[Buhârî, Bed'ü'l-Halk 10, Fiten 17; Müslim, Zühd 51
"Bir genç, ihtiyar bir kimseye yaşı sebebiyle ikramda bulunursa, Allah yaşlılığında ona ikram edecek kimseleri mutlaka takdir eder."
[Tirmizî, Birr 75]
"Yemek yedirmen, tanıdığın ve tanımadığın herkese selam vermen" diye cevap verdi.
[Ebû Dâvud, Edeb 142]
[Müslim, Radâ 61]
Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyururlar: "Ölüp de pişman olmayan yoktur; mutlaka herkes nedâmet (pişmanlık) duyar: Muhsin (İyi yolda) olan hayrını daha çok artırmadığı için pişman olur, nedâmet duyar. Kötü yolda olan da nefsini kötülükten çekip almadığına pişman olur, nedâmet duyar.”
Tirmizî, Zühd 59, hadis no: 2405
"İki müslüman karşılaşıp musâfahada bulununca, ayrılmalarından önce (küçük günahları) mutlaka affedilir."
[Ebû Dâvud, Edeb 153; Tirmizî, İsti'zân 31]
[Tirmizî, Edeb 28; Ebû Dâvud, Nikâh 44]
[Ebû Dâvud, Akdiye 31; Tirmizî, Birr 27; İbnu Mâce, Ahkâm 17]
"Kim kardeşine bir yıl küserse, bu tıpkı kanını dökmek gibidir."
[Ebû Dâvud, Edeb 55]
"Hz. Cebrâil aleyhisselâm bana komşu hakkında o kadar aralıksız tavsiyede bulundu ki, komşuyu vâris kılacağını zannettim."
İbnu Abbâs (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor:
[Ebû Dâvud, Edeb 45]
Hz. Âişe (radıyallâhu anhâ) anlatıyor:
[Buhârî, Edeb 32, Şüf'a 3, Hibe 16; Ebû Dâvud, Edeb 132]
"Kim bir hastayı akşam vakti ziyaret ederse onunla mutlaka yetmiş bin melek çıkar ve sabaha kadar onun için istiğfarda bulunur. Ona cennette bir bahçe hazırlanır. Kim de hastaya sabahleyin giderse, onunla birlikte yetmiş bin melek çıkar, akşam oluncaya kadar ona istiğfarda bulunur. Ona cennette bir bahçe hazırlanır."
[Ebû Dâvud, Cenâiz 7; Tirmizî, Cenâiz 2; İbnu Mâce, Cenâiz 2]
"Allah hapşırmayı sever, esnemeden hoşlanmaz. Öyleyse sizden biri hapşırır ve Allah'a hamdederse, bunu işiten her müslüman üzerine, yerhamukâllah demesi hak (bir vazife)dir. Ancak esnemeye gelince, işte bu, şeytandandır. Biriniz namazda esneyecek olursa, imkân nisbetinde kendini tutsun ve 'hah' diye ses çıkarmasın. Zira bu, şeytandandır, şeytan kendisine gülüyor demektir."
"Sizden kim bir şey yerse "Bismillah (Allah'ın adıyla)" desin. Bidayette söylemeyi unutmuşsa, sonunda şöyle söylesin: "Bismillahi fî evvelihî ve âhirihî (başında da sonunda da Bismillah)."
[Ebu Dâvud, Et'ime 16; Tirmizî, Et'ime 47]
"Müslüman kişi, ailesinin nafakası için harcar ve bundan sevap umarsa bu ona sadaka olur."
"Satışında, satın alışında, borcunu ödeyişinde cömert ve kolaylaştırıcı davranan kimseye Allah rahmetini bol kılsın".
Buhârî, Büyû 16; Tirmizî Büyû 75, (1320)
"Allah'ın en çok sevdiği yerler mescidlerdir. Allah'ın en ziyade nefret ettiği yerler de çarşı ve pazarlardır."
Müslim, Mesâcid 288
[Buharî, Merdâ 19, Da'avat 30; Müslim, Zikr 10; Tirmizî, Cenâiz 3; Ebu Davud, Cenâiz 13 ; Nesâî, Cenâiz 1]
"Şu Kur'ân'ı muhafazaya itina gösterin. Muhammed'in nefsini kudret elinde tutan Zât-ı Zülcelâl'e kasem olsun Kur'ân-ı Kerim'in (hafızalardan) kaçması, develerin bağlarından boşanıp kaçmasından daha kolaydır."
[Buharî, Fedailu'l-Kur'ân 23; Müslim, Salâtu'l-Müsâfirîn 231
[Tirmizî, Birr 86]
"Âdemoğlu ihtiyarladıkça onda iki şey gençleşir: Mala karşı hırs ve hayata karşı hırs"
[Buhârî, Rikâk 10; Müslim, Rikak 116; Tirmizî, Zühd 27]
"Bir sürüye salınan iki aç kurdun sürüye verdiği zarar, kişinin mal ve şeref hırsıyla dinine verdiği zarardan daha fazla değildir."
[Tirmizî, Zühd, 43]
(Müslim)
"Halka teşekkürde bulunmayan Allah'a da şükretmez."
[Tirmizî, Birr 35; Ebu Dâvud, Edeb 12]
"Kadınların en hayırlısı odur ki, kocası ona sevgiyle bakıp iltifat ettiğinde sevinir. Bir şey rica ettiğinde, bu ricasını yerine getirir. Namusunda ve malında kocasının hoşlanmayacağı bir harekette bulunmaz"
(Ebu Davud, Zekat, 32; İbn Mace, Nikah 5)
Mü’min, kulluk elbisesi günahlarla yıprandığında, onu tövbe iğnesiyle yamayandır. Talihli kişi, tövbesi üzerine ölendir.
Hadis-i Şerif (Bezzar)
[Tirmizî, Büyû 4; İbnu Mâce, Ticârât 1]
"İlim talebi için yola çıkan kimse dönünceye kadar Allah yolundadır."
[Tirmizî, İlm 2; İbnu Mâce, Mukaddime 17]
Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): "Annen var mı?" diye sorar. "Evet" deyince, "Öyleyse ondan ayrılma zira cennet onun ayağının altındadır" buyurur.
[Nesâî, Cihad 6
"Bir baba çocuğuna güzel ahlâktan daha üstün bir miras bırakamaz"
[Tirmizî, Birr 33]
[Tirmizî, Menâkıb 85]
[Tirmizî, Birr 14
Hz. Huzeyfe (radıyallâhu anh) anlatıyor:
"Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ı herhangi bir şey üzecek olursa namaz kılardı."
[Ebû Dâvud, Salât 312; Nesâî, Mevâkît 46]
"Kim ilim taleb ederse, bu işi, geçmişteki günahlarına kefaret olur"
[Tirmizî, İlim 2]
Sevgili dostlar Bahçeşehir merkez camiininde itikaf programına başlıyoruz inşallah. Müsait olanları bekleriz
Hz. Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) vefat edinceye kadar Ramazan'ın son on gününde itikafa girer ve derdi ki: "Kadir gecesini Ramazan'ın son on gününde arayın". Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'dan sonra, zevceleri de itikâfa girdiler." Buhârî,
Fadlu Leyletü'l-Kadr 3, İtikâf 1, 14; Müslim, İtikâf 5, (1172); Muvatta, İtikaf 7, (1, 316); Tirmizî, Savm 71, (790); Nesâî, Mesâcid 18, (2, 44); Ebu Dâvud, Sıyâm 77, (2462, 2464); İbnu Mâce, Sıyâm 59; (1771).
Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) her Ramazanda on gün i'tikâfa girerdi. Vefat ettiği yılda ise yirmi gün i'tikâfa girdi."
Buhârî, İ'tikâf 17; Ebu Dâvud, Savm 78, (2466). İbnu Mâce, Sıyâm 58 (1769)
AÇIKLAMA: İtikaf, lügat açısından, haps olmak, yerinde kalmak gibi mânalara gelir. Şer'î örfte: "Allah'ın rızasını kazanmak düşüncesiyle belli âdab çerçevesinde mescidde kalma"ya itikaf denir. Bu nâfile bir ibâdettir. Sadece nezredilmek suretiyle vâcib olur. İtikafın en az müddeti bir gün en fazla müddeti on gündür. İtikâf senenin her ayında olabilir. İtikafta iken, bazı âlimlere göre oruç şart değildir. Ancak Hanefîlere göre vâcib olan itikâf için oruç şarttır. Yine bazılarınca Mescid-i Nebevî, Kâbe ve Mescid-i Aksa'da, bazılarınca cuma kılınan mescidlerde itikaf câiz addedilirken, Hanefîler beş vakit namazın kılındığı her yerde itikafın câiz olacağına hükmederler.
Allah rızası için şu mescidde şu kadar müddet itikaf yapmaya niyet ettim demekle bunu nefsine vâcib kılar. Kalben bunu geçirirse de niyet yerine geçmiş olur. Bu niyetle mescide giren kimse abdest almak, gusletmek, abdest bozmak gibi zaruret olmadıkça mescidden ayrılmaz. Aksi takdirde itikafı bozulur.
Mu'tekif, mescidde kalır, namaz, tilavet ve tefekkür gibi ibadetin çeşitleriyle meşgul olur. Dünyevî meşguliyetleri terkeder. Kadına tekerrüb tamamen yasaktır.
İtikâfı erkekler mescidde yerine getirirler, bu şarttır. Kadınlar, evlerinin mescid olarak tanzim edilen odasında itikaf yapabilirler. Bu meşrudur, fakat mescidde itikafa girmeleri câiz değildir.
"Eğer siz hiç günah işlemeseydiniz, Allah Teâlâ hazretleri sizi helak eder ve yerinize, günah işleyecek (fakat tevbeleri sebebiyle) mağfiret edeceği kimseler yaratırdı."
[Müslim, Tevbe, 9, (2748); Tirmizî, Da'avât 105, (3533).]
[Tirmizî, Da'avât 106, (3534).
[Buhârî, Edeb, 99, Cizye 22, Hiyel 9, Fiten 21; Müslim, Cihâd 10; Ebû Dâvud; Cihâd 162; Tirmizî, Siyer 28
"Vallahi, senin hidayetinle bir tek kişiye hidayet verilmesi, senin için kıymetli develerden müteşekkil sürülerden daha hayırlıdır."