Dulkadıroğulları Beyliği

855 views
Skip to first unread message

Enstüramantel

unread,
Apr 12, 2009, 5:27:09 AM4/12/09
to HipEraKTiF BilgiFormuna Hoşgeldin!
Dulkadıroğulları Beyliği

Büyük Anadolu Beyliklerinden biri idi. Dulkadiroğulları, Mısır'daki
Türkmen Memluk devletleri arasında güçlü ve uzun ömürlü bir beylik
olarak görülmüştür. Kurucusu, Dulkadıroğlu Zeyniddin Ahmed Karaca
Bey'dir. Bazen Memlüklere, bazen Osmanlılara tabi olmuş, fakat en çok
Osmanlılarla işbirliği yapmış ve Osmanlı sarayı ile akrabalık
kurmuşlardır.
Elbistan başkent olmak üzere Maraş, Kayseri, Elazığ, Ayıntap, Malatya,
Adıyaman vilayetlerinde hüküm sürdü. 1522 yılında Osmanlı topraklarına
katıldı.
Dulkadırlılar Oğuzların Bozok kolundandır. Onların ilk reisi Zeyneddîn
Karaca Bey, Eratna Bey'in elinden Elbistan'ı zabtetmiş ve Memlûk
saltanı Melik el-Nâsır Muhammed'den nâiblik menşuru alarak Dulkadırlı
Beyliği'ni kurmuştu.
Karaca Bey, zaman zaman Memlûk sultanlarına itaat, bazan da onlardan
ayrılarak Haleb şehrini tehdid ediyordu. Ayrıca Sis Ermeniler ile
başarılı mücadelelerde bulunmuştu. Halep taraflarında da bir çok yer
zapteden Karaca Bey bu başarılarına güvenerek "Melik üz-Zâhir" unvanı
ile hüküdarlığını ilân etti (1348). Ancak Memlûk Devleti'ne isyan eden
Haleb valisi Bay-Buğa'yı sultana teslim etmemesi onun ortadan
kaldırılmasına yol açtı. Karaca Bey'den sonra oğlu Halil Bey ve Mehmet
bey Memlûklular tarafından, Elbistân valiliğine tayin edildi.
Timur'un Elbistân, Malatya ve Besni'yi alıp tahribi üzerine Mehmed Bey
ona itaate mecbur oldu. Mehmed Bey Çelebi Mehmed Sultan ile iyi
münasebetlerde bulundu. Buna mukabil Ramazanoğulları ve
Karamanoğulları'na karşı daimî surette savaştı. Memlûklular bu
hizmetine karşılık ona Kayseri şehrini verdiler.
Mehmed Bey, 1442den sonra yerine oğlu Süleymân Bey geçmişti. Süleyman
Bey Osmanlılar ve Memlûklulara kız vererek akrabalık tesis etti ve bu
devletlerle olan dostluğunu sürdürerek Dulkadırlı Beyliği'nin
varlığını korudu. Daha sonra beyliğe zaman zaman Osmanlı ve Memlûklu
Devletleri'nin müdahale ederek kendi adaylarını Dulkadırlı beyi tayin
ettirmişlerdir. Alâaddin Devle Bozkurt Bey (1479-1515) Osmanlıların
desteğini sağlayarak beyliğin başına geçmişti.
Ancak o da Osmanlılara cephe alınca. dört oğlu ile beraber öldürüldü.
Yerine Ali bey tayin edildi. Ali Bey, Sultan I. Selim'in Mısır
seferinde ve daha sonra Şam valisi Canberdi Gazâlî isyanında
Osmanlılara önemli hizmetlerde bulundu, fakat kıskanç Ferhat Paşa'nın
onu sultana fitnelemesi üzerine öldürüldü.
Beyliğin kurucusu Zeyneddin Karaca Ahmed Bey, Hasan Dulkadır Beyin
oğlu ve Halil Bey Türkmen'in torunudur. 11 Aralık 1353'te Kahire'de
seksen üç yaşlarında öldürülmüştür. Orhan Gazi ile çağdaştır. Yerine
oğulları Garseddin Halil ve Şaban Süli Beyler geçmiştir. Halil Bey,
doksan altı yaşlarında öldürülmüştür. Süli Bey, Kadı Burhâneddin'in
kızı Habîbe Selçuk Hatun'la evlenmiştir ki, bu Hatun 1447'de ölmüştür.
Karaca Bey'in diğer oğulları Sârimeddin İbrahim, İsa, Osman, Dâvûd
beylerdir, Dâvûd Bey'in oğlu Tuğruk Bey'dir. İbrahim Bey, 1416'da
saltanata hak iddia etmiş ve Osmanlılar'a iltica eylemiştir. 1386'da
Harput beyi olmuştur.
Süli Bey'in oğlu Sadaka Bey, 30 Mayıs 1398'den 2 Eylül 1399'a kadar l
sene, 3 ay, 3 gün saltanata hak iddia etmiştir. Süli Bey'in 3 kızı
vardır: Büyük kızı, Râhatoğlu Alâeddin Ali Bey'le, diğeri Kadı
Burhâneddin'le, küçüğü de (Devlet Hatun), Yıldırım Sultan Bâyezid'le
evlenmiştir.
Süli Bey'in yerine Halil Bey'in oğlu Nâsıreddin Mehmed Bey geçmiştir.
1443'te 77 yaşında ölünceye kadar 45 yıl saltanat sürmüştür. Kadı
Burhâneddin'in kızı Mısır Hatun'la ve Râhatoğlu Alâeddin Ali Bey'in
kızı ile evliydi. Kardeşi Ali Bey'in oğlu Hamza Bey, 1436'da ölmüştür.
Mehmed Bey'in yerine büyük oğlu Süleyman Bey geçmiştir. 1454'te
öldürülmüştür. Kardeşleri 1500'de ölen Elbistan beyi Rüstem Bey (bunun
kızı Şems Hatun'dur), Dâvûd Bey, 1440 sıralarında genç ölen Feyyaz
Bey'dir. 3 de kızkardeşi vardır: Emine Hatun, Çelebi Sultan Mehmed'le
evlenmiştir. Bu izdivaçtan Fâtih'in babası II. Sultan Murad doğmuştur.
Diğer kızı, Mısır-Suriye Türk-Memlûk İmparatoru Sultan Çakmak'la,
öbürü de Memlûk emirlerinden Câne Bey Sûfî ile 1437'de evlenmiştir.
Süleyman Bey'in yerine sırasıyla 4 oğlu Melik Arslan, Şâh Budak,
Şehsuvâr ve Alâuddevle Bozkurd Beyler geçmiştir. Süleyman Bey'in diğer
çocukları 1516'da Osmanlılar'ın Köstendil sancakbeyi iken ölen
Abdürrezzak Bey, İsa Bey, Hudâdâd Bey, Yahya Bey, Erduvâne Bey, Selmân
Bey, Yûnus Bey, Moğol Bey'dir. Kızları, Sitti Hatun, 1449'da Edirne'de
müstakbel Fâtih Sultan Mehmed'le evlenmiştir; esasen Fâtih'in büyük
dayısının kızı olur. 1467'de Edirne'de ölmüş ve birçok hayır eseri
yaptırmıştır. Şehsuvâr Bey, 1472 Ağustosunda Kahire'de ölmüş, yerine
ikinci kere kardeşi Şâh Budak Bey tahta geçmiştir. Şâh Budak Bey,
tahttan indirildikten sonra 1492 yıllarında ölmüştür. Oğulları 1516'da
Memlûkler'in Humus valisi iken öldürülen Zeyneddin Melik Arslan Bey'le
1484'te amcası Bozkurd Bey tarafından gözlerine mil çektirilen Şâh
Kubâd Bey'dir.
Bozkurd Bey, 12 Haziran 1515'te 87 yaşında ölmüştür. Bu hanedan
azasının çok yaşadıkları anlaşılmaktadır. Yerine Şehsuvâr Bey'in oğlu
Ali Bey geçmiştir. Paşa titri ile Osmanlılar'ın Dulkadır denen Maraş
beylerbeyisi iken 1522'de oğulları Sarı Arslan, Dîvâne Veled, Üveys
Beyler ile beraber öldürülmüştür. Onunla Dulkadıroğulları bitmiştir.
Kardeşi Kasım Bey, Osmanlılar'ın Sultânönü yani Eskişehir sancakbeyi
idi.
Yavuz'un ana tarafından büyükbabası olan Bozkurd Bey'in çocukları,
Kırşehir sancakbeyi olup amcası Şâh Budak Bey tarafından 1472'de
gözlerine mil çektirilen Şâhruh Bey, Hısn-ı Mansûr (Adıyaman) beyi
Durak Bey, Osmanlılar'ın Bozok yani Yozgat sancakbeyi olup 1514'te
öldürülen Süleyman Bey, 1507'de öldürülen Erduvâne Bey, aynı yıl
öldürülen Sarı Kaplan Kasım Bey, Ahmed Bey, Şah ismail Safevî'nin
talip olduğu Beğli Hatun, 1506'da Memlûk emîri Kayıtmerk Bey'le
evlenen bir Hatun, nihayet 1469 civarında müstakbel II. Sultan
Bâyezid'le evlenip Yavuz Sultan Selim'i doğuran ve Trabzon'da Yavuz
sancakbeyi iken ölen Ayşe Hatun'dur.Şâhruh Bey'in oğulları Mehmed Han,
Ali ve Ahmed beylerdir. Mehmed Han Paşa, 1569'da Osmanlı beylerbeyi ve
hanedan reisi olarak ölmüştür. Ali Bey de sancakbeyi olup 1536'ya
doğru ölmüştür. Ali Bey'in oğlu Kara Han Bey, onun da oğlu Cafer
Bey'dir. Cafer Bey, Çorum sancakbeyi idi; 1600'e doğru Kayseri'de
ölmüştür.

Dulkadıroğulları:

1. Dulkadıroğlu Zeyneddin Ahmed Karaca Bey (1337-1353)
2. Garseddin Halil Bey (1386-?)
3. Şâban Süli Bey (1386-1398)
4. Nâsıreddin Mehmed Bey (1398-1443)
5. Süleyman Bey (1443-1454)
6. Melik-Arslan Bey (1454-1466)
7. Şâh-Budak Bey (1466-1468/1472-1480)
8. Şehsuvâr Bey (1468-1472)
9. Alâuddevle Bozkurd Bey (1480-1515)
10. Ali Bey (Paşa) (1515-1522)

Bundan sonra Dulkadırlı toprakları Osmanlıların bir beylerbeyliği oldu
(1522).
Dulkadıroğulları başlıca merkezleri Maraş ve Elbistân olmak üzere
birçok şehirlerde imâr faaliyetlerinde bulunmuşlardı. Bugün halen
onlardan kalmış olan; Elbistan Ulu Câmii, Maraş Ulu Câmii, Maraş
Hâtûniye Câmii, Dârende Ulu Câmii, Gaziantep Alâeddevle Câmii, Maraş
İklime Hâtûn Mescidi, Kayseri Hâtûniye Medresesi, Maraş Taş Medrese
Künbeti ve Hacı Bektaş Balım Sultan Kümbeti gibi eserler vardır.

Enstüramantel

unread,
Apr 12, 2009, 5:29:34 AM4/12/09
to HipEraKTiF BilgiFormuna Hoşgeldin!
Zeyneddin Karaca Bey (ö. 11 Aralık 1353, Kahire), Türkmen beyi.
1337-1522 arasında Elbistan-Maraş-Malatya bölgesinde hüküm süren
Dulkadiroğulları Beyliği'nin kurucusudur.

Bozok Türkmenlerindendi. Aşiret başkanı iken Memluklerin Kilikya'daki
Ermenilere karşı düzenlediği seferlere katıldı (1335). 1337'de Turaklı
Halil'i yenerek Elbistan'ı ele geçirdi. Aynı yıl Memluk sultanı
tarafından naipliğe atandı. Memluklere bağlı kalarak Sis (bugün Kozan)
Ermenilerine karşı başarılı seferler düzenledi ve 1346'da Gabon (bugün
Geben) Kalesi'ni aldı. Ayrıca Halep yöresinde geniş topraklar ele
geçirdi. Bu başarılarından cesaret alarak 1348'de Melikü'z-Zahir
unvanıyla hükümdarlığını ilan etti. Bu arada, durmunu sağlamlaştırmak
ve Memluk sultanından gelecek bir saldırya karşı koyabilmek için
kendine yandaş arıyordu. Böylece, merkezi yönetime karşı ayaklanan
Memluk emirlerinden Beyboğa ile birleşti (1352). Ama ayaklanma
başarısızlıkla sonuçlanınca Beyboğa'yı yenen Halep valisi Argun
komutasındaki Memluk kuvvetleri Elbistan'a girdi. Karaca Bey bir süre
direndiyse de sonunda Kayseri'ye kaçmak zorunda kaldı. Sığındığı
Eretna hükümdarı Mehmed Bey tarafından Memluklere teslim edildi ve
Mısır'a götürülerek Kahire'de öldürüldü.

Enstüramantel

unread,
Apr 12, 2009, 5:36:04 AM4/12/09
to HipEraKTiF BilgiFormuna Hoşgeldin!
Süleyman Bey (?-1454) - Dulkadiroğlu Hükümdarı

Dulkadiroğulları hanedanının beşinci hükümdarı ve Osmanlı Padişahı
Fatih Sultan Mehmed'in kayın pederidir. İyi bir hükümdar hatırası
bırakarak ölen babası Naşir al-Din Mehmet Bey'in yerine 1442 de
hükümdar oldu. Halk arasında Şişman Süleyman Bey diye anılan Süleyman
Bey, rahatına, zevki safasına, güzel kadınlara ve güzel yemeklere
düşkün, güzel at meraklısı bir adamdı.

Muharebeden kaçınır, etraf memleketlerle ve halk ile iyi geçinme
çareleri arardı.

12 yıl süren hükümdarlığı zamanında o devirde güzellikleriyle şöhret
yapan kızları beş prensesten en güzeli olan Sitti Hatunu, Osmanlı
hükümdarı Murat II. nin oğlu Veliaht Mehmet (Fatih) ile
evlendirmiştir. 1454 de ölmüştür.

Süleyman Bey diğer kızını da Memluk Sultanı Meliki Zahir Çakmak'a
vermek suretiyle Osmanlılardan sonra Mısır'la da aradaki bağı
kuvvetlendirmiştir

Enstüramantel

unread,
Apr 12, 2009, 5:38:06 AM4/12/09
to HipEraKTiF BilgiFormuna Hoşgeldin!
Mehmet Bey - Dulkadiroğlu Hükümdarı

2 Ağustos 1339 da Elbistan'ı zapteden Yıldınm Bayazıt, Elbistan
Valiliğini ve Dülkadir Beyliğini Naşir al-Din Mehmet Bey'e vermiştir.
Mehmet Bey Gars al-Din Halil Bey'in oğludur. -Kadı Burhaneddin'in kızı
ile evli idi. Zamanında Timur, Elbistan ve Dulkadirli topraklarını
işgal etmiş ve hakimiyeti altına almıştır.


Bundan sonra Naşir al-Din Mehmet Bey, kızlarından birini verdiği
Osmanlı Hükümdarı Sultan Çelebi Mehmet'le ittifak etmiş, daha sonra
Karamanoğulları ve Ramazanoğulları ile savaşarak zaferler kazanmıştır.
1419 da Mısır Sultanı al-Mu'ayyatın himayesine girmiş ve kendisine
Kayseri zeamet olarak verilmiştir.

1436 da Murat II. Kayseri'yi zaptetmiş, devletine katmış ve
Dulkadırlılere bırakmıştır. Hayatının bundan sonraki kısmı kardeşi Ali
Bey ve daha sonra onun oğlu Hamza Beyle mücadele içinde geçen Naşir al
- Din Mehmet Bey 44 yıldan fazla hükümet sürdükten sonra 1443 de vefat
etti. Zamanında Dulkadirli Beyliğinin Hama'ya kadar hükümran olduğu ve
30.000 sillahşöre malik bulunduğu tarihçi Bertrandon de la Brogiere
tarafından tesbit edilmiştir.

Enstüramantel

unread,
Apr 12, 2009, 5:41:18 AM4/12/09
to HipEraKTiF BilgiFormuna Hoşgeldin!
Halil Bey (?-1386) - Hükümdar

Zülkadriye sülalesinden Karaca Bey'in oðludur. Babasýnýn yerine
hükümdar olan Halil Bey daðýlma tehlikesi gösteren beyliðini
korumakla, hatta elden çýkmýþ olan Elbistan'ý geri almakla kalmayýp,
Malatya ve Harputu'da zaptederek ülkesini geniþletmek ve orduyu
kuvvetlendirmekle ünlüdür. Onun zamanýnda Dülkadir Beyliði siyasi bir
önem kazanmýþtýr. Mýsýr Sultanlýðý Anadolu iþleriyle sýký sýkýya
alakalanýyor. Fýrat ve Kýzýlýrmak kýyýlarýnda da sözlerini dinletmek
ve hükümlerini yürütmek istiyordu. Bunun nedeni, Anadolu'nun o tarihte
sayýsýz bey likler, hükümetçikler elinde kalmýþ olmasý ve bunlarýn
birbirleriyle boðazlaþmalarý idi. Fakat Nil Vadisinden gelecek politik
rüzgarlar Anadolu Yaylalarýna ulaþabilmek için Kahramanmaraþ'tan
geçmek zorunda idi. Dulkadir Hükümeti ise bu rüzgarlarýn serbest
esmesine müsaade etmiyordu.


Mýsýr Sultanlarý bu siyasi engeli ortadan kaldýrmak istediler.
Ülkesini Harput'a kadar geniþleten Dülkadir Bey'inin Ha-lep'i de zapta
kalkýþmasý üzerine askeri tazyik icrasýna giriþtiler. Halep ve Þam
Valileri komutasýnda kuvvetli Mýsýr ordularý Halil Bey üzerine
gönderildiyse de, Dülkadir kuvvet leri karþýsýnda bozguna uðradýlar.
Durkadir Beyi, arazi durumu itibariyle zaten taþýdýðý önemi, Mýsýr
aleyhine kazandýðý zaferlerle katmerlemiþ oluyordu.

Artýk komþularýndan ve sýnýrlan bitiþik olmayan hükümetlerden hürmet
görüyordu. Halil Bey'in akýnlarýndan usanmýþ olan Mýsýr Sultaný
Berkuk, onu tedip veya itaat ettirmeyi baþaramayýnca, Umuroðlu isimli
bir Türkmen Bey'ine hileye baþvurmak yoluyla öldürttü. (1386)

Enstüramantel

unread,
Apr 12, 2009, 5:47:52 AM4/12/09
to HipEraKTiF BilgiFormuna Hoşgeldin!
Osmanlı orduları adaları fetihle meşgul iken Anadolu'da problemler
çıkaran ve Yavuz tarafından Zülkadriye Eyâleti beylerbeyliğine
getirilen Şehsuvaroğlu Ali Bey fitnesi de, Ferhad Paşa kumandasında
gönderilen ordu ile 929/1522'de bertaraf olunmuştur.

Enstüramantel

unread,
Apr 12, 2009, 5:50:18 AM4/12/09
to HipEraKTiF BilgiFormuna Hoşgeldin!
Zeynüddin Karaca Bey (?-1353) - Dulkadiroðlu Hükümdarý

Dülkadir Bey'in oðludur. Bir aþiretten bir hükümet kurmuþtur. Uruk
reisliði, babasýnýn ölümü ile kendi eline geçtiði zaman Anadolu ve
Suriye karýþýklýklar içinde bulunuyordu. Karaca Bey zeki bir gözle
önüne açýlan fýrsatý gördü ve cesur bir hamle ile Kahramanmaraþ ve
Elbistan þehirlerini eline geçirerek bir beylik kurdu,(1337)


Böylece Dulkadiroðullarý sülalesini ve Dülkadir (Zülkad-riye)
hükümetini kurmuþ olan Zeynuddin Karaca Bey, ekseri devlet
kurucularýnda görülen ihtiraslara kapýlma dan uzun süren hükümdarlýðý
sýrasýnda, eli ne geçirdiði küçük arazi ile yetinerek etrafýn husumet
ve saldýrýsýný üzerine çekmeden beyliðin hükümranlýðýný devam
ettirmiþtir.

Karaca Bey'in cesur, gözü ve eli bol olduðu, daha önceleri Mýsýr ve
Þam emriyle birlikte cenklere katýlarak bir çok yararlýlýklar
gösterdiði, muharebelerde aldýðý mallarýn çoðunu silah arkadaþlarý
arasýnda taksim ettiði, daha sonra Halep valisi Yýlboða ile bozuþtuðu,
üzerine gelen Yýlboða Kuvvetlerini Düldül Daðýnda periþan ederek Mýsýr
Süvarilerini bozguna uðrattý.

Bunun üzerine Mýsýr Sultanýnýn Karaca Bey'e emanate ve Elbistan
Naipliðini verdiði, Karaca Bey'in Melik al-Kahir unvanýný takýndýðý,
1346 yýlýnda Sis (Kozan) tekfurunu yenerek Mýsýr Sultanýna göndermekte
olduðu haracýn Dülkadir Beyliðine gönderilmesini emrettiði, buna kýzan
Mýsýr Sultanýnýn Þam Valisini Kahramanmaraþ üzerine sevkettiði, Karaca
Beyle Düldül Daðýnda yapýlan 20 günlük savaþ sonunda Dulkadir'lilerin
yenildiði, Karaca Bey'in Kayseri'ye kaçarak orada tevkif edilip
Halep'e sonra Kahire'ye gönderilerek 11 Ocak 1353 tarihinde asýlmak
suretiyle öldürüldüðü tarih kaynaklarýndan anlaþýlmaktadýr.

Enstüramantel

unread,
Apr 12, 2009, 6:06:15 AM4/12/09
to HipEraKTiF BilgiFormuna Hoşgeldin!
Anadolu da Selçuklu Devleti nin parçalanma döneminde Horasan dan
Selçuklular için mücadele vermiş, komutanlıklarını yapıp yararlıklar
göstermiş Türkmen Beyleri Suriye, Halep, Şam taraflarından bugünkü
Türkiye'ye geçiş yapmaya başladılar. 1300 lerin başındaki bu geçiş
Horasani Halil Türkmen'in yaşlılığına rastlayan bir dönemdir. Şu anki
Maraş dolaylarına geldiklerinde Halil Türkmen'in oğlu Hasan Dulkadir
Bey son derece güçlü, savaşçı, akıllı ve heybetli bir Bey olarak
Türkmen boyları ve aşiretleri arasında dahada öne çıkar. Kendisi
ailesi ve diğer Türkmen leri yanında toplayarak dahada güçlenen Hasan
Dulkadir Bey Ermeni Prensini yener. Bölgede hızla güçlenen Dulkadir
Bey ve ailesi 1337 yılında tam anlamı ile Beylik-Devlet olarak tarih
sahnesindeki yerini alır.

Bu zamandan sonra Dulkadir Bey den ötürü Dulkadirliler
Dulkadiroğulları diye anıldılar. Osmanlılar'ın da büyüme döneminde,
Dulkadiroğulları askerleri ile Şehzadelere ve Sultanlara desteklerini
esirgemediler. Dulkadiroğulları bilindiği gibi Oğuz Han Oğlu Günhan
evladı Bayat boyundandır. Günhan ın diğer oğullarından biride
Osmanlıların ait olduğu Kayı boyudur. Yani Osmanoğulları,
Dulkadiroğullarının amcazadeleridir. Elbette Osmanlı'ya gelişme
döneminde verilen destekler sadece amcazadeleri olmalarından değil
aynı zamanda Osmanlı Padişahlarının eşlerinin ve annelerinin bir
çoğunun Dulkadiroğlu Hanedanı'ndan olmasıdır. Yani Dulkadiroğulları,
Osmanoğulları ile akrabalıklarını saraya kız gelin ederek ve alarak da
karşılıklı olarak pekiştirmişlerdir. Osmanlıların Yükseliş dönemindeki
Padişahlarının eşleri ve anneleri çoğunlukla Dulkadiroğlu kızlarıdır.

Bu sebeple Yavuz Sultan Selim'in annesi Gülbahar Ayşe Sultan'da
Dedemiz Dulkadiroğlu Alaüddevle Bey'in kızıdır. Yavuz Sultan Selim
Devleşen bir İmparatorlukta son kalan Dedesinin ve dayılarının
Beyliğini'de noktalayarak büyümesini devam ettirmek istiyordu.

Bu yöndede yapılan büyük savaşta Yavuz un yanında yer alan Alaüddevle
Bey in kardeşi Şahsuvar Bey in oğlu Ali Bey savaş öncesi bir konuşma
yaparak amcasının yanındaki Dulkadir Beyleri nin ve askerlerinin
önemli bir kısmının yanına geçmesini sağlamıştı. Bu savaş ile yenilen
Dulkadiroğlu Alaüddevle Bey ve Beyliği üstünde Osmanlının hakimiyeti
kurulmuş oluyordu.

Bu savaş ardından hayatta kalan Dulkadiroğlu Alaüddevle Bey in oğlu
Şahruh Bey'in Mehmet ve Ali isimlerindeki oğlu İran tarafına doğru
kaçıp Şah İsmail'e sığınmak zorunda kalır. Şah İsmail de bunlara çokca
saygı gösterip kendi devletinde önemli yerlerde Sancak Beylikleri yani
Han lık verir. Ama sonraları bunlar kendileri sünni olması Şah İsmail
in Şii olmasından dolayı oraya ısınamayarak Kanuniye müracaat edip
geri dönmek için izin alıp döneceklerdir.

Dulkadir Beyliği nin hüküm sürdüğü iller ve bölgeler Dulkadiriye
(Zülkadriye) Eyaleti olarak adlandırılarak Dulkadiroğlu Şahsuvar
Bey'in oğlu Osmanlı nın ve Yavuz Sultan Selim'in en sadık Paşası Ali
Bey e verilir. Ali Bey Yavuz'un, Mercidabık, Ridaniye ve Mısır
Seferlerinde en büyük başarıları göstermiş bir Komutanı ve Paşasıdır.
Lakin Dulkadiroğlu Ali Bey bu büyük başarılarının ödülünü Yavuz vefat
edip yerine oğlu Kanuni Sultan Süleyman geçtiğinde devşirme bir Paşa
olan Ferhad Paşa tarafından haince mert olmayan bir şekilde pusuya
düşürülüp öldürülerek ödeyecektir. Nitekim bir sefer esnasında olan
Kanuni yi kışkırtıp iftira ile Yavuz'a yaklaşıp "Sultanım derler ki
Dulkadir Beyi Ali Bey Maraş ve ahalisinde halka zulüm edermiş. Bir
elçi heyeti gönderip yerinde olayı teftiş ettirelim" bu fitne ve yalan
dolu kışkırtmadan sonra cevaz alan hain Ferhad Paşa kendi gibi tehdit
edici ve kışkırtıcı bir heyeti Maraş'a yollar.

Maraş'a varan heyet Ali Bey i rencide edici sözler kullanıp provake
edici tavırlara girince. O yurtların beyi olan Dulkadir Bey'i çok
sinirlenip kızar ve o kişileri bizzat kendi öldürür.

Bu olay hain Hırvat devşirmesi Ferhad Paşa nın ekmeğine yağ sürer.
Kanuni'ye binbir yalan söyleyerek Ali Bey i katletmek için izin alır.

Hemen Maraş'a bir yazı yazarak Şah ismail e önemli bir sefer daha
yapılacağını ve kendisinin ailesi ile Tokat'a gelmesini ister.
Maraş'ta kalan Dulkadir Beyleri, Ali Bey'i bu işte bir tuhaflık
olduğunu hissederek uyarırlar. Ama Ali Bey "Benim Osmanlı ile alıp
veremediğim nedir ki böyle dersiniz ? Onca yararlarımız olmuştur.
Bişey olmaz der" Ve evlatlarının bir kısmını yanına alır Tokat a
varır. Orda hain Ferhat Paşa Ali Bey'e çok büyük hürmet gösterip adına
ziyafet verir ve yemek esnasında iken ansızın kendi adamlarını Ali Bey
ve evlatlarına saldırdıp elleri yemekte iken kılıçtan geçirerek haince
öldürtür.

Bu saatten sonra Kanuni haberi alınca çok fazla üzülür ama Ferhat
Haininin oyununa gelmiştir bir kere. Ferhad Paşa'nın bir başka
hainliğini de gören Kanuni onu asarak öldürtür.

Şimdi gelelim, Dulkadiroğlu Alaüddevle Bey'in oğlu Şahruh Bey'in
Kanuni'den izin alıp geri dönen oğullları Mehmet Han ve Ali Mirza
Bey'e.

Kanuni bu Dulkadir Beylerini Maraş'a göndermezki, yeniden güçlenip
Beyliklerini güçlendirmesinler. Zaten babası Yavuz'da buna önlem
olarak Dulkadir Beyleri nin bir çoğunu Maraş'tan yeni fethedilmiş olan
topraklara göndermiş bir anlamda Sürgünün düğmesine basmıştır.

Dulkadiroğlu Mehmet Han ve kardeşi Ali Mirza Bey başka yerlerde
değerlendirilecek ve yerleştirilecektir.

Erzurum ve Çevre bölgeleri (İlleri) kapsayan bir Beylerbeylik
oluşturularak ilk Beylerbeyi Dulkadiroğlu Mehmed Han atanır. Kardeşi
Ali Mirza Bey'de Pasinler ve Avnik Sancak Beyi olarak görevlendirilir.
Mehmet Han daha sonra Şah İsmail'in tehdit edici akınlarından ve
fitnesinden dolayı Niğbolu Sancak Beyi olarak görev verilip sorun
olmadan çözülür. Dulkadiroğlu Ali Mirza Bey'in evlatlarından Karahan
Bey'de Köstendil Sancak Beyi olur. Karahan Bey'in oğu Cafer Bey'de
Çorum Sancak Beyi olur.

İşte bu Cafer Bey farklı Sancaklarda Sancak Beyliği yaptıktan sonra
yaşlılığında emekli olunca Kayseri'de Sancak Beyi olarak görev yapan
oğlu DULKADİROĞLU DAVUT BEY'in yanına Kayseri'ye gelir. Yıl 1591-1592
bundan bir kaç yıl sonrada. Oğlu Davut Bey'in yanında 1600 e doğru
vefat eder.

Maraş'a bir daha dönemeyen ve Osmanlı'nın Beylerbeyilik ve Sancak
Beyliği gibi önemli görevler vererek Maraş'tan uzaklaştırmak adına
sürgünlerine maruz kalan diğer Beyler gibi Cafer Bey'de babası ve
büyük dedeleri gibi Maraş dışında vefat eder.

Ve oğlu Davut Bey'de Kayseri Sancak Beyliği görevini tamamladıktan
sonra kendisine HAS olarak verilen bu günkü Tomarza, Bünyan,
Pınarbaşı'nı içine alan bölge olan Zamantı Bölgesine gelir. Bir müddet
burda beğeneceği yer bakar. Sonra yine düşünüp Maraş'a dönmek en
azından kendisi Maraş'ta yaşayıp orda vefat etmek ister. Maraş'a
ailesi ile gider, ama o zamanki Maraş ve Saray yönetimi önceki
dedeleri gibi oraya yerleşmesini kuvvetlenirler diye istemez. Çünkü
Osmanlı Dulkadiroğlu Hanedanı Beyleri'ni başka yerlere iskan ederken
Maraş'ta da elbette aileden kalan Beyler olmuştu.

Dulkadiroğlu Davut Bey mecbur kalarak kendisine HAS olarak verilen
Zamantı daki hisselerinin olduğu bölgeye döner. Bir kaç yere ailesi ve
yanındaki işçi aileler ile konar en son bugün Tomarza İlçesine bağlı
olan eski adı Güllü Viran yeni adı Gülveren olan Köyü nü beğenir ve
buraya yerleşir. Bu bölge Zamantı Bölgesi Maraş'a yakındır en azından
hasretini bu şekilde giderecektir. Dulkadiroğlu Davut Bey'in
oğullarıda Osmanlı Sarayınca Dulkadiroğlu Hanedanından olmaları sebebi
ile Zamantı Alaybeyi ünvanları ile görevlendirilirler ve babadan oğula
bu görev Cumhuriyete yakın zamana kadar sürer.

Diğer illere gönderilmiş olan Dulkadiroğlu Hanedanı ile de yakın
akrabalıkları bulunmaktadır. Hatta hem Kırşehir Dulkadirli de yaşayan
Dulkadiroğulları hem de Kayseri Tomarza Gülveren'de yaşayan
Dulkadiroğulları aile içindeki bilgilere göre kardeşlik bağları vardır
ve bir taraf diğerinden ayrılarak oldukları yere yerleşmişlerdir.

Dulkadiroğlu Davut bey'in şöhretinden dolayı Tomarza'nın üç köyünde
yaşayan Dulkadiroğlu ailesi Davutlu'lar olarak anılmışlardır. Ailede
babadan oğula geçen Alaybeyi'lik görevi neticesinde bir kol Alaybeyler
Isbaa'lar (Sipahiler) olarakta tanınmaktadır. Gülveren ana köy olmak
üzere Gülveren'den Harsa (Güzelsu) ve Bel Köyü'ne Bey dedelerimiz
evlatlarını yollamış ve orda yerleştirmişlerdir.

Aile içinde bulunan seceremizde soyumuza bağlılığımızın bir
göstergesidir.

Güçleri adaleti ve bonkörlükleri ile yüzlerce yıl yönetim gösteren
dedelerimiz bugün torunları ve çevre sakinlerince hayırla yad
edilmektedirler.

Yukardada belirtildiği üzere, Ailemiz Gülveren dışında iki köyü daha
kurarak toplam 3 köye yerleşmişlerdir.

Bugünkü adı Güzelsu olan (Harsa) köyünde yaşayanlar DULKADİROĞLU
Mükremin Bey Dedemizin torunlarıdır. DULKADİROĞLU Mükremin Bey in
Babası Dulkadiroğlu Mehmet Sipahi Bey dir ve oğluna bu köyü vererek
kurdurmuştur. DULKADİROĞLU Mehmet Sipahi Bey'in Gülveren de yanında
kalan Bey oğlu ise DULKADİROĞLU MEMİŞ BEY DİR. MEMİŞ BEY de son derece
güçlü, hayırsever, vatansever ve inançlı bir beydir.

Bir diğer köyde Bel Köyüdür ve bu köyü ilk kuranda dedelerimizden
Dulkadiroğlu Abdullah Kabak Beydir. Gülveren, Güzelsu (Harsa) ve Bel
olmak üzere bu üç köyde DULKADİROĞLU DAVUTOĞULLARI bulunmaktadır.

Gülveren köyümüzde DULKADİROĞLU olan bizler dışında başka kabilelerde
yaşamaktadır. Bunu göstermesi açısından 1872 yılında yapılmış ve
sadece aile büyüklerinin adları alınmış olan bir kaydı sizlerle
paylaşıyorum.


YIL/YEAR: 1872 GÜLLÜVİRAN(GüLVEREN)KöYÜ

DULKADİROĞLU DAVUTOĞLU SİPAHİOĞLU MEHMET BEY (Askeri Ünvanlı Sipahi
Beyi olduğu için..) Bektaş oğ.Ahmet İmam oğ.Abdullah Havir oğ.Hüseyin
Basanlı? 0ğ.Hüseyin Kürt oğ.Mehmet Veyis oğ.Hacı Efendi Ali Baz oğ.Ali
Fatiç oğ.Ahmet Çapar oğ.Hüseyin Safi oğ.Şaban Kendir oğ.Ali Cırcır
oğ.Hamza Karaca oğ.Hüseyin Kara Ömer oğ Salih Avşar oğ.Mehmet Faiz
oğ.Mehmet Maksut oğ.Ahmet Ali Bey oğ.Selahattin Merinli? oğ.Ali


Hane =65 Mektep =1 Ekilir arazi =4262 dönüm

Arazi Adları: Çok kabristan Kör cinlik mevki Köy önü mevki ?Senire özü
Bedezgah? Öksüz tepe mevki Çordan mevki Taşlı duran mevki Aktaş mevki
Kuru musluk mevki Kara viran mezrası


GÜLVEREN-HARSA-BEL DULKADİROĞULLARI


DULKADİROĞLU HANEDANI'ndan olup 1934 de Soyadı Kanununun yürürlüğe
girdiğinde Dulkadiroğlu soyadını almak istemelerine rağmen soyadını
alamayan ailelerimiz bugün bir çok farklı Soyaddadır. Farklı soyadlara
bölünmüş olmalarına rağmen halen hepsi çok yakın olarak birbirlerine
bağlıdırlar.

DULKADİROĞLU olup değişmiş soyadlara örnek vermek gerekirse;

Sarıçiçek, Çambudak, Akçiçek, Özhan, Ertuğrul, Aktaş, Yıldız, Tırpan,
Kaya, Bulgurcu,Yılmaz, Yıldırım, Şahin, Turan, Kabak, Şahan, Erciyes,
Sipahi, Akbayır vs. gibidir.


Kaynak: Osmanlı Arşivleri-www.gulverenkayseri.com Hakan DULKADİROĞLU

Kültür

Köyün gelenek, görenek ve yemekleri hakkında bilgi yoktur.



GÜLBABA TÜRBESİ


Gülveren Köyümüzde Gül Baba türbesi vardır. Aslında Gül Baba adını
taşıyan yurdumuzun dört bir yanında hatta Macaristan'da dahi türbeler
var. Nedir Gülveren'deki Gül Baba'nın sırrı? Aslında köydeki Gül Baba
türbesi çok yakın zamanlarda inşa edilmiştir. Yani türbenin tarihi bir
yönü yok. Ancak, türbe yapılmazdan evvel köy sakinleri bu tepeye
"Evliya" adını veriyordu. 20-25 yıl öncesine kadar köyden birileri
çıkıp da bu tepeye neden evliya diyorlar, bu işin hikmeti nedir
dememiş. Hatta burada bazı aileler hayvan gübresini serip kışlıklarını
türbenin olduğu yerde hazırlıyorlarmış. Bir gün türbenin yakınında
oturan bir kişiye bir rüya malum olmuş. Bu rüyada türbede yatan zat,
malum olduğu kişiye, bu hayvan gübresinin buradan alınmasını istemiş.
Köy halkına bu rüya anlatıldığında adama evliyanın yattığı yeri sormuş
köylüler. Adam da eliyle koymuş gibi, işte evliya şurada yatıyor
demiş. Orayı açmışlar ki, bozulmamış bir erkek cesedi var. Yanında bir
başka ceset daha varmış ama onun iskelet halinde durduğunu söylüyor
köylüler.

Maraş Tahrir Defterinde köyün adı Güllü Viran şeklinde geçiyor.
Bugünkü Gülveren adı, bu ismin zamanla değiştirilmiş biçimi. Peki ama
Güllü Baba ya da Gül Baba adı nereden geliyor? Köyden nakledilen
rivayet şöyledir: Köy halkı buraya bir türbe yaptırmaya karar
verdiklerinde ustalar türbede çalışmaya başlamışlar. Ustalar, zaman
zaman mola verdiklerinde çay içerlermiş ve bardaklarını da türbenin
içinde bırakır, bir gün sonra yeniden gelir, çalışırlarmış. Bir gün
ustalar gelmişler ki türbenin içindeki bardaklar gül biçiminde
kırılmış. Buna köylüler de şahit olmuşlar ve evliyanın adının Gül Baba
olduğuna karar vermişler. Bazı köylüler ise, 1974 yılındaki Kıbrıs
Barış Harekatına katılan bazı askerlerin Gülveren köyüne gelerek bu
yatırın Kıbrıs'ta harp ederek kendilerine yardım ettiğini ve
kendilerini kurtardığını ve onu orda gördüklerini ve "Baba, sen
kimsin" diye sorduklarında bu zatın, Ben Gül Baba'yım, benim mezarım
Tomarza'nın Gülveren köyündedir" şeklinde ifade ettiklerini
söylüyorlar. Köy halkı, onun türbesini yaptırarak üzerlerine düşen
görevi yerine getirmiştir.

Kaynak: www.gulverenkayseri.com Dulkadiroğlu

Enstüramantel

unread,
Apr 12, 2009, 6:38:17 AM4/12/09
to HipEraKTiF BilgiFormuna Hoşgeldin!
Zeynüddin Karaca Bey (?-1353) - Dulkadiroğlu Hükümdarı
Dülkadir Bey'in oğludur. Bir aşiretten bir hükümet kurmuştur. Uruk
reisliği, babasının ölümü ile kendi eline geçtiği zaman Anadolu ve
Suriye karışıklıklar içinde bulunuyordu. Karaca Bey zeki bir gözle
önüne açılan fırsatı gördü ve cesur bir hamle ile Kahramanmaraş ve
Elbistan şehirlerini eline geçirerek bir beylik kurdu,(1337)


Böylece Dulkadiroğulları sülalesini ve Dülkadir (Zülkad-riye)
hükümetini kurmuş olan Zeynuddin Karaca Bey, ekseri devlet
kurucularında görülen ihtiraslara kapılma dan uzun süren hükümdarlığı
sırasında, eli ne geçirdiği küçük arazi ile yetinerek etrafın husumet
ve saldırısını üzerine çekmeden beyliğin hükümranlığını devam
ettirmiştir.

Karaca Bey'in cesur, gözü ve eli bol olduğu, daha önceleri Mısır ve
Şam emriyle birlikte cenklere katılarak bir çok yararlılıklar
gösterdiği, muharebelerde aldığı malların çoğunu silah arkadaşları
arasında taksim ettiği, daha sonra Halep valisi Yılboğa ile bozuştuğu,
üzerine gelen Yılboğa Kuvvetlerini Düldül Dağında perişan ederek Mısır
Süvarilerini bozguna uğrattı.

Bunun üzerine Mısır Sultanının Karaca Bey'e emanate ve Elbistan
Naipliğini verdiği, Karaca Bey'in Melik al-Kahir unvanını takındığı,
1346 yılında Sis (Kozan) tekfurunu yenerek Mısır Sultanına göndermekte
olduğu haracın Dülkadir Beyliğine gönderilmesini emrettiği, buna kızan
Mısır Sultanının Şam Valisini Kahramanmaraş üzerine sevkettiği, Karaca
Beyle Düldül Dağında yapılan 20 günlük savaş sonunda Dulkadir'lilerin
yenildiği, Karaca Bey'in Kayseri'ye kaçarak orada tevkif edilip
Halep'e sonra Kahire'ye gönderilerek 11 Ocak 1353 tarihinde asılmak
suretiyle öldürüldüğü tarih kaynaklarından anlaşılmaktadır.

Enstüramantel

unread,
Apr 12, 2009, 6:39:30 AM4/12/09
to HipEraKTiF BilgiFormuna Hoşgeldin!
Halil Bey (?-1386) - Hükümdar

Zülkadriye sülalesinden Karaca Bey'in oğludur. Babasının yerine
hükümdar olan Halil Bey dağılma tehlikesi gösteren beyliğini
korumakla, hatta elden çıkmış olan Elbistan'ı geri almakla kalmayıp,
Malatya ve Harputu'da zaptederek ülkesini genişletmek ve orduyu
kuvvetlendirmekle ünlüdür. Onun zamanında Dülkadir Beyliği siyasi bir
önem kazanmıştır. Mısır Sultanlığı Anadolu işleriyle sıkı sıkıya
alakalanıyor. Fırat ve Kızılırmak kıyılarında da sözlerini dinletmek
ve hükümlerini yürütmek istiyordu. Bunun nedeni, Anadolu'nun o tarihte
sayısız bey likler, hükümetçikler elinde kalmış olması ve bunların
birbirleriyle boğazlaşmaları idi. Fakat Nil Vadisinden gelecek politik
rüzgarlar Anadolu Yaylalarına ulaşabilmek için Kahramanmaraş'tan
geçmek zorunda idi. Dulkadir Hükümeti ise bu rüzgarların serbest
esmesine müsaade etmiyordu.


Mısır Sultanları bu siyasi engeli ortadan kaldırmak istediler.
Ülkesini Harput'a kadar genişleten Dülkadir Bey'inin Ha-lep'i de zapta
kalkışması üzerine askeri tazyik icrasına giriştiler. Halep ve Şam
Valileri komutasında kuvvetli Mısır orduları Halil Bey üzerine
gönderildiyse de, Dülkadir kuvvet leri karşısında bozguna uğradılar.
Durkadir Beyi, arazi durumu itibariyle zaten taşıdığı önemi, Mısır
aleyhine kazandığı zaferlerle katmerlemiş oluyordu.

Artık komşularından ve sınırlan bitişik olmayan hükümetlerden hürmet
görüyordu. Halil Bey'in akınlarından usanmış olan Mısır Sultanı
Berkuk, onu tedip veya itaat ettirmeyi başaramayınca, Umuroğlu isimli
bir Türkmen Bey'ine hileye başvurmak yoluyla öldürttü. (1386)

Enstüramantel

unread,
Apr 12, 2009, 6:40:22 AM4/12/09
to HipEraKTiF BilgiFormuna Hoşgeldin!
Şaban Suü Bey (?-1398) - Emir

Halil Bey'in kardeşi ve halefidir. Mısır Sultanı Berukuk'un Suli Bey'i
ve Dulkadirli devletini ortadan kaldırmak için tertiplediği iki büyük
taarruzu başarıyla defetti ve Mısır Hükümeti Suli Bey'in Emaretini
(Emirliğini) mecburen onayladı. Suli Bey hükümranlık ve genişleme
davranışlarına devam etti. Bunun üzerine Sultan Berkuk Dulkadirli
Halil Bey'in oğlu Muhammet Bey'i Suli Bey aleyhine kışkırttı, onu
takviye etti ve bu yolla Suli Beyi yendi.


Bu yenilgiden sonra Develi Kalesine çekilen Suli Bey, bu defa doğudan
gelen Timurlenk'i Suriye'yi fethe teşvik etti. Bu hareketi, Berkuk'un
kendisine hücumla tamamen bozguna uğratmasına sebep oldu. (1395) üç
yıl sonra da oğlu Sadaka Bey'in maiyetinden Ali adında biri tarafından
geceleyin çadırda eşi ile birlikte hançerlenerek öldürüldü.

Mısır tarihçileri Suli Bey'i Haykal ul -Türkmen diye nitelerler.
Şecaat ve şöhret sahibi, kendi ülkesinde çok adil, fakat başka
memleketler ahalisine karşı garezci, zalim ve gasıp olduğunu
kaydederler.

Enstüramantel

unread,
Apr 12, 2009, 6:41:23 AM4/12/09
to HipEraKTiF BilgiFormuna Hoşgeldin!
Devlet Hatun - Dulkadiroğlu Prensesi

Devlet Hatun Dülkadir Hükümdarı Şaban Suli Bey'in kızı olup, Osmanlı
sarayına gelin giden ilk Dülkadir Prensesidir. Osmanlı Padişahı
Yıldırım Bayazıt'ın eşidir.

Enstüramantel

unread,
Apr 12, 2009, 6:43:17 AM4/12/09
to HipEraKTiF BilgiFormuna Hoşgeldin!

Enstüramantel

unread,
Apr 12, 2009, 6:46:09 AM4/12/09
to HipEraKTiF BilgiFormuna Hoşgeldin!
Emine Hatun - Dulkadiroğlu Prensesi

Emine Hatun Dülkadir Hükümdarlarından Nasreddin (Naşir-AI-Din) Mehmet
Bey'-in kızı olup Dülkadir prenslerinden Osmanlı sarayına gelin giden
ikinci prensestir. I.Mehmet(Çelebi)nin eşidir

Enstüramantel

unread,
Apr 12, 2009, 6:47:34 AM4/12/09
to HipEraKTiF BilgiFormuna Hoşgeldin!
Süleyman Bey (?-1454) - Dulkadiroğlu Hükümdarı

Dulkadiroğulları hanedanının beşinci hükümdarı ve Osmanlı Padişahı
Fatih Sultan Mehmefin kayın pederidir. İyi bir hükümdar hatırası

Enstüramantel

unread,
Apr 12, 2009, 6:50:42 AM4/12/09
to HipEraKTiF BilgiFormuna Hoşgeldin!
Sitti Mükerreme Hatun - Dulkadiroğlu Presnsesi

Osmanlı sarayına gelin giden üçüncü Dülkadir prensesidir.
Dulkadiroğulları hükümdarlarından Süleyman Bey'in güzellikleriyle ün
salmış beş kızından en güzelidir. 1450 de ikinci Murat'ın oğlu Veliaht
Mehmet (Fatih) ile evlenmiştir. Bu konuda yazılan şu satırları
okuyalım:



"Sultan Murat II. bu izdivacı, şüphe yok ki, siyasi düşünce ile tensip
etmişti. Memleketin hududunu Dulkadiroğulları vasıtasıyla Mısır'a
karşı mahfuz bulundurmak istiyordu. İkinci Murat güzelliğiyle ün
salmış Sitti Hatun'u almakla, hem siyasi bir menfaat temin etmiş, hem
de sarayına iyi bir gelin getirmiş oluyordu. Yapılan düğünün tafsilatı
tarihlerde hayli yer tutar.II. Murat evvelce soruşturarak Süleyman
Bey'in muvafakatini aldıktan sonra adamlarından Hızır Ağanın karısını
Dulkadiroğulları sarayına gönderdi. Bu kadın, beş prensesten en
güzeline Osmanlı veliahtı için padişah namına nişan yüzüğü takacaktı.
Görücü, Sitti Hatunu seçti, yüzüğü takarak Edimeye döndü. Bir süre
sonra Vezir Saruca Paşa ile tekrar Süleyman Bey'in sarayına gelerek
gelini aldı, Osmanlı payı tahtına getirdi. Dulkadiroğulları beyliğinin
bütün memurları Sitti Hanımı, pek muhteşem olan cihazı ile beraber
Bursa'ya kadar teşyi ettiler Orada kadılar, hocalar ve şeyhler ve
paşalar gelini karşıladılar. Düğün tam üç ay sürdü. "

Sitti Hatun Edirnede yaptırdığı Sultan Camiinde gömülüdür.

Enstüramantel

unread,
Apr 12, 2009, 6:52:20 AM4/12/09
to HipEraKTiF BilgiFormuna Hoşgeldin!
Malik Arslan Bey (?-1465) - Dulkadiroğlu Hükümdarı

Dulkadir Hükümdan Süleyman Bey'in 6 oğlundan biri olup Beyliğin altına
hükümdarıdır. Babasının ölümü üzerine 1454 de tahta geçmiştir.
Kardeşlerinden Şahbudak, Arslan Bey'in yerine tahta geçmek istiyordu.
Mısır Sultanı nezdinde teşebbüse geçti. Mısır Sultanı bunu siyasetine
uygun bularak iyi karşıladı. Arslan Bey zamanında Uzun Hasan
Anadolu'yu istilaya başlamıştı. Arslan bey, Uzun Hasan'la birçok
muharebeler yaptı ise de, muvaffak olamadı. Sonunda, Harputu Uzun
Hasan'a vermek suretiyle sulh yaptı. Şahbudak tarafını tutan Mısır
Sultanı, Harput'un Uzun Hasan'a verilmesini bahane edip, bir fedai
göndererek Arslan Beyi katlettirdi. (1465)

Enstüramantel

unread,
Apr 12, 2009, 6:54:06 AM4/12/09
to HipEraKTiF BilgiFormuna Hoşgeldin!
Malik Al-muzaffer Şehsuvar Bey (?-1473) - Dulkadiroğlu Prensi

Dulkadir Hükümdarı Süleyman Bey'in oğludur. Eniştesi Fatih Sultan
Mehmet'in emirnamesiyle kardeşi Şahbudak
Bey'in yerine Dulkadirli hükümdarı olmuştur. Beyliğin sekizinci
hükümdan olan Şehsuvar Bey ilmi ve şecaati ile tanınmıştır. Kendi
adına para bastırmıştır. Hassas ruhlu ve şair tabiatlı bir hükümdardı.
Halkı kendisini seviyordu.

Kardeş katili sayılan Şahbudak Bey'i halkın istememesi ve Şehsuvar Bey
lehine müracaat etmesi üzerine, Fatih'in meşhur Taci Bey kalemiyle
gönderdiği beratla Bozoklu Aşireti reisi ve Dulkadir Hükümdan olan
Şehsuvar Bey ilk önce tahtı terk etmek istemiyen kardeşi Şahbudak Bey
ile uğ raşmak zorunda kaldı.

Fatih'in emrine verdiği iki seçkin alayla Elbistanı zaptetti ve burayı
hükümet merkezi yaptı. Sonra Şahbudak üzerine yürüyerek onu yendi.
Şahbudak tahtını bırakarak Mısır'a kaçtı. Mısır Sultanı Kayıtbay'ın
yardımını sağlamaya muvaffak oldu. Fakat Mısır Orduları her defasında
Şehsuvar Bey karşısında bozguna uğruyordu.
Şehsuvar Bey bir aralık Karaman Hakimi Pir Ahmet Beyle birlikte
Osmanlı Hükümetine kafa tutmaya başladı. Fatih, kendisi Karaman
üzerine yürüdü. Vezir-i Azam Mahmut Paşa'yı da Şehsuvar Bey üzerine
gönderdi. Şehsuvar Bey yenildi, esir edilme si mümkün iken bunu
yapmadığı için Fatih veziri azamanı azletti.
Mısır Ordularının Şehsuvar Bey karşısında devamlı yenilgiye uğraması
Mısır Sultanının ağırına gidiyordu.

Fatih'in tarafsız kalması maksadiyle bir murahhas heyetiyle Fatih'e
ağır ve kıymetli hediyeler gönderdi. Mısır Hükümetinin Dulkadiriye
memleketlerine karşı kafiyen istila fikri olmadığını, yalnız Mısır
hükümetine hakaret eden Şehsuvar Bey'in siyaseten tedibi lazım
geldiğini, bu tedibe rıza gösterilirse Zülkadriye Memleketlerini
tamamiyle Osmanlı idaresine terk edeceğini beyan etti. Fatih bu
teklife muvafakat gösterdi.

Mısır Sultanı Kayıtbay bir taraftan da Türkmen Beyleri arasına ayırım
sokarak Şehsuvar Bey'in muharebe ve müdafaa gücünü sarsmıştı.

Bundan sonra Mısır Sultanı kuvvetli bir Mısır Ordusunu Şehsuvar Bey'in
üzerine şevketti. Şehsuvar Bey yenildi. Şehsuvar Bey kimsesiz bir
halde kaleden kaleye kapanıyordu. Sonunda şahsi hürriyetine ve
hayatına dokunulmamak şartiyle teslim olabileceğini Mısır Ordusu
Kumandanına bil dirdi. Mısır Kumandanı bu şartlan kabul etti. Fakat
sözünde durmadı. Şehsuvar Bey zincire vurularak Mısır'a gönderildi.
Kahire'de asılmak suretiyle idam edildi. (1473) Kazığa vurulmak
suretiyle öldürüldüğünü söyleyenler de vardır. Şehsuvar Bey idam
edildikten sonra Mısır Sultanı Kayıtbay sözünde durmadı. Zülkadriye
memleketlerini Osmanlı idaresine ter-kedeceği yerde, bir fermanla ve
ikinci defa Şahbudak Bey'i Dulkadir tahtına oturttu.

Enstüramantel

unread,
Apr 12, 2009, 6:55:18 AM4/12/09
to HipEraKTiF BilgiFormuna Hoşgeldin!

Enstüramantel

unread,
Apr 12, 2009, 6:58:08 AM4/12/09
to HipEraKTiF BilgiFormuna Hoşgeldin!
Şahbudak Bey (?-1480) - Dulkadiroğlu Hükümdarı

Kardeşi Arslan Bey'in katli üzerine Mısır Sultanının Fermanı ile 1465
de Dulkadirli tahtına birinci defa oturdu. Halkın ileri gelenleri
cinayette eli olduğunu bildiklerinden ve kardeş katili saydıklarından
Şahbudak Bey'i istemiyorlardı. Diğer kardeşi Şehsuvar Bey'in tahta
oturtulması için Sultan Fatih'e müracaat ettiler Zaten Şehsuvar ve
Alaüddevle Beyler Fatih'e sığınmışlardı. Fatih bu müracaatı kabul
ederek, iki seçkin alayla Şehsuvar Bey'i Şahbudak üzerine gönderdi.
Şahbudak Bey mağlup oldu ve Mısır'a kaçtı.


Şahbudak Bey emrivakilere boyun eğecek ve felaketlerden yılacak adam
değildi. Mısır Sultanı Kayıtbay'ın yardımını sağlamağa muvaffak
olduysa da, Mısır orduları her defasında Şehsuvar karşısında bozgundan
bozguna uğruyordu. Fakat sonunda Şehsuvar Bey yenildi ve öldürüldü.
(1472). Kayıtbay tarafından Şahbudak Bey ikinci defa Dulkadir tahtına
oturtuldu.

Fatih Sultan Mehmet kayınbiraderi Şahsuvar Bey'in durumuna müteessir
oldu. Bir zaman sonra Süleyman Bey'in en küçük oğlu Alaüddevle Bey'i
Dulkadir tahtına çıkardı. Şahbudak Mısır'a kaçtı, Alaüddevle'nin
isteği üzerine Mısır'da hapsedildi ise de, bir yolunu bularak kaçtı.

Osmanlı Padişahı Bayazıt II. ye sığındı. Kendisine Vize sancağı
verilerek Alaüddevle'ye karşı gönderildi. Fakat mağlup olarak
tutuklandı, zincire vurularak Mısır'a gönderildi ve orada idam edildi
(1480).

Enstüramantel

unread,
Apr 12, 2009, 7:00:03 AM4/12/09
to HipEraKTiF BilgiFormuna Hoşgeldin!
Alaüddevle Bozkurt Bey (?-1515) - Hükümdar

Şahbudak Bey'in küçük kardeşidir. "1479 da Sultan Mehmet II. nin
himayesinde isyan ederek hükümdarlığı Şahbudak Beyden zorla aldı.
Şahbudak'ın 1502 de Bayazıt
II. nin yardımı ile Alaüddevle Bey'i hükümdarlıktan düşürme teşebbüsü
yenilgiyle sonuçlandı.




Bu tarihten sonra Alaüddevle Osmanlılarla dostane geçindi. Kızı Ayşe
Hatunu Bayazıt II. ile evlendirmişti. Selim I. (Yavuz) Ayşe, Hatunun
oğludur. Diğer kızı Beğlü Hatunu isteyen Tebriz Şahı ismail'in bu
isteğini yerine getirmiyen Alaüddevle Bey'le Şahın arası açıldı.
Dulkadirli ülkesine hücum eden Şah İsmail Alaüddevle Bey'i büyük bir
yenilgiye uğrattı ve ondan Diyarbakır ve Harput'u aldı, bir oğlu ile
iki torununu esir ve katletti. Etlerini askerlerine meze yaptırdı.
Dulkadir hanedanı mezarlarını açtırarak kemiklerini yaktırdı. Şehri
harap etti. Trabzon Valisi veliaht Selim (Yavuz), buna tahammül
edemiyerek dedesi tarafını tuttu ve Şah ismail üzerine yürüdü ise de,
Şahin Bayazıt II. ye müracaatı üzerine geri döndü. Şah İsmail iran'a
çekilmiş, Alaüddevle Bozkurt Bey de Dulkadirli tahtında hüküm sürmeğe
devam etmiştir.

1515 de Yavuz Sultan Selim Dulkadir hakimiyetine son verdi. Çaldıran
seferinde kendisine yardımdan kaçınan dedesi Alaüddevle Bey'i tedip
için Yavuz Şehsuvaroğlu Ali Bey'le Sinan Paşayı memur etmişti. Osmanlı
Ordusu ile Alaüddevle Göksun'da Turna Dağı mevkiinde şiddetle çarpışır
ve Alaüddevle yenilir. (12 Haziran 1515) Başı kesilerek ihtar ve
tehdit mahiyetinde Mısır Sultanına gönderilir. Alaüddevlenin ölümü
hakkında Besim Atalay şu rivayeti yazar.

"Turna Dağında yenilen Alaüddevle askerleriyle beraber Andırın
istikametine kaçar, asker açlık ve sefaletten kırılır. Tek başına
kalan ihtiyar emir rastladığı bir çobana "Al şu silahı vur öldür beni"
der. Çoban, "Seni öldürürsem beni de öldürürler" diye cevap verir.
Bunun üzerine yanında taşıdığı bir heybe altını çobana veren
Alaüddevle "Bunlar senin olsun, beni şu canımdan kurtar" der. Bunun
üzerine çoban kendisini öldürür.

Enstüramantel

unread,
Apr 12, 2009, 7:03:08 AM4/12/09
to HipEraKTiF BilgiFormuna Hoşgeldin!
Ayşe Hatun (Gülbahar Sultan)

Kahramanmaraş'tan Osmanlı Sarayına gelin giden dördüncü prensestir.
Dulkadir Hükümdarı Alaüddevle Bey'in kızıdır. Suttan Bayazıt II.nin
karısı ve Yavuz Sultan Selim'in annesidir.

Enstüramantel

unread,
Apr 12, 2009, 7:05:53 AM4/12/09
to HipEraKTiF BilgiFormuna Hoşgeldin!
Şehsuvar Zade Ali Bey (?-1522) - Osmanlı Valisi

Dulkadir Hükümdarı Şehsuvar Bey'in oğlu ve hanedanın son hükümdarıdır.
Yavuz Sultan Selim tarafından amcası Alaüddevle Bey'in yerine bir
Osmanlı Valisi gibi iktidara getirilmiştir. Şehzuvarzade Ali bey
Beyazıt II. ye iltica etmişti. Yavuz'un Çaldıran seferinde
hizmetleriyle temayüz etmiştir. Mısır seferine katılmıştır.



Yavuz Sultan Selim zamanında Tokat havalisinde patlak veren meşhur
Celâli isyanını (1518 -1519). Bastırmakla şöhret almıştır. Padişah,
Ali Bey'i kafi kuvvetlerle isyancılar üzerine gönderir. Ali Bey o
havalide muhafız bulunan Ferhat Paşanın yardımına ihtiyaç göstermeden
isyanı bastırır ve reislerini öldürür. Bu basan Ferhat Paşanın
kıskançlık ve kinini Ali Bey üzerine çekerse de, Yavuz zamanında Ali
Bey'e zararı dokunamaz. Hatta Yavuz Sultan Selim, Mısır'ı zaptettiği
zaman Mısır Sultanı Tomanbay'ı Ali Bey'e teslim ederek, Şehsuvar
Bey'in idam edildiği Babı Zevile'de idam edilmesini sağlamak suretiyle
Ali Bey'e babasının intikamını almak fırsatını dahi vermişti. Fakat
Yavuz Sultan Selim öldükten sonra, Kanuni Sultan Süleyman zamanında
Ferhat Paşanın ikbali pariayınca, Şehsuvar Zade Ali Bey'e karşı
beslediği kin ve garez sonuca ulaştı..

Şam'da Canbert Gazali isyanı üzerine Kanuni, Ferhat Paşayı gönderdi.
Dulkadir Ali Beyi de görevlendirdi. Ali Bey bunda da basan göstererek
muharebeyi kazandı. Canberfi öldürüp, başını istanbul'a gönderdi.

Ferhat Paşanın kin ve kıskançlığı büsbütün kabarmıştı, istanbul'a
dönüşte Padişaha Ali Bey'in istiklal hevesinde olduğu tezvirini
yaparak Kanuninin gazabını onun üzerine çevirdi ve Şehsuvar oğlu Ali
Bey iki oğlu ile birlikte Ferhat Paşa tarafından boğdurularak
Dulkadirii Hanedanına son verilmiş oldu. (1522). Bundan sonra
Dulkadirii eyaleti doğrudan doğruya merkezden gönderilen Valilerle
idare olunmaya başlandı ve Dulkadirii hanedanından roloynaya cak başka
kimse türemedi.

Enstüramantel

unread,
Apr 12, 2009, 7:07:24 AM4/12/09
to HipEraKTiF BilgiFormuna Hoşgeldin!
Muhammethan (?-1569) - Dulkadiroğlu Prensi

Büyük babaları Alaüddevle Bey'in öldürülmesi üzerine kardeşi Ali Hanla
birlikte kaçıp iran'a sığınan Dulkadiroğlu hanedanına mensup son
prenslerdendir.

Şah İsmail bu iki prense ikramda bulunmuş ve her birine birer vilayet
vermişti. Kanuni Sultan Süleyman iran üzerine yürüyüp Tebriz'i aldığı
zaman bu Dulkadirli Prensleri Osmanlı Padişahının hizmetine girmek
istediklerini izhar etmişler. Padişah da kabul ederek Muhammet Han'a
Erzurum, Ali Han'a da Çemişgezek eyaletlerini tevcih etmiştir.



Bir zaman sonra Muhammet Han'ın iran Şahı Tahmasp tarafından iğfal
edilmeye çalışıldığı öğrenildiğinden Muhammet Han Padişah tarafından
Rumeliye kaldınlarak kendisine Niğbolu ve Köstendil Sancaklan arpalık
verildi. Akçakızanlık Kasabasın da uzun zaman oturan ve burada bazı
hayrat eserleri meydana getiren Muhammet Han 1569 yılında öldü.

Enstüramantel

unread,
Apr 12, 2009, 7:09:45 AM4/12/09
to HipEraKTiF BilgiFormuna Hoşgeldin!
Abdurrahim Paşa (?-1736) - Bilim Adamı


XVII. yüzyıl sonlarında ve XVIII. yüzyıl, başlarında yaşamış Türk
bilim adamlarından ve matematikçilerindendir. Kahramanmaraş'ta doğmuş
ve Kahramanmaraş'ta San Ahmet Efendi zade lakabiyle tanınmıştır. Maraş
Valisi iken 1736 yılında öldürülerek Maraş'ta Haznedarlı mezarlığına
gömülmüştür.



Eserlerinden adları bilinebilenler şunlardır. Hülasatülhe-sap, Bahaiye
Şerhi, Mülteka Şerhi, Dürer haşiyesi, Kasidei Mün ferice şerhi ile
kasidei emali şerhi.

Enstüramantel

unread,
Apr 12, 2009, 7:17:51 AM4/12/09
to HipEraKTiF BilgiFormuna Hoşgeldin!
Iskender Bey - Fikir Adamı


Yavuz Sultan Selim'in Dulkadiroğullarına karşı Kahramanmaraş'a
getirdiği ve soyu halen devam eden Beyazıtoğulları hanedanının
kurucusudur. Yavuz Sultan Selim'in Iran seferi esnasında Beyazıt
Kasabası hanedanından bazdan kuvvetleriyle birlikte orduya
katılmışlar, dönüşte de Dulkadiroğullarının üzerine gönderilen
kuvvetlerle birlikte hareket ederek önemli basanlar göstermişlerdi.
İşte Yavuz, bunlardan iskender Bey'i çavuşbaşılık ünvaniyle
Kahramanmaraş'a yerleştirmiş ve kendisine arpalık olarak birçok arazi
vermiştir.

İstila kumandanı ve kudret sahibi ibrahim Paşa bu sert ve kesin cevap
karşısında konuyu değiştirerek bir deneme daha yapmayı kurar. Ve
giderken yaveri vasıtasiyle Mesut Efendiye bir kese altun bırakır.
Fakat Mesut Efendi yine vekar ve ciddiyetle:

- Teşekkür ederim. Benim ihtiyacım yoktur. Memlekettemuharebe
yüzünden sıkıntı çeken bir çok aileler var. Bunu
onlara verirseniz iyi olur, diyerek parayı kabul etmez.

Bunun üzerine İbrahim Paşa etrafındakilere:

- Eğer Hoca Efendi eski sözünü inkar etse veya riyakarlık yapsa idi
onu idam ettirecektim. Fakat hakikaten faziletlibir zat imiş, der.

Diğer taraftan 1949 -1950 yıllarında Lise Tarih öğretmeni Lütfi Ernur
da, Hocanın istila kumandanının yüzüne karşı "zalim" olduğunu
söyleyecek kadar cesur olduğuna dair aşağıdaki fıkrayı naklederdi:

Hoca Efendi İbrahim Paşayı Caminin toprak olan damına çıkmağa davet
eder. Toprak dam üzerinde Paşayı gezdirir, ibrahim Paşa bu hareketin
sebebini sorunca, Hoca Efendi:

- Zalimin bastığı yerde ot bitmez. Sizi bu toprak dam üzerinde onun
için geziyordum, der. Ot bitip te yağmur yağınca dam akmasın diye.

O kumandanın büyüklüğüne bakınız ki, bu olay karşısında hiddete
kapılmaz, gü lümser ve düşünür.

Enstüramantel

unread,
Apr 12, 2009, 7:26:37 AM4/12/09
to HipEraKTiF BilgiFormuna Hoşgeldin!
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages