiliyorlardı sadece. Şaşkınlıklarından dilleri tutulmuş, dizlerinin bağı çözülmüştü hepsinin. Donakalmışlardı. Elleri ve yüzleri ölen Filistinli çocukların cesetleri kadar beyaz, soluk ve soğuktu. İsraillilerin olamaz sesleri arasında tankın üst kapağı açıldı. İçinden başı Filistin Bayrağıyla sarılı gözlerinde tanıdık bir bakış ve gözyaşları olan biri yarı beline kadar tankın üstüne çıktı. Önce elini havaya kaldırdı. Ve elini aşağı indirirken emrini verdi. - Shalom! bir daha elini indirdi. - Shalom! ve bir daha elini indirdi. - Shalom!