UYDULAR HAKKINDA GENEL BİLGİLER

346 views
Skip to first unread message

Enstüramantel

unread,
Feb 26, 2009, 5:27:24 PM2/26/09
to HipEraKTiF BilgiFormuna Hoşgeldin!


Şu anda 640 Gbps kapasiteli bir tek sualtı kablo sistemiyle dünyanın
200 ticari haberleşme uydusunun toplam taşıma kapasitesinden (260
Gbps) daha fazlası gerçekleştirilebiliyor. Yine de uydular olmadan
dünya çapında hiçbir ses veya data şebekesi tamam sayılamaz.
TeleGeography 'nin "2001 uluslararası bandgenişliği raporuna göre
dünya ülkelerinin neredeyse yarısı uluslararası bağlantılar için
uydulara mahkum durumda. Araştırma grubunun analisti Stephan Beckert'a
göre fiberoptik hatlar şebeke kuranlara neredeyse sınırsız
bandgenişliği sağlayabiliyor. Ancak coğrafi bakımdan ulaşılabilirliği
sınırlıdır. Öte yandan uydular neredeyse sınırsız coğrafi erişim
olanağı sağlarlar ama sağladıkları bandgenişliği sınırlıdır.

Geçtiğimiz iki yılın herbirinde hizmetin yagın olarak götürüldüğü
yersel güzergahlarda bandgenişliği maliyetleri her yıl %50 ucuzladı.
Oysa uydu kapasitelerinde maliyetler sabit kaldı. Gerçekten de
jeosenkron uydu işleticileri SES Astra ve GE Americom dahil vergi
öncesi %80 dolayında kar açıklıyorlar.

Azgelişmiş ülkelerin internet servis sağlayıcılarının internete
bağlanmakta kullandıkları ana IP omurga (backbone) bağlantısı
TeleGeography'nin raporuna göre bugün uydu işleticilerinin "en hızlı
gelişen" hizmet alanını oluşturmaktadır. ..Örneğin New Skies
sisteminde IP trafiği 1999 da gelirlerinde %7paya sahip iken 2000
yılında yaklaşık %25 mertebesine çıkmıştır. Uydu işletmecilerini
düşündüren şey bu pozitif trendin daha ne kadar sürdürülebileceğidir.
Yersel ve denizaltı kablo hatlarının kurulumu pazarda başlayan yokuş
aşağı gidişe rağmen nefes kesen bir hızla sürdürülmektedir. Beckert'a
göre yersel şebekeler geliştikçe uydu işletmecilerinin noktadan
noktaya hizmet sağlayabilecekleri alan fırsatları azalacaktır.

Ülkemizin dahil olduğu Orta Doğu bölgesinde TV yayınlarını izlemekte
uydu kullanımı oranları birçok bakımdan avrupayı geçmiş durumdadır
(yukarıdaki fotoğrafa bakınız). En az olan Lübnan %15.3, Ürdün %27.7,
Umman 27.8, Katar 27.8, Suudi Arabistan %61, Birleşik Arap Emirlikleri
%75, Kuveyt %77.3 oranında uydu tv yayını izleyen eve sahiptir.

Uyduların kapasite kullanım oranları bakımından ise
karşılaştırıldığında çok farklı sonuçlar ortaya çıkmaktadır.
Örneğin Eutelsat için bu kullanım (tüm uydu filosu bakımından) %94'ü
bulmaktadır. Bunun açılımı şöyle... %53 TV / Radyo / DBS / DTH, %17
İnternet Omurgası, %15 kurumsal hizmetler, %7 Multimedya hizmetleri,
%2 Telefon (sabit/mobil), %6 Yedek.

Diğer bazı uydu şirketlerinin transponder kapasiteleri ve kapasite
kullanım oranları şöyledir:. Arabsat 88 transponder %70, Asiasat 110
%66, Astra 194 %95, Eutelsat 328 %95, Intelsat 1177 %70, NewSkies 258
%55, Nilesat 11 %95, PanAmSat 714 %81, Türksat 44 %85 . Burada
transponder sayıları 36MHz kapasitenin katları cinsinden verilmiştir.
Büyük ölçüde boş durmakta olan Eurasiasat uydumuzla, tamamen boş duran
Anatolia1 ve Newsat uydularının transponderleri hesaba katılmamıştır.
(Hesaba katılması halinde muhtemelen TürkTelekom bölgedeki kapasite
kullanımı en düşük işletmeci çıkacaktır.

Bölgede uydusu olan şirketler ve sahibi oldukları komple uyduların
sayıları şöyledir.: PanAmSat 23, Eutelsat 19, İntelsat 19, GE 16, SES
11, Loral 10, Lockheed-M 6, NSS 5, Telenor 3, Hispasat 3, Türksat 3,
Arabsat 2, Nilesat 2.... Eutelsat ve SES/Astra'nın diğer şirketlerden
leasingle aldıkları kapasiteler dahil edilmemiştir.

Bölge ülkelerinin bu alandaki girişim düzeyleri de farklılıklar
göstermektedir. Faal durumda 5 DBS ve DTH işletmecisi platform var.
Showtime, Orbit, ART, StarSelect, PehlaTV(Pehla Hintçede "birinci"
demek).... Katar ve Bahreyn ülke çapında etkili bir MMDS (Microwave
Delivery System = Telsiz digital kablo da denebilir) kurmuşlar.
Birleşik Arap Emirlikleri ise 2000 yılında sofistike bir yeraltı
fiberoptik kablo sistemini faaliyete geçirdi. Dubai ve Abu Dabi '
belirli bölgelerinde hem teknik hem de ticari bakımdan oldukça
başarılı olduğu söyleniyor. E-Vision denen 64 kanallı bu sistemin 2001
sonuna kadar 200bin eve bağlanmış olacağı söyleniyor (biraz şüpheli).
Irak ve Iran'da uydu resmen yasak biliyorsunuz. Ama herikisinin de
uydu yayınları var. Bu hafta yapılan bir açıklamaya göre Irak
vatandaşları da yakında abonelik bazında yabancı TV kanalı
izleyebilecekler. Enformasyon bakanlığının açıklamasına göre
önümüzdeki birkaç gün içinde Irakta" 8 uydu kanalı halkın izlemesine
açılacak" Abonelik ücretinin bir devlet memurunun ortalama maaşının 2
katı olan aylık 10,000 ile 12,000 dinar dolayında olduğu açıklandı.
Ancak sözkonusu uydu kanallarının isimleri açıklanmadı. Irak'ın halen
2 TV kanalı var. Birisi resmi Irak Televizyonu, diğeri ise başkanın
büyük oğlu Uday Saddam Hüseyin 'in sahibi olduğu Youth(gençlik) TV.
Temmuz 1998 de Bağdat kendi uydu kanalını başlattı. Ancak halen uydu
yayınları Irakta resmen yasak.

Bildiğiniz gibi çanak sadece uydudan gelen sinyalleri belirli bir
noktada yoğunlaştırmaya yarayan bir tür ayna gibi olduğundan almancada
Spiegel (ayna) denilmektedir. Verimliliği ise doğrudan büyüklüğü ile
geometrisindeki kusursuzluktan başka birşeye bağlı değildir. Aslında
son 10 yıl içinde ülkemizde üretilen çanaklarda önemli ölçüde bir
kalite artışı ve fiyat düşmesinin gözlendiği rahatlıkla söylenebilir.
Kopyenin kopyesi kalıpla üretilen devasa verimsiz polyester çanakların
da, basit sıvama atelyelerinde kötü bir teknolojiyle üretilen saç ve
aluminyum çanakların da devri bitti. Artık milyon dolarlık
yatırımlarla üretim yapan fabrikasyon teknikleri söz konusu. Ama yine
de ülkemizde on yıl önce de üretilen parabol offset ve pime-focus
dışında herhangi bir yeni teknoloji çanak üretimi henüz yok. Geometri
olarak ülkemizde sadece tek odaklı parabol antenler satılmaktadır.
Cassegrain, Gregoryen ve Planar tiplerin piyasamızda(ithal de olsa)
pek bulunmadığını belirtelim. Sol tarafta resmi görülen Lüneburg
lensli multifokus radom antenler bizde hiç mi hiç bulunmaz. Belki
askeri tesislerde bulunan küre, yarımküre "radom" anten görenlerimiz
olmuştur ama o da uzaktan, o kadar. Planar antenlere gelince, komşumuz
yunanistanda üretilip (Attisat) dünyaya satılıyor. Bizim haberimiz
bile yok. Türkiyede satılan parabol antenlerin ise tümünü tek odaklı
yuvarlak ve 1,5m den küçük ise offset, büyük ise ortadan beslemeli
(prime focus) olduklarını farzetmek hatalı olmaz. O yüzden eğer çanağı
türkiyeden alacak isek seçeneklerimiz büyüklüğü dışında sadece sabit/
hareketli, metal/polyester oluşuna ve markasına bağlı kalmaktadır.
Kullanıcı iseniz ve montajcınıza güveniyor iseniz, normalde antenin
seçimine katılmanız hatta anteni görmeniz bile gerekmiyor. Aşağıda
yazacaklarımızı montajcınız genellikle bildiğinden size en uygun
maliyet ve dayanıklılık koşullarına göre seçimi o yapacaktır. Ancak
genelde size bu bazda hizmet verebilecek bir montajcıyı uygun
maliyetle bulabilmeniz oldukça güç olduğundan size yine de bazı
şeyleri kendiniz bilmenizi öneriyoruz.Ayrıca eğer uydulara meraklı
iseniz, dünyada mevcut çeşitli uygulamalara ilişkin aşağıdaki bilgiler
de sanırız sizin için oldukça ilgi çekici olacaktır.

Çanak büyüklüğü

Almak istediğiniz yayınlar bulunduğunuz yöreye farklı güçlerde
ulaştığından kimilerini 40cm çanakla alabilmekte iken kimilerini 7m
çanakla bile istenen kalitede almanız mümkün olmaz. Çanağı tam gereken
büyüklükte seçmek de göründüğü kadar kolay değil. Çünkü herhangi
yayının bulunduğunuz noktadan en az ne büyüklükte bir çanakla
alınabileceği sabit bir bilgi değildir, zamanla tercih ettiğiniz
kanallar veya uydudan alınabilme koşulları değişeceğinden uzun vadede
elinizdeki çanağın kullanılma riskini tümüyle sıfıra indirebilecek bir
seçim hemen hemen mümkün değildir. Bize göre seçeceğiniz yöntem
aşağıdakilerden biri olmalıdır. Izlemek istediğiniz kanal az bilinen,
(örneğin Japon NHK Premium gibi) bir kanalsa bu durumda bu kanalı iki
yıldır 1,5m çapında bir çanakla izlemekte olan bir arkadaşınız veya
uyducunuz yakın dönemde herhangi bir değişikliğin sözkonusu olup
olmadığını veya bu büyüklüğün ne derece yeterli olduğunu size oldukça
doğru bir şekilde söyleyebilir. Öte yandan genel amaçlı bir seçim
yapmak ve fazla abartmamak kaydıyla seçeneklerinizin olabildiğince
fazla olmasını istiyorsanız size maliyetini de dikkate alarak 1.5m
veya 2.0m hareketli bir sistem seçebilirsiniz. Bu size sisteminizin
diğer özelliklerine de bağlı olarak en az 1000'den fazla kanal yayın
alma imkanı verecektir. Ancak böyle bir sistemin teknik gerekleri
oldukça ayrıntılı olacağından kullanıcı olarak kendinize, servis için
de uyducunuza güveninizin tam olması gerekir. Ayrıca yine de böyle bir
sistem türkiyeden izlenebilen tüm kanalları izlemek için yeterli
olmayacaktır.

Sadece Türk kanallarını izlemek için 60cm tek çanaklı ucuz (analog)
bir sistem veya daha büyük çaplarda 2-3 çanaklı bir sistem
seçebilirsiniz. Sabit çapları 60-150cm arası 2-4 çanaklı türk ve
yabancı yüzlerce kanaldan oluşan analog ve digital bir sistem de
seçebilirsiniz.
Çanakların sabit olması arıza olasılığını azaltacak, herhangi arıza
durumunda tüm kanalları kaybetme olasılığını da oldukça düşürecektir.
Çok özel durumlar dışında 200cm den büyük çanak kullanmanıza gerek
olmaz. O yüzden çanak büyüdükçe sağladığı kazanç artışına karşılık
maliyeti oldukça pahalıdır.

Eğer size gereken çanağın çapını daha profesyonel bir yöntemle
belirlemek istiyorsanız Uydu Frekans Listeleri 'mizden size gereken
uyduya ait LyngSat frekans tablosunu tıklayıp o uydudaki almak
istediğiniz kanalın önüne geliniz. Kanal adının bulunduğu satırın
sağdan ikinci (beam = hüzme) hanesindeki kelimeye tıkladığınızda o
frekansın yayınlandığı hüzmenin ayak izi tablosunun bulunduğu sayfaya
ulaşırsınız. Bu üzerinde EIRP çizgilerinin bulunduğu bir harita
parçasıdır. Bu haritada sizin bulunduğunuz yer hangi çizginin içinde
kalıyorsa o çizgiye ait dBW değerine bakınız. Bu değerden aşağıdaki
tabloya göre size gereken çanak çapına ulaşabilirsiniz. Ulaştığınız
çanak çapı çok kesin olmamakla birlikte size bir fikir verecektir.

Çanak Çapı (cm)
45 50 60 70 90 120 150 180 230 280 370 480 600
dBW
54 52 50 48 46 44 42 40 38 36 34 32 30

Çanak cinsi

Çanak seçerken belki de en öncelikle dikkate alınması gereken şey
çanağın koyulacağı yerdir. Örneğin İstanbul gibi tepelerden oluşan bir
kentte ve bu tepelerden birine yakın oturuyorsanız, çanak kuracak yer
olarak da çatı gibi açıkta ve yüksekte kalan bir yer seçmişseniz o
zaman 3mm aluminyumdan sıvanmış bir çanak kullanmayı aklınıza bile
getirmemelisiniz.

Gerçi bu çatılardaki 10mm demiri birkaç sene içinde eritip bıçak ucu
kadar sivri çöp kadar dayanıksız hale getiren asit rüzgarlarına karşı
korozyon mukavemeti bakımından aluminyum saça göre çok daha
dayanıklıdır ama lodos veya bir başka kuvvetli rüzgar birkaç kuvvetli
sarsışta söküp alamaz ise vibrasyon etkisiyle zaman içinde yorup
bağlantı noktalarını lime lime eder yırtıp alır. İyi sıkılmamış yaysız
bir vida bulduğunda döndürerek açar ve söküp atar. Sonuç olarak böyle
ince bir çanağın birkaç sene dayanması bile neredeyse mucize olur.
Rüzgar gücünün etkisini önemli ölçüde zayıflatan perfore (delikli)
saçtan yapılma (mesh tipi) çanaklar ülkemizde zor bulunmaktadır.
Bunların da düşmanı üzerindeki en dayanıklı epoksid boyayı geçebilirse
alttaki saçı hemen yiyerek delikleri kocaman hale getirip çanağı
öldüren asit rüzgarıdır. (Bu rüzgarların yaptıklarını görünce insan
ciğerlerimizin nasıl olup da bu havaya delinmeden dayanabildiğine
şaşırmadan edemiyor.) Rüzgarlı yöreler için ülkemizde önerebileceğimiz
tek uygun alternatif CTP (cam takviyeli polyester) antenlerdir. Asit
rüzgarlarına ve orta şiddetteki rüzgarlara karşı inanılmaz derecede
dayanıklı olan bu çanakların da zamanla içine nem işlemesi, sıcak ve
soğukla bu gözeneklerin çalışarak cerkot denilen kaygan en üst
tabakayı alttaki metalize polyesterveya taşıyıcı tabakadan ayırması
veya çanağın geometrisini (verimini) bozacak şekilde deforme olmasına
yol açması söz konusudur. Üretim sırasında kullanılan teknikler ve
hazırlanan polyester macunun içinde küçük hava habbelerinin kalmamış
olması çanağın ömrü bakımından son derece belirleyici olmaktadır.

Çanak cinsi derken, üzerine monte edildiği ayak (mount) yapısının da
son derece önemli olduğunu. Bazı tiplerin çok kısa sürede korozyona
uğradığını vidaların bulunduğu yere kaynadığını, kaynak yerlerinden
içeriye doğru korozyon işleyerek dayanıklılığını yok ettiğini çevre
felaketi bir çöp hale geldiğini belirtelim.

Uygulama zorluklarına rağmen uygun durumlarda düşey duvara L ayakla
montajın (rüzgar v.s avantajları bakımından) tercih edildiğini, çanak
seçimi sırasında bu imkanın da gözönünde bulundurulması gereğini
hatırlatalım.

Multifocus Uygulamaları

Çatıların ve öngörünüme açık alanların çanakla dolmaması için pekçok
çare düşünülmüş. Tabii birinci çare aynı uydudan gelen yayınların
sinyallerinin civarda diğer ihtiyacı olanlarla paylaşılması. Bu
bireysel sistemler için çok uygun ve gerekli bir çözüm, ama çoğu zaman
çeşitli nedenlerle uygulanmıyor. Örneğin bir arap ülkesinde çekilen
soldaki resimde tek binanın çatısında 50 kadar çanak yeralıyor. Böyle
yerler Türkiyede de var. Çanak sayısını azaltmak için ikinci çare de
birden çok konumdaki uyduların tek çanakla alınması. Bunun için yaygın
olan da örneğin Hotbird+Astra gibi birbirine yakın iki konumdaki
uyduların multifokus çanaklarla alınması. Dikkat ediniz bunun için
genelde gerçekten de çift odaklı bir çanak gerekmiyor. Normal parabole
düşen heriki uydunun sinyallerini farklı noktalara yerleştirilen iki
LNB ile toplamak mümkün. Burada püf noktası uydular birbirinden
uzaklaştıkça çanağın daha küçük yüzeylerinden etkili şekilde
yararlanılabiliyor olması nedeniyle giderek olanaksız hale gelmesi.
Birbirine 6 derece kadar mesafedeki uydular için kullanılması ise o
kadar yaygın ki buna uygun monoblok multifocus LNB'ler bile yapılmış.
Aslında bizim 10, 13, 16,19 derece doğu uydularının yayınlarını
almamızda da yaygın kullanım alanı bulabilir. Ancak, kimse uğraşmıyor.
Multifokus çanak, veya bu iş için düşünülmüş herhangi belirli çanağa
uygun bir kelepçe mevcut değil. Mevcut olmayan diğer birçok şeyin
yanında bir bu mu eksik kaldı demeyiniz, çünkü bu en basit olanı.
Amerikada bunun küçücük çanak için dört odaklısını yapmışlar. Avrupada
Triax'ın dört LNB için olan çanakları var. Bunlar hep normal parabol
geometrisiyle çalışan multifokus uygulamaları. Bir de gerçekten yeni
olan "Wavefrontier" çanağı far. Toroidal deniyor. Bunun özelliği
birbirine iyice uzak uydulardan 16 taneye kadar LNB ile çalışabilmesi.
Küçük olanı 55cm, büyüğü 90cm olan iki modeli var. Ayni büyüklükte
olan parabol çanaklar kadar verimli olduğu ve montajının çok kolay
olduğu söyleniyor. Firma 1999'da kurulmuş. Merkezi Kore'de, araştırma
geliştrme merkezi Rusyada. Zaten Toroidal'in matematiksel modelinin ve
formülünün bilgisayarlar sayesinde keşfdildiği merkez Moskova. Üretim
tesisleri Taiwan'da, satış merkezi ise Irvine, Kaliforniya, ABD.
Tekniği gerçekten çok karışık. Uydudan gelen sinyal ana yansıtıcıdan
iki defa yansıtılarak bir çizgi üzerinde oluşturulan çok sayıdaki
odağa yansıtılıyor. Ana yansıtıcı bir elipsoid, yardımcı yansıtıcı ise
Toroidal + Elipsoid. Toroid geometrisi bir antende ilk defa
kullanıldığı için adına toroidal demişler. Daha önceki çiftyansıtıcılı
Cassegrain ve Gregoryen çanaklarda hiperboloid, paraboloid ve elipsoid
geometrileri kullanılmıştı. Ancak bu çanakların hepsi tek odaklı
çanaklar idi ve çeşitli avantajları nedeniyle halen de üretiliyor ve
kullanılıyorlar. Bu anten ise prensip olarak Gregoryen yansıtıcılı
antene benziyor ancak formülü değişik. Yardımcı yansıtıcının
geometrisi hiperboloid yerine bir sanal "toroid" ana yansıtıcı ise
elipsoide benziyor. Parabolik formülü hiç yok. Yardımcı yansıtıcı
konveks-konkav. Yani bir düzlemi konveks iken ortogonal düzlemi
konkav. Tam şekilleri ayrıntılı matematiksel hesaplar, matematik ve
fizik denklemleri ile elde ediliyor. Adını "Toroidal çok uydulu anten"
koymuşlar. Hareket eden aksamının olmaması hareketli çanağa göre daha
güvenilir yapıyor. Ayrıca en önemli avantajı bu çanağın aldığı çok
sayıda uydu sinyalinin çok sayıda kullanıcı tarafından da
paylaşılabilmesi. Hareketli çanakla bu mümkün değil. Polar antenle
herhangi anda sadece bir tek uydunun yayınları izlenebilir.

Çanak alanında bir diğer yeni icat da "kurması kolay anten" denebilir.
Biliyorsunuz özellikle bu işi ilk defa yapacaklar için çanak kurması
yönlendirmesi çok çetrefil bir iştir. Ama artık soldaki anten
sayesinde daha önce hayatında hiç çanak kurmamış olanlar da istediği
uyduya bakan bir çanağı çabucak kurabilecekler. Hem de pusula,
eğimmetre, sahametre, spektrum analizör..v.s..bunların hiçbiri
gerekmeden.

Bir uydunun bulunduğumuz yere göre konumu ile, o gün o saatteki
güneşin konumu arasında belirli ve sabit bir ilişki olduğunu biliyor
muydunuz? İşte bu ilişki çanağımızı bir uyduya göre ayarlama işini
çook kolaylaştırmakta kullanılabiliyor. Çanağın üzerine serigrafi ile
yatay bir cetvel skalası basılmış. LNB ile çanağın tepesi arasına da
plastik bir cetvel skalası takılıyor(Çanakla birlikte veriliyor, ama
siz sonradan sökersiniz, çünkü bu parça size sadece ayar sırasında
lazım). Çanağı istediğiniz uyduya ayarlayabilmek için tek yapmanız
gereken tek şey "gölge ile cetvelin kesişme noktasını gereken yere
ayarlamak". Gereken yerin neresi olduğunu ise zaten program size
söylüyor. Eğer uydu alıcınız "Samsung" ise gölgeyi tam nereye
ayarlamanız gerektiğini televizyonunuzda görüyorsunuz. Eğer başka
herhangi marka bir uydu alıcısı kullanıyorsanız o zaman verdikleri
programı bilgisayarınıza yükleyeceksiniz. Bulunduğunuz ili
söylediğinizde (enlem ve boylamını kendisi biliyor), ve bir de hangi
uyduyu ayarlamak istediğinizi söylediğinizde (bilgisayar/uydu alıcınız
zaten gününü saatini biliyor ve X ve Y nin ne olması gerektiğini
(hangi çentiği hangi çizgiye denk getireceğinizi) hemen hesaplayıp
önünüze getiriyor. Aslında bu hesap hiç de göründüğü kadar basit
değil, yani önünüze bir logaritme cetvelini alıp birkaç çarpma
bölmeyle kendiniz hesaplamanız neredeyse olanaksız. Derin astronomi
bilimi hesapları gerektiriyor. Amaa, bütün bunlara hiç gerek yok,
adamlar program yapmış, bilgisayar şaak diye hesaplayıp önünüze
koyuyor. Size düşen ise sadece çanağı kımıldatıp çentiği onun
gösterdiği çentiğin üstüne getirmek. O zaman uyduyu tam olarak bulmuş
oluyorsunuz. Ondan sonra ise artık sadece uydu alıcısını sinyal
seviyesi göstergesine çevirip sinyali en fazla hale getirmek
kalıyor....Tabii bu ayarları sadece güneş varken yapabilirsiniz.
Çanağı gece ayarlayacak iseniz bu sistem size yaramaz.


Çanak Verimi

Alacağınız çanağın verimli olup olmadığını nasıl anlarsınız? Kokusuna
bakarak, cebinizden kumpas, metre çıkarıp şurasını burasını ölçerek, f/
D oranına bakarak, en iyi markanın hangisi olduğunu öğrenerek, Metal,
offset, ithal, beyaz oluşuna bakarak, satıcıya çanağın kazanç dBi
degerini, etkinlik yüzdesini sorarak, dökümanından bakarak?
Kestirmeden cevabı söyleyelim. Anlayamazsınız.
Satıcınız size satmak istediği çanağın en iyisi olduğunu, *** marka
olanların, offset olanların, ithal olanların, TV şirketlerinin satın
aldığı modellerin en iyisi olduğunu söyleyecektir. (Araba alırken
doktordan olması gibi TV şirketlerinin tercih ettiği çanağın da sizin
için en uygun olması akla yakın görünse de biraz dayanaksız
gelmektedir.)

Satıcınızın ve hatta çanağınızın üreticisinin çanağın etkinlik yüzdesi
ve kazancı gibi teknik değerleriyle arası pek iyi değildir. Çanağa
ilişkin (şayet bulabilirseniz) teknik dökümanların hazırlanışından
bunu kolayca anlayabilirsiniz. Bunları ölçen bağımsız tüketici
kuruluşları hatta soran müşteri de pek olmadığından satıcınız bu
sorunuza şayet hazırlıksız yakalanmamışsa size avrupanın SMW gibi
iddialı üreticilerinin kullandığı etkinliği %70, kazancı 55cm/36dBi
olduğunu söyleyecektir. (Tabii inanmazsanız siz kendiniz ölçün ?)
Gerçi kendiniz bu değerleri tam inandırıcı bir biçimde ölçemezsiniz
ama kurulduğunda (biraz da kurucusuna bağlı olarak) anten kendi
kalitesini ve verimini belli eder. Çanak az-el yönlendirmesinin, LNB
odak uzaklığının ve polaritesinin tüm ince ayarlarının yapılmasından
sonra aynı şekilde, aynı LNB ile aynı uydunun takatini bildiğiniz aynı
yayınına sahametrenizin okuduğu sinyal şiddeti ve kalitesi için başka
bir çanakla okuduğunuz değerleri karşılaştırdığınızda iki çanak
arasında hangisinin daha iyi olduğu hakkında bir fikir
edinebilirsiniz. Aslında sahametre her zaman için elzem de değildir.
Aldığınız en zayıf analog yayındaki çapakların yoğunluğu size bu
konuda bir fikir verecektir. Digital uydu alıcılarında ise zaten
genellikle sinyal şiddeti ve kalitesi BER hata oranı göstergesi var.
Ama, eğer işiniz buysa veya sık sık çanak kuruyor iseniz her yeni
denediğiniz çanak için böyle bir karşılaştırmayı yapabilmek üzere
standart olarak kullanacağınız bir LNByi elinizde tutmanız ve her
uydudan belirli kanallar için daha önce ölçtüğünüz bazı değerlerin
kaydını tutmanız yararlı olacaktır.
Belli başlı çanak üreticilerinin emsal özellikteki çanakları
arasındaki performans farkının da genellikle ince ayarda
gösterilebilecek titizliğin sağladığından çok fazla olmadığını
belirtelim. Önemli farklar genellikle yanlış odak ayarı, kusurlu LNB,
yanlış feed gibi farklardan kaynaklanmaktadır. En iyi şekilde
üretilmiş bir çanağın bile kötü nakliye sırasında en kötü verimi
sağlayacak deformasyona uğrayabileceğini hatırdan çıkarmayalım.
(Çanağa profilden baktığımızda tek bir çizgi yerine 8 görüyorsak çanak
deforme olmuş demektir.)
Ayrıca iyi ayarlanmış ve sabitlenmiş bir çanak sol/sağ aşağı/yukarı
yönlerde kuvvetlice çekiştirmenize rağmen yayını kaybetmemeli,
bıraktığınızda da eski kazanç seviyesine ulaşabilmelidir. Aksi halde
çanak yeterince rijid olmadığından kısa sürede verimini kaybedip işe
yaramaz hale gelebilir.

Şimdilerde DiSEqC1.2 uyumlu motorlar sayesinde artık hareketli anten
mekaniğine de ayrıca ihtiyacınız yok. Sabit anten olarak aldığınız bir
anteni bu motorlar sayesinde kolayca motorluya dönüştürebiliyorsunuz.
Bu motorların 90, 120, 150cm çanaklar için olanları var. Çanağınızın
daha büyük olmaması, ayrıca kurulacağı yerin de çok rüzgarlı olmaması
gerekiyor. Soldaki resimde görülen motordan başka herhangi bir parçaya
da gereksiniminiz yok. Tabii eğer digital uydu alıcınız DiSEqC1.2
uyumlu ise (şimdilerde üretilenlerin hemen hepsi uyumlu). Ancak kurma
ve ayar işlerinin hiç de kolay olmadığını peşinen bilmelisiniz. Bu
şekilde çanağınızdan aldığınız yayın sayısını en az 10 kat
arttırabilecek bir uyducu kaç paranızı alısa alsın haketmiş olacaktır.

Özellikle saç çanaklarda üzerinde tırnakla kazınamayan epoksi tipi
boya olması çok önemlidir, çünkü boya kalktığında çanak korozyona
karşı hiç korunmasız kalacağından süratle işe yaramaz hale gelir.
Ancak her çanağın veriminde hiçbir azalma olmadan istendiği zaman
istenen renge kolayca boyanabileceğini belirtelim.
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages