O videonun risklerini düşünemediniz mi?.. | Ahmet TAKAN,,,O videonun risklerini düşünemediniz mi?.. - Resim : 1,,Fotoğraftaki değerli evladımızı, değerli bilim insanını hatırlayanınız var mı?..,,TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi Malzeme Enstitüsü Sensör Teknolojileri Proje Grubu'nda başuzman araştırmacı olarak görev yapan Doç. Dr. Dilek Dündar Erbahar, 30 Ekim 2021’de Tuzla’daki evinde ölü bulunmuştu.,,TÜBİTAK Malzeme Enstitüsü’nde kimyasal sensör teknolojileri üzerine çalışan Doç. Dr. Dilek Dündar Erbahar, üzerinde çalıştığı zehirli gazlara karşı yüksek algılama hassasiyetine sahip kompakt sensör çalışmasıyla, en ileri bilimsel araştırmaları yürüten 40 yaş altı genç bilim kadınlarına verilen L’Oreal-UNESCO Bilim Kadınları İçin Program Ödülü’nü almaya hak kazanmıştı.,,İstanbul Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğü ekipleri yaptıkları araştırmada evin banyosunda bardak içerisinde sıv

0 views
Skip to first unread message

İsmail Yalçın

unread,
Mar 10, 2026, 10:58:56 PM (3 days ago) Mar 10
to anadolu...@googlegroups.com, tekn...@googlegroups.com
O videonun risklerini düşünemediniz mi?.. | Ahmet TAKAN


O videonun risklerini düşünemediniz mi?.. - Resim : 1

Fotoğraftaki değerli evladımızı, değerli bilim insanını hatırlayanınız
var mı?..

TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi Malzeme Enstitüsü Sensör Teknolojileri
Proje Grubu'nda başuzman araştırmacı olarak görev yapan Doç. Dr. Dilek
Dündar Erbahar, 30 Ekim 2021’de Tuzla’daki evinde ölü bulunmuştu.

TÜBİTAK Malzeme Enstitüsü’nde kimyasal sensör teknolojileri üzerine
çalışan Doç. Dr. Dilek Dündar Erbahar, üzerinde çalıştığı zehirli
gazlara karşı yüksek algılama hassasiyetine sahip kompakt sensör
çalışmasıyla, en ileri bilimsel araştırmaları yürüten 40 yaş altı genç
bilim kadınlarına verilen L’Oreal-UNESCO Bilim Kadınları İçin Program
Ödülü’nü almaya hak kazanmıştı.

İstanbul Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğü ekipleri yaptıkları
araştırmada evin banyosunda bardak içerisinde sıvı madde bulmuştu. Adli
Tıp Kurumu’nun ön incelemesinde zehirli madde olup olmadığının
araştırılması sonucunda siyanür bulgularına rastlanıldığının
belirtilmesi üzerine, “siyanür içerek intihar ettiği”ne dair iddialar
ortaya atılmıştı. Bir Türkiye klasiği olarak, Cumhuriyet Savcılığı “her
yönü ile soruşturma” başlatmış ve mahkemede yıllar sonra takipsizlik
kararı vererek dosyayı kapatmıştı.

***

Askeri Elektronik Sanayi (ASELSAN) Kıbrıs Barış Harekatı sonrası ABD'nin
Türkiye'ye karşı ilan ettiği ambargo sonrasında 1975 yılında kuruldu.
ASELSAN, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin ihtiyaç duyduğu sistemlerini
üretmeye devam ederken tarihindeki bazı şüpheli ölümler, gündemdeki
yerini o tarihte de koruyordu. Türkiye'nin gözbebeği ASELSAN'da hizmet
veren mühendislerin şüpheli ölümleri 2006'da başlamıştı.

Hatırlayabildiğim kadarıyla,

Evrim Yançeken (26 Ocak 2007):

26 yaşındaki mühendis Evrim Yançeken, oturduğu binanın altıncı katından
düşerek öldü. ODTÜ mezunu elektrik mühendisi olan Evrim Yançeken, askeri
projeler üzerinde çalışıyordu.

Burhanettin Volkan (7 Ekim 2007);

Ankara Bando Okulları Komutanlığı’nda nöbetçi subay odasında ölü
bulundu. Vizör marka silahla intihar ettiği söylendi. Önemli projeler
yürüttü. 2 yıl Komuta Kontrol ve Haberleşme Yazılım Mühendisliği’nin
Uçak Komuta Kontrol Merkezi bölümünde çalıştı.

Zafer Oluk (10 Mayıs 2008):

ASELSAN’da görev yapan elektrik mühendisi Zafer Oluk, askerlik görevini
yaptığı birlikte elektrik çarpması sonucu hayatını kaybetti. Yazılım
mühendisliği görevini yürüten Oluk, önemli bir savunma projesi hazırlıyordu.

Hakan Öksüz (25 Ocak 2012):

ASELSAN Akyurt Tesisleri’nde mühendis olarak çalışan Hakan Öksüz,
Eskişehir yolu üzerinde geçirdiği şüpheli bir trafik kazası sonucu
hayatını kaybetti. Mikroelektronik güdüm ve elektro-optik grubu
projelerinde çalışıyordu.

Erdem Uğur (16 Ocak 2015):

ASELSAN mühendisi Erdem Uğur, Ankara’da evinde ölü bulundu. Gazdan
zehirlenerek intihar ettiği söylendi. Hortum ağzında bulundu. Çok önemli
projeler üzerinde çalışan Uğur, manyetik alan konusunda uzmandı.

Ali Ünsem Ünal (17 Ocak 2007):

30 yaşındaki ASELSAN mühendisi Ünal, kafasına isabet eden tek kurşunla
öldürüldü. İntihar ettiği söylendi. F-16 savaş uçaklarının
modernizasyonu, komuta kontrol ve şifreleme sistemleri üzerinde çalışıyordu.

***

Ve, gelelim yine bir Türkiye klasiği olan ve yine takipsizlikle
sonuçlanan İstanbul-Isparta seferini yaparken 30 Kasım 2007 saat
01.36’da düşen yolcu uçağına… Atlasjet’in, İstanbul-Isparta seferini
yapan World Focus’tan (Dünyaya Bakış Hava Taşımacılığı A.Ş) kiraladığı
yolcu uçağı, Süleyman Demirel Havalimanı’na inişe geçtiğinde sırada
Keçiborlu Türbetepe’de düşmüş, kazada yedisi mürettebat 57 kişi yaşamını
yitirmişti.

Türkiye’nin enerji devi olmasını sağlayacak toryumdan nükleer enerji
projesinin mimarları, Boğaziçi Üniversitesi’nden Prof. Dr. Engin Arık,
araştırma görevlisi Özgen Berkol Doğan, yüksek lisans öğrencisi Engin
Abat ile Doğuş Üniversitesi’nden Prof. Dr. Şenel Fatma Boydağ, Doç. Dr.
İskender Hikmet ve araştırma görevlisi Mustafa Fidan’ın kazada
hayatlarını kaybetmiş olması, tesadüf veya kaderin acı bir sillesi miydi?...

Kim ne derse desin, bu ölümlerin alayı cinayetti!.. Bu değerli bilim
insanlarımız, yabancı servislerin ve onların yerli uşakları vasıtasıyla,
hunharca katledildi!..

***

Neden, merhum Doç. Dr. Dilek Dündar Erbahar’ın fotoğrafı ile yazıya
başladım?..

Akıl alacak gibi değil!..

8 Mart Dünya Kadınlar günü bahane edilerek ASELSAN’dan videolu bir
kutlama mesajı yayınlandı. Kutlama mesajına hiçbir diyeceğim yok ve de
olamaz. Ancak, o videonun içeriğine avaz avaz itiraz ediyorum. Üstüne
üstlük, devletin resmi haber ajansı AA’da “duyduk duymadık, bilmedik,
görmedik diyen kimse kalmasın” mahiyetinde bol fotoğraflı geniş bir
haber servise koydu. Video ve haberde ASELSAN’ın uzun yıllardır
geliştirdiği elektro-optik sistemlerle ilgili gelişmeleri, ambargoya
nasıl karşı koyduklarını başarılı kadın mühendislerimiz iftiharla
anlatıyordu.

Hayretler içinde izledim!.. Kaleme alayım mı, almayayım mı diye
üzerinden 2 gün geçmesini bekledim. En basit ifadeyle böyle bir
aymazlığa sessiz kalmak mümkün olamazdı!..

Türkiye’nin acı dolu hafızasında bunca faili meçhul cinayet varken, o
kıymetli mühendislerimiz nasıl deşifre edilirdi?..

Bu denli önemli görevler yürüten ve projeler üstlenenlerin kimliklerinin
deşifre edildiğini dünyanın neresinde gördünüz?..

ASELSAN demek en yüksek derecede mahremiyet demekken, bu, hangi kafanın
ürünü olarak ortaya çıktı acaba?..

Sayın ASELSAN yetkilileri başarılı, yetenekli Türk insanlarının onore
edilmesine hiçbir diyeceğim olamaz… Saygı duyarım…

Eğer, kurumda çalışan her biri birbirinden değerli pırlantalarımızın
hakkını vermek istiyorsanız, neden son dönemlerde devletin açıkladığı
memur maaş zam oranlarının düşüğünü personelinize uyguluyorsunuz?..
Bırakıp kaçsınlar diye mi?..

Bir de…

ASELSAN’da kaç MÜSİAD kökenli iş insanı, hangi pozisyonlarda görev
yapıyor?.. O isimlere, hangi özelliklerinden dolayı görev veriliyor?..

Videolu açıklama olursa sevinirim!..

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages