Adaletin özü kul hakkına saygıdır,,Mustafa Çağrıcı,,Kur’ân-ı Kerîm’de ‘ölçü ve tartı (mîzân) işlerini adaletle yapmak’, bir doğruluk ve dürüstlük sembolü olarak kullanılır. İki ayette “Ölçü ve tartıyı (mîzân) adaletle yapın” buyrulur (En‘âm 6/152; Hûd 11/85). Buna yakın ifadeler başka ayetlerde de geçer. Bu tür ifadeler, kul haklarıyla ilgili doğruluk ve dürüstlüğün ölçüsü olan adalet ilkesinin sembolik anlatımları olup, insan ilişkilerinde doğruluk ve dürüstlüğün, adaletin her alanda kesin bir buyruk olduğunu bildirir.,İslâm’dan önceki bazı peygamberlerin dilinden de kısmen farklı ifade kalıplarıyla fakat yine ‘mîzân’ (terazi) sembolü kullanılarak yine adalet mesajı verilmiştir. Bu anlatım, İslâm’ın kul haklarını gözetmeyi evrensel bir ahlâk buyruğu olarak kabul ettiğini gösterir.,aclk sa=L&ai=CZBQvfVCnaciyNqmR…,HHH,Kur’an’daki hak, adalet, kıst, mîzân ve bunlarla ay

0 views
Skip to first unread message

İsmail Yalçın

unread,
Mar 3, 2026, 4:48:30 PM (10 days ago) Mar 3
to anadolu...@googlegroups.com
Adaletin özü kul hakkına saygıdır

Mustafa Çağrıcı

Kur’ân-ı Kerîm’de ‘ölçü ve tartı (mîzân) işlerini adaletle yapmak’, bir
doğruluk ve dürüstlük sembolü olarak kullanılır. İki ayette “Ölçü ve
tartıyı (mîzân) adaletle yapın” buyrulur (En‘âm 6/152; Hûd 11/85). Buna
yakın ifadeler başka ayetlerde de geçer. Bu tür ifadeler, kul haklarıyla
ilgili doğruluk ve dürüstlüğün ölçüsü olan adalet ilkesinin sembolik
anlatımları olup, insan ilişkilerinde doğruluk ve dürüstlüğün, adaletin
her alanda kesin bir buyruk olduğunu bildirir.
İslâm’dan önceki bazı peygamberlerin dilinden de kısmen farklı ifade
kalıplarıyla fakat yine ‘mîzân’ (terazi) sembolü kullanılarak yine
adalet mesajı verilmiştir. Bu anlatım, İslâm’ın kul haklarını gözetmeyi
evrensel bir ahlâk buyruğu olarak kabul ettiğini gösterir.
aclk sa=L&ai=CZBQvfVCnaciyNqmR…
HHH
Kur’an’daki hak, adalet, kıst, mîzân ve bunlarla aynı anlam alanına
giren kavramlar hadislerde de sıkça geçmektedir. Kul haklarına riayet
ilkesini ihlâl mahiyetindeki tutum ve davranışları tek tek veya grup
halinde zikrederek bunların yanlışlığını, kötülüğünü, dünya ve ahirette
doğuracağı zararları anlatan pek çok hadis vardır. Belirtilen erdemler
açısından ilke mahiyetindeki hadislerden bazıları şöyledir:
“Müslüman Müslümanın kardeşidir; ona zulmetmez, onu kötülemez, onu
aşağılamaz. Kişinin Müslüman kardeşini aşağılaması ona kötülük olarak
yeter.”
aclk sa=L&ai=C6EclqFCnaa_IM4zI…
aclk sa=L&ai=C6EclqFCnaa_IM4zI…
Denize Sıfır Otel
Erken rezervasyon için size özel
kampanyaları kaçırmayın. Hemen Arayın.
aclk sa=L&ai=C6EclqFCnaa_IM4zI…

“Hiç kimse kendisi için beğenip istediğini kardeşi için de istemedikçe
iman etmiş olmaz.”
“Allah’a ve ahiret gününe inanan kimse komşusuna asla eziyet edemez.”
“Bir kimse insanlara merhamet etmezse Allah da ona merhamet etmez.”
“Kanlarınız, mallarınız, şeref ve namuslarınız birbiriniz için kutsal
hac ayları ve günleri kadar saygındır, dokunulmazdır.”
“Müslüman, elinden ve dilinden başka Müslümanların güvende olduğu kimsedir.”
Kul haklarına zarar veren kimseyi “müflis” olarak niteleyen Hz.
Peygamber bunu şöyle açıklamıştır:
“Bu kişi ahirette namaz, oruç, zekât gibi ibadetlerini yerine getirmiş
olarak Allah’ın huzuruna gelir. Bununla beraber öyle günahlarla da gelir
ki, kimine sövüp saymış, kimine iftira etmiş, kiminin malını yemiş,
kiminin kanını akıtmış, kimini dövmüştür. Bu durum karşısında onun
ibadetlerinden elde ettiği sevaplardan alınıp hak sahiplerine dağıtılır.
İbadet ve iyilikleri bu hakları ödemeye yetmezse hak sahiplerinin
günahlarından alınıp hak yiyenin günahlarına eklenir. Böylece sevapları
elinden gitmiş, günahları ise daha da artmış, dolayısıyla müflis
durumuna düşmüş olan bu kişi cehenneme atılır.”
İslâm âlimlerinin çeşitli ayetlere ve hadislere dayanarak tespit
ettikleri büyük günahların (kebâir) çoğu da kul haklarını ihlal etmek ve
genel olarak doğruluk-dürüstlük ilkesine aykırı davranmakla ilgilidir.
Bunlar arasında adam öldürme, hırsızlık, hıyanet, zimmet ve irtikâp, ana
babaya kötülük etme, akrabalık ilişkilerini kesme, yalancı şahitlik,
haklıyı haksız, haksızı haklı göstermek amacıyla yalan yere yemin etme,
masum insanlara iftira atma, yetim malı yeme, tefecilik yapma, halk
üzerinde zulüm ve baskı kurma, eziyet ve işkence etme gibi hak ihlâlleri
de bulunmaktadır.
Son olarak şunu da hatırlatalım ki, gelişen şartlara göre, geleneksel
kul hakları kavramıyla günümüzde uluslararası sözleşmelere ve ülkelerin
iç hukuklarına girmiş olan, tatbiki için ulusal ve uluslararası düzeyde
resmî ve sivil kurumlar oluşturulmuş bulunan insan hakları kavramı
arasında kapsam, algılanış, bireysellik-toplumsallık, kurumlaşma,
izlenme, yaptırım gibi yönlerden farklılıklar vardır.
Fakat yine de gerek klasik kul kakları gerekse modern insan hakları
kavramlarının ahlâkî özü ile haklara saygının doğruluk, dürüstlük ve
güvenilirlik (emn/emanet) erdeminin gereği olması, haklara tecavüzün ise
gayrimeşru sayılması noktasında iki kavram arasında bir farklılık
bulunmamaktadır.

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages