ATATÜRK'ÜN SOY AĞACI

807 views
Skip to first unread message

Enstüramantel

unread,
Apr 15, 2009, 10:43:49 AM4/15/09
to HipEraKTiF BilgiFormuna Hoşgeldin!



(Cumhuriyetimizin Kurucusu Mareşal Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün
Şeceresi) Sultan Murat Hüdavengidar zamanında başlamak üzere, bütün
Türk Devleti padişahlık döneminde, Rumeli'yi Balkanlar'ı ve Avrupa'yı
Türkleştirmek için soyunda ve sopunda hiçbir karışım olmayan Türk
ailelerinden oluşan özel güçleri buralara göndermişlerdir.

Bu göçlerin büyük çoğunluğu Oğuz Türkleri, Müslüman Oğuzların Yörük
Türkmen boylarından gönderilen aileler teşkil ermektedir. Müslüman
Oğuzların, Tanrıdağı ve Karagöz Yörüklerinden olup, Konya ve Aydın
yöresine yerleşmiş bulunan isimler, teker teker yazılı bulunmaktadır.

Buradaki, 950 tarih ve 82 numaralı l yazıcı defteri ile 1051 tarih ve
469 numaralı il yazıcı defterinde Anadolu'dan Rumeli'ye geçen Türk boy
ve ailelerinin isimleri açıkça yazılı bulunmaktadır.

Bunların Müslüman Oğuz Türk'ü Yörük Türkmen boylarından oluşan
ailelerinin kimler olduğunu kayıtlarda belirtmektedir.

İşte bu kayıtlarda, Ulu Önder Atatürk'ün atalarının, Anadolu'dan Konya
ve Aydın yöresinden geldiği yazılmaktadır. Atatürk'ün dedeleri;
Anadolu'dan Rumeli'ye gidip, Makedonya'nın Manastır Vilayeti'nin
derbei bala sancağına bağlı bulunan Kocacık Nahiyesine yerleşen
ailelerden olan Hafız Ahmet Alüş Efendi derlerdi.Kocacık Nahiyesinin
tamamen Türk'tür.

Atatürk kocacık Nahiyesine yerleşen ailelerden olan Hafız Ahmet
Efendi'nin torunudur. Hafız Ahmet Efendi'nin saçları kırmızı olduğu
için adına "Kırmızı Hafız Efendi" derlerdi. Ulu Önder Atatürk'ün
dedesi kırmızı Hafız Efendi kocacık Nahiyesinde ilkokul eğitmenliği
yapmakta idi.

Atatürk'ün babası Ali Rıza Efendi de bu kocacık nahiyesinde dünyaya
geldi. Atatürk'ün babası Ali Rıza Efendiye Alüş Efendi derlerdi.
Kocacık nahiyesi tamamen Türk'tü.

Burada yerleşenlerin çoğu Aydın ve Konya yöresinden gelen Türklerdir.
Hatta bu aileler Yörük Türkmenleridir. Bu Yörük Türkmenlerinin
Tanrıdağı ve Karagöz olduğu yukarıda adı geçen il yazıcı defterinde
kayıtlı bulunmaktadır. Keza yine belgelerde Aktan ve naldöken
Yörüklerinde buralarda bulunduğu yazılmaktadır.

Fetihnamelerde, buralardaki Konya Türklerine hudut gazileri ünvanı
verildiği yazılmaktadır. Bu Türklere miri, Yörülen Türkmenlerden
denilmekteydi. Ulu Önder Atatürk özbe öz Türk olup, Konya ve aydın
yörelerinden gitme çok asil bir ailenin evladıdır. Annesi Zübeyde
Hanımefendi'nin babası aydından Selanik'e gitme çok asil bir ailenin
evladıdır. Annesi Zübeyde Hanımefendi'nin babası Aydınlıdır.

·Bu bilgiler Başbakanlık Eski Müşaviri Şecaattin Zenginoğlu'nun "Bilgi
Çağındaki Türk Gençliğinin Yükselen Sesi-1999" isimli kitabından
alınmıştır.

ATATÜRK'ÜN KENDİSİNİ TANIMLAMASI:

(1)"Benim hayatta yegane fahrim (onurum), servetim, Türklükten başka
bir şey değildir." "Bana, insanlar üstünde bir doğuş atfetmeye
kalkışmayınız. Doğuşumdaki tek fevkaladelik, Türk olarak dünyaya
gelmemdir."

(2) Bir İngiliz'in "siz hangi asil ailedensiniz?" sorusuna verdiği
yanıt: "Anasının ve babasının asilliğiyle iftihar eden Teodoz, İtalya
Yarımadasına inmek isteyen Türk Atilla'ya barış görüşmesinden önce
sormuş: 'Siz hangi asil ailedensiniz?' Atilla'da ona cevap vermiş:
'Ben asil bir milletin evladıyım!' işte benim cevabımda size budur!"

(3)Sanki yeni Rıza Nurlara cevap vermiş. " Türk, Türk olduğu için
asildir... çoğumuz, büyük babamızın babasını hatırlamayız. Bütün soy
gururumuzu, Türk olmanın içinde buluruz."

(4)"... Türklük, benim en derin güven kaynağım, en engin övünç
dayanağım (dır)"

(5)"Millî mevcudiyetimize düşman olanlarla dost olmayalım. Böylelerine
karşı...'Türk'üm ve düşmanım sana, kalsam da bir kişi!' diyelim"

(6)" Mensup olduğum Türk milletinin şan ve şerefi varsa, benim de bir
ferdi olmak sıfatıyla şanım ve şerefim vardır..."

(7)Atatürk kendisini böyle tanımlıyor. Ben bir Türk'üm diyor ve bundan
gurur duyuyorum diyor. Kişi, hissettiği milletten olduğuna göre bu
sözler üzerine daha denecek bir şey yoktur. M. Kemal, bir Türk'tür ve
koca bir Türk'tür, Türk'ün Atası'dır. Türk milletine, unuttuğu milli
kimliğini tekrar kazandıran, ümmetten Türk milletine dönmesini
sağlayan bir Türk'tür. Yeni Rıza Nurlara bunlar da yetmeyecektir. Hiç
gerek olmadığı halde, konuya tam açıklık getirmek için, ana ve baba
soyunu da irdeleyeceğiz. Kimdir, kimlerdendir ona bakacağız MUSTAFA
KEMAL'İN ANNESİ YÖRÜK TÜRKMEN' DİR. Zübeyde Hanım'ın soyu Yörük'tür.
Fatih döneminde Karamanoğlu Beyliği'nin yıkılmasından sonra (1466),
Balkanlar'da fethedilen yerlerin Türkleştirilmesi için göç ettirilen
ailelerdendir. Konya bölgesinden geldikleri için bunlar, "Konyarlar"
ismi ile resmi kayıtlara geçmiş ve böyle anılmıştır.

(8)Aile, Vodina sancağının Sarıgöl nahiyesine yerleştirilir.
Zübeyde'nin babası Sofi-zade Seyfullah Ağa, Selanik yakınlarındaki
Lankaza'ya göçer ve bir çiftlik sahibi olur. Ve Zübeyde Hanım 1857'de
burada doğar. Annesi, babasının üçüncü eşi Ayşe Hanım'dır.

(9)Zübeyde Hanım'ın soyunu birde anlatılanlardan görelim.
M. Kemal'in kız kardeşi Makbule Hanım (1885-1956): "Annemden sık sık
şunları dinlemişimdir. Bizim esas soyumuz Yörük'tür. Buralara Konya-
Karaman çevrelerinden gelmişiz" diyor ve atalarından bazılarının da
sonradan tekrar Konya'ya geri döndüğünü de şöyle açıklıyor: "Dedem
Feyzullah Efendi'nin büyük amcası Konya'ya gitmiş, Mevlevi dergahına
girmiş, orada kalmış. Yörüklüğü tutmuş olacak."

(10)Makbule Hanım Yörüklük için şunları söylüyor: "...Annem her zaman
Yörük olmakla iftihar ederdi. Bir gün Atatürk'e "Yörük nedir?" diye
sordum. Ağabeyim de bana 'Yürüyen Türkler' dedi."

(11)Yörük ile Türkmen eş anlamlıdır. Atatürk, soyunu açıklarken bunu
da vurgular: ".... Benim atalarım Anadolu'dan Rumeli'ye gelmiş Yörük
Türkmenler'dendir."

(12)Zübeyde Hanım'ın babasını, kocası Ali Rıza Efendi'yi ve Ali
Rıza'nın babası Kızıl Hafız Ahmet Bey'i de tanıyan Selanik doğumlu
Aydın Milletvekili Hasan Tahsin San (1865-1951)

(13) şu bilgileri verir: " Atatürk'ün validesi, Zübeyde Hanım, Sofu-
zade ailesinden Fethullah Ağa'nın kızıdır. Selanik'te doğmuştur. Bu
aile bundan 130 sene evvel (1800'lü yılların başı oluyor.) Sarıgöl'den
Selanik'e gelmişlerdir. Vodina sancağının batısında Sarıgöl
nahiyesinde onaltı köyden ibaret olan bu nahiye ailesi, Makedonya ve
Teselya'nın fethinden sonra Konya civarı ahalisinden Osmanlı
hükümetinin sevk ve iskan ettirdiği Türkmenlerdendir. Son zamanlara
kadar beş asır müddet içinde hayat tarzlarını, kılık-kıyafetlerini
değiştirmemişlerdi."

(14) Bir yabancı yazar da Atatürk'ün annesi hakkında edindiği
bilgileri şöyle aktarıyor:"Mustafa'nın babası Ali Rıza Efendi, anası
da Zübeyde Hanım'dı. Zübeyde Hanım... sarışındı; düzgün, beyaz bir
teni, derin ama berrak, açık mavi gözleri vardı. Ailesi Selanik'in
batısında Arnavutluk'a doğru, sert ve çıplak dağların geniş, donuk
sulara gömüldüğü göller bölgesinden geliyordu. Burası, Türklerin
Makedonya'yı ve Teselya'yı almalarından sonra Anadolu'nun göbeğinden
gelen köylülerin yerleştikleri yerdi. Bu yüzden Zübeyde Hanım,
damarlarında ilk göçebe Türk kabilelerinin torunları olan ve hala
Toros Dağlarında özgür yaşamlarını sürdüren sarışın Yörükler'in kanını
taşıdığını düşünmekten hoşlanırdı. Mustafa da annesine çekmişti;
saçları onun gibi sarı, gözleri onun gibi maviydi."

(15)Zübeyde Hanım'ın kendi ifadesi; oğlunun, kızının, kendisini
tanıyanların ve de konu üzerinde çalışanların ortak ifadesi; Zübeyde
Hanım'ın Yörük-Türkmen olduğudur. Yani Zübeyde Türk'tür. MUSTAFA
KEMAL'İN BABASI YÖRÜK TÜRKMEN 'DİR. Mustafa Kemal'in baba soyu, Aydın/
Söke'den gelerek Manastır vilayetine yerleştirilen, "Kocacık Yörükleri
(Koca Hamza Yörükleri)"ndendir. Ali Rıza Efendi, Manastır'ın Debre-i
Bala sancağına bağlı Kocacık'ta dünyaya gelmiştir(1839). Aile sonradan
Selanik'e göçmüştür. Babası İlkokul öğretmeni Kızıl Hafız Ahmet
Efendi'dir. Amcası, Kızıl Hafız Mehmet Efendi'dir. Taşıdıkları "Kızıl"
lakabı ve yerleştikleri yere "Kocacık" denmesi; Ali Rıza Efendi'nin
soyunun, Anadolu'nun da Türkleşmesinde katkısı olan " Kızıl-Oğuz"
yahut "Kocacık Yörükleri-Türkmenleri"nden geldiğini göstermektedir.

(16)Anne soyunda olduğu gibi baba soyunda da en sağlam bilgiler önce
Atatürk'ün, annesinin, kardeşinin anlattıkları; sonra çevrelerinin
aktardıklarıdır. Makbule Hanım; "Babam Ali Rıza Efendi, Selanik'lidir.
Kendileri Yörük sülalesindendir."

(17)Atatürk: "... Benim atalarım Anadolu'dan Rumeli'ye gelmiş Yörük
Türkmenler'dendir."

(18)M. Kemal'in Selanik'te mahalle ve okul arkadaşı, Kütahya
Milletvekillerinden Mehmet Somer (1882-1950):

(19)"Atatürk'ün ataları hakkında benim bildiğim şunlar: Atatürk'ün
ataları Anadolu'dan gelerek Manastır vilayetinin Debre-i Bala
sancağına bağlı Kocacık nahiyesine yerleşmişlerdir. Bunları ben
Selanik'in ihtiyarlarından duymuştum. Kocacık'lıların hepsi öz Türkçe
konuşurlar. İri yapılı adamlardır. Bunların hepsi Yörük'tür...
Bunların kıyafetleri Anadolu Türklerine benzer. Yaşayışları, hatta
lehçeleri de aynıdır."

(20)10 Kasım 1993'te Milliyet gazetesi "Ata'nın Soy Kütüğü" isimli bir
yazı yayımlar. Gazeteci Altan Araslı, Kocacık köyüne giderek bir
araştırma yapar ve köylülerle konuşur. Kocacıklı Numan Kartal'ın
aktardıkları: "Ali Rıza Efendi, Manastır vilayetinin Debre-i Bala
sancağına bağlı Kocacık'ta dünyaya gelir. Kocacık'ın nüfusu tamamen
Türk'tür. Hepsi de Yörük Türkmenleri. Anadolu'dan geldiler. Bizler,
Müslüman Oğuzların Türkmen boyundanız."

Not: Kemal DEMİR'in yazısı

Enstüramantel

unread,
Apr 15, 2009, 10:49:54 AM4/15/09
to HipEraKTiF BilgiFormuna Hoşgeldin!
Atatürk'ün soyu ile ilgili elimizdeki en sağlam bilgiler öncelikle
kendisinin, annesinin, kardeşi Makbule Hanım'ın anlattıklarıdır.
İkinci olarak kendisini ve ailesini tanıyan Hacı Mehmet Somer gibi,
kimi çocukluk arkadaşlarının verdiği bilgilerdir. Mustafa Kemal dahil
aile fertlerinde kuvvetli bir "Yörük, Türkmen olma" bilinci vardır:
Makbule Hanım, E.B. Şapolyo'nun sorduğu "babanız nerelidir?" sorusuna
şu cevabı vermiştir: "Babam Ali Rıza Efendi yerli olarak Selaniklidir.
Kendileri Yörük sülalesindendir. Annem her zaman Yörük olmakla iftihar
ederdi. Birgün Atatürk'e "Yörük nedir?" diye sordum. Ağabeyim de bana
'Yürüyen Türkler' dedi." Yine Şapolyo'nun Ruşen Eşref Ünaydın'dan
naklettiğine göre, "Atatürk çok kere benim atalarım Anadolu'dan
Rumeli'ye gelmiş Yörük Türkmenlerindendir" derlerdi.

Atatürk'ün baba soyu ile ilgili önemli bilgileri verenlerden birisi de
M. Kemal'in Selanik'te mahalle ve okul arkadaşı, eski
milletvekillerinden Hacı Mehmet Somer Bey'dir. Somer'e göre;
"Atatürk'ün ataları hakkında benim bildiğim şunlar: Atatürk'ün ataları
Anadolu'dan gelerek Manastır Vilayeti'nin Debre - i Bala Sancağı'na
bağlı Kocacık nahiyesine yerleşmişlerdir. Bunları ben Selanik'in
ihtiyarlarından duymuştum. Kocacıklıların hepsi öz Türkçe konuşurlar.
İri yapılı adamlardır. Bunların hepsi yörüktür. Hayvancılıkla
geçinirler, sürüleri vardır. Bir kısmı da kerestecilik ederler.
Bunların kıyafetleri Anadolu Türklerine benzer. Yaşayışları, hatta
lehçeleri de aynıdır."

Atatürk'ün babasını ve dedesi "Kızıl Hafız Ahmet" i tanıyan eski Aydın
Milletvekili Tahsin San Bey ve Eski Umumi Müfettiş ve Milletvekili
Tahsih Uzer'den Kılıç Ali'nin ve Tahsin San Bey'den E.B. Şapolyo'nun
naklettiği bilgiler de, Atatürk'ün baba soyunun "Anadolu'dan Rumeli'ye
geçmiş olan Yörüklerden" olduğunu göstermektedir.

Yukarıda da denildiği gibi, Atatürk'ün baba soyu, Konya / Karaman'dan
gelerek Manastır Vilayeti'nin Debre - i Bala Sancağı'na bağlı
Kocacık'a yerleşti. Aile sonradan Selanik'e göç etti. Dedesi Ahmet ve
dedesinin kardeşi Hafız Mehmet'in taşıdığı "kızıl" lakabı ve
yerleştikleri nahiyenin adı olan "Kocacık"ın da gösterdiği üzere;
Mustafa Kemal'in baba tarafından soyu Anadolu'nun da Türkleşmesinde
önemli roller oynayan "Kızıl - Oğuz" yahut "Kocacık Yörükleri,
Türkmenleri"nden gelmektedir.

Bugün nüfusu yaklaşık 2.100.000 olan Makedonya Cumhuriyeti içerisinde
bir kısmı hâlâ konar - göçer hayatı devam ettiren Yörük olmak üzere,
yaklaşık 200.000 civarında Türk yaşamaktadır. Makedonya'nın
hertarafında dağınık olarak yaşayan Türklerin en yoğun olarak
bulundukları yerler, Gostivar ve Üsküp gibi şehirleriyle Batı
Makedonya Bölgesi'dir. Bu şehirlerden başka, Kalkandelen, Ohri, Struga
ve Debre, Jupa; Doğu Makedonya'da ise, Manastır, Pirlepe, İştip,
Ustrumca ve Kanatlar önemli Türk yerleşim birimleridir.

Sofya Üniversitesi Profesörlerinden J. İvanof 1920'de Paris'te
yayınlanan eserinde, Makedonya'ya Türklerin yerleşimleri ile ilgili
olarak şu bilgileri vermektedir: "Türkler, XIV. Asırdan itibaren ve
Çirmen zaferini müteakip Makedonya'ya yerleşmeye başladırlar. Şehirler
Üsküp, Pirlepe, Köstendil, Drama bir ara tamamıyla Türklerin yaşadığı
şehirler olur. Türk ordusunun fethettiği stratejik noktalar etrafında
süratlı Türk kasabaları meydana getirilir. Bunlar Anadolu'dan göç eden
Türklerdir. Göç eden Türklerden kurulu yepyeni şehirler meydana gelir:
Yenice, Vardar. Zamanla şehirlerde Türk nüfusu karışık bir manzara arz
eder. Fethi müteakip, Hristiyan yerliler İslam dinini kabul ederler.
Hemen fetihten sonra göç etmiş temiz Türk topluluğu etrafında
toplanırlar. Şehirlerin dışında köyler etrafında da Türk toplulukları
da vücuda gelir. Bunlar Anadolu'dan göç etmiş büyük gruplardır. Onlara
Yörük ve Konyar adını vermelerinin sebebi bu göçmenlerin Anadolu'dan
Konya'dan gelmiş olmalarıdır. Umumiyetle Yörükler ve Konyarlar Türkler
gibi giyinen, konuşan yerlilere ( İslamiyet'i kabul eden
Hristiyanlara ) karışmazlar. Bu Türk göçmen toplulukları üç büyük grup
halindedir :
1. Ege Denizi Kıyı Bölgesi: Rodoplardan denize kadar iner. Selanik
bölgesi dahil buraları tamamıyla Türk'tür.
2. Sarıgöl Bölgesi: Burada Sarıgöl (Kayalar) Cuma gibi zengin Türk
kasabaları vardır. Bu bölgelerdeki köylerin sayısı 130'dur.
3. Vardar Bölgesi: 240 Türk kasaba ve köyü vardır. Vardar nehrinin
umumiyetle doğu kıyılarındadır.
Bu üç büyük göç grubundan başka, daha ufak göç gurpları da dağınık
yerleşmişlerdir. - Vardar nehri aşağı kısımlarında, Maya Dağı
civarındakiler, - Manastır Ovası'nda Kenalı (Kınalı? Kanatlı?)da
oturanlar, - Debre güneyinde, Kara Drin nehri geçitlerini tutanlar."

İşte Atatürk'ün dedelerinin Anadolu'dan gelerek yerleştikleri Osmanlı
Devleti Döneminde Manastır Vilayeti'ne bağlı dört sancaktan biri olan
"Debre - i Bala"nın merkezi, bugün Batı Makedonya'daki Debre şehridir.
Babası Ali Rıza Efendi'nin doğduğu "Kocacık" nahiyesi de şimdi Jupa
Bölgesi'nde yine aynı isimle anılan bir köydür. Köyde şu anda Jupa
Bölgesi Türk çocuklarının Türkçe eğitim gördükleri Necati Zekeriya
Merkez İlkokulu isminde bir okul da bulunmaktadır. 1933 yılında
gazeteci Altan Araslı, Kocacık Köyü'ne giderek, burada Atatürk'ün
dedesinin evini bulmuştur. "Atatürk'ün Büyükbabasının Evini Bulduk,
Atamız Yörük Türkmeni" başlığı ile verilen haberde, Kocacıklılarla
yapılan konuşmalar da göstermektedir ki, Atatürk'ün baba soyu hakkında
nakledilen doğrudur ve bunlar köydeki yaşlı insanlar tarafından hâlâ
canlı bir şekilde hatırlanıp, anlatılmaktadır. Ayrıca, bugün yaşayan
Kocacık Köylülerinde de "Yörük, Türkmen ve Oğuz olma bilinci" vardır.

Araslı'nın Üsküp'te görüştüğü Kocacıklı Numan Kartal anlatıyor: "Ali
Rıza Efendi, Manastır Vilayeti'nin, Debre - i Bala Sancağı'na bağlı
Kocacık'ta dünyaya geldi. Kocacık'ın nüfusu tamamen Türk. Hepsi de
Yörük Türkmenleri. Anadolu'dan geldiler. Bizler, Müslüman Oğuzların
Türkmen boyundayız. Atatürk'ün büyükbabası, İşkodyalılar ailesinden,
babaannesi ise Golalar ailesinden gelmektedir. İşkodyalılar,
İşkodya'dan, Kocacık'a gelip yerleşen akıncı Türklerinin adıdır.
Golalar ise "hudut gazileri" anlamını taşımaktadır. Dedesi, Kocacık'ın
Taşlı Mahallesi'nden, babaannesi ise Yukarı Mahallesi'ndendir. Ayşe
Hanım, Taşlı Mahallesi'ne gelin gelmiştir. Kırmızı Hafız Mehmet
Efendi, Çınarlı Mahallesi'nde ilkokul öğretmenliği yapmış, Kocacık'ın
Taşlı Mahallesi'nin üst tarafında bir yokuş vardır. Önünde küçük bir
derecik akar. Bu nedenle oraya Dere Mahallesi de denir. İşte Ata'nın
büyükbabasının evi oradaydı. Kocacık'tan temelli göç ettikleri zaman,
evlerini Etem Malik'lere satmışlar. Malik'in oğlu Hayrettin İzmit'te
oturmaktaydı."

Yine Üsküp'te yaşayan Kocacıklılardan Murat Ağa, Altan Araslı'ya şu
bilgileri vermiştir: "Atatürk'ün dedesinin adı Kırmızı Hafız Ahmet
Efendi'dir. Lakapları böyle. Ama, asıl hafız olan kardeşi Mehmet
Efendi'dir. Babaannesinin adı da Ayşe Hanım'dır. Daha sonraları Ahmet
Efendi'ye 'firari' denmeye başlamış. Firari, Rumeli'de 'gurbetçi',
'gurbete çıkan' anlamına gelmektedir. Yalnız, Selanik'te vukû bulan
bir olayla da bağlantılıdır. Kocacık'ın toprağı münbit değildir.
Olanakları da kısıtlıdır. Bu nedenle, Ahmet Efendi, Yukarı Mahalle'den
Feyzullah Pehlivan ve Taşlı Mahallesi'nden Fazlı Ağa ile birlikte
Selanik'e çalışmaya gitmişler. 1876 yılının Mayıs ayında bir gün yolda
bir olaya tanık olmuşlar..." Murat Ağa sonra doğruluğu şüpheli bir
olayı anlatarak sözlerine son vermektedir. Murat Ağa'nın burada
verdiği tarih de yanlıştır. Çünkü, Atatürk'ün babasının yaklaşık
olarak 1839'da Selanik'te doğduğunu bildiğimize göre, aile zaten
bahsedilen tarihlerde Selanik'e taşınalı epeyce olmuş olmalıdır.
Nitekim Araslı'nın verdiği bilgilere göre, Ahmet Efendi'nin
Kocacık'tan 93 Harbi ( 1877 - 1878 Osmanlı - Rus Harbi )'nden otuz yıl
kadar önce taşındığını, köyden ilk ayrılanların da Mustafa Kemal'in
büyük amcası Kırmızı Hafız Mehmet Efendi olduğunu köylüler
anlatmaktadır.

Araslı'nın Üsküp'te görüştüğü bir diğer Kocacıklı da Kocacık'ın Yukarı
Mahallesinden, Dolaklar Ailesinden, Behlül ve Hatice kızı Maksude
Yıldız'dır. Maksude Yıldız anlatıyor: "Harekat Ordusu'nun İstanbul'a
yürüyüşü tüm Balkanlar'da heyecan yaratmıştı. Harekat Ordusu'nun
faaliyetleri en güncel konuydu. Mensupları da meşhur olmuştu. Şevket
Paşa'nın yaverinin Kocacıklı olduğunu öğrendik. Kimdir, neyin nesidir
derken, Kırmızı Hafız Ahmet Efendi'nin torunu, Ali Rıza'nın oğlu
Mustafa Kemal olduğunu söylediler."

Gazeteci Altan Araslı, Üsküp'teki bu Kocacıklılar'dan bu bilgileri
aldıktan sonra, Birlik Gazetesi ( Üsküp'teki Türklerin yayınladıkları
gazetedir )'nden Remzi Canova ile birlikte Rumeli'nin meşhur Kaz
Dağları'nı, Maya dağları'nı tırmana tırmana sarp bir dağ köyü olan
Kocacık'a dört saatlik bir araba yolculuğundan sonra ulaşıyorlar.
Burada kendilerine köylülerden İsmail Yahya, Atatürk'ün dedesinin
evini gösteriyor. Onlar geçmişi konuşurlarken gelen yaşlı bir nine
söze giriyor ve "Evladım doğrudur, onların eviydi" diyerek İsmail
Yahya'nın sözlerini onaylıyor!

Mevcut bilgilere göre Atatürk'ün baba soyu Konya / Karaman'dan
göçürülerek Makedonya'ya gelmişlerdir. Manastır Vilayeti'ne bağlı
Debre - i Bala Sancağı'nın Kocacık Nahiyesi ( Köyü)'ne yerleşen
takriben 1830'larda Selanik'e göçmüştür. Atatürk'ün babası Ali Rıza
Efendi burada takriben 1839'da dünyaya gelmiştir. Babası Kızıl Hafız
Ahmet Efendi'dir. Kızıl Hafız Ahmet Efendi'nin, Kızıl Hafız Mehmet
Emin Efendi isminde bir erkek, bir de Nimeti Hanım isminde bayan iki
kardeşi vardır. Atatürk'ün baba soyu, büyük amcası Kızıl Hafız Mehmet
Emin Efendi tarafından devam etmiş ve günümüze kadar ulaşmıştır. Bunun
oğlu Salih Efendi ve ikinci eşi Müberra Hanım'dan devam eden aile,
torunlarla yedinci kuşağa ulaşmış bulunuyor. Belgelerden Atatürk'ün
Müberra Hanım'a "Yenge" şeklinde hitap ettiğini biliyoruz. Bunların
beş çocuğundan birisi olan Necati Erbatur, 28 Eylül 1927'de Dolmabahçe
Sarayı'nda nişanlanmış; diğer çocukları Vüsat Erbatur'un kızı Nesrin
hanım ile Feridun Söğütlügil nikahları 2 Ekim 1937'de Park Otel'de
yapılmış ve Atatürk bu nikah törenine katılmıştır.

Kaynak : Atatürk'ün Ata Yurdu Otantik Kent Taşkale ( Kızıllar ),
Nurettin Özkan, S.20-24.,
Taşkale Belediyesi Kültür Yayınları, 2002.
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages