Bu aşk beni o zaman da çok etkilemişti, şimdi de çok etkiliyor. Birbirini dinlemeyen, anlamayan , değer verdiğini göstermeyen, bencil, benmerkezci, çıkarcı bir insan yığını olduk. Özensiz olmamız herşeyimize yansıdı. Hep "alma odaklı" kurgulanıyor hayatlarımız. Sözlerimizin kimleri yaraladığının farkında değiliz. Bu öyle içimize işlemiş ki, siyasetçisi, işadamı, işkadını, akraba, komşu, hattâ en çok sevdiklerimiz bile hoyrat ve futursuz.
Hiç takdir yok! Hep eleştiri, hep şikayet, hep yerden yere vurma. İnanmakta zorlandığım mutsuzluk kumkumaları sarmış etrafımızı. Öyle bir hale geldik ki, önümüze ilk çıkana akıtıyoruz zehirimizi!
K.......... ve M........... olumsuz koşulları mutluluğa ve sevgiye, vefaya dönüştürebildiyse, bizim neyimiz eksik? Hayatlarınıza bakın lütfen memnun musunuz? Özenli misiniz? Yeterince "insan" mısınız?
Unutmayalım biz ne kadar insansak, etrafımız o kadar insan; biz ne kadar demokratsak, etrafımız o kadar demokrat; biz ne kadar Müslümansak, etrafımız o kadar Müslüman.
Kimse kimseyi değiştiremez! Aslolan kendimiz değişebiliyor muyuz... İşte bütün mesele bu: OLMAK ya da OLMAMAK!
***
Bu güzel yazıdan herkes bir ibret alabilir.
Benim şu anki halime ne kadar çok şükretmem gerektiğini hatırlattı mesela.
Hepimiz kendimizden daha zor durumdakileri düşünmeli, dilimizi alıştırmalı ve içimiz şükür hissiyle dolup Allah’a sık sık ELHAMDÜLİLLAH demeliyiz inşallah…
Sahip olduğumuz maddi manevi sayısız nimetler için binlerce ELHAMDÜLİLLAH…