Her Gün Bir Esma'ül Hüsna

129 views
Skip to first unread message

Cengiz Hocaoglu

unread,
May 27, 2013, 3:13:18 AM5/27/13
to Allah ve Peygamber Google Groups
el-Kayyum

Anlamı : Gökleri ve yeri, herşeyi tutan, Bütün mahlukatı var kılıp varlığını devam ettiren

Tesbih Adedi : günde 156 adet

Tesbih Niyeti : Allah’ın izniyle her istekleri olur 


Cenab-ı Hak buyuruyor.

"Allah, O'ndan başka tanrı yoktur; O, hayydir, kayyûmdur. " (Bakara, 255) 

"Ölümsüz ve daima diri olan Allah'a güvenip dayan." (Furkan, 58)

Allah zatı ve yüceliği ile vardır; her şeyin var olması, varlığını sürdürmesi, ayakta durması O'nun varlığına bağlıdır. 

Kur'an-ı Kerim'de Hay ismi ile çoğu zamanda birlikte zikredilir. Bu isimlerin,  "İsm-i A 'zam" olduğu da söylenmiştir. 

Bu ismin çeşitli tanımlamaları vardır:

Katede'nin görüşü: Kayyûm, yaratıklarını koruyup idare eden, işlerini düzenleyendir.
Hasan Basri: Kayyûm, iyi ya da kötü yaptıklarının karşılığını vermek için her canlının başında duran ve onu gözetleyendir. O, her şeyi bilir ve hiçbir şey  O'na gizli kalmaz.
El-Hattabi:Kayyûm, sonu olmayan ve varlığı daim olandır 
Kayyûm, Allah'ın kusursuz güç, kuvvet ve üstünlüğe sahip olduğunu gösterir. O, yalnız başına kâimdir. ayakta kalmak için hiçbir yönden kimseye ihtiyacı yoktur. O, kendi kendine yetendir ve başkasına muhtaç değildir. O'nun dışında her şey O'na muhtaçtır. Her şeyi ayakta tutan ve koruyan O'dur. O'nun desteği olmadan hiçbir şey ayakta duramaz ve varlığını devam ettiremez. Bu, O'nun  mükemmel gücünü gösterir. (3)

O öyle bir hayy ve kayyumdur ki, O'nu ne gaflet basar, ne uyku; daima âlim, daima her şeyden haberlidir. Göklerde ve yerde, yukarılarda, aşağıda ne varsa O'nun; görünür, görünmez, bütün varlık O'nun mülküdür. Tüm sebeb O, tüm gaye O, herşeyin maliki olan O; Allah'ın mülkü olan bu yaratıklardan kimin haddi ki Allah'ın izni olmaksızın yüce huzurunda şefaat edebilsin, bu halde hangi budaladır ki Allah'ın emri olmadan bunların birinden şefaat dilenebilsin. Çünkü Allah yukarıların aşağıların, önlerindekini ve arkalarındakini, geçmişlerini, geleceklerini bildiklerini ve bilmediklerini bilir, O'nun ilminden gizli hiçbir şey yoktur. Bunlar ise O'nun bildiklerinden hiçbirini bilemezler. Ancak dilediği kadarını kavrayabilirler. (2)

Allah dostlarının tecrübe edip kabul ettiklerine göre, "Ya Hayyu yâ Kayyûm, lâ ilâhe illâ ente" (Ey diri ve kâim olan! Senden başka ilâh yoktur) duasını okuyan ve bunu tekrarlayan kimsenin kalbi ve aklı dirilir. Bu iki isimle yardım dilemek sıkıntılardan, dert ve kederlerden, zorluk ve darlıklardan kurtulmak ve isteklere kavuşmakta daha etkilidir. (3)
  
Kaynaklar
1) Calligraphy, The Most Beautiful Names, Tosun Bayrak, Threshold Books, 1985 
2) Elmalı Tefsiri, Bakara Suresi, 255
3) Esmâ-ül Hüsna, Karınca Yayınları, Nisan 2004

Cengiz Hocaoglu

unread,
May 28, 2013, 5:11:15 AM5/28/13
to Allah ve Peygamber Google Groups
el-Vacid

Anlamı : İstediğini istediği anda bulan

Tesbih Adedi : günde 196 adet

Tesbih Niyeti : Kaybedilen şeyi bulmak

Vâcid kelimesi, bulan, vücuda getiren, hiçbir şeye ihtiyacı olmayan anlamına gelir. Yüce Allah istediği şeyi, istediği canlıyı istediği zaman bulur, hükmünü infaz eder. Bir şeyi bulmak için, meydana getirmek için O'nun zamana, mekana, plana veya başka bir şeye ihtiyacı yoktur. Hiçbir canlı O'ndan gizlenemez. Hiçbir şey O'ndan kaçamaz. O'nun hiçbir şeye ihtiyacı yoktur. Her şey O'na muhtaçtır. (1) 

Cenab-ı Hakk'ın, herhangi bir şeyi ele geçirmek için; zaman kollamaya bunu sağlamak amacıyla önlem almaya ihtiyacı yoktur. Herşey daima O'nun huzurundadır. Dilediği an hükmünü infaz eder ve bunda da O'nun için hiçbir zorluk söz konusu olmaz. Ne lütfunu hemen kullarına ulaştırmada, ne de cezasını yerine getirmekte O'nun için bir güçlük bulunmaz.

Kişi ihtiyacı olmayan bir şeyi kayıp ettiği zaman, fakid (yitiren) sayılmaz. Zatına ve zâtının kemaline bağlantılı olmayan bir şey elde ettiği zaman da kendisine Vacid denilmez. Vacid, ilahi sıfatlar babında mutlaka bulunması gereken hususlara ihtiyaç duymaksızın kendisinde bulunan demektir. İşte bu, Allah için mevcuttur. Allah bu itibarla Vacid olunmuştur. Hem de Vacid-i Mutlak. Ondan başkası, bazı ahlaki faziletler ve kemalatlar elde edebise bile de ona Vacid denilemez. Çünkü o  bunun yanında elde edemediği bir çok şeyler kaybetmiştir. Bir şeyler elde edebilse, dahi olmayan kişilere nisbeten bir şeyler elde etmiştir. (2)

Kaynaklar
1) Esmâ-ül Hüsna, Rauf Pehlivan, İstanbul Dağıtım A.Ş., 2002 
2) Esma'ül Hüsna Şerhi İmam-ı Gazali, Mütercim M.Ferşat, Ferşat Yayınları, 2005
3) Calligraphy, The Most Beautiful Names, Tosun Bayrak, Threshold Books, 1985
4) Mecmuatul Ahzab, Büyük Dua Kitabı, Ahmed Ziyaüddin Gümüşhanevi, Denge Kitabevi Yayınları

Cengiz Hocaoglu

unread,
May 29, 2013, 5:16:50 AM5/29/13
to Allah ve Peygamber Google Groups
el-Macid

Anlamı : Kadr ve şanı büyük, kerem ve iyilikleri pek çok

Tesbih Adedi : günde 48 adet

Tesbih Niyeti : Kazancın bolluğu için 

Mevla'nın kullarına verdiği nimetler ölçüsüzdür. Çünkü O, sevdiği kullarına ölçüsüz verir, karşılıksız ikram eder ve dilediği an onları mağfiret buyurur.  Zira O'nun ihsanı boldur. Bunu bilmek ve O'na şükretmek lazımdır. (2)


Kaynaklar
1) Calligraphy, The Most Beautiful Names, Tosun Bayrak, Threshold Books, 1985
2) Mecmuatul Ahzab, Büyük Dua Kitabı, Ahmed Ziyaüddin Gümüşhanevi, Denge Kitabevi Yayınları

Cengiz Hocaoglu

unread,
May 30, 2013, 3:18:07 AM5/30/13
to Allah ve Peygamber Google Groups
el-Vahid

Anlamı : Zatında, sıfatlarında, işlerinde, hükümlerinde, isimlerinde asla ortağı ve benzeri olmayan TEK

Tesbih Adedi : günde 3669 adet

Tesbih Niyeti : İstediği olur, kalbi uyanır, aklı nur

Cenab-ı Hak buyuruyor:
"De ki: O, Allah birdir." (İhlas, 1)
"Yemin ederim ki, ilâhınız birdir." (Saffat, 4)
"O ancak bir tek Allah'tır." (Enam, 19)
"Tek ve kahhâr olan Allah'tan başka bir tanrı yoktur." (Sad, 65)
"İlâhınız bir tek Allah'tır. O'ndan başka ilâh yoktur." (Bakara, 163)
Allah'ın, zatında, sıfatlarında ve fiillerinde bölünmesi ve sayısının artması söz konusu olmayan ve bir ve tek olduğunu ifade eden ismidir.
Ezelde yalnız Allah vardı. Başka hiçbir şey yoktu. Hz.Peygamber bir hadislerinde bu anlama şöyle işaret etmiştir. 
"Sadece Allah vardı O'nunla birlikte hiçbir şey yoktu". 
Bütün celâl ve kemal sıfatları sadece Allah'ta bulunmaktadır. Bu yönüyle O, bir ve tektir. Bütün varlıkları idare eden ve işleri yürüten yalnız O'dur. Bir şeyi yaratmak ve yapmak için herhangi bir maddeye, süreye, alete ve hazırlığa ihtiyacı yoktur. (4)

Helali, haramı yasalaştırmak; sevabı ve günahı belirlemek gibi, kullarını ödüllendirmek veya sadece cezalandırmakta  O'na mahsustur. Bütün bu hususlarda Allah yerine başkalarını koymak veya Allah'a benzeterek yetkili saymak şirktir; affı olmayan en ağır suçtur.
Ey insanlar! hepinizin ibadet ve kulluğuna layık ve buna hakkı olan gerçek ilâhınız, bir tek ilâhtır. "Vâhid" sıfatı ile nitelendirilmiş bir ilâhtır ki, ilâhlıkta tektir. Hem sizden başkalarının da diğer bir ilâhı var sanmayınız. O'ndan başka hak olan hiçbir ilâh yoktur. O'ndan başka ilâh tutulanların hiç biri ilâhlığa layık değildir. Hepsi boş, hepsi batıldır. O'ndan daha üstün veya O'na denk bir ilâh düşünülmesi imkansız olduğu gibi, O'ndan daha aşağı seviyede olmak şartıyle de O'nun ilâhlığına ortak olabilecek mabudlar, tanrılar yoktur. İlâhlığa ortak olmak mümkün değildir. Gerçek ilâh ancak o tek olan Allah'tır. O'nun bütün yaratıklara başlangıç olan birçok isimleri ve sıfatları varsa da, yine zatından hakkıyle bahsetmek mümkün değildir. Hakk'ın gerçek mahiyeti, her türlü bileşimden uzaktır. O tek olan Ferd'i vasıflandırmak imkansızdır. Çünkü vasıf, vasıflanan ile sıfat arasında az çok bir başkalık gerektirir. Başkalık olunca da ferdîlik kalmaz. Bir de herhangi bir şeyden haber vermek, kendisinden haber verilen bir şey ile, haber verme şekli ister. Bu ise ferdî-liğe aykırıdır. Bunun için türetilen isimlerin hepsi de Hakk'ın gerçek mahiyetinin, birliğinin aslına ermekten uzaktır. O'nun zatına en son "O" denebilir. (3)
Allah'ın büyüklüğünü kavrayamayan insanlar yüzyıllardır O'na denk güçler bulmaya çalışmışlar, O'nu göremedikleri için gözlerinde yücelttikleri şeylere tapmışlardır. Kimisi çok parlak ve güçlü gördüğü için güneşi daha üstün tutmuş ve ona tapmış, kimisi de yıldızların önünde eğilmiştir. Hatta bazıları akılsızlığın boyutlarını o kadar genişletmiştir ki tüm acizliklerine rağmen, kendilerinin de çok güçlü olduğunu söyleme cesaretini göstermişlerdir. Allah'a denk ilahlar bulmaya çalışmak yalnızca geçmişte yaşayan insanlara mahsus bir akılsızlık değildir. Günümüzde de pek çok insan Allah'a ortak koşarak, O'nun eşinin ve benzerinin olamayacağını inkar eder. Bu inkarcılar belki görünürde güneş, yıldızlar vs. gibi birer put edinmemişlerdir; ama onlar da kendileri gibi aciz olan diğer insanlara veya değer verdikleri metalara (zenginlik, güzellik, güç vs.) taparlar. Örneğin, tüm yaşamlarını zenginlik, mal-mülk edinmek uğruna harcar ve bu arada Rablerini razı edip etmediklerini hiç düşünmezler. Allah'ı insanlarla, diğer varlıklarla veya metalarla eş tutarlar ki bu da apaçık bir şirktir. Allah yaratandır. Kimse güneşi batıdan getiremez, kimse uzayda inanılmaz hızla genişleyen kainatı durduramaz, kimse göğü ve yeri tutamaz ve kimse yoktan bir insan yaratamaz. Bunları ancak kainatta tek olan ve eşi olmayan Allah yapabilir. Yaratanla yaratılan ise asla eşit değildir. (3)

Kulun ilâhı, her halde ve her vakitte ona gerek olandır. O, gerçek olup O'nun dışında kalan bütün ilâhlar batıldır. Kul  nerede olursa olsun, Allah, sıkıntı anında ve ihtiyaç duyduğunda hep onunla birliktedir. Yok olup giden ilâhlar hiçbir zaman işe yaramaz.  (4)

Kaynaklar
1) Calligraphy, The Most Beautiful Names, Tosun Bayrak, Threshold Books, 1985
2) Mecmuatul Ahzab, Büyük Dua Kitabı, Ahmed Ziyaüddin Gümüşhanevi, Denge Kitabevi Yayınları
3) Elmalı Tefsiri, Bakara Suresi, 163
4) Esmâ-ül Hüsna, Karınca Yayınları, Nisan 2004

Cengiz Hocaoglu

unread,
May 31, 2013, 3:23:34 AM5/31/13
to Allah ve Peygamber Google Groups
el-Samed

Anlamı : İhtiyaçları ve sıkıntıları gideren tek merci

Tesbih Adedi : günde 134 adet

Tesbih Niyeti : Hiç kimseye muhtaç olmamak

Cenab-ı Hak buyuruyor:

" De ki: O, Allah birdir. Allah sameddir." (İhlas, 1-2)

Samed ismi, Kur’ân’ın göğsüne tek sıra dizilmiş inci taneleri gibi duran İhlas ayetleri içinde bir “dürr-ü yekta”dır, eşsiz bir incidir. İhlas’ı Kur’ân içinde özel yapan sır her ne ise, Samed’i İhlas’a özel kılan sır da o olmalıdır. Çünkü, Kur’ân’da Samed ismi sadece İhlas Sûresinde geçer. İhlas Sûresi, içinde Samed ismi olduğu için “İhlas” olmuş olmalı. Samed ismi de, “İhlas”ın içinde yer aldığı için anlamını bulmuş olmalı. (5) 

Tüm evrende gerçek güç sahibi olan yalnızca Allah'tır. İnsanın karşılaştığı her türlü sıkıntıyı, zorluğu, ihtiyacı giderebilecek olan da ancak O'dur. İnsanlar kimi zaman kendilerini yaratanı unutup O'ndan başka veliler edinir; gücü, onuru ve yardımı onların yanında bulmaya çalışırlar. Oysa bu insanlar bir aldanış içindedirler; çünkü yukarıda da belirttiğimiz gibi Allah'tan başka güç sahibi yoktur. O dilemedikçe hiçkimsenin bir başkasına faydası veya zararı dokunamaz. İnsan için her türlü sıkıntıdan kurtulmanın tek yolu 'bütün kuvvet ve onur'un sahibi olan Yaratıcısı'na sığınmaktır. Çünkü O, sıkıntı ve ihtiyaç içinde olup kendisine yönelen samimi kullarına icabet eder ve onların üzerindeki zorlukları, sıkıntıları kaldırır. (2 ) 

Hak Teâlâ katında her şeyin mutlaka hazineleri vardır ve bundan dolayı da O Samed'dir. Lakin o hazineler değişmez bilgilerden ibarettir. Çünkü onlar O'nun katında sabittir. O, onları bilir ve görür ve bütün içindekileri de görür, bildiği ve gördüğü içindir ki onlardan dilediğini vücuda getirir, açığa çıkarır, dilediğini de bırakır. Onlar O'nun hazinelerinde olmakla sonlu ve sınırlı değildir, sonsuzdurlar. Varlıkların hepsi Allah'ın elindedir. Ondan hiçbir şey ait olduğu hazinenin dışına indirilmez, hepsi Allah'ın indinde koruma altındadır. Bütün hazineler ve hazine bekçileri Allah'ın olduğu için gerçekte âlem onun içinden hiçbir şeyin dışarıya çıkmadığı bir tek hazine durumundadır. Çünkü hepsi de Allah'ın elinde ve O'nun katındadır. Bundan dolayıdır ki, her konuda iltica olunacak ve başvurulacak Samed ancak O'dur. Kimi Allah'a tevekkül eder, kimi de sebebe tevekkül eder. Şu kadar var ki, sebepler kendilerine sarılan ve sığınanlara çok kere hainlik eder. Hak Teâlâ ise kendisine sığınıp işlerini ısmarlayanı muhakkak selâmete çıkarır. Bütün hazineler O'nun katında olduğu, senin de o hazinelerden biri olarak yine O'nun mülkü bulunduğunu bilirsen kalbin O'na güvenmiş olacağı için O senin yanında, sen O'nun yanındasın demektir. (3)

Her müslüman, Allah'tan başka Samed olmadığını bilmelidir. O'nun tek ve bir olduğunu bilerek yalnız O'na yönelmelidir. Bütün ihtiyaçlarını O'ndan istemeli, her sıkıntıdan O'na sığınmalıdır.İnsanlardan veya başka varlıklardan herhangi bir aracı olmadan direkt Allah'tan talepte bulunmalıdır. Her türlü anlaşmazlık durumunda Allah'ın dinine başvurmalı ve yalnız O'nun yasalarını hakem kabul etmelidir. Başına gelen bütün olaylarda tek başvuru kaynağı allah'ın dini olmalı, sıfat ve nitelikleri üstün olanın indirdiği Kitab'a ve peygamberin sünnetine daima müracaat etmelidir. (4)

Bütün sıkıntıların halledileceği yer, Cenabb-ı Hak'tır. Maddi ve manevi sıkıntıların önleneceği makam orasıdır. O'nun halledemiyeceği ve huzura kavuşturamıyacağı hiç bir şey yoktur. Onun için Allah Samed'dir. Samed'in manası çok daha geniştir. Kısacası her mahlukun son müracaat ve yalvarış yeri demektir. (5)

Kaynaklar
1) Calligraphy, The Most Beautiful Names, Tosun bayrak, Threshold Books, 1985 
3) Allah'ın İsimleri, Harun Yahya, Vural Yayınları, 2000
3) Fütuhat-ı Mekkiyye, Muhyiddin Arabî
4) Esmâ-ül Hüsna, Karınca Yayınları, Nisan 2004
5) Mecmuatul Ahzab, Büyük Dua Kitabı, Ahmed Ziyaüddin Gümüşhanevi, Denge Kitabevi Yayınları

Cengiz Hocaoglu

unread,
Jun 1, 2013, 5:48:28 AM6/1/13
to Allah ve Peygamber Google Groups
el-Kadir

Anlamı : İstediğini istediği gibi yapmaya gücü yeten

Tesbih Adedi : günde 305 adet

Tesbih Niyeti : İstediğini yapmaya gücü yetirmek

Cenab-ı Hak buyuruyor:

"Şüphesiz Allah her şeye kadirdir." (Bakara, 148)

"Evet O, her şeye kadirdir." (Ahkaf, 33)

Yerde ve gökte ne varsa hepsine kudreti yetiyor ve artıyor. Bildiğimiz ve bilmediğimiz alemlerin tümüne ve onların hareketlerine  intizam saağlayan şüphesiz Hz.Allah'tır. (2)
Kâdir, güç ve kudret sahibi demektir. Kâdir, bir şeyi dilediğinde yapan veya yapmayandır. Kâdir için dileme, bir şeyi yapmak için mutlaka olması gereken bir şart değildir. Allah, kıyameti şu anda da gerçekleştirmeye kadirdir. Eğer O, bunu dilerse yapabilir. Ancak kıyamet şu an gerçekleşmediğine göre Allah, bunu şu an için dilememektedir. Allah'ın ezeli ilmiyle kıyamet için bir süre ve saat belirlemesi, O'nun güç ve kudretinde kusur olduğunu göstermez.Mutlak Kâdir, her varlığı tek başına ve kendi dilemesi ile hiç kimseden yardım alma ihtiyacı duymadan yoktan var edendir. bu da ancak Allah için geçerlidir. Kulların gücünü yaratan O'dur.Yararlı zararlı, iyi kötü bütün her şeye gücü yeten, mutlak kadir olan ve kudreti her şeyi kuşatan O'dur. (3)  

Gerçekleşen her olay Allah'ın bilgisi dahilindedir ve O'nun "Ol" demesiyle meydana gelir. Yeryüzünde her yaprağın düşüşü O'nun izniyledir, yine hiçbir dişi O'nun izni olmadan gebe kalamaz ve hiçbir canlı O'nun bilgisi dışında doğuramaz. Kainatta gerçekleşen her olay ancak O'nun dilemesiyle vuku bulur. O, iman etmeyen bir kavmin yerine hemen yenisini getirebilecek güçtedir. Dilediğine görülmemiş bir mülk verir, dilediğinden bütün mülkünü çekip alır. İman etmeyen bir kavme, azap hiç ummadıkları bir anda ve hiç ummadıkları bir şekilde gelir. Dilerse yeryüzünün tüm bereketini çekip alır, onu kurutur ve üzerinde yaşama dair hiçbir iz bırakmaz. Dilerse genişliği yeryüzü kadar olan bambaşka bir dünya yaratır. Göklerde ve yerde Allah'ı aciz bırakacak hiçbir kuvvet yoktur. O istediğini istediği gibi yapmaya güç yetirendir. (4)

Kaynaklar
1) Calligraphy, The Most Beautiful Names, Tosun Bayrak, Threshold Books, 1985
2) Mecmuatul Ahzab, Büyük Dua Kitabı, Ahmed Ziyaüddin Gümüşhanevi, Denge Kitabevi Yayınları
3) Esmâ-ül Hüsna, Karınca Yayınları, Nisan 2004
4) Allah'ın İsimleri, Harun Yahya, Vural Yayınları, 2000 

Cengiz Hocaoglu

unread,
Jun 2, 2013, 5:55:22 AM6/2/13
to Allah ve Peygamber Google Groups
el-Mukdedir

Anlamı : Kuvvet ve kudret sahipleri üzerinde istediği gibi tasarrufta bulunan

Tesbih Adedi : günde 744 adet

Tesbih Niyeti : Her işte başarılı olmak

Cenab-ı Hak buyuruyor:
"Allah, her şey üzerinde iktidar sahibidir." (Kehf, 45)
"Biz de onları güç ve kudretimize lâyık bir şekilde yakaladık." (Kamer, 42)
"Peki Allah'ın, ölüleri tekrar diriltmeye gücü yetmez mi?" ( Kıyamet, 40)
Muktedir, gücünü fiillerle ortaya koyup gösterendir. Allah'ın gücü yettiği halde yapmadığı nice fiilleri vardır. Eğer dilerse bunları yapabilir.O, dilediğini yapandır, Hiç  kimse O'na mani olamaz. hiçbir güç O'nu aciz bırakamaz. Kudreti her şeyi kuşatan O'dur. Kul, böylesine güçlü olandan nimet  ummalı,  intikam almasından korkmalıdır. 

Allah tarihte kimi insanları kudret sahibi kılmış; onlara hem benzerine az rastlanır bir mülk vermiş, hem de makam sahibi yapmıştır. Yaşadıkları kavmin başına geçirmiş, tüm insanların ve toprakların yönetimini kendilerine vermiştir. Firavun da bu insanlardan biridir. Ancak Firavun, Allah'a karşı büyüklenmiş, gerçek kuvvetin ve gücün kendisinde olduğunu zannetmiştir. Öyleki bu, kendini ilah ilan etmeye kadar varmıştır. unun üzerine tüm gücün tek sahibi olan Allah, Firavun ve ordusunu suda boğarak onlardan büyük bir intikam almıştır. Haman ve Karun da yaptıkları dolayısıyla Firavun'la aynı sonu paylaşmışlardır. Bu azgın insanlar malları ve orduları dolayısıyla yeryüzünde büyüklendikçe büyüklenmişler, gerçek gücün ve kudretin kendilerinde olduğunu zannetmişlerdir. Böylelikle de Allah gerçek gücün kimde olduğunu tüm kavme göstermiştir. Halbuki kainattaki tüm iktidar ve kudretin yegane sahibi Allah'tır. Yeryüzünde güç ve yetki sahibi olanlara ellerinde olan malları, bulundukları makamları ve orduları veren de kendisidir. Hergün güneşi doğuran, geceyi ve gündüzü ardarda getiren, uzayda hızla yol alan gezegenleri yörüngelerinde tutan ve kainattaki sayısız düzeni kusursuzca kontrol altında tutan Allah'ın gücü ortadadır. İnsan ise elinden malı alındığında, makamından indirildiğinde hemen tüm gücünü yitirir. Vücudundan direnci çekilip alındığında ise görülmemiş bir acizlik içinde kalır. Yine Allah dilediği zaman, onlardan kimisini bir çığlık sarar, kimisi de yerden gelen bir azapla toprağın içine alınır. Böylelikle  Allah kullarına gerçek gücün kimde olduğunu gösterir. (2)
Cenab-ı Hak, halkettiği kullarına kuvvet ve kudret vermiştir. Ancak bu kuvvet ve kudretleri Allah'ın ezeli kudretine bağlıdır. Allah kuluna kudret verirse birçok şeyleri yapabilir, güçlükleri de yenebilir.  
Öyle ise bütün kuvvet ve kudret veren Allah'a yalvarmalı ve O'ndan hak yolunda, iman yolunda güç vermesi istenmelidir.  (3)
  
Kaynaklar
1) Calligraphy, The Most Beautiful Names, Tosun Bayrak, Threshold Books, 1985
2) Allah'ın İsimleri, Harun Yahya, Vural Yayınları, 2000
3) Mecmuatul Ahzab, Büyük Dua Kitabı, Ahmed Ziyaüddin Gümüşhanevi, Denge Kitabevi Yayınları

Cengiz Hocaoglu

unread,
Jun 3, 2013, 6:58:38 AM6/3/13
to Allah ve Peygamber Google Groups
el-Mukaddim

Anlamı : İstediğini ileri geçiren, öne alan

Tesbih Adedi : günde 184 adet

Tesbih Niyeti : Daima yükselmek için

Yüce Allah, istediği kimseleri önegeçirir. Bu öne geçirmedini konularda olduğu gibi yaradılış ve maddi konularda da olur. Yüce Allah, canlıların kimini önce, kimini de sonra yaratmıştır. Kimine zenginlik vermiştir, kimine vermemiştir.

Mukaddim ve Muahhir isimlerinden birini zikretmeden yalnız ötekiyle dua etmek caiz değildir. Her ikiside Allah'ın fiili  sıfatlarındandır. Dilediğini öne alan, dilediğini arkada bırakan O'dur. Öne alınan kimse yüksek mertebeler çıkar. Geri bırakılan ise en aşağı mertebelere iner. Geri bıraktığını öne çıkarmaz, öne çıkardığını da geriye bırakmaz. Bu iki ismi birlikte zikretmek, ayrı zikretmekten daha güzeldir.

Bu İsmi bilmenin Faydaları:

Müslüman, Allah'ın öne çıkardığını öne çıkarmalı arkaya koyduğunu arkaya koymalıdır.

Allah'ın Mukaddim ve Muahhir olduğunu bilen kimse, ibadet ve iyiliklerinin çokluğuna güvenmez, günah ve kötülüklerinin çokluğu nedeniyle de Allah'tan ümit kesmez. Zira Allah'a uzak gibi görünen nice kimseler yakın, yakın gibi görünen nice kimseler de gerçekte O'ndan uzaktır.

Daima kötü sondan, günahları öne alıp ibadetleri ertelmekten Allah'a sığınmalıdır.

Kaynaklar
1) Calligraphy, The Most Beautiful Names, Tosun bayrak, Threshold Books, 1985
2) Esmâ-ül Hüsna, Karınca Yayınları, Nisan 2004
3) Kubbealtı Lugatı, İlhan Ayverdi,3. Baskı, 2008

Cengiz Hocaoglu

unread,
Jun 4, 2013, 5:52:29 AM6/4/13
to Allah ve Peygamber Google Groups
el-Muahhir

Anlamı : İstediğini geri koyan, arkaya bırakan

Tesbih Adedi : günde 847 adet

Tesbih Niyeti : Kötü birinin uzaklaştırılması için

Mukaddim ve Muahhir isimlerinden birini zikretmeden yalnız ötekiyle dua etmek caiz değildir. Her ikiside Allah'ın fiili  sıfatlarındandır. Dilediğini öne alan, dilediğini arkada bırakan O'dur. Geri bıraktığını öne  çıkarmaz, öne çıkardığını da geriye bırakmaz.

Allah'ın kullarının teşebbüslerini bazen onların beklentilerine uymayacak şekilde ertelemesinde mutlaka derin hikmetler vardır. O'nun takdirini saygı ile karşılayıp bu ertelemeyi O'ndan olduğu bilinciyle kabul etmek lazımdır. İşte bu kulluktur.

Cengiz Hocaoglu

unread,
Jun 5, 2013, 6:45:27 AM6/5/13
to Allah ve Peygamber Google Groups
el-Evvel

Anlamı : İLK

Tesbih Adedi : günde 37 adet

Tesbih Niyeti : Her hayır işinde birinci olmak için

Cenab-ı Hak buyuruyor:

"O Evvel'dir, Ahir'dir, Zâhir'dir, Bâtın'dır." (Hadid, 3)

Cenab-ı Hak yaratmayı başlatan ve sürdürendir. Bütün mükevvenatı var eden, bütün nesne  ve olayları icad edip ortaya çıkarandır. Her şeyden evveldir. Bir evveli, bir öncesi  yoktur. 

Başlangıcı yoktur ve her şeyin ilkidir. Çünkü varlıkların hepsinin başlangıcı ve hepsini ortaya çıkarandır. Ve son, hepsinin yok olmasından sonra O, bâkidir 

"O'nun zâtından başka her şey helak olacaktır..." (Kasas, 88)  

"Yer yüzünde bulunan her canlı yok olacak, ancak azamet ve ikram sahibi Rabbinin zâtı bâki kalacak ." (Rahman, 26-27)  
âyetlerinin ifade ettikleri mânâya göre varlıkların hepsi helak ve fenâya gider ve gidebilir, ancak O, kalır. Bütün yaratıkların, varlık sebepleri ortadan kalkınca esasen helak edilirler ve yok olurlar. Sonra bütün işler ona döndürülür. Binaenaleyh O, hepsinden evvel olduğu gibi, hepsinin gayesi ve varlığın sonudur. Binaenaleyh O'nun için ne yalnız Evvel ve de yalnız Ahir diye hükmetmemeli, "Evvel ve Ahir" demelidir. (2)

Allah Teâlâ, başlangıcı olmayan evvel, sonu olmayan Âhir'dir. O, her şeyden önceki  Evvel'dir, her şeyden sonraki Âhir'dir. O, var etmede ve yaratmada Evvel, hidayete ve başarıya erdirmede Âhir'dir. O, kalplerdekini bilen Evvel, ayıp ve kusurları örten Âhir'dir. Başlangıç ilk olarak Allah'la başladı, son olarak dönüş yine O'nadır. (3)

Bu İsmi Bilmenin Faydası 

Allah'ın Evvel olduğunu bilmek, sadece sebeplere bakmaktan, bunlar üzerinde durup düşünmekten kurtulmamızı ve daha geniş düşünmemizi sağlar. O'nun salt lütuf ve ihsanına ve merhametine bakmamıza yardım eder. Hiçbir varlığın herhangi bir katkısı olmadan O'nun bize sayısız nimetler verdiğini düşünmemizi sağlar. Mutlak yokluğun olduğu bir ortamda bütün varlığı yarattı. Bütün varlıklar yok iken, adı dahi zikredilmezken O, her şeyi bizim için hazırladı. Bize güç ve kuvvet verdi, varlıklar için sebep-sonuç kanunu koydu. O'nun varlığı hiç bir vesileye bağlı değildir. Allah'ın Evvel ismini bu şekilde anlayan O'na mutlak manada muhtaç olduğunu bilir. Bütün içtenliği ile O'na ibadet etmesi gerektiğini daha iyi anlar.  (3)
'Evvel' ve 'Ahir'in  yarattıklarının bir başı ve bir sonu vardır. Yaşımız  kadar yaşıyoruz ve bizi ilk defa getiren, son defa  götürüyor. Yani O'ndan geldik O'na dönüyoruz.  Öyle ise O'na yaraşır işler yapalım. Hayırlı  hizmetlerde ilklere imza atalım.

Kaynaklar
1) Calligraphy, The Most Beautiful Names, Tosun Bayrak, Threshold Books, 1985
2) Elmalı Tefsiri, Hadid
3) Esmâ-ül Hüsna, Karınca Yayınları, Nisan 2004
4) Mecmuatul Ahzab, Büyük Dua Kitabı, Ahmed Ziyaüddin Gümüşhanevi, Denge Kitabevi Yayınları

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages