PICASA
GOOGLE+
DEAR FRIENDS,
I HOPE IN SOME WAY MY DAY BY DAY DIARY IS BEING TRANSLATED WHEN IT REACHES YOU. IF NOT PLEASE JUST TAKE A PEEK AT THE ACCOMPANYING PICTURES...
LOVE YOU ALL...
THE OLD NOMAD
19
Nisan 2014 – 07.20
Tilki uykulu bir geceden sonra sabah 04.00’te kalktım. Son
toparlanmaları yaptıktan sonra lobiye indim. Furwa henüz gelmemişti. Fazla
beklememe gerek kalmadan önce taksi geldi ardından Furwa. Atladık doğru
havaalanına. İç hatlar yolcu salonu her zaman olduğu gibi çok hareketli.
Çantaları teslim edip bekleme salonuna geçtik. İşler aksamadan yürüyor.
06.30’da kalkan uçağımızda dağların görüntü vermediği kapalı bir havada, neyse
ki bizim rota açık, 30-40 dakika sonra Lukla’ya alkışlar arasında indi.
Yolcuların çoğu İtalyandı, dolayısıyla alkışlar… Yolda Lukla yakınlarına
geldiğimizde biraz aşırı sarsma şakası yaptıktan sonra kaptanlar gayet başarılı
bir şekilde bizi hedefimize ulaştırdı.
Normalde çantalarımızı kapalı bir alandan alırken bugün
oraya sokmadılar. Furwa girmişti oraya ama ben girmeye çalıştığımda
engellediler. Furwa’ya seslendim. Geldi ve neden sokmadıkları ortaya çıktı.
İçinde Furwa’nın da arkadaşlarının bulunduğu en az 13 tane ceset gelmiş Everest
Ana Kammp’tan. Dün Khumbu Ice Fall yine yapacağını yapmış ve bir sürü şerpayı
yutmuş. Bu gelen cesetler çöküntüden çıkarılabilenler. Daha bir sürü kayıp
varmış. (Bunlar ilk gelen bilgiler olduğu için her zaman olduğu gibi yanlışları
var!..)
Bu rotadan Everest’e tırmanmak için insanlar neden ısrar
eder bir türlü anlamam. Tamam belki Nuptse ve Lhotse için başka başlangıç
rotası olmayabilir ama Everest için, ki bu rotayı kullananların büyük bir
çoğunluğu Everest için oradalar, kuzeyden, Tibet’ten neden tırmanmazlar ki?
Belki de Çin’den izin alma konusu daha problemlidir, ondan mı acaba?
Yine karmaşık duygular içindeyim… Bir türlü
anlamlandıramıyorum bu ruh halimi!.. Uçaktaki genç İtalyan gurubunun heyecanı
görülmeye değerdi… Belki de ben bu heyecanı kaybettim!.. Bilmem ki!.. Belki
yanımda birilerini getirseydim böylesi bir ruh haline düşmezdim. Onların
heyecanı bana da yansır ve o duygularla daha keyifli bir etkinlik yapardım.
Hele canımcığım yanımda olsa olay bitmişti…J)) Bundan sonra
7.000’lik, 8.000’lik denemeleri mutlaka yanımda bir dostla yapmalıyım. Bir
başınalık kötü beee!..
Furwa taşıyıcıları havaalanında ayarladı. Bu adamlar herşeyi
el yordamıyla yapıyor gibi geliyor bana. Benim gibi herşeyi aylar öncesinden
programlayan biri için bunlar biraz can sıkıcı tabii ama takmamaya çalışıyorum.
Lukla’da kahvaltı için durduk. Ha, bu arada, uçaktan inince birkaç saniye nefes
almada zorlandım ama hemen düzeldi ve rahat nefes almaya başladım. Neyse
kahvaltıya dönelim. Bu etkinlikte yeme içme, yatma kalkma, yol masrafları
herşey anlaştığımız şekilde paketin içinde. Böylesi etkinliklerde ben çok az
yerim. Şu anda örneğin sadece zencefil çayı içiyorum kahvaltıda. Benim az yemem
sonucunda Furwa kârını artıracak. Olsuuuuun! Hiç önemli değil. Zaten öyle atla
deve bir şey kazandıkları yok.
Bugün yolumuz kısa. Üç saatlik bir yürüyüş sonucunda
Phakding’e ulaşıp bu gece orada konaklayacağız. Daha ileriki günlerde Furwa’ya,
“Yarınki Namche Bazaar yürüyüşümüz bu kadar uzunken biraz daha fazla yürüyüp
yarınki yürüyüşümüzü hafifletmek dururken neden bu kadar kısa bir yürüyüş yapıp
Phakding’te konaklıyoruz?” diye sordum. “Aklimatizasyon için,” dedi, ama benim
pek aklıma yatmadı. Zira Namche için tırmanmaya başlamadan önce Phakding’ten
sonra uzunca bir süre yükselmeden yürüyoruz. Fakat gurupların çoğu bizim
yaptığımız gibi yola devam etmeden önce Phakding’te konaklıyor.
Helikopter trafiği inanılmaz derecede yoğun. Genelde bu sesi
Himalayalar’da pek sevmem. Zira ya hasta, yaralı ya da ceset taşıyorlar. Gelen
günlerde ardı arkası kesilmedi bu trafiğin.
12.00
–
Bir düzeltme: Facia Khumbu Ice Fall’da değil birinci kamp
yolunda ya da birle ikinci kamp arasında çığ düşmesi sonucu yaşanmış. Son sayı
15 ölü, yaralı sayısı bilinmiyor ama çok olduğunu söylüyorlar.
Yürüyüşe .8.45’te başladım. Başladım diyorum zira Furwa’yı
ulusal parka giriş formalitelerini yapmak üzere bıraktım ve ben yola devam
ettim. Adamı ne bekleyeceğim? Zaten uçarak ilerliyorlar dağda. Ben ağııııııır
ağır ilerleyerek keyfime bakayım. Bu sene zaten rehbere taviz yok!.. Benim
ayarladığım tempoda ilerleyeceğim ben. O bana uysun.
10.15’te Tardo Koshi’de bir çay molası verdik. O ara tatlı
bir güneş tüm benliğimi sarıp sarmaladı. Fırsat olsa orada hemen kestirecektim.
Aslında kestirilecek çok ta zaman var. Baksana, bugün konaklayacağımız 2.600
metredeki Phakding’e 11.45’te ulaştık. Bütün öğleden sonrası boş boş, aval aval
geçecek. Fakat dedim ya sistem böyle. İlk gün hafif sonra ertesinde birden
zorlu bir gün. Namche yolu hem uzun hem de dik. Bu akşam iyi uyuyup dinlenmekte
yarar var.
Zencefil çayımı içerken tam karşımda bir bölümü bulutlar
arasına saklanmış ve burada ilk merhabalaştığımız, heybetli Kusum Khanguru
duruyor.
Melankolik havam azalmakla beraber yakamı bırakmamakta inat
ediyor. Çok arıyorum karım seni yaaaa!.. Sorun kesin senin yokluğun.
Himalayalar’da doğa yürüyüşlerine alışılmışlık, dağlarda yaşamanın artık pek o
kadar cazip gelmemesi falan değil sorun. Sorun sana sarılamıyor oluşum… Sen şu
anda yanımda olsan uçarak ve kahkahalarla yoluma devam ederim. Hiç te dağlarda
yaşamaya alışmışım filân gibi bahaneler üretmem…
Dertleşmeye ara vermek gerek, zira pizzam geldi (nerede
benim ülkemin pizzaları!..) Furwa’nın da dayatmasıyla yemeye gayret edeceğim bu
etkinlikte. Ama maalesef tüm zorlamama rağmen tümünü yine yiyemedim.
Canımla telefonla görüştüm. Keyifsizliğim sesime yansıdı
maalesef. Gerçi yorgun ve mayışmış olduğumu ondan öyle konuştuğumu söyleyerek
kandırmaya çalıştım ama ne kadar başarılı olabildim bilemem!..
Nedir bu üzerimdeki gariplik? Anlayamadım bir türlü. Tam 10
aydır bu etkinliğe hazırlanıyorum. Haftada üç gün bayağı sıkı spor, gıdaya
dikkat, plânlar plânlar… Eeeee… Ne oluyoruz? Yarın deliler gibi yorulacağım. O
zaman belki biraz daha havaya girerim.
Dün gece iyi uyuyamadığım için acayip mayışığım. Yatsan, bu
saatte de yatılmaz ki!.. Yorgun ve isteksiz hissettiğim için gezmek te gelmiyor
içimden. Zaten Phakding’te de pek gezilip görülecek bir şey yok. Amaaaaan!..
Kes Rüştü beeee!.. Topla kendini…
Üç tane bıcırık gelip yan masama oturdu. Neyse ki onlar
birazcık bir gülümseme kondurdu yüzüme. 8-9 yaşlarında bir kız, iki tane de 5-7
yaşlarında erkek çocuklu İngiliz bir aile. Sonradan Tengboche’ye kadar
gideceklerini öğrendim. Ne kadar güzel!.. Bu yaşlarda böylesine müthiş bir
deneyim yaşıyorlar. Harika!.. Aileyi kutlamak gerek…
17.30
–
Akşam uyuyamama korkusu ile odaya çıkmıyordum ama öyle bir
an geldi ki başka çarem kalmadı. 17’si sabah yatağımda uyandığımdan beri uçak
yolculuklarının yorgunluğu, yetersiz uykuya yenik düştüm sonunda. Esnemekten
çenem düştü. Sonunda pes edip odama çıktım ve yattım. Yarı uyur yarı uyanık
16.30 etmişim saati. Giyinip çıktım. Yarım saat kadar Phakding’te dolaşıp
fotoğraf çektikten sonra akşama ne yiyeyim diye düşünmeye başladım. Bu
etkinliklerin en sorunlu konusu!.. ;-))) Furwa da ortalıkta görünmüyor.
Kendimi kötü hissetmemin bir nedeni de yorgunlukmuş meğer.
Şimdi biraz daha iyi hissediyorum kendimi. Yemeğimi yedikten sonra büyük
olasılıkla daha fazla oyalanmayıp odama gider kitabımı okuyarak uykuya doğru
yola çıkarım. Bu geceden sonra daha keyifli olmaya başlayacağımdan eminim…
Önceki yıllarda kaldığım pansiyonlara göre burası bayağı
kalabalık. Her kafadan bir ses çıkıyor. Kulağıma ağırlıkla Amerikan ve İngiliz
İngilizcesi ile Nepalce çalınıyor. Bu sefer biraz kıskandım konuşanları bana
bir başınalığımı vurguladıkları için. Ama işin komik tarafı içimden de en ufak
bir konuşma isteği gelmiyor. Şu anda ne istiyorum biliyor musun? Oya’mın
kucağına yatıp onun hafif hafif başımı okşamasını… Çok mu? Hiç te değil…;-)))
19.10
–
Ruh halim gittikçe düzeliyor. Dinlenmek, yemek ve biraz da
Furwa ile sohbet az da olsa rahatlamama olumlu etki yaptılar. Şimdi diyeceksin,
“Hani aradığın aşkının kucağıydı?” Eee, tabiî onsuz hep bir eksiklik, hem de
önemli bir eksiklik var. Fakat bu koşullarda bu duyguyu bastırıp koşullardan
olabildiğince keyif almaya çalışacaksın.
Sabah kahvaltı 07.30’da. En zoruma giden taraflardan biri de
akşamları çantaları ortalığa dök ve sonra sabah kalk yeniden yerleştir. Tabiî,
tıka basa oluyor bu iş. Aklimatize olmak için fazladan bir gün kaldığımız
yerlerde hepsini boşaltıp yeniden yerleştireceğim artık. Halbuki ne olmalı? Sen
sadece ye, iç, yürü ve uyu. Gerisi senin için halledilsin, hattâ üstünü giyip
çıkarmada ve yatağa yatırmada bile birileri sana yardımcı olsun. Hattâ, hattâ,
hattââââ bu arada iyi geceler öpücüğü de ihmal edilmemeli… Eeeeee… Sosyetik
dağcı dediğin böyle olmalı…;-)))) Bir dahaki etkinliğimi bu doğrultuda
programlayım bari!..
Oh beee!.. Biraz neşem yerine geldi. Yatıp kitabımı okuyayım
ve yarınki Namche Bazaar yürüyüşüne dinlenmiş olarak başlayayım. Öptüm
canım…;-))) Yarın görüşürüz…
PICASA
GOOGLE+
Rüstü Hatipoglu