NEPAL'den TADIMLIK - JUST A FEW SHOTS FROM NEPAL

0 views
Skip to first unread message

A. Rustu Hatipoglu

unread,
May 12, 2014, 5:39:45 AM5/12/14
to A. Rustu Hatipoglu
SOORRY ABOUT THE DIARY BEING IN TURKISH ONLY...:-(((

PICASA  


GOOGLE+


17 Nisan 2014 – 17.20
            Sonunda bekleme salonundayım. Uçak 18.00’de.
            Aşkım bana havaalanına kadar eşlik etti. Buraya doğru hareket etmeden bir-iki saat önce yine bir mahzunluk ve dalgınlık çöktü üstüme. Şimdi biraz daha iyiyim ama arabayı park ederken bunun cezasını çektim. Park için yanaşırken arabanın önünden geçen bir güvenlik görevlisi uzun uzun bana baktı. Anlayamadım!.. O arada güm diye arkadaki sütuna sağ arka tarafı bindirdim. Ne oluyor yaa?.. diyerek indim arabadan. Bu tür park yerlerinde yanaşabileceğin son noktaya bir bariyer koyarlar. Ben de öyle bir şey bekliyorum tabii ama yok, koymamışlar. Neyse boşver derken biraz önce bana uzun uzun bakan güvenlik görevlisi yanımıza geldi. Geçmiş olsun falandan sonra, “Beyefendi, siz park ederken ne kadar dalgın olduğunuz dikkatimi çekmişti. Güüüm diye sesi duyunca döndüm geri geldim…” demez mi!.. Demek iyice ruh gibiymişim o ara. Neyse, şu anda daha iyiceyim.
            Havaalanı felaket sıcak.
            Uçağa biniş başladı. Sonra görüşürüz…
20.30
            Atatürk Havalimanına geldikten sonra sallana sallana iç hatlardan dış hatlara geçtim. Bunu yapmamın nedeni dönüşte iç hatlardan dış hatlara geçiş için 1 saat 20 dakika zamanım olması ve bakalım yetişebilecek miyim hesabıydı. Baktım rahat rahat yetişebiliyorum, “Rahat ol, Rüştü!..” deyip devam ettim. Baktım Nepal uçağının kalkışı için fazla zaman yok geçtim pasaport kontrolden ve biniş kapısına yöneldim. Amma sonlara atmışlar bizim uçağı, koridorlar git git bitmiyor. Bu arada Katmandu uçağından önceki birçok uçuşta bir şey yazmazken bizi kapıya gitmemiz için uyaran yazıyı gördüm. Kapıya yaklaştığımda da sürpriiiiiiz bizim uçakta 4 saat gecikme yazısı belirdi. Herhalde yanlış görüyorum deyip biniş kapısına ilerlemeye devam ettim. Biniş kapısına geldiğimde orada görevli olan ufaklık bir delikanlı bu uçağın her gün böyle gecikmeli kalktığını söylemez mi?.. Hadi bakalım!.. Bekleme eziyeti başladı… Miles & Smiles kartım da züğürt kartı olduğu için Lounge’dan yararlanma olanağım olmadığını öğrenince nasıl zaman geçireceğim diye kös kös düşünmeye başladım. Yorgunum ama kestirmeye korkuyorum, ya zamanında uyanamazsam?.. Bu uykulu halimde okumak ta pek olası değil…
            Esnemekten çenem düştü. Saat te daha 20.45!.. Uzun yıllardır THY uçuşlarında böylesi bir gecikme yaşamadığım için şimdi beklemek daha da zor geliyor.
            Of, offfff ki ne of!..
18 Nisan 2014 - 18.00 – Katmandu [15.15 – Türkiye]
            Beklemelerle beraber 15-16 saat sonunda Katmandu’ya ulaştım. THY bize eski yılların özlemini (!) gidertti. En son ne zaman böylesine gecikmeli bir THY seyahatini yaptığımı anımsamıyorum bile…
            Uçakta zar zor, sardırdığı için, “Kitap Hırsızı” adında bir filmi uyur uyanık izledim. Biraz da uyanık kalma isteğim karnımın acıkmış olması ve yemek servisini kaçırmak istemememdi. Bu filmi izlemek gerek. Sarp’a söyleyeyim indirsin. Sonunda pek doyurucu olmayan bir ikram oldu. Şirket zenginledi servisler fakirledi herhalde!.. Sonrasında neredeyse inene kadar oram buram ağrıyarak uyudum, uyandım.
            Uçak büyük, yolcu fazla olunca vize kuyruğu da çok oluyor tabii. Biraz beklemeli de olsa bir aylık vizeyi 40 dolara alıp havaalanının dışına çıktım. Gözlerim Furwa’yı ararken uzaktan gözleri ışıl ışıl parlayarak gülümseyen bir yüzle bana el salladığını gördüm. Sarıldık birbirimize. Atlayıp bir taksiye otele gittik. Otele yerleşip malzeme ve giysi ayırımını yaptık. Benim hurç neredeyse yarı dolu olarak otelde kalacak. Yine ne kadar çok gereksiz şey getirmişim. Gerçi bazıları elenmese de olurdu ama bakalım. Bu gidişle etkinlik dönüşünde götürdüğüm giysiler kirden kazık gibi olacaklar herhalde. Boş veeer!..
Lukla’ya yarın uçacağımızı söyledi, Furwa. Şaşırdım!.. Sazlı sözlü hoşgeldin yemeği ve ertesi gün Katmandu turundan hiç söz etmedi. Ben de dönüşte yaparız diye önemsemedim. Sabah 04.00’te Lukla’ya uçmak üzere gelip beni otelden alacağını söyleyerek bıraktı gitti.
Çoooook yorgunum. Anlayacağın pek yazmak gelmiyor içimden. Yorgunluktan olsa gerek. Hem yemek yiyor hem yazıyorum. Furwa beni otelde bıraktıktan sonra çıkıp Thamel’de ilk kafama yatan lokantaya girdim. “Chicken Fried Rice” yiyorum; içinde sebze ve tavuk parçaları olan kavrulmuş pirinçten yapılmış bir pilav. Porsiyon da bayağı fazla. Karımcığım olsa şimdi yanımda, bu pilav ikimizi de doyururdu. Çoğunu yemeğe çalışıyorum; dura dura, yaza yaza… Çoğunu yemeğe çalışıyorum diyorum zira bu tür etkinliklerde pek yemem ve hızlı zayıflarım. Bunun sonucunda da güçten düşüyor insan tabii. Bu sefer yemek için biraz zorlayacağım kendimi.
Bir an önce otele gidip yatağa girme isteği var içimde. Eşyaları hazırlamada son işlemleri yapıp duş aldıktan sonra cumburlop yatağa…
Haa, bu arada Nepal telefon kartımı aldım. Kart, yüklenen kontör dahil 2800 rupi (30 dolar). Sanırım beni bir ay idare eder (ancak 20 gün yetti)… Bakalım!.. Tabii hemen aşkımı aradım, biraz koklaştık…J)))
Artık yeter!.. Hesabı ödeyip tüyeyim… Pilav+gazoz+bahşiş = 270 rupi (3 dolar = 6 lira)  
  
 
Rüstü Hatipoglu
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages