Fw: Günaydın! Günün pasajı: "Bin Damla Gözyaşı" Aya Kito

5 views
Skip to first unread message

Yesim Soylemez

unread,
Jan 19, 2017, 12:15:08 AM1/19/17
to anat...@googlegroups.com
Gunaydın,

Ekdeki  pasajı paylasmak istedim. Beni cok etkiledi, kitabı da alıp okuyacagım. Sizin de ilginizi cekebilir Aya nın hikayesi..

Aya Kito, "Kaybedilmiş şeyleri bulmaya çalışmaktansa sana bırakılan şeyleri yükseltmeye bak."

Kind regards / Saygılarımla ,

Yesim Soylemez

Group Sales Manager
Sales Department

Direct Telephone : +90 216 633 81 18
yesim.s...@tnt.com

TNT
Saray Mah. Site Yolu Cad. No.21 Umraniye Istanbul
Turkey
http://www.tnt.com
4440868




Android Play Store
IOS AppStore


Save a MCj04239900000[1]... only print if necessary !
www.tnt.com


----- Forwarded by Yesim Soylemez/IE/TNT/TPG on 19.01.2017 08:10 -----

From:        "biryudumkitap.com " <guna...@biryudumkitap.com>
To:        yesim.s...@tnt.com
Date:        19.01.2017 06:46
Subject:        Günaydın! Günün pasajı: "Bin Damla Gözyaşı" Aya Kito



An olur, dünyanın en dertli insanı biz oluruz. Mesela işler eskisi gibi değildir, hava bugün ne rezildir, biri çekip gitmiştir ve sairedir. On beş yaşında "spinoserebellar ataksi" denen bir hastalığa yakalanan Aya Kito, "Kaybedilmiş şeyleri bulmaya çalışmaktansa sana bırakılan şeyleri yükseltmeye bak." derken bize tokat gibi bir hayat dersi verir. Yirmi beş yaşında ise hayata veda edecektir. Dünyanın derdi bitmez sevgili okur. Her şeye rağmen yaşama sıkı sıkı tutunmalı. Var olun.



 


Aya Kito - Bin Damla Gözyaşı
Portakal Kitap, s.154-156


 


Bugünün pasajı, kronik hastalıklı çocukların dileklerini gerçekleştiren kardeş iyilik projemiz Leyla'dan Sonra için farkındalık yaratmak adına gönderilmiştir. Siz de Leyla'dan Sonra'ya tıklayıp, henüz gerçekleşmemiş dilekleri gerçekleştirebilirsiniz.
**
ALIŞTIRMA
   1. Koltuk değneği kullanmayı denedim. Sağ elim kuvvetsiz olduğu için düşecek gibi oluyorum.
   2. Sandalyeden ayağa kalkma alıştırması
   3. Dizlerimin üzerinde durmazsam yürüyemiyorum ve zaten başım dönüyor, yapamıyorum.
   4. El işleri yapmak. Örgü, el sanatları ve el dokumaları vs.
   Bugün hastanedeki yirminci günüm... Vücut fonksiyonlarımı tekrar kontrol ettiler.
   “Büyük bir değişiklik görünmüyor,” denildiğinde biraz şok olmuştum. “Kötüleşmiş de sayılmaz,” diye sonradan eklediler fakat bu hiç iyi değildi. Benim biraz bile olsa iyileşmem gerekiyordu.
   Rehabilitasyon odasına gittim. Bedensel engelli pek çok yetişkin insan vardı odada. Çocuk sayısı azdı. Geçirdiği felç yüzünden vücudunun yarısı tutmayan bir amca, halının üzerinde dizlerimin üzerinde yaptığım alıştırmaları dişlerimi sıkarak yaptığımı görünce gözyaşlarını tutamadı. Bir ara gözlerini sildiğini gördüm.
   “Amcacığım şimdi ağlamanın sırası değil. İnanın ben de ağlayacak kadar ızdırap çekiyorum fakat yürüyecek duruma gelene kadar kendimi tutup içime atmalıyım. Sen de elinden geleni yapmalısın, yoksa böyle olmaz,” diye âdeta gözlerimle konuştum yaşlı amcaya bakarak. Oysa ben de yürümek için daha ne kadar çok çaba harcamam gerektiği konusunda endişe ediyor, sabırsızlanıyordum.
   Odaya dönünce alıştırma olsun diye biraz tığ tutma işiyle uğraşacağım. Tutmaktan çok tüm elimle kavramak diyelim. Ve bir kere tutarsam bir daha asla bırakmamalıydım. Bedenim, hâliyle ellerim de sertleştiği için açma kapama işlevlerini yapamadığımdan ilk seferinde sıkı tutmalıydım. Öyle ki bir sıra örgü örmek neredeyse otuz dakika sürüyordu.
   Hasta odasındaki diğer insanlara çaktırmadan, anaokulu yıllarında öğrendiğim, “Musunde hiraite...” (Yumruklarını Sık-Aç) şarkısıyla alıştırma yapayım.
   Hastane müdürünün ziyaretinde ya da tedaviyi yürüten doktor kontrole geldiğinde, bir sürü stajyer doktor da civciv gibi beraberinde geliyordu. O esnada duyduğum diyaloglar beni oldukça üzüyordu.
   Şöyle ki;
   1. “Beyinciğin bilgisayar rotası bozulmuş ve normal bir insanın bilinçsiz olarak yapacağı hareketler bile bir kereye mahsus beyine geri bildirim yapılamazsa uygulanamıyor.”
   2. “Arada sırada beliren sırıtmaları anormal...”
   Civciv stajyer doktorlar, hastane müdürü ve tedaviyi yürüten doktorların konuşmalarını ciddi bir şekilde dinliyordu fakat açıklama yapılması istendiği zamanlar benim için tam bir ızdırap oluyor ve bu durum hoşuma gitmiyordu.
   Onlarla kitaplar ve arkadaşlarım hakkında konuşurken çok eğleniyordum. Civciv doktorları da çok seviyorum ama kontrol süresince yüzlerini merakla seyrettiğimde fark ettim ki insanlar gözüme farklı görünüyordu.
   Ancak, sıkı ders çalışmayınca iyi doktor olunamayacağı için, yapacak bir şey yok gibi görünüyor, öyle değil mi?
   Rehabilitasyon, çeşitli muayene ve testlerle diş tedavisi için, tekerlekli sandalyemin de gösterdiği yüksek performans sayesinde, hastanenin içinde koşuşturuyordum. Pek çok hasta ve hemşireyle samimi oldum.
   Benim için Onigiri (pirinç topları) hazırlayan K-san ve bana kavun veren o tatlı amca akşam olunca, “Televizyon izlemeye yanımıza gel,” diye beni çağırırlardı. Stajyer hemşire abla da beraber yiyelim diye dondurma getirir, ziyaretime gelirdi. 800 numaralı odada kalan teyze, 
vazoya çiçek aranjmanı yapar; odama yerleştirirdi. Mami-chan ile birlikte çocuk hikâyeleri okurduk. Herkes sanki akrabammış gibiydi, öyle hissediyordum.
   Hastaneden taburcu olacak bir amca, “Sonuna kadar elinden gelenin en iyisini yap, tamam mı Aya?” diyerek gözyaşı döktü.
   Düşününce gerçekten de pek çok farklı insanla karşılaşmıştım.
   Herkes bana, “Aferin sana Aya, seni çok takdir ediyoruz!” diyordu fakat ben kendimde biraz bile olsa mükemmel bir taraf göremediğim için onlar böyle söyledikçe utanç duyuyordum.
   Her ne kadar kısa bir süre sizlerle birlikte olabildiysem de hayatım boyunca sizleri asla unutmayacağım.



 



Paylaş



Tweet'le








Bu pasaj, Portakal Yayınları'nın Aya Kito - Bin Damla Gözyaşı kitabından alıntıdır.


 


 


 


Bu mesaj size FOLX servisi kullanılarak iletilmiştir.



---------------------------------------------------------------------------------------------------------------
This message and any attachment are confidential and may be privileged or otherwise protected from disclosure.
If you are not the intended recipient, please telephone or email the sender and delete this message and any attachment from your system. 
If you are not the intended recipient you must not copy this message or attachment or disclose the contents to any other person.

Please consider the environmental impact before printing this document and its attachment(s).
Print black and white and double-sided where possible.

----------------------------------------------------------------------------------

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages